Serum D vitamini düzeyinin ve vitamin D reseptör mutasyonunun HPV ilişkili servikal intraepitelyal neoplaziler üzerindeki rolü
The role of serum vitamin D level and vitamin D receptor mutation in HPV-related cervical intraepithelial neoplasia
- Tez No: 990574
- Danışmanlar: PROF. DR. ESRA BAHAR GÜR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Çalışmanın amacı Humman Papilloma Virüs (HPV) TİP 16 ve 18 pozitifliği olan hastalarda D vitamini düzeylerinin ve Vitamin D Reseptörü (VDR) polimorfizminin HPV ilişkili servikal intraepitelyal neoplaziler (CIN) üzerindeki rolünü araştırmaktır. Yöntem: Çalışma İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine rutin tarama amaçlı başvuran ve HPV Tip 16 ve/veya Tip 18 pozitifliği saptanması nedenli kolposkopik biyopsi yapılan hastalar üzerinde yapılmıştır. Hastalardan biyopsi öncesi ilk cinsel ilişki yaşı, eğitim durumu, kontrasepsiyon durumu gibi demografik veriler anket yoluyla elde edildi. İşlem öncesi 25-hidroksi vitamin D (25(OH)D3) ve VDR polimorfizm çalışılmak üzere kan tahlilleri alındı. Hastaların biyopsi sonuçları, D vitamini seviyeleri, polimorfizm sonuçları ve demografik verileri kaydedildi. Bu veriler sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Ayrıca hasta grubu patoloji verilerine göre normal, CIN1, CIN 2-3 veya servikal malignite olarak kendi içinde 3 grupta sınıflandırıldı ve guplar kendi içinde de karşılaştırıldı. Tüm çalışma için p değeri <0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışma grubu ile kontrol grubu arasında yaş, gebelik durumu, ek hastalık varlığı, bağımlılık durumu, ilk cinsel ilişki yaşı, son 6 aydaki partner sayısı, D vitamini düzeyi ve reseptör mutasyon sonucu açısından istatistiksel fark saptanmadı. (sırasıyla p=0,87, p=0,61, p=0,62, p=0,98, p=0,42, p=0,35, p=0,12 ve p=0,47) Kontrol grubu ve çalışma grubu arasında vücut kitle indeksi (BMI), rahim içi araç (RİA) kullanımı, ömür boyu cinsel partner sayısı, eğitim durumu ve medeni durum açısından anlamlı farklar saptandı.(sırasıyla p=0,001, p=0,03 ve p=0,01, p=0,01 ve p=0,002) HPV (+) hastalar her 3 grupta incelendiğinde D vitamini düzeyi ve reseptör mutasyon sonucu açısından istatistiksel bir fark saptanmadı (sırasıyla, p=0,17 ve p=0,83). D vitamininin CIN 1,2,3 ve maligniteyi öngörme açısından en iyi sensitivite ve en iyi spesifiteye sahip seviye eşik değeri 22,6 ng/mL olarak bulundu. Buna göre 22,6 ng/mL altı değere sahip olan hastalar (n=91) ile 22,6 ng/mL'den yüksek değere sahip olan hastalar (n=50) karşılaştırıldığında düşük D vitamine sahip hastalar arasında CIN 1,2,3 ve malignite oranı %41,7 (n=38) iken yüksek D vitamine sahip hastalarda bu oran %22,0 (n=11) idi ve aradaki bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,01) Sonuçlar: Mevcut bulgular ışığında VDR polimorfizmi ile HPV veya CIN arasında istatistiksel anlamlı ilişki saptanmamıştır. Bununla beraber düşük D vitamini düzeyleri ile yüksek CIN dereceleri arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak D vitamini eksikliği HPV persistansı için bir risk faktörü olabilir. VDR polimorfizminin HPV persistansı üzerindeki potansiyel etkisini ortaya koymak için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Aim: This study aimed to investigate the role of vitamin D levels and vitamin D receptor (VDR) polymorphism in HPV-related cervical intraepithelial neoplasia (CIN) among patients who tested positive for Human Papillomavirus (HPV) types 16 and 18. Methods: The study included patients who were referred to the Department of Obstetrics and Gynecology of İzmir Atatürk Training and Research Hospital for routine screening and underwent colposcopic biopsy due to positivity for HPV type 16 and/or 18. Demographic data such as age at first sexual intercourse, educational status, and contraceptive use were collected via questionnaire. Blood samples were taken before biopsy to assess 25-hydroxyvitamin D (25(OH)D3) levels and to work on VDR polymorphism. Biopsy results, vitamin D levels, polymorphism results, and demographic data were recorded and compared with a healthy control group. Additionally, patients were categorized into three groups based on pathological findings: normal, CIN1, and CIN 2–3 or cervical malignancy, and intra-group comparisons were performed. A p-value <0.05 was considered statistically significant. Results: There were no statistically significant differences between the study and control groups in terms of age, gravidity, comorbidities, substance use, age at first sexual intercourse, number of sexual partners in the last 6 months, vitamin D level, or receptor mutation status (p=0.87, p=0.61, p=0.62, p=0.98, p=0.42, p=0.35, p=0.12, and p=0.47, respectively). Significant differences were found between the groups in terms of body mass index (BMI), intrauterine device (IUD) use, lifetime number of sexual partners, educational status, and marital status (p=0.001, p=0.03, p=0.01, p=0.01, and p=0.002, respectively). Among HPV-positive patients, no statistically significant difference was observed between the three groups in terms of vitamin D level and receptor mutation status (p=0.17 and p=0.83, respectively). The optimal vitamin D threshold for predicting CIN 1, 2, 3, and malignancy in terms of sensitivity and specificity was determined to be 22.6 ng/mL. According to this among patients with vitamin D levels below 22.6 ng/mL (n=91), the rate of CIN 1, 2, 3, and malignancy was 41.7% (n=38), while in those with levels above 22.6 ng/mL (n=50), this rate was 22.0% (n=11), and the difference was statistically significant (p=0.01). Conclusion: Based on the current findings, no statistically significant association was found between VDR polymorphism and HPV or CIN. However, a significant association was observed between lower vitamin D levels and higher CIN grades. Therefore, vitamin D deficiency may be a potential risk factor for HPV persistence. More comprehensive studies are needed to clarify the potential impact of VDR polymorphism on HPV persistence.
Benzer Tezler
- Açıklanamayan infertilite olgularında serum ve gonadal sıvı d vitamini ile gonadal sıvı d vitamini reseptör düzeyinin rolünün araştırılması
Role of serum and gonadal fluid vitamin d levels and gonadal fluid vitamin d receptor levels in unexplained infertility cases
ÖZGE CİNDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
BiyokimyaBursa Uludağ ÜniversitesiTıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ESMA GÜR
- Böbrek nakli alıcılarında kronik rejeksiyon gelişiminde vitamin D ve vitamin D reseptör düzeyinin rolü
The role of vitamin D and the vitamin D receptor levels in development ofchronic rejection in kidney transplant recipients
TUBA VURAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
NefrolojiAkdeniz Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLTEKİN SÜLEYMANLAR
- İnaktif hepatit B taşıyıcılarında D vitamini düzeyi ve vitamin D reseptör(VDR) gen polimorfizminin incelenmesi
Investigate of vitamin d levels and vitamin D receptor (VDR) gene polymorphisms in inactive hepatitis B carriers.
SÜLEYMAN ALBAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Aile Hekimliğiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ESRA MELTEM KOÇ
- Akut viral bronşiolitli hastalarda D vitamini düzeyi ve D vitamini reseptör gen polimorfizmi
Vitamin D levels and vitamin D receptor gene polymorphisms in patients with acute viral bronchiolitis
CEM KORAY FIRAT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıBülent Ecevit ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
YRD. DOÇ. DR. İBRAHİM ETEM PİŞKİN
- Tiroid kanserinde otofaji, oksidatif hasar ve D vitamini ilişkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship with autophagy, oxidative damage and vitamin D in thyroid cancer
MEHMET NACİ TEKTAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
BiyokimyaErciyes ÜniversitesiTıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ DİDEM BARLAK KETİ