Geri Dön

The construction of race and gender in Olga Neuwirth's American Lulu (2006-2012)

Olga Neuwirth'in American Lulu (2006-2012) eserinde ırk ve toplumsal cinsiyet inşası

  1. Tez No: 982468
  2. Yazar: ZEYNEP BÜŞRA ELDEM
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EMİNE ŞİRİN ÖZGÜN TANIR
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Müzik, Music
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Müzik Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Müzik Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, Olga Neuwirth'in 2006-2012 yılları arasında bestelediği, Alban Berg'in son ve tamamlanmamış operası Lulu'nun bir uyarlaması olan American Lulu (2006–2012) adlı müzik tiyatrosunda ırk ve toplumsal cinsiyet inşasını incelemektedir. Neuwirth, American Lulu'da kadınların opera literatüründeki temsillerine dair feminist bir eleştiri sunarken, aynı zamanda orijinal hikayeyi ABD'deki Sivil Haklar Hareketi bağlamında yeniden yorumlayarak ırksal ayrımcılık ve toplumsal adaletsizlik konularına dikkat çekmektedir. Besteci, uyarlamasında Beyaz queer karakterler Lulu ve Kontes Geschwitz'i -Neuwirth'in uyarlamasında“Eleanor”- Afrikalı Amerikalılar olarak yeniden kurgulayarak, ırk, cinsiyet ve cinsellik konularına kesişimsel bir yaklaşım sunmaktadır. Bu yeniden bağlamsallaştırma, American Lulu'da kesişen kimliklerin temsiline dair yakından bir okuma sunan bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi Siyah feminist düşünce, feminizm ve toplumsal cinsiyet çalışmaları, eleştirel müzikoloji, kültürel eleştiri ve felsefeden beslenmektedir. Araştırma ayrıca opera ve toplumsal cinsiyet çalışmaları alanındaki çalışmalar ile ırk ve ırkçılık üzerine, özellikle Siyah kültürünün ve deneyiminin opera yapıtlarındaki temsillerini inceleyen kaynaklardan yararlanmaktadır. American Lulu'nun müziko-dramatik yapısına odaklanan bu tez, eserin toplumsal cinsiyet ve Siyah deneyimiyle nasıl ilişkilendiğini araştırmaktadır. Anlatı, karakter betimlemesi, müzik ve diğer medya unsurların eserdeki ırk ve toplumsal cinsiyet temsillerini nasıl biçimlendirdiğini incelemektedir. Kadın besteciler tarafından bestelenen operalar ve sahne eserleri ile 20. yüzyıl operalarına dair feminist ve toplumsal cinsiyet odaklı çalışmaların eksikliği alandaki önemli bir boşluğa işaret etmektedir. Bu çalışma, hakkında kapsamlı akademik araştırmalar yapılmamış bir eserin incelenmesiyle bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Olga Neuwirth feminist duruşunu kamusal söylemlerinde sıklıkla dile getiren ve bunu sanatsal pratiklerine yansıtan nadir bestecilerden biridir. American Lulu'yu inceleme isteğim, bestecinin feminist bakış açısının bu eserde nasıl somutlaştığına dair duyduğum meraktan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, bestecinin cinsiyet kimliğinin Berg'in Lulu operasına getirdiği yorumu nasıl şekillendirdiğini göz önünde bulundurduğum bir çalışma sunuyor ve bu yeniden yorumlama eylemini başlı başına feminist bir jest olarak ele alıyorum. Günümüzde klasikleşmiş ve çağdaş opera eserlerinin temsillerinde Beyaz olmayan opera sanatçılarına giderek daha fazla yer verilmeye başlanmıştır. Bu sebeple de son yıllarda opera alanında yapılan ırk temelli çalışmalar büyük ölçüde icracıların kendisine odaklanmaktadır; bu da oldukça değerli bir katkıdır çünkü yakın bir zamana dek örneğin Siyah opera sanatçılarının opera sahnesindeki faaliyetleri göz ardı edilmiştir. Bu çalışma ise odağını icracıdan eserin kendisine yöneltmektedir. Siyahlık ve Siyah deneyimiyle doğrudan ilişki kuran az sayıdaki sahne eserlerden birini inceleyerek, opera araştırmalarında ırk ve ırkçılık üzerine süregelen tartışmalara katkıda bulunmaktadır. Çalışmanın yöntemi metin analizini esas almakta ve hermeneutik bir yaklaşımla libretto, partisyon ve karakterlerin detaylı bir incelenmesine dayanmaktadır. Çalışma boyunca geleneksel müzik analiz yöntemleriyle bütünleştirilmiş bağlamsal bir araştırma sunulmuştur. Yeni Müzikoloji'nin eleştirel yorumu birincil bir yöntem olarak benimseme çağrısı araştırma yaklaşımımın temel referanslarından birini oluşturmaktadır. Araştırma konusunun tanıtıldığı birinci bölümün ardından, ikinci bölüm esere genel bir bakış sunmakta ve eseri tarihsel ve sosyo-politik bağlamları içerisinde ele almaktadır. Bu bağlamda, müzikte Siyahlığın temsiliyle birlikte eserde yer alan Siyah kültürünün çok modlu boyutları incelenmektedir. Son kısım, Lulu figürüne odaklanmakta, Batı sanatındaki femme fatale arketipine ilişkin okumalar ile Berg'in Lulu operasındaki toplumsal cinsiyet temsillerine yönelik müzikolojik analizlere yer vermektedir. Neuwirth, American Lulu'da orijinal hikayenin aksine Lulu ve Geschwitz (Eleanor) karakterlerini özgürleşmiş bireyler olarak tasvir eder. Üçüncü bölüm, bestecinin bireylerin özne olma yetisine yaptığı bu vurguyu varoluşçu felsefenin perspektifinden inceler. Bu bölüm, Jean-Paul Sartre'ın benlik anlayışı ve Simone de Beauvoir'ın Öteki kavramı çerçevesinde bu iki karakterin tasviri ve müzikal temsillerinin bir analizini içerir. Eleanor, Siyahların kendi kaderini tayin hakkının bir yansıması olarak Sartre'ın kendi-için-varlık kavramını çağrıştırırken, buna tezat olarak Lulu, kendinde-varlığı ve ötekiliği simgeler. Bu ikilik, karakterlerin müzikal ifadelerine de yansımaktadır: Lulu'nun Berg'i anımsatan Avrupalı müzikal dili karakterin içsel doğasının bir sembolü olarak otantik olmayan bir varoluş durumunu temsil ederken, Eleanor'un 1970'ler soul müziğini andıran tarzı Siyah kimliğiyle özdeşleşerek otantikliğine işaret eder. Bu bölümde ayrıca Siyah kadın bedeninin temsiline yönelik eleştirel bir yorum sunmakta ve Neuwirth'in Siyah deneyimini betimleyişini Siyah feminist düşüncenin hem temel hem de çağdaş yaklaşımlarıyla ilişkilendirerek incelemekteyim. Son kısım, eserin temsillerine ilişkin eleştirilerden hareketle eserin alımlamasına odaklanmaktadır. Son bölüm, Neuwirth'in American Lulu için yazdığı program notlarında Lulu ve Eleanor karakterlerine atfen yönelttiği“Kimin sesi duyuluyor?”sorusu etrafında şekillenmektedir. Bölümün ilk kısmında, bestecinin toplumsal cinsiyet kimliğinin Lulu ve Eleanor karakterlerinin kavramsallaştırılmasında oynadığı rolü inceleyerek, konuyu çağdaş klasik müzikte toplumsal cinsiyet dinamikleri bağlamında daha geniş bir perspektiften tartışıyorum. Bu noktada, kadın bestecilerin konuyla ilgili açıklamalarına ve çağdaş müzikte toplumsal cinsiyet temsiline dair nicel ve nitel araştırmalara yer veriyorum. American Lulu'da Neuwirth, Afrikalı Amerikalı popüler müziği, Berg'in post-tonal müzikal dili, Amerikan minimalizmi ve elektroakustik unsurları bir araya getirerek çok katmanlı ve parçalı bir sonik deneyim yaratmaktadır. Bölümün son kısmında, bu kez“Kimin müziği duyuluyor?”sorusu üzerinden eserin postmodern özelliklerine yönelik bir analiz sunuyorum. Bu sorunun, Batı sanat geleneğinde süregelen yüksek sanat ile kitle kültürü arasındaki ayrımı eleştirel biçimde yansıttığını savunuyorum. American Lulu'da, Sivil Haklar Hareketi'nin merkezinde yer alan Siyahların kendi kaderini tayin hakkı, Lulu'nun aksine queer bir aktivist olarak tasvir edilen Eleanor karakteri aracılığıyla işleniyor. Eleanor'un temsili, ötekileştirilmiş seslerin merkeze alınmasına yönelik ilkeleri somutlaştırmakla birlikte yakın bir zamana dek Siyah özgürlük hareketlerinde dışlanan kadın, queer ve trans aktivistlerin katılım ve görünürlüğünü savunan Black Lives Matter hareketinin etik anlayışını yansıtmaktadır. American Lulu çeşitliliğe odaklanması ve marjinal kimliklere ifade alanı açma çabasıyla ilerici bir eser niteliğini taşımaktadır; bu yönüyle, Batı operasında Beyaz, heteroseksüel ve cisgender aktörlerin tarihsel egemenliği göz önünde bulundurulduğunda önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Eserin güncelliği, kadına yönelik şiddet, cinsel istismar ve kadın cinayetleri gibi küresel çapta kadınları etkilemeyi sürdüren yapısal sorunlarla ilişkilenmesinde de yatmaktadır. Bu temaların opera sahnesinde feminist bir bakış açısıyla ele alınması, eserin izleyicide karşılık bulma potansiyelini ortaya koymaktadır. Siyahlığın ve Siyah deneyiminin otantik temsili opera çalışmalarında sıklıkla tartışılan bir konudur. Bu çalışmada, eserdeki Siyahlık tasvirinin otantikliği konusunda yetki iddia etmeksizin, bu temsili Siyah feminist düşünce ve konuyla ilgili güncel müzikolojik çalışmalar çerçevesinde eleştirel bir perspektifle değerlendirmekteyim. Bu tasvirdeki sorunlu yönler, tarihsel tutarsızlıktan ziyade, belirli bir Siyah deneyiminin sınırlı ve dengesiz bir şekilde tasvir edilmesinden kaynaklanmaktadır. Neuwirth American Lulu'da ırk ve cinsiyete dayalı ayrımcılığı cesaret aşılayan bir tutumla ele almasına rağmen, bestecinin bu konulara yaklaşımı zaman zaman eleştirel duyarlılıktan yoksun izlenimi vermektedir. Bu durum, özellikle eserdeki iki ana figürün baskı ve ayrımcılığa karşı direnişinin açık biçimde temsil edilmemesiyle belirginleşmektedir. Söz konusu eksiklik, Siyah feminist düşünürlerin Beyaz feminist söylemde Siyah kadınların mücadelelerinin romantize edilmesine yönelik eleştirilerini akla getirmektedir. Anlatıda ırksal kimlik dinamiklerinin karakterler arası ilişkiler yoluyla anlamlı bir şekilde geliştirilmemesi, Siyahlığın temsilini bir diğer önemli eleştiri noktasına dönüştürmektedir. Eserde Siyah özgürleşmesine ilişkin mesajların ikincil sesler aracılığıyla aktarılması ana karakterlerin anlatı içerisinde marjinal konumda kalmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, ırk çok katmanlı yapısı içinde ele alınmaktan ziyade, queerlik aracılığıyla özgürleşmeye açılan sembolik bir işlevle araçsallaştırılmaktadır. American Lulu, yalnızca belirli bir anlatıyı ya da karakter dizisini temsil etmekle kalmaz; neyin temsil edildiği kadar, bu temsilin kimin bakış açısından inşa edildiği sorusunu da merkeze alır. Bu açıdan bakıldığında bestecinin toplumsal cinsiyet kimliği orijinal hikayeye getirdiği eleştiride önemli bir rol oynamaktadır. Bestecinin otantiklik, öz-belirlenim ve aşkınlık temaları çerçevesinde aktardığı feminist mesaj, Siyah özgürleşme anlatısıyla bağlantılı olarak kadın özgürleşmesine de yöneliyor. Ancak bu konuların Beyaz Avrupalı bir bestecinin perspektifinden işlenmesi içeriden/dışarıdan dinamiklerine ilişkin çeşitli soruları da beraberinde getiriyor. Bu bağlamda, öncelikli meselelerden bir tanesi eserdeki özgürleşme anlatısının kendisiyle ilişkilidir. Özgürleşmenin, asimilasyon ve öz-belirlenim ya da yozlaşma ve erdem gibi ikili karşıtlıklar üzerinden keskin bir biçimde işlenmesi, karmaşık sosyo-politik meseleleri basitleştirme riskini taşımaktadır. Asimilasyona yönelik eleştiriler meşru olmakla birlikte, bestecinin Lulu karakteri üzerinden edilgenliği radikal bir biçimde betimlemesi -özellikle bestecinin Siyah deneyimine dışarıdan bir konumdan yaklaşıyor olması düşünüldüğünde- temsiliyet hakkına dair soru işaretleri doğurmaktadır. Bu tür soru işaretleri, özgürleşmenin hangi etik çerçeveler aracılığıyla tahayyül edileceğine dair özdüşünümsel bir değerlendirmeden ziyade daha kapsamlı bir sorgulamayı beraberinde getirmektedir. Dayanışma hem Siyah feminist düşüncede hem de BLM hareketi bağlamında Siyahların kolektif mücadelesinde yol gösterici bir ilke olarak yerini korumaktadır. Eserde öne çıkan ayrışma ve çatışma vurgusu, kolektif özgürleşmenin ele alınışı açısından sorunlu bir anlatı ortaya koymaktadır. Oysa, dayanışma ekseninde kurgulanmış bir yaklaşım, hem Sivil Haklar Hareketi'nin etik ve politik özüyle hem de güncel sosyo-politik tartışmalarla daha derinlikli bir biçimde örtüşebilirdi.

Özet (Çeviri)

This thesis explores the construction of race and gender in Olga Neuwirth's music theater American Lulu (2006-2012), a reinterpretation of Alban Berg's final, incomplete opera Lulu (1935), which itself is based on Frank Wedekind's Lulu plays, Earth Spirit (1895) and Pandora's Box (1904). Neuwirth's adaptation challenges the traditionally male-dominated lens of opera by offering a feminist critique of how women have historically been portrayed on stage. By reworking Berg's Lulu -a bold act, challenging its canonical authority from a feminist standpoint- Neuwirth subverts the male gaze and presents a narrative through her perspective as a woman composer. In American Lulu, Neuwirth reimagines Berg's Lulu within the context of the Civil Rights Movement, reframing the original to address themes of racial discrimination and social injustice. By recasting the White queer characters Lulu and Countess Geschwitz -renamed Eleanor in Neuwirth's adaptation- as African Americans, the composer situates these figures within the struggles of marginalized identities and introduces an intersectional approach to race, gender, and sexuality. This recontextualization forms the foundation of the present study, which offers a close reading of the representation of intersecting identities depicted in the work. The theoretical framework of the study draws on Black feminist thought, feminist and gender theory, critical musicology, cultural criticism, and philosophy. The research is further informed by scholarship in opera and gender studies, alongside studies on race and racism, particularly those examining representations of Black culture and experience in operatic works. Focusing on the musico-dramatic structure of American Lulu, the study explores how the work engages with gender and the Black experience within the context of American racial politics. It considers how the narrative, character portrayal, music, and other media shape the representations of race and gender in the work. Operas or stage works by women composers, as well as studies on 20th-century operas by feminist and gender-oriented scholars, remain underexplored, highlighting a gap in the field. This study addresses that gap by examining a work of music theater by a woman composer that has received little scholarly attention. Recent opera scholarship on race has focused mostly on performers, which is a valuable contribution, as the activities of non-White opera performers were long overlooked within the field. Today, casting non-White performers is more common than in the past, and notable Black opera singers are increasingly featured in productions of canonical works staged by major opera houses and companies. This study, however, shifts the focus to the work itself. By examining one of the few operatic works that explicitly engages with Blackness and the Black experience, it contributes to ongoing discussions on race and racism within opera studies. The methodological approach of the study is rooted in textual analysis, combining hermeneutics with close readings of the score, libretto, and character portrayal. Throughout this study, I draw on contextual research integrated with conventional music-analytical methods. The New Musicology's call for critical interpretation as a central method serves as a foundational reference for my research approach. Following the introduction to the topic of the study, Chapter Two situates American Lulu within its historical and sociopolitical contexts, examining Black culture's multimodal representation alongside the musical portrayal of Blackness. It also includes a discussion on the figure of Lulu addressing interpretations of the femme fatale archetype and musicological work on gender representation in Berg's Lulu. Chapter Three discusses Neuwirth's emphasis on agency in American Lulu from the perspective of existentialist philosophy and contextualizes the figures of Lulu and Eleanor via Sartre's concept of self and de Beauvoir's Other. I argue that Eleanor's soul-like music reflects the character's authenticity, echoing Sartre's for-itself, whereas Lulu's musical language in the newly composed third act, reflecting Berg's expressionist style, suggests an assimilated,“white-masked”persona. The chapter also critically engages with racialized and gendered representations of the Black female body, drawing on Black feminist thought, and concludes by reviewing the work's reception. The final chapter is framed around the question“Whose voice is heard?”, raised by Neuwirth in her program notes for American Lulu in reference to the characters of Lulu and Eleanor. The first part examines how Neuwirth's identity as a woman composer is reflected in her conceptualization of these characters, situating the discussion within the broader context of gender dynamics in contemporary music. I conclude the chapter by analyzing the work's postmodern traits through the question“Whose music is heard?”, referring to the multilayered sonic texture of the work and offering it as a critical reflection on the long-standing divide between high art and mass culture in Western artistic traditions. In the conclusion, by addressing both the progressive and problematic aspects of race and gender representation in American Lulu, I discuss the ongoing significance of the work and its potential to resonate with present-day audiences as well as contemporary sociopolitical discourses.

Benzer Tezler

  1. Çağdaş fotoğraf sanatında bedenin performatif kullanımı

    The performative use of the body in contemporary photography

    YASEMİN NUR KALAYCI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Sahne ve Görüntü SanatlarıMimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

    Fotoğraf Ana Sanat Dalı

    PROF. SEÇKİN TERCAN

  2. The construction of the labour migrant's body: Federal Germany's medical selection of labour migrants from Turkey between 1961 and 1973

    Göçmen işçinin bedeninin inşası: Federal Almanya'nın 1961 ve 1973 yılları arasında Türkiye'den gelen göçmen işçilerine uyguladığı sağlık muayenesi

    MARIA KRAMER

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2014

    SosyolojiKoç Üniversitesi

    Karşılaştırmalı Tarih ve Toplum Çalışmaları Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. DİKMEN BEZMEZ

    DOÇ. DR. MURAT ERGİN

    DOÇ. DR. SİBEL YARDIMCI

  3. Gendered power dynamics in Margaret Atwood's The Handmaid's Tale and Naomi Alderman's The Power through the feminist lenses of Simone de Beauvoir

    Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü ve Naomı Alderman'ın Güç adlı eserlerindeki toplumsal cinsiyete dayalı güç dinamiklerini Sımone de Beauvoır'ın feminist objektifinden okumak

    SENA ÜÇER

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    İngiliz Dili ve EdebiyatıSelçuk Üniversitesi

    İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SEMA ZAFER SÜMER

  4. Dijital panoramik radyografilerde mandibular morfometrik parametrelerin cinsiyet tayininde kullanılabilirliğinin farklı sınıflandırıcılarla karşılaştırılması

    Comparing the usability of mandibular morphometric parameters in digital panoramic radiography in gender determination with different classifiers

    HANİFE PERTEK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Mühendislik Bilimleriİstanbul Teknik Üniversitesi

    Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA ERSEL KAMAŞAK

  5. İnşaat sektöründe iş kazalarının önlenmesinde giyilebilir teknoloji kullanılarak elde edilen fizyolojik verilerin bulanık mantık yöntemi ile değerlendirilmesi

    Evaluation of physiological data obtained using wearable technology using fuzzy logic method in preventing work accidents in the construction sector

    ELİF TUĞÇE AKSAY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ELÇİN FİLİZ TAŞ