Tutuklamanın anayasal ölçütleri
Constitutional criteria of detention
- Tez No: 996496
- Danışmanlar: PROF. DR. AYŞE NUHOĞLU
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Hukuk, Law
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Medipol Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kamu Hukuku Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Tutuklama, ceza muhakemesi hukukunda en ağır koruma tedbiri olarak öne çıkmakta ve Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını doğrudan sınırlamaktadır. Bu nedenle, tutuklama tedbirinin anayasal ve yasal ölçütlere sıkı sıkıya bağlı kalınarak uygulanması esastır. Anayasa'nın lafzı ve ruhu, tutuklamanın ancak“suçluluğun kuvvetli belirtilerinin varlığı”ve“bir tutuklama nedeninin”(kaçma, delilleri karartma veya suçu tekrarlama şüphesi) somut ve gerçek delillerle ortaya konulması halinde mümkün olabileceğini öngörmektedir. Daha da önemlisi, temel hakların sınırlanmasında evrensel bir ilke olan“orantılılık”prensibi, tutuklama kararının verilmesinde ve süresinin belirlenmesinde en temel anayasal ölçütü oluşturur. Tutuklama, ancak daha hafif tedbirlerin (adli kontrol gibi) yetersiz kalacağı durumlarda, yani“son çare”olarak başvurulması gereken bir tedbirdir ve cezalandırma amacı taşımamalıdır. AİHS ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla da pekiştirilen bu ilkeler ışığında, hukuka aykırı veya mesnetsiz tutuklamalar, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak tazminat yükümlülüğünü doğurur. Sonuç olarak, tutuklama tedbirinin meşruiyeti, ancak bu sıkı anayasal ve yasal ölçütlere riayet edilmesiyle sağlanabilir.
Özet (Çeviri)
Detention stands out as the most severe protective measure in criminal procedure law and directly restricts the right to personal liberty and security, as guaranteed in Article 19 of the Constitution. Therefore, it is essential that the measure of detention is applied in strict adherence to constitutional and legal criteria. The letter and spirit of the Constitution foresee that detention is permissible only upon the demonstration of“strong indications of guilt”and the existence of“a ground for detention”(such as flight risk, risk of tampering with evidence, or suspicion of reoffending) established through concrete and factual circumstances. More importantly, the principle of“proportionality”, a universal tenet in the limitation of fundamental rights, constitutes the most fundamental constitutional criterion both for the decision to detain and for the determining of its duration. Detention must be resorted to only as a“last resort”, that lighter measures (such as judicial control) would be insufficient, and it must not serve a punitive purpose. Under the principles reinforced by the jurisprudence of the European Court of Human Rights (ECHR) and the Constitutional Court, unlawful or unjustified detentions give rise to a right to compensation as a requirement of the rule of law. Consequently, the legitimacy of the detention measure can be ensured only by strict compliance with these constitutional and legal criteria.
Benzer Tezler
- Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru kararlarında tutuklama
Arrest in individual application decisions to the Constitutional Court
EZGİ DEMİRCİ
- Bir koruma tedbiri olarak Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda tutuklama
Detention as a preventative measure in the Turkish Criminal Procedure Law
ZEKİYE ÖZEN İNCİ
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre haksız tutuklamadan doğan zararların giderilmesi
According to Criminal Procedure Code no. 5271 compensation for damage resulted from unjust arrestment
AHMET TANYER
Yüksek Lisans
Türkçe
2012
HukukErzincan ÜniversitesiKamu Hukuku Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. M. EMİN RUHİ
- Ceza Muhakemesi Hukukunda koruma tedbiri olarak tutuklama
Detention as a preventative measure in Criminal Prosedure Law
VOLKAN YETİŞTİRİCİ
Yüksek Lisans
Türkçe
2013
HukukDokuz Eylül ÜniversitesiKamu Hukuku Ana Bilim Dalı
PROF. DR. VELİ ÖZER ÖZBEK