Jürgen Habermas'ın felsefesinde insan doğasının sosyal inşası
The social construction of human nature in the philosophy of Jürgen Habermas
- Tez No: 995863
- Danışmanlar: DOÇ. DR. İSMAİL SERİN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Felsefe, Philosophy
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ondokuz Mayıs Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, Jürgen Habermas'ın toplumsal teorisi çerçevesinde insan doğasının biyolojik ya da değişmez bir öz olarak değil; tarihsel, toplumsal ve iletişimsel süreçler içerisinde inşa edilen dinamik bir yapı olarak nasıl kavramsallaştırıldığını incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, modern toplumlarda bireyin kimlik, öznellik ve eylem kapasitesinin hangi toplumsal ve kurumsal dinamikler aracılığıyla biçimlendiğini ortaya koymak ve insan doğasının sosyal inşa sürecini Habermas'ın kuramsal yaklaşımı doğrultusunda analiz etmektir. Bu doğrultuda çalışma, insan doğasına ilişkin Antik Çağ'dan modern döneme uzanan felsefi tartışmaları tarihsel bir çerçevede ele almakta; akıl, rasyonalite ve normatif düzen anlayışlarının insan tasavvurunu nasıl dönüştürdüğünü incelemektedir. Çalışmada ayrıca, modern toplumun yapısal dönüşümü modern kapitalist toplumlar bağlamında ele alınmakta; bu dönüşümün bireyin yaşam evreni üzerindeki etkileri Habermas'ın sistem ve yaşam evreni ayrımı temelinde analiz edilmektedir. Araçsal rasyonalitenin toplumsal alanlarda genişlemesiyle birlikte insanın anlam üretme, iletişim kurma ve özgürce eylemde bulunma kapasitesinin nasıl sınırlandığı ortaya konulmaktadır. Bu süreçte yaşam evreninin sistem tarafından kolonize edilmesi, insan doğasında ortaya çıkan toplumsal patolojilerle ilişkilendirilmekte; bireyin toplumsal ilişkiler ağında giderek edilgenleştiği gösterilmektedir. Bu doğrultuda kamusal alan, insan doğasının toplumsal olarak kurulduğu ve yeniden üretildiği temel bir zemin olarak değerlendirilmektedir. Buna paralel olarak iletişimsel eylem yaklaşımı, insanın yalnızca sistemin işleyişine uyum sağlayan bir varlık olmadığını; aksine dilsel etkileşimler ve karşılıklı anlama yoluyla tarihsel ve kültürel birikimi dönüştürebilen, özgürleşme potansiyeline sahip bir özne olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, insan doğasının sabit bir yapıdan ziyade, tarihsel deneyimler, kültürel pratikler, dilsel etkileşimler ve kurumsal yapılar aracılığıyla sürekli yeniden inşa edilen bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma, insan doğasının toplumsal inşa sürecinin, yaşam evreninin sistem baskılarından korunması ve iletişimsel eyleme dayalı, katılımcı ve müzakereye açık bir kamusal alanın güçlendirilmesiyle mümkün olabileceği sonucuna ulaşmaktadır.
Özet (Çeviri)
This study examines how human nature is conceptualized within Jürgen Habermas's social theory not as a biological or immutable essence, but as a dynamic structure constructed through historical, social, and communicative processes. The primary aim is to reveal the social and institutional dynamics through which individuals' identity, subjectivity, and capacity for action are shaped in modern societies. In this respect, the study addresses philosophical debates on human nature from Antiquity to the modern period, examining how conceptions of reason, rationality, and normative order have transformed the human image. Furthermore, the study analyzes the structural transformation of modern capitalist societies and its effects on the individual's lifeworld, based on Habermas's distinction between system and lifeworld. It demonstrates how the expansion of instrumental rationality in social spheres constrains human capacities for meaning-making and free action. In this process, the colonization of the lifeworld by the system is associated with social pathologies, showing how individuals are increasingly rendered passive within social networks. Within this framework, the public sphere is evaluated as a fundamental domain in which human nature is socially constructed and reproduced. Correspondingly, the theory of communicative action posits that human beings are not merely entities adapting to the system; rather, through linguistic interaction and mutual understanding, they remain subjects capable of preserving their potential for emancipation. The findings suggest that human nature is not a fixed structure but a process continuously reconstructed through cultural practices and institutional arrangements. Accordingly, the study concludes that human emancipation is possible only by protecting the lifeworld from systemic pressures and strengthening a participatory and deliberative public sphere.
Benzer Tezler
- Kant'ın felsefi antropolojisi ve çağdaş felsefeye etkileri
Kant's anthropology and its influence on contemporary philosophy
ÖZLEM DUVA KAYA
- Çağdaş politika felsefesinde insan hakları tartışmaları: Ronald Dworkin, Jürgen Habermas, Michel Foucault
The debates on human rights in contemporary political philosophy: Ronald Dworkin, Jürgen Habermas, Michel Foucault
FERDA YILDIRIM
Doktora
Türkçe
2022
FelsefeMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KURTUL GÜLENÇ
- Kant'ın transandantal felsefesinde hukukun ve adaletin ahlak zemininde temellendirilmesi
The moral foundation of law and justice in Kant's transcendental philosophy
GÖKHAN SAVAŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
HukukMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HASAN BÜLENT GÖZKAN
- The triengle of publicness, communication and democracy in Habermas's thought
Habermas düşüncesinde kamusallık, iletişim ve demokrasi üçgeni
ÖMER TURAN
Yüksek Lisans
İngilizce
2004
Siyasal BilimlerOrta Doğu Teknik ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. CEM DEVECİ