Konjenital kalp hastalıklarıyla ı̇lişkili saptanabilen genetik bozukluklar
Genetic disorders associated with congenital heart diseases
- Tez No: 975358
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BETÜL SİYAH BİLGİN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Konjenital kalp hastalıkları, genetik anomaliler, kromozomal mikrodizin analizi, Congenital heart diseases, genetic anomalies, chromosomal microarray analysis
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Konjenital kalp hastalıkları (KKH), yaşamın en erken dönemlerinde görülen yapısal kalp bozukluklarıdır ve tüm doğumsal anomaliler içerisinde en sık rastlanan grubu oluşturur. Her bin canlı doğumdan yaklaşık sekiz ile onu, bu tür bir kardiyak defekt ile dünyaya gelmektedir. Bu durum, konjenital kalp hastalıklarını hem neonatal hem de pediatrik mortalite açısından ciddi bir halk sağlığı sorunu haline getirmektedir. Çalışmanın amacı; yenidoğan dönemde KKH tanısı almış hastalarda, eşlik eden genetik bozuklukların tipini, sıklığını ve klinik etkilerini değerlendirmektir. Bu yönüyle çalışma, genetik analizlerin tanısal katkısını ortaya koymayı hedefleyen ve KKH'nın moleküler temeline ışık tutmayı amaçlayan nitelikte tasarlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde konjenital kalp hastalığı tanısı ile izlenen yenidoğanlar dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında, 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde gerçekleştirilen toplam 15.775 ekokardiyografi incelemesi değerlendirildi. Bu sayı, aynı hastaya birden fazla yapılan ekokardiyografileri de içermektedir. Yapılan incelemeler sonucunda 1043 farklı hastaya konjenital kalp hastalığı tanısı konuldu. Konjenital kalp hastalığı tanısı alan bu olguların 607'sine genetik değerlendirme yapılamadı, geriye kalan 436 hasta genetik açıdan değerlendirildi. Çalışmanın kapsamına genetik tetkikleri tamamlanmış ve değerlendirilebilir veriye sahip toplam 393 hasta dahil edildi. Bulgular: Hastalar konjenital kalp hastalıkları açısından değerlendirildiğinde en sık %32,6 oranında VSD, %10,9 AVSD ve %12,7'sinde konotrunkal anomaliler bulunuyordu. Konotrunkal anomaliler içinde de en sık %12,7 oranında ark anomalileri görüldü. Bunu %7,4 oranında TOF ve %5,1 oranında TGA izledi. Sol ventriküler çıkım yolu defektlerinden en sık % 6,9 oranında hipoplastik sol kalp bulundu. Sağ ventriküler çıkım yolu defektlerinden de en sık % 1,3 oranında hipoplastik sağ kalp bulundu. Pulmoner venöz dönüş anomalilerinden en sık PAPVD %1,3 oranında bulundu. Heterotaksi açısından da en sık %3,1 oranında dekstrokardi izlendi. Hastaların %37,4'ünde genetik anomali saptandı. Bunlardan %42,9'u kromozom analizinden, %24,5'i moleküler karyotiplemeden, %18,4'ü antenatal genetik incelemeden, %8,2'si FISH yöntemi, %5,4' ü NGS panelinden, %0,7'si WES yöntemi ile bulundu. Anomalilerin %59,9'u sayısal değişiklikler, %40,1'i kopya sayısı farklılıklarından kaynaklanmaktaydı. Genetik patoloji olan grupta septal defektlerinin ve artriyoventriküler kanal defektlerinin, alt grup olarak VSD ve AVSD varlığı genetik sonuç normal olan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. Konotrunkal anomalilerin ve alt gruplarından TGA varlığı, üç ve üzeri anomali birlikteliği ise genetik sonuç normal olan gruptan anlamlı olarak daha düşüktü. Genetik sonuç normal ve genetik patoloji olan gruplar arasında trunkus arteriozus, ark anomalileri, TOF, DORV, hipoplastik sol kalp sendromu, biküspit aorta, ebstein anomalisi, hipoplastik sağ kalp sendromu, triküspit atrezisi, TAPVD, PAPVD, mezokardi, dekstokardi, tek ventrikül, tek atriyum oranı varlığı anlamlı farklılık göstermedi. Mortalite olan grupta septal defektlerinin varlığı, alt grup olarak VSD varlığı mortalite olmayan gruptan anlamlı olarak daha düşüktü fakat sol ventriküler çıkım yolu defektlerinin varlığı, alt grubundan hipoplastik sol kalp sendromu varlığı ve konotrunkal anomalilerin ise sadece alt grubundan DORV varlığı anlamlı olarak daha yüksekti. Mortalite olan ve olmayan gruplar arasında artriyoventriküler kanal defektleri, konotrunkal anomaliler, sağ ventriküler çıkım yolu defektleri, pulmoner venöz dönüş anomalileri, heterotaksi, kompleks kardiyak anomalilerin varlığı anlamlı farklılık göstermedi. Mortalite olan ve olmayan gruplar arasında AVSD, TGA, trunkus arteriozus, ark anomalileri, TOF, biküspit aorta, ebstein anomalisi, hipoplastik sağ kalp sendromu, triküspit atrezisi, TAPVD, PAPVD, mezokardi, dekstokardi, üç ve üzeri anomali birlikteliği, tek ventrikül, tek atriyum oranı anlamlı farklılık göstermedi. Sendrom olan ve olmayan gruplar arasında septal defektlerinin, konotrunkal anomalilerin, sol, sağ ventriküler çıkım yolu defektlerinin, pulmoner venüz dönüş anomalilerinin, kompleks kardiyak anomalilerin varlığı anlamlı farklılık göstermedi ancak sendrom olan grupta artriyoventriküler kanal defektlerinin varlığı sendrom olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksek; heterotaksi varlığı sendrom olmayan gruptan anlamlı olarak daha düşüktü. Sendrom olan ve olmayan gruplar arasında VSD, TGA, trunkus arteriozus, ark anomalileri, TOF, DORV, hipoplastik sol kalp sendromu, biküspit aorta, ebstein anomalisi, hipoplastik sağ kalp sendromu, PAPVD, üç ve üzeri anomali birlikteliği, tek atriyum oranı anlamlı farklılık göstermedi. Sendrom olan grupta AVSD oranı ve dekstrokardi oranı mortalite olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. Sonuç: Bu çalışma, konjenital kalp hastalıklarına eşlik eden çeşitli genetik anomalilerin, hastaların doğumda uygulanan müdahalelerinden başlayarak, hastane yatış süresi, cerrahi gereksinimi ve yaşam süresi üzerinde anlamlı etkileri olabileceğini göstermektedir. Özellikle antenatal dönemde ayrıntılı ultrasonografiyle saptanan KKH olgularında, genetik analiz ve yakın takip stratejilerinin prognoz ve aile danışmanlığı açısından kritik öneme sahip olduğu ortaya konmuştur. Genetik patolojinin tespiti, hem klinik yönetim sürecini yönlendirmekte hem de ailelerin ileriye dönük gebelik planlamalarında genetik danışmanlık hizmeti alması bakımından yol gösterici olmaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: Congenital heart diseases (CHDs) are structural heart defects that occur in the earliest stages of life and constitute the most common group of all congenital anomalies. Approximately eight to ten out of every thousand live births are born with such a cardiac defect. This makes congenital heart disease a serious public health problem in terms of both neonatal and pediatric mortality. The aim of this study was to evaluate the type, frequency and clinical effects of concomitant genetic disorders in patients diagnosed with CHD in the neonatal period. In this respect, the study was designed to reveal the diagnostic contribution of genetic analysis and to shed light on the molecular basis of CHD. Materials and Methods: Newborns with a diagnosis of congenital heart disease in the Neonatal Intensive Care Unit of Ankara Bilkent City Hospital between January 1, 2019 and December 31, 2023 were included in this study. A total of 15,775 echocardiography examinations performed in the Neonatal Intensive Care Unit of Ankara Bilkent City Hospital between January 1, 2019 and December 31, 2023 were evaluated. This number includes echocardiograms performed on the same patient more than once. As a result of the examinations, congenital heart disease was diagnosed in 1043 different patients. Genetic evaluation could not be performed in 607 of these patients diagnosed with congenital heart disease, and the remaining 436 patients were evaluated genetically. A total of 393 patients with completed genetic examinations and evaluable data were included in the study. Results: When the patients were evaluated in terms of congenital heart diseases, VSD was most common in 32.6%, AVSD in 10.9% and conotruncal anomalies in 12.7%. Among conotruncal anomalies, arch anomalies were the most common with a rate of 12.7%. This was followed by TOF with a rate of 7.4% and TGA with a rate of 5.1%. Among left ventricular outflow tract defects, hypoplastic left heartwas the most common with a rate of 6.9%. Among right ventricular outflow tract defects, hypoplastic right heart was found most frequently with a rate of 1.3%. Among pulmonary venous return anomalies, PAPVD was found with a rate of 1.3%. In terms of heterotaxy, dextrocardia was observed most frequently with a rate of 3.1%. Genetic anomalies were detected in 37.4% of the patients. Of these, 42.9% were found by chromosome analysis, 24.5% by molecular karyotyping, 18.4% by antenatal genetic examination, 8.2% by FISH, 5.4% by NGS panel and 0.7% by WES. Of the anomalies, 59.9% were due to numerical changes and 40.1% were due to copy number differences. The presence of septal defects and arterioventricular canal defects and VSD and AVSD as subgroups were significantly higher in the group with genetic pathology than in the group with normal genetic results. The presence of conotruncal anomalies and TGA as subgroups and the association of three or more anomalies were significantly lower than in the group with normal genetic results. The presence of truncus arteriosus, arch anomalies, TOF, DORV, hypoplastic left heart syndrome, bicuspid aorta, Ebstein anomaly, hypoplastic right heart syndrome, tricuspid atresia, TAPVD, PAPVD, mesocardia, dextocardia, single ventricle, single atrium ratio did not differ significantly between the groups with normal genetic results and those with genetic pathology. The presence of septal defects and VSD as a subgroup were significantly lower in the group with mortality than in the group without mortality, but the presence of left ventricular outflow tract defects, hypoplastic left heart syndrome as a subgroup and DORV as a subgroup of conotruncal anomalies were significantly higher. The presence of arterioventricular canal defects, conotruncal anomalies, right ventricular outflow tract defects, pulmonary venous return anomalies, heterotaxy, and complex cardiac anomalies did not differ significantly between the groups with and without mortality AVSD, TGA, truncus arteriosus, ARC anomalies, TOF, bicuspid aorta, Ebstein's anomaly, hypoplastic right heart syndrome, tricuspid atresia, TAPVD, PAPVD, mesocardia, dextocardia, association of three or more anomalies, single ventricle, single atrium ratio did not differ significantly between the groups with and without mortality. The presence of septal defects, conotruncal anomalies, left and right ventricular outflow tract defects, pulmonary venous return anomalies, and complex cardiac anomalies did not differ significantly between the syndrome and non-syndrome groups; however, the presence of arterioventricular canal defects was significantly higher and the presence of heterotaxy was significantly lower in the syndrome group than in the non-syndrome group. VSD, TGA, truncus arteriosus, ARC anomalies, TOF, DORV, hypoplastic left heart syndrome, bicuspid aorta, Ebstein anomaly, hypoplastic right heart syndrome, PAPVD, association of three or more anomalies, and single atrial ratio did not differ significantly between the syndrome and nonsyndrome groups. AVSD rate and dextrocardia rate were significantly higher in the group with the syndrome than in the group without mortality. Conclusion: This study demonstrates that various genetic anomalies associated with congenital heart disease (CHD) may have significant effects on the duration of hospitalization, need for surgery and survival, starting from the interventions applied at birth. It has been revealed that genetic analysis and close follow-up strategies are critical in terms of prognosis and family counseling, especially in CHD cases detected by detailed ultrasonography in the antenatal period. Detection of genetic pathology both directs the clinical management process and guides families to receive genetic counseling services in future pregnancy planning.
Benzer Tezler
- Konjenital kalp cerrahisi geçiren pediatrik hastalarda interlökin 40 (IL-40) ve tiyol/disülfit dengesinin araştırılması
Konjenital kalp cerrahisi geçiren pediatrik hastalarda interlökin 40 (IL-40) ve tiyol/disülfit dengesinin araştırılması
MUSTAFA CEYHAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiHarran ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET SALİH AYDIN
- Adiponektin'in glukoz ve yağ asidi alınmasından ve taşınmasından sorumlu genlerin ifadeleri üzerine etkisinin in vitro kardiyak hücre modellerinde araştırılması
Investigation of the effect of adiponectin on expressions of genes responsible for glucose and fatty acid uptake and transport in in vitro cardiac cell models
MİNEL CAN EKİN
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Moleküler TıpDokuz Eylül ÜniversitesiMoleküler Tıp Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZLENEN ŞİMŞEK PAPUR
- Kritik konjenital kalp hastalıklarında sıklık, mortalite ile ilişkili durumlar ve taramanın gerekliliğinin belirlenmesi
Determination of the frequency, mortality associated conditions and the necessity of screening in critical congenital heart diseases
NİLGÜN DEMİRLİ ÇAYLAN
Doktora
Türkçe
2023
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiSosyal Pediatri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SIDDİKA SONGÜL YALÇIN
- Doğuştan kalp hastalığı (DKH) olan çocuklarda bağışıklama durumunun değerlendirilmesi
Evaluatıon of ımmunıty status ın chıldren wıth congenital heart dısease (chd)
HAVVA RAHIMOVA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BETÜL ULUKOL
- Soldan sağa şantlı doğumsal kalp hastalıklı çocuklarda doku doppler ekokardiyografi bulgularının kardiyotrofin?1 ve beyin natriüretik peptit ile ilişkisi
In children with left to right shunt congenital heart disease,the relationship of tissue doppler echocardiography findings with cardotrophin-1 and brain natriuretic peptit
BENHUR ŞİRVAN ÇETİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MUSTAFA KIR