Geri Dön

Psödotümör serebri sendromu tanılı çocuk hastaların retina sinir lifi kalınlığı ve optik sinir kılıf çapı ölçümünün sağlıklı çocuklarla kıyaslanması ve tedavi sonrası değerlendirilmesi

Comparison of retinal nerve fiber layer thickness and optic nerve sheath diameter measurements in pediatric patients diagnosed with pseudotumor cerebri syndrome with healthy children and evaluation after treatment

  1. Tez No: 986180
  2. Yazar: RANA YAVAŞ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ARZU YILMAZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Optik sinir kılıf çapı, pediatrik psödotümör serebri sendromu, retina sinir kılıf tabakası kalınlığı, Optic nerve sheath diameter, pediatric pseudotumor cerebri syndrome, retinal nerve fiber thickness
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Psödotümör serebri sendromu (PTSS), çocukluk çağında kalıcı görme kaybına yol açabilen, erken tanı ve yakından izlem gerektiren önemli bir klinik tablodur. Tanıda altın standart yöntem beyin omurilik sıvısı (BOS) açılış basıncı ölçümü olsa da bu yöntem girişimsel olması ve çeşitli faktörlerden etkilenmesi nedeniyle sınırlılıklar taşımaktadır. Bu çalışmada, girişimsel olmayan yöntemler olan optik koherans tomografi (OKT) ve oküler ultrasonografi (OUSG) bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle, BOS basıncı ölçümü yapılmaksızın çocuk hastalarda PTSS tanısının konulabilirliği araştırılmıştır. Ayrıca, PTSS tanısı almış hastalarda OKT ile retina sinir lifi tabakası (RSLT) kalınlığı ve OUSG ile optik sinir kılıf çapı (OSKÇ) ölçümlerinin hastalığın takibindeki katkılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif vaka-kontrol çalışmasına, 20.12.2024–20.08.2025 tarihleri arasında intrakraniyal basınç artışı bulguları ile başvuran ve Friedman kriterlerine göre PTSS tanısı alan 18 yaş altı 21 hasta ile aynı yaş ve cinsiyetteki 21 sağlıklı çocuk dahil edildi. Tüm olguların ayrıntılı nörolojik ve oftalmolojik değerlendirmeleri yapıldı; hastalarda RSLT kalınlığı OKT ile, OSKÇ ise OUSG ile ölçüldü. PTSS grubunda üç aylık tedavi takibi sonunda kontrol ölçümleri tekrarlandı. Analizler SPSS 26.0 programı ile yapıldı ve %95 güven düzeyinde çalışıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 21 PTSS hastasının %66,7'si kız (n=14) ve %33,3'ü erkekti; yaş ortalaması 11,33±3,25 yıl idi ve olguların büyük kısmı pubertal dönemdeydi. Papilödem ile RSLT kalınlığı arasında nazal superior hariç tüm kadranlarda istatiksel olarak anlamlı orta–güçlü pozitif korelasyon izlendi (p<0,05), BOS açılış basıncı ile anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). OSKÇ ile hem papilödem hem de BOS açılış basıncı arasında istatiksel ilişki bulunmadı (p>0,05). Hasta grubunun RSLT Global (G) ortalama 127,6±39,63 mikrometre (µm) olup kontrol grubuna (101,19±9,23 µm) kıyasla belirgin olarak daha yüksekti (p<0,05). Üç aylık tedavi sonrasında RSLT G 105,62±21,28 µm'ye düştü ve tüm kadranlarda istatistiksel olarak anlamlı azalma izlendi (p<0,05). OSKÇ ölçümlerinde ise hasta grubunda 6,45±0,97 milimetre (mm), kontrol grubunda 5,21±0,46 olup anlamlı biçimde daha yüksek bulundu (p<0,05). Tedavi sonrasında da ortalama 6,1±1,07 mm saptandı ve anlamlı derecede düşüş izlendi (p<0,05). Sonuç: Çalışmamız pediatrik PTSS'de intrakraniyal basınca bağlı yapısal değişiklikleri RSLT ve OSKÇ ölçümlerini eş zamanlı değerlendirerek ortaya koymuş; hasta grubunda RSLT kalınlığının belirgin biçimde arttığını, üç aylık tedavi sonrasında ise tüm kadranlarda anlamlı azalma gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. OSKÇ değerleri hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuş ve tedavi sonrası belirgin küçülme izlenmiştir. Bu bulgular, çocukluk çağı PTSS'de RSLT ve OSKÇ'nin tanısal ve izlem amaçlı invaziv olmayan biyobelirteçler olarak kullanılabileceğini desteklemektedir. Geniş örneklemlerle yapılacak ve uzun dönem takip çalışmaları ile RSLT ve OSKÇ dinamiklerinin daha iyi anlaşılabilir. Ölçümlerin standardizasyonu ve pediatrik popülasyona özgü normal referans aralıklarının oluşturulması, PTSS tanı ve tedavi algoritmalarının güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

Özet (Çeviri)

Objective: Pseudotumor cerebri syndrome (PTCS) is an important clinical condition in childhood that may lead to permanent visual loss and requires early diagnosis and close follow-up. Although the gold standard for diagnosis is the measurement of cerebrospinal fluid (CSF) opening pressure, this procedure is invasive and has several limitations due to various influencing factors. The present study aimed to investigate the diagnostic utility of combining non-invasive methods—optical coherence tomography (OCT) and ocular ultrasonography (OUS)—for establishing the diagnosis of PTCS in children without performing CSF pressure measurement. In addition, it was aimed to evaluate the contribution of OCT-based retinal nerve fiber layer (RNFL) thickness and OUS-based optic nerve sheath diameter (ONSD) measurements to the follow-up of patients diagnosed with PTCS. Materials and Methods: This prospective case–control study included 21 patients under the age of 18 who presented with findings of increased intracranial pressure between 20.12.2024 and 20.08.2025 and were diagnosed with PTSS according to the Friedman criteria, along with 21 healthy children of the same age and sex. Detailed neurological and ophthalmological evaluations were performed for all participants; RNFL thickness was measured with OCT, and ONSD was measured with OUSG. In the PTSS group, follow-up measurements were repeated at the end of the three-month treatment period. Analyses were performed using the SPSS 26.0 program, and a 95% confidence level was used. Results: 21 pediatric patients diagnosed with PTSS included in the study, 66.7% were female (n=14) and 33.3% were male; the mean age was 11.33 ± 3.25 years, and most of the cases were in the pubertal period. A statistically significant moderate-to-strong positive correlation was observed between papilledema and RNFL thickness in all quadrants except the nasal superior quadrant (p<0.05), whereas no significant association was found with CSF opening pressure (p>0.05). No statistical correlation was detected between ONSD and either papilledema or CSF opening pressure (p>0.05). The mean RNFL Global (G) thickness in the patient group was 127.6 ± 39.63 µm, which was markedly higher compared with the control group (101.19 ± 9.23 µm, p<0,05). After three months of treatment, RNFL G decreased to 105.62 ± 21.28 µm, and a statistically significant reduction was observed in all quadrants (p<0.05). The mean ONSD measurement was 6.45 ± 0.97 mm in the patient group and 5.21 ± 0.46 mm in the control group, demonstrating a significantly higher value in patients (p<0,05). Following treatment, the mean ONSD was 6.1 ± 1.07 mm, and a significant reduction was observed (p<0.05). Conclusion: Our study demonstrated intracranial pressure–related structural changes in pediatric PTSS by simultaneously evaluating RNFL and ONSD measurements; it revealed that RNFL thickness was markedly increased in the patient group and showed a significant reduction in all quadrants after three months of treatment. ONSD values were significantly higher in the patient group compared with the control group, and a notable decrease was observed following treatment. These findings support the use of RNFL and ONSD as non-invasive diagnostic and follow-up biomarkers in pediatric PTSS. Studies with larger sample sizes and long-term follow-up may enable a better understanding of RNFL and ONSD dynamics. Standardization of measurement techniques and the establishment of age-specific normative reference ranges for the pediatric population will contribute to strengthening PTSS diagnostic and therapeutic algorithms.

Benzer Tezler

  1. Çocukluk çağında psödotümör serebri tanısı alan hastaların demografik, klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the demographic, clinical and laboratory characteristics of patients diagnosed with pseudotumor cerebri in childhood

    SEVDENUR YÖNDER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CENGİZ DİLBER

  2. Psödotümör serebri sendromu tanısı alan çocuklarda klinik özellikler ve prognoz

    Clinical features and prognosis of children diagnosed with pseudotumor cerebri syndrome

    ERAY DOĞRU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıÇukurova Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLEN GÜL MERT

  3. Psödotümör serebri hastalarının demografik verileri, görüntüleme bulguları ve tedavisinin değerlendirilmesi

    Patients with pseudotumor cerebra demographic data, imaging findings and evaluation of the treatment

    MELİKE GÜMÜŞ ÇOBAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıPamukkale Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OLCAY GÜNGÖR

  4. Psödotümör serebri sendromu tanısı alan çocuklarda demografik, klinik, laboratuvar bulgularının ve tedavinin değerlendirilmesi

    Evaluation of demographic, clinical, laboratory findings and treatment in children diagnosis of pseudotumors cerebri syndrome

    HATİCE KÖKSAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖMER BEKTAŞ

  5. Klinik izole sendromda kan ve beyin omurilik sıvısında biyolojik belirteçler: Fetuin-A, S100B ve GFAP

    Blood and cerebrospinal fluid biological markers in clinically isolated syndrome: Fetuin-A, S100B and GFAP

    SİNEM YAZICI AKKAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Nörolojiİstanbul Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE ALTINTAŞ