Geri Dön

Tiyatro ve eleştiri ilişkisinin teorik boyutları

Theoretical dimensions of the relationship between theatre and criticism

  1. Tez No: 991091
  2. Yazar: BATUHAN ŞUORUÇ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SELÇUK ÇIKLA
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Türk Dili ve Edebiyatı, Turkish Language and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Eleştiri, sanat, sanat akımları, tiyatro, tiyatro türleri, Dramaturji, Türk dili ve edebiyatı, Art, art movements, criticism, currents, theatre, types of theatre, Dramaturgy, Turkish language and literature
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ondokuz Mayıs Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Tiyatro, dünya sanat tarihine tarihin oldukça erken döneminde girmiş bir sanat dalıdır. Diğer birçok sanat dalından ayrı olarak tiyatro sanatı daima canlı bir tür olma özelliği taşımaktadır. Bu yönüyle tiyatro, anın ve anda olanların ele alındığı bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple de icra edildiği zemin ve zamanda olup biten olgu ve olaylardan bağımsız hareket etmemektedir. Oyun yazarlarının ve eleştirmenlerin, ortaya çıktığı ilk andan itibaren tiyatro oyunlarının merkezine daima eleştiri kavramını yerleştirmiş oldukları görülmektedir. Tarihsel anlamda bugünkü hâliyle Antik Yunan'da ortaya çıkan tiyatro sanatında; oyun yazarlarının tragedya ve komedyalarda toplumsal sorunları ele almaları ve bu konuda insanlarda bir farkındalık oluşturmaya çalıştıkları gözlemlenir. Dini, sosyolojik, psikolojik, politik hususlar başta olmak üzere insanların pratik yaşamlarındaki birçok aksaklık, tiyatro oyunlarına taşınarak seyircilerde bir bilinç oluşturulmaya ve aksaklıkların giderilmesine gayret edilmiştir. Tiyatro tarihinde hemen her dönemin kendisine özgü koşullarıyla birlikte ele alınan eleştiri konularının da çeşitlilik gösterdiği görülmektedir. Süreç içinde farklı türlere ayrılarak sahnelenen oyunlarda bu çeşitliliği rahatlıkla gözlemlemek mümkündür. Sanat eserlerinde eleştiri; insanın, duygu, düşünce ve eylemlerini en doğru olana evriltmek için kullanılmıştır. Böylelikle ideal insan ortaya çıkmış olacaktır. Sanat eserleri hemen her dönemde farklı etkenler aracılığıyla değişen ideal insanı ortaya çıkarmak için bir çaba göstermiştir. Toplumsal koşulları da merkeze alarak ideal insanın özelliklerini belirlemeye çalışan sanatçılar aynı duyarlılıkla hareket ederek belirli akımlar oluşturmuşlardır. Bu akımların öngördüğü şekilde kurgulanan karakterler aracılığıyla insanlar için örnek bir insan tasarlanmaya çalışılmıştır. Ne var ki yer yer birbirlerinden istifade etmekle birlikte hemen her bir akım kendisinden bir önceki akımda kurgulanan ideal insanı eksik bularak tepki göstermiştir. Her bir akımın temsilcileri ve takipçileri bu doğrultuda anti tezler kaleme almış dahası kurguladıkları yeni insanda olması gereken özellikleri ortaya koyarken esas itibarıyla diğer akımlara yönelik eleştirilerini de bu karakterlerin ve farklı çevrelerin vasıflarıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ele almışlardır. Dünyada değişen statükoyla beraber sanat faaliyetleri de kendilerine belirli yönler tayin etmişlerdir. Özellikle I. ve II. Dünya Savaşı'nın etkisiyle başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok yerinde avangard akımlar ortaya çıkmış, çeşitli tiyatro kuramcıları ve yönetmenler hem kendilerinden önceki akımları ve kuramları merkeze alan eleştirel faaliyetlerde bulunmuşlar hem de toplumsal aksaklıklara yönelik eleştirel düşüncelerini dile getirmişlerdir. Eleştirilerini dile getirirken kimi kuramcılar konuyu merkeze alan, kimileri seyirciyi kimileriyse oyuncuyu merkeze alan bir bakış açısı getirmişlerdir. Çalışmamızda tiyatro sanatının tarihi serencamını da dikkate alarak eleştiri kavramına teorik ve pratik yönleriyle nasıl yaklaşıldığını ortaya koymaya çalıştık. Bunu yaparken eleştiri ve eleştirmen kavramına, tiyatroda eleştiri kavramının ne şekilde yer tuttuğuna, tarihi dönemlerde hangi eleştirel unsurların ele alındığına, tiyatro türlerinde eleştiri kavramının hangi yönleriyle öne çıktığına, edebî akımların birbirlerine ve topluma yönelik eleştirilerine ve yirminci yüzyılda ortaya çıkan, etkisini günümüzde de sürdüren birçok avangard akıma ve tiyatro kuramlarına yer verdik.

Özet (Çeviri)

Theatre is an art form that emerged quite early in the history of world art. Unlike many other art forms, theatre has always existed as a live genre. Thanks to this feature, theatre stands out as a genre that deals with events happening in the moment. For this reason, theatre does not operate independently of the events that take place in the setting and time in which it is performed. It can be observed that from the very moment it emerged, theatre plays have always placed the concept of criticism at their centre. In the theatre art that historically appeared in Ancient Greece in its current form, it is observed that playwrights addressed social issues in tragedies and comedies and tried to create awareness among people in this regard. Religious, sociological, psychological, and political matters, as well as many shortcomings in people's practical lives, were brought into theatre plays to raise awareness among audiences and strive to resolve these issues. In theatre history, it is seen that the subjects of criticism, considered alongside the specific conditions of each era, also show diversity. It is possible to easily observe this diversity in plays staged across different genres over time. In works of art, the concept of criticism has been used to evolve human feelings, thoughts, and actions towards the most correct. Thus, the ideal human is expected to emerge. Artworks have endeavoured in almost every era to reveal the ideal human, which changes through various factors. Artists, attempting to determine the qualities of the ideal human by also focusing on social conditions, have formed specific movements with the same sensitivity. Through characters constructed according to the vision of these movements, an exemplary human has been sought to be designed for people. However, while occasionally drawing on each other, almost every movement reacted by finding the ideal human conceptualised in the previous movement lacking. In this context, they have written antitheses, and furthermore, while outlining the qualities that should be present in the new human they envisaged, they have essentially addressed their criticisms of other movements directly or indirectly through the traits of these characters and their surroundings. Along with the changing status quo in the world, artistic activities have also determined specific directions for themselves. Especially with the impact of World War I and II, avant-garde movements emerged in many parts of the world, particularly in Europe, and various theatre theorists and directors engaged in critical activities focusing on the movements and theories that preceded them as well as expressed their critical thoughts on social dysfunctions. While expressing their criticisms, some theorists adopted a perspective centred on the subject, others focused on the audience, and some on the actor. In our study, taking into account the historical trajectory of the art of theatre, we sought to demonstrate how the concept of criticism is approached both theoretically and practically. In doing so, we addressed the concept of criticism and the critic, how the concept of criticism holds a place in theatre, which critical elements were considered in historical periods, which aspects of the concept of criticism stand out in different theatre genres, the criticisms of literary movements towards each other and society, and many avant-garde movements and theatre theories that emerged in the twentieth century and whose influence continues today.

Benzer Tezler

  1. Staging the soul: Eugene O`Neill and American expressionism

    Modern Amerikan tiyatrosunun kuruluşu ve gelişiminde Avrupa'nın etkisi ve Eugene O`Neill

    SIRMA SORAN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2002

    Amerikan Kültürü ve EdebiyatıAnkara Üniversitesi

    Batı Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YUSUF ERADAM

  2. Eleştirel söylem analizi bağlamında M.A. Bulgakov'un dramaturjisi (1920'li yıllar)

    M. A. Bulgakov's dramaturgy in the context of critical discourse analysis (1920's)

    GAMZE ÜÇER AKTUĞ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Batı Dilleri ve Edebiyatıİstanbul Üniversitesi

    Slav Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMİNE İNANIR

  3. Fredric Jameson'ın bütünleyici eleştirel stratejisi meta teoriye dönüş

    Jameson's integrative critical strategy return to meta theory

    MEDİHA OYA YAĞCI

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Siyasal BilimlerGazi Üniversitesi

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GONCA BAYRAKTAR-DURGUN

  4. Transformation of ethics in post-truth era and contemporary British drama

    Hakikat sonrası çağda etiğin dönüşümü ve çağdaş İngiliz tiyatrosu

    AYŞEN DEMİR KILIÇ

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    İngiliz Dili ve EdebiyatıEge Üniversitesi

    İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYLİN ATİLLA MAT

  5. Çağdaş Türk tiyatrosunda geleneksellik

    Tradition in contemporary Turkish theatre

    YAVUZ PEKMAN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Sahne ve Görüntü Sanatlarıİstanbul Üniversitesi

    Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. DİKMEN GÜRÜN UÇARER