Televizyon dizilerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği:“Yalı Çapkını”,“Kızılcık Şerbeti”ve“Ömer”dizisi örneği
Gender inequality in television series: The case of“Yalı Çapkını”,“Kızılcık Şerbeti”and“Ömer”
- Tez No: 979081
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HAYRETTİN KARADENİZ
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Sosyoloji, Sociology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Giresun Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Sosyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Sosyoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Toplumsal cinsiyet kavramı biyolojik cinsiyetten farklı olarak toplum ve kültür ile birlikte cinsiyetlere yüklenen rol ve sorumlulukları kapsamaktadır. Bireyler doğdukları andan itibaren bu rol ve sorumlulukları öğrenerek büyürler. Kadınlık ve erkeklik doğuştan kazanılan değil sosyalleşme ve toplum ile birlikte öğrenilen kavramlardır. Televizyon dizileri ise yayınlandıkları toplumların birer yansıması olmaktadırlar. Yayınlandıkları toplumun gerçeklerini içermeyen yapımlar toplumda karşılık bulamazlar. Toplumda var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri toplum için üretilen televizyon dizileri içerisinde de kendine yer bulmaktadır. Bu doğrultuda Yalı Çapkını, Kızılcık Şerbeti ve Ömer dizilerinin yayınlanmış olan tüm bölümleri ataerkillik, iş bölümü, beden, şiddet ve evlilik temaları üzerinden niteliksel içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırma bu dizilerin incelenerek dizilerde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ele alınış biçimini ve bu dizilerin toplumsal cinsiyetin belirli kalıp yargılarını taşıyıp taşımadığını anlamayı amaçlamaktadır. İncelenen üç dizide de ataerkil sistemin başat rol oynadığı görülmüştür. Dizide bulunan kadın ve erkek karakterlerin en güçlü ve en yaşlı olan“aile reisi”rolünü üstlenen erkek karaktere tabi kılındığı anlaşılmıştır. Aile içerisindeki gücün hiyerarşik olarak dağıtıldığı ve hegemonik erkeklik kavramı ile örtüşen davranışlar sergilemenin gereklilik olarak sunulduğu görülmüştür. Erkeklerin kadınlar üzerinde mülkiyet kurduğu ve sahiplik inancı geliştirdiği anlaşılmıştır. Kadın ve erkek arasında cinsiyetçi bir iş bölümü ayrımının olduğu kadınların özel, erkeklerin ise kamusal alana ait olduğu algısının pekiştirildiği anlaşılmıştır. Kadın bedeninin erkekler tarafından sahiplenildiği ve denetlendiği, diziler içerisinde kadınların fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddete maruz bırakıldıkları görülmüştür. Kadınlara eş olarak sessizlik, itaatkârlık, annelik gibi roller yüklenirken erkeklere güç, tahakküm kurma ve koruma görevlerinin verildiği görülmüştür.
Özet (Çeviri)
The concept of gender, distinct from biological sex, encompasses the roles and responsibilities assigned to genders by society and culture. Individuals learn these roles and responsibilities from birth onwards. Femininity and masculinity are concepts learned through socialization and society rather than being innate. Television series reflect the societies in which they are broadcast. Productions that do not represent the realities of the society they are broadcast in do not resonate with audiences. Gender inequalities that exist within society also find their place within television series produced for that society. Accordingly, all episodes of the series Yalı Çapkını, Kızılcık Şerbeti, and Ömer have been analyzed using qualitative content analysis methods, focusing on themes of patriarchy, division of labor, body, violence, and marriage. The research aims to understand how gender inequality is portrayed in these series and whether these series perpetuate specific gender stereotypes.In all three analyzed series, the patriarchal system plays a dominant role. It was observed that both female and male characters were subordinate to the male character who takes on the role of the“head of the family,”being the strongest and oldest. Power within the family is distributed hierarchically, and behaviors consistent with the concept of hegemonic masculinity are presented as necessary. It was understood that men establish ownership over women and develop a sense of possession. It was observed that a sexist division of labor between women and men exists, reinforcing the perception that women belong to the private sphere and men to the public sphere.It was seen within the series that women's bodies are possessed and controlled by men, and women are subjected to physical, emotional, sexual, and economic violence. Women are assigned roles such as silence, obedience, and motherhood, while men are given roles involving power, domination, and protection.
Benzer Tezler
- Televizyon dizilerinde kültürel temsiller: Mardin dizileri örneği
Représentations culturelles dans les séries télévisées: Exemple de les séries télévisées de Mardin
SEZER AHMET KINA
Yüksek Lisans
Türkçe
2020
Radyo-TelevizyonGalatasaray ÜniversitesiRadyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ECE VİTRİNEL
- Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin televizyon dizilerinde temsili üzerine sosyolojik bir araştırma
A sociological research on the representation of gender inequalities in tv series
SEVGİ ARTUÇ KUTLU
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
Sosyolojiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUHAMMET ERTOY
- Popüler kültürde mizojini: Örnek bir yerli dizide mizojini etkilerinin incelenmesi
Misogyny in popular culture: A study of mysogyny effects in a sample domestic tv series
GÜLDEN TUNA DUR
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
SosyolojiAkdeniz ÜniversitesiKadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EMİNE FULYA DENİZ SARVAN
- Toplumsal cinsiyet ve günümüz Türk dizilerinde güçlü kadın imgesi
Gender and strong women image in contemporary Turkish television series
CANSU GÜRSOY
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Radyo-Televizyonİstanbul ÜniversitesiKadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
PROF. DR. MURAT İRİ
- Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ataerkil söylemin medyada yeniden üretimi: Kızılcık Şerbeti örneği
Reproduction of gender inequality and patriarchal discourse in the media: The case of Kızılcık Şerbeti
MUSTAFA SERHAT
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
İletişim Bilimleriİstanbul Yeni Yüzyıl ÜniversitesiHalkla İlişkiler ve Reklamcılık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SERRA İNCİ ÇELEBİ