Aort patolojilerinde endovasküler girişim
Endovascular intervention in aortic pathologies
- Tez No: 987813
- Danışmanlar: PROF. DR. NİHAN KAYALAR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi, Thoracic and Cardiovascular Surgery
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2014
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kalp ve Damar Cerrahisi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Aort patolojileri toplumdaki yaşlı popülasyonun artması ile paralellik göstermektedir. Bu gruptaki olgular çeşitli komorbid faktörlerinde etkisiyle daha yüksek cerrahi riske sahip oldukları düşünülmektedir. Morbidite ve mortalite oranlarının yüksek olması cerrahi ekipleri konvansiyonel tedavi ile kıyaslandığında daha az morbiditeye sahip ve daha az invaziv yöntemler bulmaya zorlamıştır. Endovasküler stent greft yöntemi ile aort patolojilerinin tamiri daha az invaziv bir tedavi yöntemi olması nedeniyle günümüzde seçilmiş hastalarda artan bir popularite ile yaygın olarak kullanılmaktadır. Abdominal ve Torakoabdominal aort anevrizmaları ve bunların rüptürleri, aort disseksiyonları ve travmatik aort rüptürleri başlıca uygulama alanlarını oluşturmaktadır. Hibrid uygulamalar ve debranching teknikleri ile daha kompleks aort patolojilerinde de bu tekniklerin kullanılması mümkün hale gelmiştir. Endovasküler tedavinin minimal travma ile uygulanabilmesi, kısa süreli anestezi, daha az ağrı, az kan ürünü kullanımı, düşük sistemik inflamatuar cevap, hastane ve yoğun bakımda kalış süresinin kısalması gibi avantajları vardır. Çalışmamızda kliniğimizde çeşitli aort patolojilerine uygulanmakta olan endovasküler girişimlerimizi değerlendirmeyi amaçlamaktayız. Aynı patolojiler için uygulanan açık girişimlerle karşılaştırarak avantaj ve dezavantajları, mortalite ve morbidite oranlarını ve bunların sebeplerini, risk faktörlerini belirlemeyi ve sonuçlarımızın klinik uygulamalarda yol gösterici olmasını hedeflemekteyiz. Şubat 2009 – Nisan 2014 tarihleri arasında hastanemize başvurmuş ve abdominal ve torakal aort patolojileri nedeniyle müdahale edilmiş toplam 64 hasta çalışmaya alındı. Bu hastaların 51' ine abdominal aort, 13 üne ise torakal aort hastalığı nedeniyle müdahale edilmişti. Yaptığımız çalışmada genel anestezi altında açık cerrahi yapılmış 26 hastanın sonuçları ile aortaya stent-greft uygulanan 38 hastanın sonuçları karşılaştırıldı. Hastaların hemodinamik verileri, ameliyat verileri ve demografik verilerinden yaş, ek hastalık, işlem süreleri, ekstübasyon süreleri, inotrop ihtiyaçları, yoğun bakım kalış süreleri, işlem komplikasyonu, hastanede kalış süreleri, enfeksiyon oranı ve mortalite hızları değerlendirildi. Abdominal aort grubundaki 51 hastanın 46'sı erkek (%90,2), 5'i kadın hastadan oluşmaktaydı. Hastaların verileri EVAR uygulananlar ve açık cerrahi yapılan olmak üzere karşılaştırıldı. EVAR uygulanan hastalaırn sayısı 29, ortalama yaş 65,8 ± 8,6 idi (p=0,06). Her iki grupta cinsiyet, preopereatif diyabet, hipertansiyon, kronik obstruktif akciğer hastalığı, koroner arter hastalığı gibi ek hastalıklar ve sigara içiciliği gibi risk faktörleri açısından hiperlipidemi haricinde anlamlı fark yoktu. Ancak rüptüre abdominal aort anevrizması tanısı ile acil olarak ameliyata alınan hasta sayısı cerrahi grupta daha fazlaydı (%81,8 ve %13,8 , P=0,0021). EVAR uygulanan hastalardan işlem sırasında lokal anestezi ve sedasyon uygulanan 14 hasta ( %48,3), genel anestezi alan 15 hasta (% 51,7) idi. Cerrahi grubun tamamı genel anestezi aldı. Operasyon süreleri EVAR grubunda cerrahi gruba oranla daha kısaydı (146,1 ± 40,9 dakika ve 217,2 ± 72,4 dakika; p<0,001). Cerrahi grupta postoperatif drenaj miktarları (715,4 ±716,6 ml ve 16,2 ±23,3 ml ; p =0,001) ve perioperatif trombosit süspansiyou dışında tüm kan ve kan ürünlerinin kullanımı EVAR grubuna göre daha fazlaydı (p<0,001). EVAR grubudaki hastaların ekstübasyon süresi (4,5 saat ±3,0 saat), cerrahi gruba (19,0 ±28,1 saat) oranla daha kısa olarak tespit edilmekle birlikte istatiksel olarak anlamlı değildi.( p=0,66). Operasyon sırasında ve sonrasında inotrop ihtiyacı cerrahi grupta daha yüksekti (p=0,013) ve yoğun bakım kalış süresinin de istatiksel olarak olarak anlamlı olmamakla birlikte daha uzun olduğu görüldü ( 4,5 ± 4,0 gün ve 2,6 ± 5,3 gün, p=0,16). Bununla birlikte, hastane kalış sürelerinin stent grubunda (5,8 ± 6,0 gün), cerrahi gruba oranla ( 11,8 ±10,0 gün) anlamlı olarak daha kısa olduğu gözlenmiştir (p=0,011). Gastrointestinal komplikasyonlar (p=0,001) ve yara yeri enfeksiyonları (p=0,001) açık cerrahi grubunda EVAR grubuna oranla anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Akut böbrek yetmezliği EVAR hastalarında 4 hastada (%33.3), açık cerrahi grubunda 8 (%66.7) hastada gelişmekle birlikte fark anlamlı bulunmamıştır (p=0,06). Mortalite cerrahi grupta 10 hastada, stent grubunda ise 4 hastada görülmüş olup, cerrahi grupta istatiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (p=0,012). EVAR işlemine özgü bir kompikasyon olan endoleak toplam 3 hastada görüldü. 3'ü de geç endoleak olup 2 tanesi tip 1 endoleak, 1 tanesi tip 2 endoleakti. Postoperatif takiplerde 3. Ayda BT anjiografisi çekilen 17 hastanın aort anevrizma çapları değerlendirildiğinde, postoperatif anevrizma çaplarında preoperatif çaplara oranla belirgin azalma olduğu saptandı. Preoperatif 69,5±14,9 mm olan ortalama anevrizma çapının postoperatif dönemde 54,3 ±31,3 mm olduğu görüldü (p=0,02). Torakal aort patolojili hastalar TEVAR uygulananlar ve açık cerrahi yapılan olmak üzere iki grup olarak incelendi. Ancak hasta sayısı az olduğundan istatiksel olarak karşılaştırılmadı. TEVAR uygulanan hastaların sayısı 9, ortalama yaş 56 ± 10,2 idi. Açık cerrahi yapılan 4 hastanın ortalama yaşı 59 ± 13,7 'idi. TEVAR grubunda sadece 1 hastaya torakoabdominal aort anevrizması nedeniyle müdahale endikasyonu konulmuştu. Diğer hastalardan 2 si' Tip 3 aort diseksiyonu sonrası çapın 5,5 cm üzerinde olması nedeniyle, 3'ü Tip 3 aort diseksiyonu sonrası rüptür nedeniyle, biri de travmatik aort rüptürü nedeniyle müdahale edilmiş hastalardı. 2 hasta daha önce diseksiyon nedeniyle asendan aort replasmanı ve Bentall uyglanmış hastalardı. Bu hastalara önce arkus dallarına median sternotomi ile bypass yapılarak daha sonra arkus ve desendan aortaya TEVAR uygulandı. TEVAR uygulanan grupta 3 hastada mortalite gözlendi. Bu hastaların tümü acil olarak rüptür nedeniyle işlem yapılmış hastalardı. 2 hasta operasyon sırasında ve hemen sonrasında kaybedilirken, bir hasta akciğer ve böbrek yetmezliği postoperatif 35. günde kaybedildi. Travmatik rüptür nedeniyle desendan aortaya 15 cm greft yerleştirilmiş olan bir hastada parapleji gelişirken, arkus ve desendan aortaya TEVAR yapılmış olan bir hastada vertebral arterden kaynaklanan Tip 2 endoleak gelişti. Vertebral arter bağlanması sonrası endoleak kayboldu. Torakal aort patolojileri nedeniyle 4 hastaya açık cerrahi uygulandı. 3 hasta torakoabdominal aort anevrizması nedeniyle elektif olarak operasyona alınırken bir hasta trafik kazası sonrası desendan aort anevrizması rüptürüyle acil koşullarda ameliyat edildi. Bu hasta intraoperatif olarak kanamadan kaybedildi. Diğer 3 hastanın 2'si desendan ve abdominal aort replasmanı uygulandıktan sonra sorunsuz olarak taburcu edildi. Bir hastada ise parapleji gelişti ve uzun süren yoğun bakım süreci sonrası bu hasta akciğer yetmezliğinden kaybedildi. Sonuç olarak, endovasküler stent uygulaması, yüksek riske sahip hastaları klasik cerrahi yöntem ile kıyaslandığında daha düşük morbidite ve mortalite ile tedavi etmemizi sağlayacak alternatif bir yöntemdir. Acil vakalarda bu işlemin uygulanmasının yaygınlaştırılması için hastanelerde endovasküler girişim için gerekli malzemelerin hazır bulunmasının sağlanması çok önemli ve hayat kurtarıcı olacaktır. Ancak bu işlemlerin de önemli komplikasyonları vardır ve postoperatif radyolojik takipler komplikasyonların erken tanısında ve önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Cerrahi ekipler , açık cerrahi ve endovasküler tekniklerin avantajları ve dezavantajlarını akılda tutmalı ve her hasta için en uygun tedaviyi seçmelidir.
Özet (Çeviri)
The prevalance of aortic pathologies in the general population parallel to the age. This patient group has an increased risk for surgery due to several comorbidities. This increased risk for morbidity and mortality forced surgical teams to find less invasive treatment modalities with decreased morbidity. Nowadays endovascular stent grafting is commonly used for treatment of aortic pathologies with increasing popularity because of being a less invasive treatment option. Aneurysms of abdominal and thoracic aorta and their rupture, aortic dissections and traumatic aortic rupture are the main indications for stent grafting. Hybrid interventions and debranching techniques have extended the use this technique to more complex aortic pathologies. The main advantages of endovascular treatment are minimal trauma, short duration of anesthesia, less pain, decreased intensive care unit and hospital stay. In our study, we aim to evaluate endovascular interventions used for several aortic pathologies in our clinics. We compare advantages and disadvantages of open and endovascular interventions for the same pathologies to find out mortality and morbidity rates and risk factors in order to apply these data for future applications. A total of 64 patients who underwent interventions for abdominal and aortic pathologies between February 2009 and April 2014 were included in the study. Fiftyone patients required intervention for abdominal aortic pathologies and 13 for thoracic aortic disease. We compared 26 patients who underwent open surgery under general anestesia with 38 patients who underwent endovascular stenting. We evaluated hemodynamic parameters, operative data and extubation, need for inotrop use, durations of intensive care and hospital stay, complications and mortality. Fiftyone patients with abdominal pathologies were comprised of 46 male (90,2%) and 5 female patients. EVAR patients and open surgery group were compared. 29 patients with a mean age of 71 ± 10,5 years comprised EVAR group whereas 22 patients with a mean age of 65,8 ± 8,6 years comprised open surgery group (p= 0,06). There was no difference between two groups in terms of sex and the prevalance of risk factors such as diabetes, hypertension, chronic pulmonary disease, coronary artery disease and smoking. Nevertheless, the number of patients who required emergency operation for ruptured abdominal aortic aneurysm was significantly higher in open surgery group (81,8 % vs. 13,8 % ; p=0,0021). EVAR patients underwent intervention with either local (48,3 %) or general anesthesia (51,7%) whereas all surgical group had general anesthesia. Duration of operation was considearly shorter in EVAR group (146,1 ± 40,9 min vs 217,2± 72,4 min; p<0,001). In addition, both amount of postoperative drainage ( 715,4 ± 716,6 ml vs 16,2 ± 23,3 ml; p=0,001) and perioperative use of blood products except thrombocyte suspension was higher in EVAR group (p < 0,001). Although the duration of intubation was shorter in EVAR group (4,5±3,0 hrs), compared to open surgery group (19,0 ±28,1 hrs), this was not statistically significant (p=0,66). The need for inotropes during and after the operation was more in surgical group (p=0,013) and duration of intense care unit stay was also longerin this group although not stastistically significant (4,5 ± 4,0 days vs. 2,6 ± 5,3 days, p=0,16). Nevertheless, the durationof hospital stay was significantly shorter in EVAR group (5,8 ± 6,0 )days) compared to surgical group (11,8 ± 10,0 days) ( p=0,011). Gastrointestinal complications (p=0,001) and wound infections (p=0,001) were significantly higher in open surgery group. Acut renal failure was observed less in EVAR group (33,3 %) than in open surgery group (66,7 %) but this was not significant ( p=0,06). Mortality was observed in 10 patients in surgical group and 4 patients in EVAR group showing a higher prevelance in surgical patients (p= 0,012). EVAR- specific complication endoleak was observed in 3patients. All of them were late endoleak , 2 being type 1 and 1 being type 2. In 17 patients with postoperative CT angiography, postoperative diameter of aneurysm was compared with preoperative diameter and it was found to be decreased significantly (54,3 ± 31,3mm vs. 69,5 ± 14,9 mm; p= 0, 02). Patients with thoracic aortic pathologies were evaluated in 2 groups of TEVAR and open surgery but they were not compared statistically due to loe number of patients. TEVAR group was composed of 9 patients with a mean age of 56 ± 10,2 years and open surgery group was composed of 4 patients with a mean age of 59 ± 13,7 years. İn TEVAR group, indication for intervention was thoracoabdominal aneurysm only in one patient. The indications of intervention were increased diameter of aorta above 5,5 cm after type 3 aortic dissection in 2 patients, rupture after type 3 dissection in 3 patients and traumatic aortic rupture in 1 patient. The remaining 2 patients had Bentall operation and ascending aortic replacement after dissection previously. These patients required hybrid bypass grafting of arch vessels with median sternotomy before stent graft implantation to arcus and descending aorta. Mortality was observed in 3 patients in TEVAR group. All of them required emergency intervention for rupture. Two of them was lost during and shortly after operation whereas the other one died of pulmonary and kidney insufficiency 35 days after the operation. Paraplegia developed in one patient after implantion of 15 cm graft to proximal descending aorta due to traumatic aortic rupture. Type 2 endoleak arising from vertebral artery was developed in one patient after arcus and descending aortic replacement which disappeared after ligation of vertebral artery. Open surgery was performed in 4 patients for thoracic aortic pathologies. Elective surgery was performed in 3 of them for thoracaabdominal aortic anuerysm whereas emergency surgery was performed in one after traffic accident. This last patient was lost intraoperatively due to bleeding. Two of other 3 were discharged after an uneventful postoperative course. İn one patient, paraplegia was seen and this patient died of pulmonary insufficiency after a long intensive care stay. As a result, endovascular stent grafting is an alternative tecnique for high risk patients and can enable us to treat these patients with decreased morbidity and mortality. The advantage of this tecnique in emergency cases makes it very important to provide necessary equipment to the team in order to decrease time to intervention. Nervertheless, it should be kept in mind that this technique has its own disadvantages and complications which require lifelong surveillance. Early diagnosis of these compications has paramount importance for their treatment. Surgeons should keep advantages and disadvantages of open and endovascular techniques in mind and choose the treatment most suitable for each patient.
Benzer Tezler
- Torakal aort patolojilerinde endovasküler anevrizma onarımlarımızın erken ve orta dönem sonuçları
Early and mıdterm results of our endovascular aneurysm repaırs ın thoracıc aortıc pathologıes
BURAK AÇIKGÖZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiAnkara ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KEMALETTİN UÇANOK
- Aort hastalıklarında torakal endovasküler anevrizma onarımlarımızın erken, orta ve geç dönem sonuçları
Early, middle and late results of tevar in aortic diseases
GÖKAY DENİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiAnkara ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SADIK ERYILMAZ
- Rüptüre aort anevrizmalarında endovasküler onarım ve açık cerrahi onarıma toplu bakış
Başlık çevirisi yok
BURHANETTİN TOK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiGazi ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HİKMET SELÇUK GEDİK
DR. ÖĞR. ÜYESİ SERCAN TAK
- Akut aortik sendrom tedavisinde torasik endovasküler aort tamirinin yeri
Thoracic endovascular aortic repair for acute aortic syndrome
SERKAN ERTUGAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiEge ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HAKAN POSACIOĞLU
- Endovasküler aort onarımlarında klinik deneyimlerimiz
Our clinical experiences in endovascular aorta repairs
ABDURRAHMAN MURATOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiDicle ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SİNAN DEMİRTAŞ