Geri Dön

Uluslararası zorunlu kitlesel göç sonucu oluşan belirsizliklere bir yanıt olarak dayanıklı planlama

Resilient planing as a response to the uncertainties arising from international forced mass migration

  1. Tez No: 988871
  2. Yazar: HİLAL PEKER
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. TOLGA LEVENT
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Urban and Regional Planning
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mersin Üniversitesi
  10. Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Geçmişten günümüze göç olgusu farklı biçimlerde ortaya çıkmış olsa da günümüz yaşam koşulları geçmişe kıyasla çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir nitelik kazanmıştır. İçinde bulunduğumuz dönem çoklu krizlerle karakterize edilmektedir. Bu durum geçmişte öngörülen uzun erimli planlamaların günümüzdeki geçerliliğini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Günümüzün geleceğe yönelik öngörüleri aynı anda etkili olan çok sayıda değişken, hızlı dönüşümler ve yüksek belirsizlikler içermektedir. Planlama disiplini kendi yöntemleri çerçevesinde belirsizliklerle başa çıkmaya çalışsa da artan belirsizlik düzeyi süreç yönetimini giderek zorlaştırmaktadır. Göç olgusu ise çok ölçekli yapısı, farklı senaryolara açık niteliği ve ani nüfus hareketlerine yol açması sebebiyle başlı başına bir kriz konusu olarak değerlendirilmektedir. Bu durum mevcut belirsizlikleri daha da artırarak süreci karmaşık hale getirmektedir. Özellikle kitlesel göç, ani nüfus artışına sebep olması nedeniyle planlama sistemleri ve kentler açısından mevcut kırılganlıkları görünür kılmakta ve aynı zamanda yeni kırılganlıkların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda Türkiye'nin maruz kaldığı Suriye kaynaklı zorunlu kitlesel göç önemli bir örnek teşkil etmektedir. Suriye'deki iç savaşın tetiklediği bu göç dalgası başlangıçta Türkiye açısından sınırlı sayıda kişinin kısa süreli kabulü olarak öngörülmüştür. Ancak uluslararası gelişmelerin etkisi ve karışıklığın uzun süre devam etmesi nedeniyle hem öngörülen nüfus kotası büyük ölçüde aşılmış hem de kısa vadeli olacağı düşünülen süreç, on yılı aşkın süredir devam eden kalıcı bir olguya dönüşmüştür. Bu süreç hem planlama mekanizmaları hem de kentler üzerinde çok boyutlu krizlerin ortaya çıkmasına yol açmış ve derinleşen krizlerle birlikte toplumsal, ekonomik ve mekânsal kırılganlıklar daha görünür hale gelmiştir. Bununla birlikte, Suriyeli nüfusun planlama süreçlerine nasıl dahil edildiği de bir belirsizlik içermektedir. Sürece hazırlıklı olunması, ortaya çıkan kırılganlıkların azaltılması ve mümkünse ortadan kaldırılması amacıyla“dayanıklılık”kavramı önem kazanmaktadır. Dayanıklılık, çalışma alanına göre farklı biçimlerde tanımlanabilen bir kavramdır ve göç bağlamında hangi dayanıklılık parametrelerine ulaşılmaya çalışıldığı temel tartışma konularından biridir. Türkiye'nin geçmiş deneyimleri değerlendirildiğinde açık kapı politikasına yönelik eğilimin sürmesi, gelecekte yeni kitlesel zorunlu göç dalgalarına maruz kalma ihtimalini artırmaktadır. Bu nedenle süreç yönetiminin ve planlama pratiklerinin nasıl ele alınması gerektiği kritik bir araştırma alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu tez kapsamında öncelikle göç kavramı, uluslararası zorunlu kitlesel göçün yarattığı belirsizlikler ve bu belirsizliklere karşı dayanıklılık parametrelerinin nasıl tanımlanabileceği üzerine bir tartışma yapılacaktır. Ardından, farklı ülke örnekleri incelenerek bu tür göç süreçlerine maruz kaldıklarında geliştirdikleri çözümleri ve bu çözümlerin hangi dayanıklılık parametrelerini sağladığı değerlendirilecektir. Ülke örneklerinde ve genel olarak çalışmanın odağında, göç akınının başladığı dönemde ülkeye kabul süreçleri, uygulanan politikalar ve alınan kararların incelenmesi bulunmaktadır. Bununla birlikte çalışmanın ana odağı, temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacının bu süreçlerde nasıl karşılandığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Daha sonrasında ise Türkiye'de mevcut politikalar ve geliştirilen çözümler değerlendirilecek ve görülen eksiklikler ortaya konulacaktır. Son aşamada benzer süreçler yaşamış ülkelerden elde edilen çıkarımlar doğrultusunda dayanıklılık parametrelerinin Türkiye bağlamında nasıl geliştirilebileceği tartışılacaktır. Böylelikle, gelecekte yaşanabilecek göç dalgalarına karşı kabul döneminde daha etkili, belirsizliklerle başa çıkabilen ve dayanıklılık odaklı bir planlama yaklaşımına dayanan bir yol haritasının oluşturulmasına katkı sunulması amaçlanmaktadır.

Özet (Çeviri)

From past to present, the phenomenon of migration has manifested in various forms. However, today's living conditions have become far more complex and intricate compared to the past. The current era is characterized by multiple crises, which significantly limit the validity of long-term planning approaches envisioned in earlier periods. The future is defined by a structure in which numerous variables operate simultaneously, rapid transformations occur, and high levels of uncertainty prevail. Although the planning discipline seeks to manage uncertainty within its own internal dynamics, the increasing level of uncertainty complicates the management process. The phenomenon of migration, with its multi-scalar and scenario-based structure, constitutes a crisis in itself—further amplifying uncertainties and making the process increasingly complex. Consequently, mass migration, which often leads to sudden population growth, exposes existing vulnerabilities in planning systems and cities while simultaneously generating new ones. A prominent example of this can be observed in Turkey's experience with Syrian migration. The wave of forced mass migration triggered by the civil war in Syria was initially expected to involve a limited number of people and to last for a short period. However, due to international developments and the prolonged nature of the conflict, the initially projected population threshold was far exceeded, and what was once anticipated to be a temporary situation has transformed into a long-term or even permanent phenomenon lasting over a decade. This process has given rise to multidimensional crises within both planning mechanisms and urban systems. As crises deepened, uncertainties expanded, and consequently, social, economic, and spatial vulnerabilities became more visible. Furthermore, the way in which the Syrian population—whose presence has intensified these vulnerabilities—has been incorporated into planning processes remains unclear. At this point, the concept of resilience emerges as a key approach to mitigating or, if possible, eliminating these vulnerabilities. Resilience is a concept that can be defined differently depending on the field of study. Therefore, in the context of migration, identifying which resilience parameters should be pursued has become a fundamental topic of discussion. In the event that Turkey faces another episode of forced mass migration, how process management and planning practices should be addressed becomes a critical area of research. Within this framework, this study first examines the policies currently implemented and the solutions developed in Turkey, while also identifying existing shortcomings. Then, drawing on examples from other countries that have undergone similar processes, the study derives insights into resilience parameters and discusses how these parameters could be adapted and strengthened within the Turkish context. In doing so, it is aimed to contribute to the development of a roadmap that relies on a more effective, uncertainty-resilient, and resilience-oriented planning approach during the short-term admission phase, in order to better prepare for potential migration waves in the future.

Benzer Tezler

  1. Suriye krizi'nin Türkiye'nin göç politikasına etkisi

    The impact of the Syrian crisis on Turkey's migration policy

    ORKUN TARLANOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Siyasal BilimlerKırşehir Ahi Evran Üniversitesi

    Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ARİF BAĞBAŞLIOĞLU

  2. Türkiye'ye geri dönüş sonrası balkan türklerinin girişimcilik faaliyetleri

    The entrepreneurial activities of balkan turks after remigration to turkey

    TUBA YAMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Uluslararası İlişkilerFırat Üniversitesi

    Girişimcilik ve Yenilik Yönetimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZÜLFÜKAR AYTAÇ KİŞMAN

  3. Göç ve toplumsal cinsiyet: Mersin ilindeki Suriyeli kadın sığınmacılar üzerine bir araştırma

    Migration and gender: A study on the Syrian refugee women in Mersin

    HİCRAN ÇOKYAMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Uluslararası İlişkilerÇukurova Üniversitesi

    Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MARELLA BODUR ÜN

  4. Ekonomik, sosyo-kültürel ve mekansal boyutlarıyla suriyeli mülteciler:Elazığ örneği

    Syrian refugees in terms of economic, socio-cultural and spatial perspectives: The case of Elazığ

    DUYGU TAŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Şehircilik ve Bölge PlanlamaNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SEMİHA SULTAN TEKKANAT

  5. Geçici koruma statüsündeki engelli ve yaşlı Suriyelilerin sosyal hizmetlere erişimi üzerine etnografik bir inceleme: Tekirdağ örneği

    Thesis access to social work practices of disable and elderly Syrians with temporary protection status: an etnographic examination in Tekirdağ

    EZGİ YALKUT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Sosyal Hizmetİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Sosyal Hizmet Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FETHİYE KAYA TİLBE