Geri Dön

Sürdürülebilir çevre yönetimi çerçevesinde karbon ayak izi değişiminin analizine yönelik bir model önerisi: istanbul ili örneği

A model proposal for analyzing carbon footprint change within the framework of sustainable environmental management: study of İstanbul

  1. Tez No: 990126
  2. Yazar: BÜŞRA KARTAL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. REHA METİN ALKAN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Jeodezi ve Fotogrametri, Geodesy and Photogrammetry
  6. Anahtar Kelimeler: Güneş enerjisi, Karbon ayak izi, Sürdürülebilir çevre, Solar energy, Carbon footprint, Sustainable environment
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Geomatik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Geomatik Mühendisliği Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Çevre sorunlarının insanlığa olan etkilerinin yalnızca tek bir ülkeyi etkilemediği anlaşıldığından beri, bu sorunlarla mücadele uluslararası boyutta da devam etmektedir. Küresel ısınma ve beraberinde iklim değişikliği dünyanın gündemini meşgul eden önemli çevre sorunlarının başını çekmektedir. Paris Anlaşması'nda da belirtildiği üzere, küresel ısınmanın önüne geçmek için,“küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin 2°C altında tutmak”ve“sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin 1.5°C üzerinde sınırlamak”ve 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını %43 oranında azaltmak gerekmektedir. 21. yüzyılın başından bu yana, küresel sera gazı emisyonları, özellikle Çin ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki emisyon artışları nedeniyle artış eğilimi göstermiştir. Sonuç olarak, atmosferdeki sera gazı konsantrasyonları önemli ölçüde artarak dünya üzerindeki yaşamı olumsuz etkileyecek doğal sera etkisini güçlendirmiştir. Tüm dünyanın gündeminde önemli bir konu olarak yer alan iklim değişikliği; coğrafi konumu, sanayi ve dolayısıyla nüfusun denize kıyısı olan şehirlerde yoğunlaşmış olması ve gelişmekte olan bir ülke olması gibi nedenlerle Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yayınladığı 1.Ulusal Katkı Beyanı'nda (Nationally Determined Contribution, NDC), 2012 yılını referans olarak kabul ettiğini ve kabul ettiği referans senaryoya göre de, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını %41 azaltacağını ve 2053 yılına kadar net sıfır hedefine ulaşacağına dair taahhütte bulunmuştur. TÜİK tarafından 2025 yılında yayınlanan Sera Gazı Emisyon İstatistikleri'ne göre, 1990-2023 yılına göre, toplam sera gazı emisyonu, bir önceki yıla göre %1.4 oranında azalarak 2023 yılında 552.2 MtCO2 değerine ulaşmıştır ve sektörlere göre emisyon oranlarında ise en çok payı enerji sektörü kapsamaktadır. İnsanlığın sosyal ve ekonomik kalkınmasını, refahını ve sağlığını karşılamak için enerjiye ve ilgili hizmetlere olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynakları ve sürdürülebilir kentleşme, karbon emisyonlarının azaltılması için kritik öneme sahiptir. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi konular, Karbon Ayak İzini (KAİ) azaltmak için temel stratejiler olarak öne çıkmaktadır. Yerel düzeyde yapılan azaltım çalışmaları küresel düzeyde büyük bir etkiye sahiptir. Kent genelindeki emisyonları azaltmak ve net sıfır emisyonlu şehir hedefine ulaşmak için yapılması gerekenler belirlenmeli ve çeşitli politikalar geliştirilmelidir. Bu bağlamda, şehir ölçeğinde geliştirilecek politikalar şehirdeki KAİ'yi azaltmak için kritik bir öneme sahiptir. Karar vericilerin veya politika yapıcıların alacağı önlemler, etkin politikalar geliştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu tez çalışması, Türkiye'nin en kalabalık dünyanın ise en büyük metropollerinden biri olan İstanbul ili için kent ölçeğinde geliştirilen dinamik bir KAİ ve“Karbonsuzlaştırma Planı”modelini ortaya koymaktadır. İstanbul'da KAİ'nin önemli bir kısmı binalardan ve ulaşımdan kaynaklanmaktadır. Model; öncelikle emisyon kaynaklarının belirlenmesi, sonrasında ise KAİ azaltım çalışmaları ve dengeleyici faaliyetler olmak üzere üç temel bileşenden oluşmaktadır. Değişen ihtiyaçlar olması halinde ise girdi eklemeye uygun yapısıyla da modelin kendisini güncellemesi mümkün olacaktır. KAİ'ye neden olan etmenler ve miktarları belirlendikten sonra ise azaltmak için ne gibi faaliyetlerde bulunulması gerektiği araştırılmalıdır. Kısa (2030 yılı), orta (2040 yılı) ve uzun vadede (2050 yılı) KAİ'nin azaltılması için çeşitli politikalar geliştirilmiş ve bu politikaların uygulanması halinde KAİ'deki değişime dikkat çekilmiştir. Model, bir karar vericinin veya politika yapıcının ne tür politikalar belirleyeceği ve bu politikaların nasıl sonuçlar vereceğini 10 yıl 20 yıl sonrasında görmektense önceden tahmin etmesine fırsat vermektedir. Girdi ve çıktılardan oluşan bu sistemin girdileri KAİ'ye neden olan faktörler, çıktıları ise modelleme sonuçlarına göre KAİ'deki değişimin izlenmesidir. Dolayısıyla seçilen faaliyetin değiştirilmesi, azaltılması ya da azaltma şansı yoksa yeni bir teknolojiye geçilmesi gerekip gerekmediği gibi sorulara cevap aranmaktadır. Bu sistemin amacı, KAİ azaltım stratejilerine göre seçilecek faaliyetlerin her birini ortaya çıkarmak için sisteme yeni girdiler eklemektir. Bu çalışma kapsamında tarım bileşeni dikkate alınmamıştır. Fakat her il özelinde geliştirilerek diğer illere de kolaylıkla uygulanabilir. Girdiler ile modeldeki çıktılar karşılaştırılarak, geleceğe yönelik senaryoların karbon ayak izi üzerindeki etkisi belirlenebilir ve politika yapıcılar kaynaklarını ona göre yönlendirebilir. Azaltım senaryolarına göre önce duyarlık analizi yapılarak, örneğin yenilenebilir enerji oranının %10 artırılması ile karbon ayak izindeki değişim izlenebilir. Böylelikle hangi senaryonun aslında azaltma faaliyetleri üzerindeki etkisi daha çoksa ona yönelinebilir. Kullanıcıya bağlı çeşitli parametrelerin eklenmesi ile sistem kendini güncelleyecek ve 2030 yılı, 2040 yılı ve 2050 yılı için sonuçlar verecektir. Çalışmanın esas amacı, bir arayüz aracılığıyla karar vericinin bir şeye karar verirken, bir şehri planlarken, mevcudu revize ederken nasıl yapması gerektiğine yardımcı olmaktır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yayınlanan Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) kapsamında İstanbul ili özelinde çok senaryolu oluşturulan bu model, ilk kez yedi farklı azaltım senaryosu (örneğin çatılara güneş paneli koyulması, LED dönüşümü, elektrikli ulaşım, ağaçlandırma çalışmaları vb.) 2030 yılı, 2040 yılı ve 2050 yılı için ayrı ayrı modellenerek oluşturulan her bir azaltım senaryosunun karbon ayak izi ve kişi başı karbon ayak izi üzerindeki etkisi belirlenmiş ve hiçbir azaltma faaliyetinin olmadığı durum ile karşılaştırılarak çeşitli politikalar üretilmiştir. Ayrıca gelecekte vatandaşlara ve politika yapıcılara yardımcı olmak ve farkındalık yaratmak amacıyla çalışma kapsamında güneş enerjili bir bina bilgi sistemi de geliştirilmiştir. Geliştirilen“Güneş Enerjili Bina Bilgi Sistemi”, her bir binanın güneş potansiyeli, üretilebileceği elektrik miktarı ve engelleyebileceği karbon miktarı tahmin edebilmekte ve kaç ağaç kurtarılacağı gibi bilgileri de içermektedir. Çalışma kapsamında öncelikle konutlar için, Ulusal Enerji Planı'nda belirtilen yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilecek elektrik enerjisi hedeflerine göre oluşturulan çeşitli senaryolar ile sadece binalardan üretilecek elektrik enerjisinin şehrin KAİ'sine kısa, orta ve uzun vadede etkisi modellenmiştir. Bina çatılarına güneş panelleri kurulması durumunda şehrin elektrik şebekesine olan bağımlılığını azaltarak elektrik üretiminin KAİ üzerindeki etkisi araştırılmıştır. İstanbul'daki yaklaşık 1.3 milyon binanın çatısının güneş potansiyeli, ESRI tarafından geliştirilen ArcGIS yazılımı ile hesaplanmış ve güneş potansiyelinden üretilecek elektrik enerjisi üretimi hesaplanmıştır. Bu çalışmada, İstanbul'daki çatıların güneş panelleri için uygunluğu Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı bir yaklaşım kullanılarak araştırılmıştır. İstanbul'daki yaklaşık 1.3 milyon binanın çatılarının eğim, alan, bakı ve güneş radyasyonu gibi özellikleri hesaplanarak her binanın çatısına güneş panelleri yerleştirilmesi durumunda üretecekleri elektrik enerjisi ve önleyecekleri KAİ hesaplanmıştır. İstanbul'un güneş enerjisi potansiyeli 258.59 TWh olup, çatılarda monokristal silikon güneş panelleri kullanılması durumunda ise üretilecek olan elektrik enerjisi miktarı 29.72 TWh'dir. İstanbul'un toplam çatı üstü elektrik üretiminin, 2023 yılı için İstanbul'daki toplam elektrik tüketiminin %70'ini karşılama potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. 2030 yılında İstanbul için kişi başına tahmini KAİ 4.29 tCO2e/kişi iken, binaların sadece %10'una güneş panelleri kurularak elektrik enerjisi elde edildiğinde bu değer 4.19 tCO2e/kişi'ye düşmektedir. 2040 yılı için kişi başı KAİ tahmini 4.83 tCO2e/kişi iken, binaların %20'sine güneş panelleri kurulduğunda bu değer 4.64 tCO2e/kişi'ye düşmektedir. 2050 yılında, kişi başına KAİ'nin 5.41 tCO2e/kişi iken binaların %30'una güneş panelleri kurulduğunda ise 5.15 tCO2e/kişi'ye düştüğü tespit edilmiştir. Hedeflenen azaltım stratejisi sadece binalar için uygulandığında, kişi başına düşen KAİ'de bir azalma görülmektedir. Ulaşımdan kaynaklı KAİ, İBB SECAP raporunda belirtildiği üzere, mevcut ulaşım araçlarının elektrikli minibüs, elektrikli otobüs ve elektrikli taksilerle değiştirilmesi ile elde edilecek modelleme sonuçlarına dayanmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, kent genelindeki otobüslerin 2030 yılına kadar %30'unun elektrikli otobüsler ile değiştirilmesi ile kişi başına düşen KAİ, 2030 yılı için 4.28 tCO2e/kişi, 2040 yılı için 4.83 tCO2e/kişi ve 2050 yılı için 5.39 tCO2e/kişi olarak hesaplanmıştır. Elektrikli minibüslerin ve elektrikli taksilerin KAİ üzerinde hiç bir azaltma etkisi olmadığı belirlenmiştir. Elektrikli araçların taleplerindeki artış, fosil kaynaklarının kullanımına katkıda bulunabilir bu yüzden temiz elektrik tedariği gibi hususlar da dikkate alınmalıdır. İstanbul'daki ulaşımdan kaynaklanan KAİ'nin önemli bir kısmının aslında toplu taşımadan kaynaklı değil bireysel karayolu ulaşımından kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Kent genelindeki sokak aydınlatma lambaları için yapılan modelleme çalışmalarında, klasik armatürlerin tasarruflu LED armatürlerle değiştirilmesi ile de 2050 yılında KAİ 5.41 tCO2e/kişi'den 5.40 tCO2e/kişi'ye düştüğü belirlenmiştir. Ağaç dikilmesi çalışmalarının da modellenmesi sonucu, KAİ'de düşüş gözlenmiştir. Baz senaryoya göre KAİ, 2030 yılında 4.28 tCO2e/kişi, 2040 yılında 4.78 tCO2e/kişi ve 2050 yılında 5.33 tCO2e/kişi ye düşmektedir. Tüm azaltma çalışmalarının beraber uygulanması halinde ise, KAİ değerleri 2030 yılında 4.29 iken 4.15 tCO2e/kişi, 2040 yılında 4.84 tCO2e/kişi iken 4.54 tCO2e/kişi ve 2050 yılında 5.41 tCO2e/kişi iken 4.99 tCO2e/kişi'ye düşmektedir. Bu çalışma ile, İstanbul'un karbon nötr hedeflerine ulaşmasına ve küresel ölçekte etkili sonuçlar üretmesine katkı sağlamak amaçlamaktadır. Yapılan modelleme sonuçlarına ve duyarlık analizine göre, azaltma faaliyetlerinden konutların çatılarından elektrik enerjisi elde edilmesi ve ağaçlandırma çalışmalarının KAİ üzerinde azaltıcı etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu model önerisi İstanbul için yapılmış olsa da, girdi eklemeye uygun esnek yapısı ile ileride yapılacak çalışmalarda tüm Türkiye'ye veya dünyanın diğer şehirlerine de uygulanabilir. Ayrıca, ilerleyen aşamalarda modelin mobil platformlara taşınması ve kentlerde karbon farkındalığını artıracak şekilde görsel sistemlere de entegre edilmesi hedeflenmektedir.

Özet (Çeviri)

Since it has become clear that the impact of environmental problems on humanity does not affect a single country alone, the fight against these problems continues on an international scale. Global warming and climate change are among the most important environmental issues occupying the world's agenda. As stated in the Paris Agreement, to prevent global warming, it is necessary to“keep the increase in global average temperature below 2°C above pre-industrial levels”and“limit the temperature increase to 1.5°C above pre-industrial levels”and to reduce greenhouse gas emissions by 43% by 2030. Since the beginning of the 21st century, global greenhouse gas emissions have risen, particularly in China and other developing countries. As a result, greenhouse gas concentrations in the atmosphere have increased significantly, strengthening the natural greenhouse effect that negatively affects life on Earth. Climate change, a significant issue on the global agenda, is of particular concern to Turkey due to its geographical location, the concentration of industry and consequently its population in coastal cities, and its status as a developing country. In its first National Determined Contribution (NDC), the Government of the Republic of Turkey adopted 2012 as the reference year and committed to reducing greenhouse gas emissions by 41% by 2030 and achieving net-zero emissions by 2053, based on this reference scenario. According to the Greenhouse Gas Emission Statistics published by the Turkish Statistical Institute (TUIK) in 2025, total greenhouse gas emissions between 1990 and 2023 decreased by 1.4% compared to the previous year, reaching 552.2 MtCO2 in 2023. The energy sector accounted for the largest share of emissions. The need for energy and related services to meet humanity's social and economic development, well-being, and health is steadily increasing. Energy efficiency, renewable energy sources, and sustainable urbanization are critical for reducing carbon emissions. Issues such as energy efficiency and sustainability stand out as fundamental strategies for reducing Carbon Footprint (CFP). Reduction efforts at the local level have a significant impact at the global level. Actions to reduce emissions across the city and achieve the net-zero emission city goal must be identified, and various policies developed. In this context, city-scale policies are critical for reducing the CFP in the city. The measures taken by decision-makers or policymakers are crucial for developing effective policies. This thesis presents a dynamic carbon footprint and“Decarbonization Plan”model developed at the city scale for Istanbul, one of Turkey's most populous and the world's largest metropolises. A significant portion of Istanbul's CFP originates from buildings and transportation. The model consists of three main components: firstly, identifying emission sources; secondly, CFP mitigation efforts; and thirdly, offsetting activities. The model is also adaptable to adding inputs as needs change. After determining the factors and amounts that contribute to the CFP, research should be conducted into which activities should be undertaken to reduce it. Various policies have been developed to reduce the carbon footprint in the short (2030), medium (2040), and long term (2050), and the changes in the CFP if these policies are implemented are highlighted. The model allows a decision-maker or policymaker to predict in advance which policies to determine and what results these policies will yield, rather than waiting 10 or 20 years. This system, consisting of inputs and outputs, uses factors that drive the carbon footprint as inputs and monitors changes in the carbon footprint based on modeling results as outputs. Therefore, it seeks to answer questions such as whether the selected activity needs to be changed or reduced, or if reduction is not possible, whether a new technology should be adopted. The aim of this system is to add new inputs to identify each activity to be selected, according to carbon footprint reduction strategies. This study does not consider the agricultural component. However, it can be easily applied to other provinces by developing it specifically for each province. By comparing inputs with outputs in the model, the impact of future scenarios on the carbon footprint can be determined, enabling policymakers to direct their resources accordingly. A sensitivity analysis can be performed first according to the mitigation scenarios; for example, the change in carbon footprint with a 10% increase in renewable energy can be monitored. Thus, the scenario with the greatest impact on mitigation activities can be chosen. By adding user-dependent parameters, the system will update itself and provide results for 2030, 2040, and 2050. The main aim of the study is to assist decision-makers, through an interface, in determining how to make decisions, plan a city, or revise existing systems. This multi-scenario model, created specifically for Istanbul province within the scope of the Sustainable Energy and Climate Action Plan (SECAP) published by the Istanbul Metropolitan Municipality (IMM), for the first time models seven different mitigation scenarios (e.g., installing solar panels on roofs, LED conversion, electric transportation, reforestation efforts, etc.) for the years 2030, 2040, and 2050. The impact of each mitigation scenario on the carbon footprint and per capita carbon footprint has been determined and compared with a scenario in which no mitigation activities are carried out, thereby informing the development of various policies. Furthermore, a solar-powered building information system has been developed as part of the study to assist citizens and policymakers in the future and raise awareness. The developed“Solar-Powered Building Information System”can estimate each building's solar potential, the electricity it can generate, and the carbon it can prevent, and also provides information such as how many trees will be saved. The study primarily modeled the short-, medium-, and long-term impact of electricity generated solely from buildings on the city's CFP using various scenarios based on the targets for electricity generated from renewable energy sources specified in the National Energy Plan for residential buildings. The impact of installing rooftop solar panels on the CFP, reducing the city's dependence on the electricity grid, was investigated. The solar potential of approximately 1.3 million buildings in Istanbul was calculated using ArcGIS software developed by ESRI, and the electrical energy production generated from this solar potential was estimated. This study investigated the suitability of roofs in Istanbul for solar panels using a Geographic Information Systems (GIS)-based approach. By calculating the slope, area, aspect, and solar radiation characteristics of the roofs of approximately 1.3 million buildings in Istanbul, the electrical energy they would generate and the potential solar energy they would avoid if solar panels were installed on each building's roof were calculated. Istanbul's solar energy potential is 258.59 TWh, and the amount of electrical energy that would be generated if monocrystalline silicon solar panels were installed on the roofs is 29.72 TWh. It was determined that Istanbul's total rooftop electricity production has the potential to meet 70% of its total electricity consumption by 2023. The estimated per capita carbon footprint (CFP) for Istanbul in 2030 is 4.29 tCO2e/person, but installing solar panels on only 10% of buildings to generate electricity reduces this value to 4.19 tCO2e/person. For 2040, the estimated per capita CFP is 4.83 tCO2e/person, but installing solar panels on 20% of buildings reduces this to 4.64 tCO2e/person. In 2050, the per capita CPF is estimated at 5.41 tCO2e/person, but installing solar panels on 30% of buildings reduces it to 5.15 tCO2e/person. A mitigation in per capita CFP is observed when the targeted mitigation strategy is applied only to buildings. The Carbon Footprint (CFP) from transportation, as stated in the IMM SECAP report, is based on modeling results obtained by replacing existing transportation vehicles with electric minibuses, electric buses, and electric taxis. According to these results, replacing 30% of buses in the city with electric buses by 2030 would result in a per capita CFP of 4.28 tCO2e/person in 2030, 4.83 tCO2e/person in 2040, and 5.39 tCO2e/person in 2050. It was determined that electric minibuses and electric taxis had no mitigating effect on the CFP. Increased demand for electric vehicles could increase fossil fuel use; therefore, issues such as a clean electricity supply should also be considered. It was found that a significant portion of the CFP from transportation in Istanbul actually originates not from public transportation but from individual road transportation. Modeling studies conducted across the city have shown that replacing classic luminaires with energy-efficient LED luminaires will reduce the CFP from 5.41 tCO2e/person to 5.40 tCO2e/person in 2050. Modeling of tree planting studies also revealed a decrease in the CFP. According to the baseline scenario, the CFP is projected to decrease to 4.28 tCO2e/person in 2030, 4.78 tCO2e/person in 2040, and 5.33 tCO2e/person in 2050. If all mitigation studies are implemented together, the tCO2e/person ratios will decrease from 4.29 to 4.15 tCO2e/person in 2030, from 4.84 tCO2e/person to 4.54 tCO2e/person in 2040, and from 5.41 tCO2e/person to 4.99 tCO2e/person in 2050. This study aims to contribute to Istanbul's achievement of its carbon neutrality targets and to produce effective results on a global scale. According to the modeling results and sensitivity analysis, generating electricity from residential roofs and afforestation efforts mitigate the carbon footprint. Although this model proposal was developed for Istanbul, its flexible structure, which allows for the addition of inputs, makes it suitable for application to all of Turkey or other cities worldwide in future studies. Furthermore, in later stages, the model is planned to be transferred to mobile platforms and integrated into visual systems to increase carbon awareness in cities.

Benzer Tezler

  1. İnşaat sektöründe karbon ayak izi ve örnek hesaplamalar

    Carbon footprint of construction sector and sample calculations

    SENA AHMETOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çevre Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE GÜL TANIK

  2. Dijitalleşmenin çevre politikalarının yönetimine etkisi: Türkiye-Avrupa Birliği karşılaştırılması

    The effect of digitalization on the management of environmental policies: Comparison between Turkey and the European Union

    GAMZE ŞİMŞEK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Kamu YönetimiSinop Üniversitesi

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZGE ÖNKAN

  3. Mechanical properties of fiber reinforced concrete with recycled steel fibers from waste tires

    Atık lastiklerden elde edilen geri dönüştürülmüş çelik lif içeren lifli betonların mekanik özellikleri

    CANSU ÇOLAK

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2026

    İnşaat Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZKAN ŞENGÜL

  4. High-rate activated sludge process for energy efficient wastewater treatment

    Enerji verimli atıksu arıtımı için yüksek yüklemeli aktif çamur prosesi

    HAZAL GÜLHAN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Çevre Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İZZET ÖZTÜRK

  5. Investigating the effect of thermal bridges through balconies in respect of overall building energy performance

    Balkonlarda oluşan ısı köprülerinin bina enerji performansına olan etkilerinin incelenmesi

    ZAFER YÜCE

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2015

    Enerjiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Enerji Bilimi ve Teknolojileri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HATİCE SÖZER