Örgütsel dengelenimde otopoyiyetik yaklaşım ve okul müdürlerine göre okulların otopoyiyezliği
Autopoietic approach in organizational homeostasis and schools' autopoiesis according to school principals
- Tez No: 977809
- Danışmanlar: PROF. DR. CELAL TEYYAR UĞURLU
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Eğitim ve Öğretim, Education and Training
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Araştırmada, okul müdürlerinin okul yönetiminde otopoyiyez (kendini üretme, yenileme, denge kurma ve çevresel etkileşimle bütünlüğünü koruma) anlayışına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda; okulun kendi bütünlüğünü koruyarak işleyişini sürdürebilme kapasitesi, çevresiyle kurduğu bütünleşik ilişkiler, değişim ve yenilenme süreçlerine verdikleri tepkiler, çözüm stratejileri, SWOT temelli öz değerlendirmeleri, denge kurma yaklaşımları ve liderlik algıları incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışma grubu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Hatay ili Defne ilçesinde görev yapan, en az iki yıllık okul müdürlüğü deneyimine ve mevcut okulunda en az iki yıl kıdem süresine sahip olan 21 okul müdüründen (7 ilkokul, 7 ortaokul, 7 lise) oluşmaktadır. Katılımcılar, ölçüt ve maksimum çeşitlilik örnekleme stratejileriyle belirlenmiştir. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda yedi ana tema belirlenmiştir.“Otopoyiyezin Anlamı”temasında okul müdürlerinin, okulu çevresel değişimlere uyum sağlayan ve kendini sürekli güncelleyen dinamik sistemler olarak gördükleri anlaşılmıştır.“Okulun İç ve Dış Çevreyle Bütünleşmesi”temasında, afet sonrası yeniden yapılanma ve çevresel etkileşim, sistemin sürekliliği açısından hayati görülmüştür.“Uyum Güçlüğü ve Direnç Alanları”temasında, değişim karşıtı öğretmen tutumları ve örgütsel çatışmalar, yenilenmenin önündeki başlıca engeller olarak tanımlanmıştır.“Stratejik Çözüm Geliştirme”temasında ise okul müdürlerinin kriz sonrası liderlik, iç dinamikleri harekete geçirme ve paydaş temelli stratejilerle okul sistemini yeniden örgütledikleri ortaya konmuştur.“SWOT Temelli Öz Değerlendirme”temasında güçlü insan kaynağı ve afet sonrası destek unsurları birer avantaj; fiziki yetersizlikler ve mevzuat baskısı ise zayıf yön ve tehdit olarak değerlendirilmiştir.“Sistemsel Homeostazi ve Yenilenme Paradoksu”temasında, okul müdürlerinin hem istikrarı hem yeniliği aynı anda sağlayan esnek denge modelleri geliştirdikleri belirlenmiştir.“Liderlik ve Kültürel Dönüşüm”temasında ise dönüştürücü, katılımcı ve durumsal liderlik biçimlerinin yanı sıra okul müdürlerinin pozitif okul iklimi oluşturma çabaları öne çıkmıştır. Araştırma bulgularına göre okul müdürleri, otopoyiyetik sistemi; örgütün kendi varlığını sürdürebilmesi, yenilenme kapasitesini koruyabilmesi, krizlere karşı direnç geliştirebilmesi ve çevresel değişimlere uyum sağlayabilmesi açısından stratejik bir yönetim paradigması olarak görmektedir. Katılımcılar, öğretmen direnci, fiziki imkânların yetersizliği, mevzuat baskısı ve afet sonrası oluşan belirsizlikleri, okulun denge kurma ve kendini yeniden üretme süreçlerinde karşılaşılan başlıca engeller olarak ifade etmiştir. Buna karşın, durumsal ve dönüşümcü liderlik anlayışlarının benimsenmesi, okulun iç dinamiklerinin harekete geçirilmesi ve paydaşlarla kurulan güçlü işbirlikleri, yeniden yapılanma sürecinde etkin sonuçlar sağlayan yöntemler olarak öne çıkmıştır. SWOT analizleri, güçlü insan kaynağı ve kriz sonrası sağlanan destekleri önemli fırsatlar olarak; yapısal zafiyetler ve dışsal tehditleri ise sürdürülebilirliği zedeleyebilecek kritik riskler olarak ortaya koymuştur. Otopoyiyetik bakış açısından değerlendirildiğinde, bu bulgular; okulun kendi bütünlüğünü koruyarak değişim ve yenilenme kapasitesini güçlendirebilmesi için liderlik ve işbirliğinin merkezi bir rol oynadığını göstermektedir. Araştırma sonucunda, okul müdürlerinin otopoyiyezi yalnızca bir yönetim modeli olarak değil, aynı zamanda okulların varlığını koruyarak gelişimini sürdürebilme yeterliği olarak kavramsallaştırdığı ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, okul müdürlerinin sistem kurucu ve dönüştürücü aktörler olarak otopoyiyetik sürecin merkezinde yer aldıklarını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
The present study aimed to explore school principals' perspectives on the concept of autopoiesis—defined as the capacity for self-production, renewal, balance maintenance, and preservation of integrity through environmental interaction—within the context of school management. In this regard, the research examined the schools' capacity to maintain operational continuity while preserving their integrity, their integrated relationships with the environment, responses to processes of change and renewal, problem-solving strategies, SWOT-based self-assessments, approaches to balance maintenance, and leadership perceptions. The study employed a qualitative research design using the phenomenology method. The study group consisted of 21 school principals (7 from primary schools, 7 from secondary schools, and 7 from high schools) working in Defne district of Hatay province during the 2024–2025 academic year, each with a minimum of two years' experience as a school principal and at least two years' tenure at their current school. Participants were selected through criterion and maximum variation sampling strategies. Data were collected via a semi-structured interview form and analyzed using the content analysis method. The analysis yielded seven main themes. Under the theme“Meaning of Autopoiesis”, school principals perceived schools as dynamic systems capable of adapting to environmental changes and continuously updating themselves. The theme“Integration of the School with Internal and External Environments”highlighted the vital role of post-disaster reconstruction and environmental interaction for system continuity. In“Adaptation Difficulties and Areas of Resistance”, anti-change attitudes among teachers and organizational conflicts emerged as major obstacles to renewal. The theme“Strategic Problem-Solving”revealed that principals reorganized the school system through post-crisis leadership, activation of internal dynamics, and stakeholder-based strategies. In“SWOT-Based Self-Assessment”, strong human resources and post-disaster support were identified as advantages, while inadequate physical infrastructure and legislative constraints were considered weaknesses and threats. The theme“Systemic Homeostasis and the Renewal Paradox”indicated that principals developed flexible balance models that ensured both stability and innovation. In“Leadership and Cultural Transformation”, transformational, participatory, and situational leadership styles, as well as efforts to foster a positive school climate, came to the forefront. Findings show that school principals regard the autopoietic system as a strategic management paradigm essential for sustaining organizational existence, maintaining renewal capacity, building resilience against crises, and adapting to environmental changes. Participants identified teacher resistance, insufficient facilities, legislative pressure, and post-disaster uncertainty as the primary challenges to balance maintenance and self-renewal. Conversely, the adoption of situational and transformational leadership approaches, activation of internal dynamics, and strong stakeholder collaborations emerged as effective strategies for post-crisis restructuring. SWOT analyses revealed strong human resources and post-crisis support as significant opportunities, while structural vulnerabilities and external threats were considered critical risks to sustainability. From an autopoietic perspective, these findings emphasize the central role of leadership and collaboration in enabling schools to strengthen their capacity for change and renewal while preserving organizational integrity. In conclusion, the research demonstrated that school principals conceptualize autopoiesis not only as a management model but also as a capacity for schools to sustain their existence while fostering continuous development. The findings indicate that school principals, as both system-builders and transformative actors, are positioned at the core of the autopoietic process.
Benzer Tezler
- İlköğretim okulu yöneticilerinin örgütsel stres kaynakları
Başlık çevirisi yok
AZMİ KAYUM
Yüksek Lisans
Türkçe
2002
Eğitim ve Öğretimİnönü ÜniversitesiEğitim Yönetimi Ana Bilim Dalı
Y.DOÇ.DR. MEHMET ÜSTÜNER
- Örgütsel adalet ve yöneticiye güvenin örgütsel bağlılığa etkisinde örgüt kültürünün aracı rolü: Buna yönelik bir araştırma
The organizational culture's mediation role in the impact of organizational justice and the trust in manager on the organizational commitment: A research on this
İBRAHİM YILDIRIM
- Kalıcı yapısal değişikliklerde dönüşümcü liderliğin örgütsel çiftyönlülüğe etkisi ve bir araştırma
The effect of transformational leadership on organizational ambidexterity in permanent structural changes
IRMAK VAKIFLI