Minimalist tavrı benimseyen mimari tasarım yaklaşımlarında malzemenin mekansal etkileri: Örnekler üzerinden bir inceleme
An examination of the spatial effects of material in architectural design approaches adopting a minimalist attitude: Through selected examples
- Tez No: 983742
- Danışmanlar: PROF. DR. ÜMİT TURGAY ARPACIOĞLU
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Yapı Fiziği ve Malzemesi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Minimalist tavrı benimseyen mimari tasarım yaklaşımları üzerine yapılan bu çalışma, yapı malzemelerinin yalnızca teknik ve strüktürel bir unsur olmadığını; aynı zamanda mekânsal atmosferin belirleyici ve ölçülebilir bir bileşeni olduğunu ortaya koymaktadır. Literatürde minimalist mimarlık çoğunlukla biçimsel sadelik üzerinden değerlendirilmiş olsa da, malzeme ve mekân ilişkisini sistematik bir ölçeklendirme modeli ile inceleyen çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu çalışma, minimalist tavrı benimseyen mimari tasarımlarda malzemenin mekânsal atmosfer üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla özgün bir metodolojik model geliştirmiştir. Çalışmanın ilk bölümlerinde, araştırmanın amacı, problem tanımı, kapsamı ve yöntemi ortaya konmuştur. Minimalist mimarlıkta yapı malzemesinin yalnızca teknik bir unsur değil, mekânsal atmosferin belirleyicisi olduğu hipotezi temellendirilmiş; araştırmanın kapsamı 1950–2000 yılları arasındaki sekiz yapı ile sınırlandırılmıştır. İkinci bölümde minimalizmin kavramsal çerçevesi ele alınmış; hareketin ortaya çıkışı, temel ilkeleri (ışık–gölge, zamansızlık, mekânsal boşluk, malzeme ve detay) ve felsefi kökenleri (William of Ockham'ın basitlik ilkesi, Zen Budizmi, Taoculuk) incelenmiştir. Üçüncü bölümde minimalizmin tarihsel gelişimi ve mimarlık alanındaki yansımaları tartışılmış; modernizm öncesinden 1980 sonrası mimarlığa kadar minimalizmin farklı dönemlerde aldığı biçimler değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise yapı malzemesinin mekânsal etkileri duyusal (görsel ve dokunsal) ve kavramsal (anlamsal, metaforik, zamansal) boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışma kapsamında modernist ve postmodernist dönemlerden seçilen sekiz yapı (Ronchamp Şapeli, Taliesin West, Indian Institute of Management, Thorncrown Chapel, Koshino House, Vitra Fire Station, Church of Light ve De Blas House) mekânsal atmosfer algısı, malzeme dürüstlüğü algısı, duyusal algı ve minimalist tavır algısı başlıkları altında incelenmiştir. Literatür taramasının ardından geliştirilen sınıflandırma modeli, alanında uzman 36 mimar ile gerçekleştirilen anket çalışması aracılığıyla test edilmiştir. Likert ölçeğine dayalı ifadeler üzerinden elde edilen veriler ağırlıklı etkileşim puanları yöntemiyle analiz edilmiş, sonuçlar grafiklerle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, minimalist mimarlıkta malzeme dürüstlüğünün sağlandığı durumlarda farklı malzemeler (beton, ahşap, çelik, cam vb.) kullanılsa dahi mekânsal atmosferin tutarlı biçimde üretilebildiğini ortaya koymaktadır. Mekânsal atmosfer algısı çoğu yapıda 4,5–4,6 aralığında istikrarlı bir değer sergilerken, malzeme dürüstlüğü ve minimalist tavır algısı 4,7 ve üzeri değerlerle öne çıkmıştır. Özellikle De Blas House ve Church of Light örneklerinde minimalist tavır algısının 4,8'e ulaşması, malzeme dürüstlüğünün güçlü bir minimalist kimlik yarattığını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
This study on minimalist architecture reveals that building materials are not merely technical and structural components, but also fundamental elements that shape and can be measured within the spatial atmosphere. Although minimalist architecture has often been evaluated in the literature primarily through formal simplicity, studies that systematically examine the relationship between material and space by means of a scaling model are highly limited. This research develops an original methodological model to evaluate the impact of materials on spatial atmosphere in architectural designs adopting a minimalist approach.In the initial chapters, the aim, research problem, scope, and methodology of the study are presented. The hypothesis that building material in minimalist architecture is not only a technical element but also a determinant of spatial atmosphere is established, with the scope of the research limited to eight buildings constructed between 1950 and 2000. The second chapter explores the conceptual framework of minimalism, discussing its emergence, key principles (light–shadow, timelessness, spatial void, material and detail), and philosophical roots (William of Ockham's principle of simplicity, Zen Buddhism, Taoism). The third chapter traces the historical development of minimalism and its reflections in architecture, examining its manifestations from pre-modernism to post-1980s architecture. The fourth chapter addresses the spatial effects of building materials in both sensory (visual and tactile) and conceptual (semantic, metaphorical, temporal) dimensions. Within this scope, eight selected buildings from the modernist and postmodernist periods (Ronchamp Chapel, Taliesin West, Indian Institute of Management, Thorncrown Chapel, Koshino House, Vitra Fire Station, Church of Light, and De Blas House) were analyzed under four categories: spatial atmosphere perception, material honesty perception, sensory perception, and minimalist attitude perception. Following the literature review, the classification model was tested through a survey conducted with 36 expert architects. The data collected through Likert-scale statements were analyzed using weighted interaction scores, and the results were comparatively evaluated through graphical representations.The findings demonstrate that when material honesty is ensured, a consistent spatial atmosphere can be produced even with different materials (concrete, wood, steel, glass, etc.). While spatial atmosphere perception remained stable at around 4.5–4.6 in most cases, material honesty and minimalist attitude perception stood out with values of 4.7 and above. In particular, the minimalist attitude perception reaching 4.8 in the examples of De Blas House and Church of Light highlights how clarity and material transparency create a strong minimalist identity. Furthermore, Thorncrown Chapel achieving the highest value of 4.75 in sensory perception reveals the strong impact of the relationship between material and nature in the sensory dimension. In conclusion, the main hypothesis of this study—“In minimalist architecture, material is a decisive component of spatial experience and this effect can be analyzed in measurable terms”—has been validated.
Benzer Tezler
- Mimarlıkta yalınlık ve minimalist tavır
Simplicity and minimalist attitude in architecture
CENK HALUK IRMAK
Yüksek Lisans
Türkçe
2002
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiBina Bilgisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TÜRKAN ULUSU URAZ
- Mimarlıkta yalınlık
Simplicity in architecture
MEHMET EMRE ÖZBERK
Yüksek Lisans
Türkçe
2002
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHSEN ÖZSOY
- Caz vokalinde stilistik artikülasyon ve ifade: Chet Baker ve Carmen Mcrae'nin performanslarının transkripsiyonlar üzerinden incelenmesi
Stylistic articulation and expression in jazz vocals: An analysis of Chet Baker's and Carmen Mcrae's performances based on transcriptions
SUDE BİRİCİK
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
MüzikBaşkent ÜniversitesiSahne Sanatları Ana Sanat Dalı
PROF. MAHMUT KAMERHAN TURAN
- Seramik sanatında minimalist düzenlemeler
Minimalist installations in ceramic art
LEMAN KALAY
Sanatta Yeterlik
Türkçe
2013
Güzel SanatlarHacettepe ÜniversitesiSeramik Ana Sanat Dalı
PROF. NAZAN SÖNMEZ
- Minimalist sanat akımının geçmişten günümüze moda tasarımına yansıması
Reflection minimalist art movement to the fashion degisn of today
ÖZLEM ASİL
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
Tekstil ve Tekstil Mühendisliğiİstanbul Arel ÜniversitesiModa ve Tekstil Tasarımı Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ŞEYDA ÜSTÜNİPEK