Güncel dini sorular bağlamında vaizlik ve iletişim bölgesel bir karşılaştırma: Van ve Kocaeli örneği
Preachers and communication in the context of contemporary religious issues a regional comparison: The case of Van and Kocaeli
- Tez No: 983070
- Danışmanlar: PROF. DR. MUSTAFA KARATAŞ, PROF. DR. BETÜL ÖNAY DOĞAN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Din, Religion
- Anahtar Kelimeler: Güncel Dinî Sorular, Vaiz, Dinî İletişim, Van, Kocaeli, Contemporary Religious Questions, Preacher, Religious Communication, Van, Kocaeli
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Din Hizmetlerinde İletişim ve Tebliğ Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) personeli vaizler; cami, hastane, öğrenci yurdu, cezaevi gibi resmi yahut özel kurumlarda; dinî soruları yanıtlama, dinî bilgilendirme yapma, manevi danışmanlık ve rehberlik gibi halka çok yönlü din hizmeti sunmaktadır. Bu çalışmada iki farklı şehirde görev yapan vaizlerin, kendilerine yöneltilen güncel dinî sorular bağlamında halkla kurdukları dinî iletişim incelenecektir. Vaizlikle ilgili daha evvel yapılan çalışmaların incelenmesi sonucunda, çalışmaların genellikle vaizlerin görev tanımları, mesleki yeterlilikleri ve toplumsal rolleri üzerinde yoğunlaştığı; ancak dinî iletişim boyutuna odaklanan herhangi bir araştırmaya rastlanmadığı görülmüştür. Oysa vaizlik, özünde bir dinî iletişim faaliyetidir ve bu yönüyle incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle vaizlik ve iletişim konusuna eğilmem, literatürdeki söz konusu boşluğu doldurmak ve vaizliğin iletişim boyutunu hem teorik hem de uygulamalı açıdan değerlendirmek amacını taşımaktadır. Bu çalışmada din görevlileri arasından özellikle vaizlerin seçilmesinin temel nedeni, onların toplumun geniş ve farklı kesimleriyle doğrudan iletişim halinde olmalarıdır. Vaizler, cami cemaatiyle sınırlı kalmayıp kadın, erkek, genç ve yaşlı gibi çeşitli gruplara hitap etmekte; farklı sosyal çevrelerden bireylerle dinî bilgi ve değerler etrafında etkileşim kurmaktadır. Bu durum, vaizliği dinî iletişimin en görünür ve en kapsayıcı alanlarından biri haline getirmekte; dolayısıyla iletişim boyutunun akademik olarak incelenmesini gerekli kılmaktadır. Çalışmada Van ve Kocaeli illerinin tercih edilmesinin temel nedeni, farklı sosyo-kültürel ve coğrafi özelliklere sahip olmalarıdır. Van, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması itibarıyla daha homojen ve geleneksel yapısıyla öne çıkarken; Kocaeli, Marmara Bölgesi'nde sanayileşmiş, göç alan ve heterojen bir toplumsal yapıya sahiptir. Bu iki farklı şehirde görev yapan vaizlerin, güncel dinî sorular karşısında dinî iletişim sürecini nasıl şekillendirdiklerini incelemek, bölgesel farklılıkların dinî iletişime yansımalarını görme açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Böylece vaizlik kurumunun hem yerel bağlamdaki işleyişi hem de güncel sorunlarla başa çıkma biçimleri daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilecektir. Araştırma, Kocaeli ve Van illerinde görev yapan her ilden dört kadın, üç erkek olmak üzere toplam on dört vaizle gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda elde edilen verilere dayanmaktadır. Van'da görev yapan vaizlerin yaş aralığı 26-45 arasında değişirken, Kocaeli'deki vaizlerin 31-45 yaş aralığında olduğu görülmüştür. Her iki ilde de 3 vaizin yüksek lisans mezunu olduğu, hafız olan tek vaizin ise Kocaeli'de görev yaptığı tespit edilmiştir. Van'da görev yapan vaizlerin ekseriyetle sadece Doğu Anadolu Bölgesinde görev yaptığı, Kocaeli'dekilerin ise Türkiye'nin farklı bölgelerinde görev yaptıkları görülmüştür. Çalışma hem din bilimleri hem de iletişim bilimleri perspektifini bir araya getirmesi açısından disiplinlerarası bir nitelik taşımaktadır. Vaizlik kurumu, temelde dinî bilgi ve değerlerin topluma aktarılmasını hedefleyen bir din hizmeti olarak görülse de, bu aktarım süreci özünde bir iletişim faaliyetidir. Bu nedenle araştırmada, vaizlerin güncel dinî soruları yanıtlarken nasıl bir dinî iletişim süreci gerçekleştiği ve iki farklı sosyo-kültürel çevrede bu iletişimin nasıl şekillendiği ele alınmaktadır. Çalışma, dinî mesajın içerik yönünü ilahiyat disiplini ile; söylemin aktarım biçimi, etkileşim süreçleri ve toplumsal yansımalarını ise iletişim bilimiyle ilişkilendirmektedir. Böylece araştırma, din hizmetlerini sadece teolojik değil, aynı zamanda iletişimsel boyutlarıyla da inceleyerek disiplinlerarası bir bakış açısı geliştirmektedir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik deseni tercih edilmiştir. Fenomenolojik desen, bireylerin yaşadıkları deneyimlerin özünü ve bu deneyimlere yükledikleri anlamları ortaya çıkarmayı amaçlayan nitel bir araştırma desenidir. Veri toplama sürecinde uzman görüşleri alınmış, araştırmacı tarafından hazırlanan dokuz adet yarı yapılandırılmış soru ve kişisel bilgi formu üzerinden araştırma gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme, nitel araştırma yöntemleri arasında sık kullanılan veri toplama tekniklerinden biridir. Bu yöntemde araştırmacı, önceden belirlenmiş soru setine sahip olmakla birlikte görüşme sürecinde esneklik tanır. Katılımcıların cevaplarına göre yeni sorular yöneltebilir, belirli konuları daha derinlemesine tartışma imkânı bulur. Böylece hem araştırma çerçevesi korunur hem de katılımcıların deneyim ve düşüncelerini ayrıntılı biçimde ortaya koymaları sağlanır. Yarı yapılandırılmış görüşme, özellikle bireylerin algılarını, tutumlarını ve deneyimlerini anlamada etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Elde edilen veriler, katılımcıların algılarını, deneyimlerini ve görüşlerini derinlemesine incelemek adına tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Tematik analiz, nitel verilerin sistematik bir biçimde incelenerek tekrar eden örüntülerin, anlamlı temaların ve kavramsal çerçevelerin ortaya çıkarılmasını amaçlayan bir analiz yöntemidir. Bu yaklaşımda araştırmacı, elde edilen verileri kodlama sürecinden geçirir; benzer ifadeleri gruplar, ilişkili verileri bir araya getirir ve bu gruplardan araştırma sorularına yanıt oluşturacak temalar geliştirir. Tematik analiz, katılımcıların deneyimlerini, düşüncelerini ve algılarını bütüncül biçimde anlamayı mümkün kıldığı için sosyal bilimler araştırmalarında yaygın biçimde tercih edilmektedir. Sonuç olarak elde edilen bulgular ışığında Van ve Kocaeli illerinde görev yapan vaizlerin coğrafi, kültürel ve demografik farklılıklara rağmen dinî iletişim süreçlerinde pek çok benzer yaklaşım sergiledikleri görülmüştür. Tüm vaizlerde en sık tekrarlanan kodların sırasıyla Muhataba Uyarlama Stratejisi, Çok Boyutlu Değerlendirme ve Yönlendirme, Cemaatin Algı ve Tutumu, Bölgesel Farklılık, Açıklayıcılık, Esneklik, Kişilerarası Duyarlılık, Demografik Bilgileri Araştırma, Etkili İletişim Becerisi, Yetişme Koşulları kodları olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, farklı şehirlerde görev yapan vaizlerin hizmet sahalarındaki çeşitlilik ve farklılıklara karşın iletişim süreçlerinde ortak ilkeler etrafında birleştiğini ortaya koymaktadır. Dinî bilginin aktarımında muhatabın özelliklerine uyum sağlama, çok boyutlu analiz yapabilme ve etkili iletişim kurma becerilerinin sürecin şekillenmesinde kritik rol oynadığı görülmektedir. Vaizlerin, muhatap merkezli bir yaklaşımı benimsedikleri; cemaatin sosyal, demografik yapısını dikkate aldıkları ve iletişimde şeffaflık ile esnekliği ön plana çıkardıkları anlaşılmaktadır. Hem Van hem de Kocaeli örneklemlerinde cemaatin algı ve tutumlarını göz önünde bulundurmak, bölgesel farklılıkları hesaba katmak ve güçlü iletişim stratejileri geliştirmek, vaaz sürecinin temel belirleyicileri arasında yer almaktadır. Araştırmamızda yapılan Van ve Kocaeli vaizlerinin iletişim açısından mukayesesi neticesinde ise Van'da görev yapan vaizlerin Cinsiyet Temelli Yaklaşım, Kadınsal Konular, Vaizlik Müessesinin Bilinmezliği, Kadın Hocalara Karşı Olumsuz Tutum, Toplumsal Kabullenme, Siyasi Algı, Kurumsal Karşıtlık kodlarını ön plana çıkardığı görülmüştür. Farklılaşan bu kodlar neticesinde Van'daki toplumsal yapıda, özellikle merkezden uzaklaşıldıkça geleneksel normların daha baskın hale geldiği görülmüştür. Bu durum, toplumun vaizlik kurumuna bakışını ve vaizlerin cemaat içerisindeki konumunu doğrudan etkilemektedir. Cinsiyet temelli yaklaşımlar, kadın ve erkek vaizlere yönelik farklı beklentiler doğurmakta; bu da dinî iletişim sürecine yansımaktadır. Ayrıca toplumun vaizlik kurumuna ilişkin genel algısı ile siyasi tutumlar, vaizlerin hangi konuları öne çıkaracağı, hangi konularda daha temkinli davranacağı ve hangi yöntemleri kullanacağı üzerinde belirleyici olmuştur. Dolayısıyla Van'daki sosyal ve kültürel ortam, vaizlerin iletişim süreçlerini planlamalarında ve yöntem geliştirmelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Kocaeli vaizlerinde ise farklı olarak Vaaz ve İrşat, Yanlış Bilgi Aktarımı, Zaman Yönetimi Zorlukları kodları öne çıkmıştır. Buna göre Kocaeli vaizlerinin iletişim sürecini yönetmede teknik bilgilerin kullanımını önemsediğini göstermektedir. Vaaz ve irşatta zamanı nitelikli kullanma ve iyi yönetebilme, bilgi aktarımında doğru bilgiyi muhataba sunma gibi pratik boyutların ön plana çıktığı görülmektedir.
Özet (Çeviri)
Preachers, (wāʻiz) who serve as personnel of the Presidency of Religious Affairs of the Republic of Turkey, provide multifaceted religious services to the public in official or private institutions such as mosques, hospitals, student dormitories, and prisons. These services include answering religious questions, offering religious guidance, and providing spiritual counseling. This study examines the religious communication processes established by preachers working in two different cities in response to contemporary religious questions. A review of previous studies on preaching indicates that existing research primarily focuses on preachers' job descriptions, professional competencies, and social roles, while no study has specifically addressed the aspect of religious communication. However, preaching is, by its very nature, a form of religious communication, making its examination highly significant. Therefore, this study aims to address this gap in the literature by evaluating the communicative dimension of preaching from both theoretical and practical perspectives. The reason for specifically selecting preachers among religious personnel is that they directly engage with a wide and diverse range of societal groups. Preachers communicate not only with mosque congregations but also with various groups including men, women, young people, and the elderly, interacting with individuals from different social backgrounds around religious knowledge and values. This makes preaching one of the most visible and inclusive domains of religious communication, thus warranting academic investigation of its communicative dimension. Van and Kocaeli were chosen as the research sites due to their differing socio-cultural and geographic characteristics. Van, located in the Eastern Anatolia Region, is characterized by a relatively homogeneous and traditional social structure, whereas Kocaeli, situated in the Marmara Region, is industrialized, multicultural, and socially heterogeneous. Examining how preachers in these two distinct cities shape religious communication in response to contemporary religious questions provides an opportunity to observe the impact of regional differences on religious communication. Consequently, the functioning of the preaching institution and its approaches to contemporary issues can be evaluated comprehensively. The study is based on interviews conducted with a total of 14 preachers, including four women and three men from each city. In Van, preachers were aged between 26 and 45, while in Kocaeli, they ranged from 31 to 45. In both cities, three preachers held a master's degree, and the only Hafiz (memorizer of the Qur'an) was serving in Kocaeli. While most preachers in Van had primarily worked in the Eastern Anatolia Region, those in Kocaeli had experience in various regions of Turkey. This study is interdisciplinary, combining perspectives from both religious studies and communication sciences. Although preaching is fundamentally a religious service aimed at transmitting religious knowledge and values, this transmission process is essentially a communicative activity. Therefore, the study examines how preachers handle contemporary religious questions as part of a religious communication process and how this process is shaped in two different socio-cultural environments. The study connects the content aspect of religious messages to theology, while relating the mode of delivery, interaction processes, and societal implications to communication science. In doing so, it investigates religious services not only theologically but also from a communicative standpoint, fostering an interdisciplinary perspective. A phenomenological design, one of the qualitative research approaches, was employed in this study. Phenomenology aims to reveal the essence of individuals' lived experiences and the meanings they attribute to them. During data collection, expert opinions were consulted, and the research was conducted using nine semi-structured questions and a personal information form prepared by the researcher. Semi-structured interviews, widely used in qualitative research, allow flexibility within a predetermined set of questions. Researchers can ask follow-up questions and explore topics in greater depth based on participants' responses. This method ensures both the preservation of the research framework and the detailed elicitation of participants' experiences and perspectives. The data collected were analyzed using thematic analysis, which systematically examines qualitative data to identify recurring patterns, meaningful themes, and conceptual frameworks. In this approach, the researcher codes the data, groups similar statements, organizes related information, and develops themes that respond to the research questions. Thematic analysis allows for a comprehensive understanding of participants' experiences, thoughts, and perceptions, making it widely used in social sciences research. The findings indicate that, despite geographic, cultural, and demographic differences, preachers in Van and Kocaeli exhibit many similar approaches in their religious communication processes. The most frequently recurring codes among all preachers were: Adapting to the Addressee, Multi-Dimensional Assessment and Guidance, Congregation's Perceptions and Attitudes, Regional Differences, Clarity, Flexibility, Interpersonal Sensitivity, Researching Demographic Information, Effective Communication Skills, and Conditions of Upbringing. These results show that preachers working in different cities converge around common principles in their communication processes, despite the diversity of their service contexts. Adapting to the characteristics of the addressee, conducting multi-dimensional analyses, and demonstrating effective communication skills play a critical role in shaping these processes. Preachers adopt a recipient-centered approach, taking into account the socio-demographic structure of the congregation and emphasizing transparency and flexibility in communication. In both Van and Kocaeli, considering the congregation's perceptions and attitudes, accounting for regional differences, and developing strong communication strategies are key determinants of the preaching process. A comparison of the preachers in Van and Kocaeli reveals that Van preachers emphasize Gender-Based Approaches, Women's Issues, Lack of Awareness about the Preaching Institution, Negative Attitudes Toward Female Preachers, Social Acceptance, Political Perceptions, and Institutional Resistance. These codes suggest that, especially in areas farther from the city center, traditional norms are more dominant, influencing public perception of the preaching institution and the position of preachers within the congregation. Gender-based approaches create different expectations for male and female preachers, which reflects in the religious communication process. Moreover, the public's perception of the preaching institution and political attitudes determine which topics preachers emphasize, their level of caution, and their choice of methods. Consequently, the social and cultural environment in Van significantly affects how preachers plan and execute their communication strategies. In contrast, Kocaeli preachers primarily highlight Preaching and Guidance, Miscommunication, and Time Management Challenges, indicating that they prioritize the practical use of technical knowledge in managing communication. Effective time use in preaching and guidance, as well as delivering accurate information to the audience, are emphasized as critical practical aspects of the communication process.
Benzer Tezler
- Sonic symbiosis: The interplay of sound and spatiality in installation art
Sonik simbiyoz: Enstalasyon sanatında ses ve mekansallığın etkileşimi
ABDULFETTAH SALİH GAFEROĞLU
Yüksek Lisans
İngilizce
2023
Müzikİstanbul Teknik ÜniversitesiMüzik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET CEVDET EREK
- Cultural encounters of ethnic identities: An ethnographic study of belonging in the urban landscape of Sarajevo
Etnik kimliklerin kültürel karşılaşmaları: Saraybosna kent peyzajında aidiyete ilişkin etnografik bir çalışma
TÜLAY ZIVALI
Doktora
İngilizce
2022
Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HATİCE AYATAÇ
- Şa'râvî'nin Havâtırî Havle'l-Kur'âni'l-Kerîm isimli tefsirinde fert ve toplumun ıslahı bağlamında ahlak
Morality in the context of the improvement of the individual and the society in Sha'ravi's commentary named Havâtirî Havle'l-Kur'âni'l-Kerîm
DUHA SHEHABEDDIN
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
DinBayburt ÜniversitesiTemel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YUSUF TOPYAY
- Türkiye trakyası'nda 19. yüzyıl ortak geçmişinin izleri ve unutulan miras üzerine bir araştırma
A research on the remainings of 19th-century common past and forgotten heritage in Turkish Thrace
MELİS BİLGİÇ ELMAS
- Çevre sorunları ve dindarlık ilişkisi“Kayseri örneği”
Environmental problems and the relationship between religiosity, Kayseri example
VEHBİ ÜNAL