Geri Dön

Mash ve kriptojenik karaciğer sirozu nedenli karaciğer nakli olmuş olgularda posttransplant MASLD rekürrensi ve ilişkili faktörler

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 976145
  2. Yazar: AHMET ENES AYDIN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İLKER TURAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Gastroenteroloji, Gastroenterology
  6. Anahtar Kelimeler: Karaciğer nakli, Metabolik disfonksiyon ilişkili yağlı karaciğer hastalığı, Rekürrens, Kardiyometabolik sendrom, Risk faktörleri, Liver transplantation, Metabolic dysfunction-associated steatotic liver disease, Recurrence, Cardiometabolic syndrome, Risk factors
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD), kronik karaciğer hastalıklarının en yaygın nedenidir ve yakın gelecekte dünya genelinde karaciğer nakli için başlıca endikasyon haline gelmesi beklenmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik sendromla güçlü bir ilişki gösteren MASLD'nin ilerlemesiyle gelişen metabolik disfonksiyonla ilişkili steatohepatit (MASH) sirozu nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalarda, transplantasyon sonrası rekürren MASLD tablosunun uygun yönetilmesi hem greft sağlığını korumak hem de genel sağkalımı artırmak açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada nakil sonrası MASLD rekürrensine ilişkin risk faktörlerinin belirlenmesi ve rekürrens sıklığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışma, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezinde Ağustos 1994– Mart 2024 tarihleri arasında karaciğer transplantasyonu uygulanmış hastalar arasında yürütülmüştür. Çalışmaya etiyolojik tanısı MASH veya kriptojenik siroz olan, 18 yaş üstü ve transplantasyon sonrası takibi merkezimizde sürdürülen toplam 45 hasta dahil edilmiştir. MASH ve kriptojenik siroz etiyolojisine sahip hastaların birlikte değerlendirilmesinin gerekçesi; iki grubun klinik, biyokimyasal ve histopatolojik açıdan büyük ölçüde benzer özellikler göstermesi ve geçmiş yıllarda MASH tanısının sınırlı tanı kriterleri nedeniyle yeterince konulamamış olmasıdır. Bu bağlamda birçok kriptojenik siroz olgusunun bugün geriye dönük olarak MASLD kaynaklı olduğu kabul edilmektedir. Demografik veriler, laboratuvar sonuçları, antropometrik ölçümler ve ilaç kullanımı gibi klinik bilgiler hastane bilgi sistemi ve transplant merkezi hasta dosyaları incelenerek geriye dönük olarak toplanmıştır. Bulgular: Nakil sonrası birinci yılda steatozu olmayan hastaların izlemde %51,6'sında yeni gelişen steatoz tespit edilmiştir ve bu değişiklik istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (χ²=12.27, df=3, p=0.0065). Hepatik Steatozis İndeks (HSI) skorlaması posttransplant dönemde karaciğer yağlanması seyrininin öngörülmesinde faydalı olabileceği gözlenmiştir. Artan steatoz oranına rağmen fibrozisi göstermekte kullanılan noninvaziv testlerden FIB-4, APRI ve NAFLD fibrozis skorlamalarında anlamlı değişiklik görülmemiştir. Katılımcıların nakil öncesi ve sonrası dönemde metabolik komorbiditelerin sıklığında belirgin artışlar gözlenmiştir. Diyabet prevalansı %53,3'ten %75,6'ya (p=0,0020), hipertansiyon oranı %31,1'den %66,7'ye (p<0,0001), kardiyovasküler hastalıklar %8,9'dan %33,3'e (p=0,0010) ve hiperlipidemi ise %24,4ten %62,2'ye yükselmiştir (p=0,0009). Ek olarak bu hastalarda nakil sonrası medikal tedavi ihtiyacının arttığı görülmüştür. Sonuç: Bu çalışma, MASH nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalarda transplant sonrası MASLD rekürrensinin sık görüldüğünü ve ilk beş yıl içinde metabolik komorbiditelerde anlamlı artışlar eşliğinde steatoz gelişiminin belirginleştiğini ortaya koymuştur. Posttransplant HSI gibi indeksler ile yağlanma seyrinin izlenmesinde yararlı olabilirken fibrozis progresyonu açısından klasik non-invaziv belirteçlerin karıştırıcı faktörler sebebiyle yetersiz kalabileceği görülmüştür. Bulgular rekürren MASLD tanısı ve izleminde dinamik değerlendirmeler, multidisipliner yönetim stratejilerine ihtiyaç duyulmakta olduğunu ve erken dönemde kardiyometabolik risklerin etkin kontrolünün hem hasta hem de greft sağ kalımı açısından kritik olduğunu göstermektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Metabolic dysfunction-associated steatotic liver disease (MASLD) is the most common cause of chronic liver disease and is expected to become the leading indication for liver transplantation (LT) worldwide in the near future. In patients undergoing LT due to steatohepatitis (MASH) secondary to MASLD—closely associated with cardiovascular disease and metabolic syndrome—appropriate management of post-transplant MASLD recurrence is critical for preserving graft function and improving overall survival. This study aimed to identify risk factors associated with post-transplant MASLD recurrence and to assess its prevalence. Materials and Methods: This retrospective cross-sectional study was conducted at the Ege University Faculty of Medicine Organ Transplantation Center, including patients who underwent liver transplantation between August 1994 and March 2024. A total of 45 patients, aged 18 years or older, with an etiological diagnosis of MASH or cryptogenic cirrhosis, and followed post-transplant at our center, were included. The justification for evaluating MASH and cryptogenic cirrhosis together stems from their considerable clinical, biochemical, and histopathological overlap. Furthermore, due to historically limited diagnostic criteria, many cases previously classified as cryptogenic cirrhosis are now retrospectively considered MASLD-related. Demographic data, laboratory parameters, anthropometric measurements, and medication histories were retrospectively obtained from the hospital information system and transplant center patient files. Results: Among patients without baseline steatosis, de novo steatosis was observed in 51.6% at the first-year follow-up, a statistically significant finding (χ² = 12.27, df = 3, p = 0.0065). The Hepatic Steatosis Index (HSI) may be useful in predicting post-transplant hepatic steatosis progression. Despite increasing rates of steatosis, no significant changes were observed in non-invasive fibrosis scores such as FIB-4, APRI, and the NAFLD Fibrosis Score. There was a marked increase in metabolic comorbidities after transplantation: diabetes prevalence rose from 53.3% to 75.6% (p = 0.0020), hypertension from 31.1% to 66.7% (p < 0.0001), cardiovascular disease from 8.9% to 33.3% (p = 0.0010), and hyperlipidemia from 24.4% to 62.2% (p = 0.0009). Additionally, post-transplant medical treatment requirements increased. Although body mass index (BMI) did not show a statistically significant change, waist circumference measurements remained above the threshold for abdominal obesity. Conclusion: This study demonstrates that MASLD recurrence is common following LT in patients with MASH, with steatosis progression becoming more prominent within the first five years alongside rising metabolic comorbidities. While indices such as HSI may be useful for monitoring hepatic steatosis post-transplant, traditional non-invasive fibrosis markers may be insufficient due to confounding factors. These findings underscore the need for dynamic assessment and multidisciplinary strategies in the diagnosis and follow-up of recurrent MASLD and highlight the importance of early cardiometabolic risk control for improving both graft and patient survival.

Benzer Tezler

  1. Alüminyum talaşının geri kazanımı ve uçucu kül takviyeli alüminyum matrisli kompozit üretimi

    Recycling of the aluminum chips and fly ash reinforced aluminum matrix composite production

    RECEP VATANSEVER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Metalurji Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    İleri Teknolojiler Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. E. SABRİ KAYALI

    YRD. DOÇ. DR. HARUN MİNDİVAN

  2. DM tanılı hepatosteatoz saptanan hastalarda pioglitazon ve SGLT2 inhibitörü kullanımının MASH gelişimi üzerine etkisinin FIB-4 ve APRI skorları ile değerlendirilmesi

    Assessment of the impact of pioglitazone and SGLT2 inhibitor therapy on the development of metabolic dysfunction–associated steatohepatitis (MASH) in patients with diabetes mellitus and hepatic steatosis using FIB-4 and APRI scores

    ÖZNUR ŞENBALKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET YAMAK

    DR. SEHER İREM ŞAHİN

  3. GEP NET'lerde WHO 2010 klinikopatolojik sınıflaması ve e- cadherin ve Mash 1 ekspresyonlarının sınıflama ile ilişkisi

    WHO 2010 clinicopathological classification in GEP NET's and classification of e-cadherin and Mash 1 expression

    PINAR UZBAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    PatolojiOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FİLİZ KARAGÖZ

  4. Farklı pelet bağlayıcılarının pelet kalitesine ve broilerlerin besi performansına etkisi üzerine bir araştırma

    A Research on the intuluences of the different pellet binders on pellet quality and broiler fetteninng performances

    SONGÜL ŞENTÜRKLÜ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    ZiraatAnkara Üniversitesi

    Zootekni Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT ZİNCİROĞLU

  5. Nükleer reseptör koaktivatörü 4 (NCOA4) gen varyantlarının metabolik disfonksiyon ilişkili steatohepatit (MASH)'de görülen metabolik hiperferritinemideki rolü

    The role of nuclear receptor coactivator 4 (NCOA4) gene variants in metabolic hyperferritinemia observed in metabolic dysfunction-associated steatohepatitis (MASH)

    AHMET KOCAGER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    GastroenterolojiHacettepe Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEM ŞİMŞEK