Uterin myomların tedavisinde farklı histerektomi tekniklerinin intraoperatif ve postoperatif karşılaştırılması ve değerlendirilmesi
Comparison and evaluation of intraoperative and postoperative hysterectomy techniques in the treatment of uterine myomas
- Tez No: 998211
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ŞÜKRÜ YILDIZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Total laparoskopik histerektomi, total abdominal histerektomi, vajinal histerektomi, myoma uteri, leiomyom, Total laparoscopic hysterectomy, total abdominal hysterectomy, vaginal hysterectomy, myoma uteri, leiomyoma
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Histerektomi, benign jinekolojik hastalıklarda sık uygulanan bir cerrahi yöntemlerindendir. Myoma uteri nedeniyle ameliyat edilen olgularda yaklaşım seçimi; cerrahi deneyim, hasta özellikleri ve perioperatif riskler doğrultusunda değişmektedir. Bu çalışmada, myoma uteri nedeniyle uygulanan total abdominal histerektomi (TAH), vajinal histerektomi (VAH) ve total laparoskopik histerektomi (TLH) yöntemlerinin cerrahi etkinlikleri, komplikasyon oranları ve erken dönem klinik sonuçlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2023–Ocak 2025 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde myoma uteri endikasyonu ile histerektomi yapılan toplam 180 olgu retrospektif olarak incelendi. Olgular, her biri 60 hastadan oluşan TAH, VAH ve TLH gruplarına ayrıldı. Hastaların demografik özellikleri, komorbiditeleri, operasyon süreleri, tahmini kan kaybı, preoperatif ve postoperatif 24. saat hemoglobin ve hematokrit değişimleri, komplikasyonlar, taburculuk süresi, barsak fonksiyonlarına dönüş süresi ve taburculuk sonrası ilk 30 gün içinde yeniden hastaneye yatış durumları değerlendirildi. Bulgular: Gruplar arasında yaş VAH olan hastaların daha ileri yaş olması ve erken dönemde Vah yapılmamış olması nedeni ile anlamlı farklılık saptanmış olup (p<0,012) vücut kitle indeksi ve parite açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Operasyon süresi açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmazken (p=0,572), tahmini kan kaybı miktarları arasında belirgin farklılık olduğu görüldü (p<0,001). En yüksek tahmini kan kaybı TAH grubunda izlenmiş olup, post-hoc analizlerde TAH grubundaki kan kaybının TLH ve VAH gruplarına göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptandı. Her üç cerrahi grupta da postoperatif 24. saat hemoglobin ve hematokrit değerlerinde preoperatif değerlere kıyasla anlamlı düşüş izlendi (tümü için p<0,001); ancak gruplar arasında preop–postop hemoglobin ve hematokrit farkları açısından anlamlı fark saptanmadı (p=0,103 ve p=0,121). Taburculuk süresi ve barsak fonksiyonlarına dönüş süresi açısından gruplar arasında anlamlı fark bulundu. TAH grubunda taburculuk süresi ve barsak fonksiyonlarına dönüş süresi anlamlı derecede daha uzun olup, minimal invaziv gruplarda daha kısa saptandı (sırasıyla p=0,002 ve p<0,001). Post-hoc analizlerde barsak fonksiyonlarına dönüş süresinin TAH > TLH > VAH şeklinde sıralandığı belirlendi. Postoperatif komplikasyon oranlarının en yüksek TAH grubunda olduğu, TLH ve VAH gruplarında ise daha düşük oranlarda izlendiği saptandı. İntraoperatif mesane–üreter yaralanması yalnızca TLH grubunda 3 olguda (%5,0) görülmüş olup, gruplar arasında anlamlı fark bulundu (p=0,047). Yeniden hastaneye yatış oranları değerlendirildiğinde, TAH grubunda %15,0, TLH grubunda %5,0 ve VAH grubunda %0 oranında yeniden yatış izlendi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0,001). Sonuç: Bu çalışma, minimal invaziv histerektomi yaklaşımlarının, özellikle vajinal histerektominin, erken dönem klinik sonuçlar açısından abdominal yaklaşıma kıyasla belirgin avantajlar sağladığını göstermektedir. Uygun hasta seçimi ve cerrahi deneyim sağlandığında, cerrahi yaklaşımın bireyselleştirilmesi ve minimal invaziv tekniklerin birinci seçenek olarak değerlendirilmesi hasta bakımında daha iyi sonuçlar elde edilmesine katkı sağlayacaktır.
Özet (Çeviri)
Objective: Hysterectomy is one of the most frequently performed surgical procedures for benign gynecologic diseases. In patients operated for myoma uteri, the choice of surgical approach varies according to surgical experience, patient characteristics, and perioperative risk factors. This study aimed to compare the surgical effectiveness, complication rates, and early clinical outcomes of total abdominal hysterectomy (TAH), vaginal hysterectomy (VAH), and total laparoscopic hysterectomy (TLH) performed for myoma uteri. Materials and Methods: A total of 180 patients who underwent hysterectomy for myoma uteri between January 2023 and January 2025 at the University of Health Sciences Bakırköy Dr. Sadi Konuk Training and Research Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, were retrospectively evaluated. Patients were divided into three groups of 60 each: TAH, VAH, and TLH. Demographic characteristics, comorbidities, operative time, estimated blood loss, preoperative and postoperative 24th-hour hemoglobin and hematocrit changes, complications, length of hospital stay, time to return of bowel function, and readmission within the first 30 days after discharge were analyzed. Results: A statistically significant difference was found between groups in terms of age, explained by the higher age of patients in the VAH group and the lower rate of VAH procedures in the earlier period (p<0.012), whereas no significant difference was detected for body mass index or parity. There was no significant difference in operative time among the groups (p=0.572), but estimated blood loss differed significantly (p<0.001). The highest estimated blood loss was observed in the TAH group, and post-hoc analyses demonstrated that blood loss in the TAH group was significantly higher than in the TLH and VAH groups. In all three surgical groups, postoperative 24th-hour hemoglobin and hematocrit values showed a significant decrease compared with preoperative levels (all p<0.001); however, the magnitude of preoperative–postoperative change did not differ significantly between groups (p=0.103 and p=0.121, respectively). Significant differences were observed among groups regarding length of hospital stay and time to return of bowel function. Both parameters were significantly longer in the TAH group and shorter in the minimally invasive groups (p=0.002 and p<0.001, respectively). Post-hoc analysis showed that time to return of bowel function followed the order TAH > TLH > VAH. Postoperative complication rates were highest in the TAH group and lower in the TLH and VAH groups. Intraoperative bladder–ureter injury occurred only in the TLH group in 3 cases (5.0%), with a significant difference between groups (p=0.047). Readmission rates were 15.0% in the TAH group, 5.0% in the TLH group, and 0% in the VAH group, with a statistically significant difference among groups (p=0.001). Conclusion: This study demonstrates that minimally invasive hysterectomy approaches, particularly vaginal hysterectomy, provide clear advantages over the abdominal approach in terms of early clinical outcomes. With appropriate patient selection and adequate surgical experience, individualized surgical planning and prioritization of minimally invasive techniques may contribute to improved patient care outcomes.
Benzer Tezler
- Laparoskopik Myomektomi vakalarında barbed sütur ile vicryl süturun karşılaştırılması ; Randomize çalışma
Comparison of barbed suture and vicryl suture in Lparoscopic Myomectomy cases; A randomized study
SEZİN ATEŞ TATAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BURAK KARADAĞ
- Laparotomik miyomektomi yapılan hastalarda perioperatif ve postoperatif dönemde traneksamik asit kullanımının kanama miktarı üzerine etkisi
The effect of tranexamic acid use on the amount of bleeding in perioperative and postoperative periods in patients in undergoing open abdominal myomectomy, Hacettepe University Faculty of Medicine
AYŞE SENA KÜÇÜKKAYIKCI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Kadın Hastalıkları ve DoğumHacettepe ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İBRAHİM ESİNLER
- Kliniğimizde yapılan histeroskopik cerrahi olgularının retrospektif olarak değerlendirilmesi
The effect of different exercise modalities on hand wristjoint range of motion and hand grip strength in healthyyoung men
KEVSER ARKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Kadın Hastalıkları ve DoğumKahramanmaraş Sütçü İmam ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SÜLEYMAN MURAT BAKACAK
- Endometriyal patolojilerin belirlenmesinde histeroskopinin yeri: Tanısal önemi ve diğer tanısal testlerle karşılaştırılması
The role of hysteroscopy in diagnosis of endometrial pathology: Diagnostic value and comparison with the other diagnostic modalities
ADNAN ŞAAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2003
Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF.DR. FUAT DEMİRKIRAN
- Basedow-graves hastalığında cerrahi ve radyoaktif iyot tedavisinin etkinliğinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
M. LEVENT CAN