Bir aile hekimliği birimine kayıtlı 65 yaş ve üzeri kişilerde kardiyovasküler risk değerlendirmesi ve kırılganlık düzeyi arasındaki ilişki
The relationship between cardiovascular risk assessment and frailty levels in individuals aged 65 and over who are registered at a family medicine unit
- Tez No: 1000543
- Danışmanlar: DOÇ. DR. DUYGU YENGİL TACİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar, ileri yaş grubunda morbidite ve mortalitenin başlıca nedenleri arasında yer almakta olup, yaşlanma ile artan kırılganlık durumu da olumsuz sağlık sonuçları, hastaneye yatış ve mortalite riskinde artış ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle yaşlı kişilerde kardiyovasküler riskin doğru değerlendirilmesi ve kırılganlığın erken dönemde tanınması, bireyselleştirilmiş koruyucu ve tedavi edici yaklaşımlar açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, birinci basamak sağlık hizmetine başvuran 65 yaş ve üzeri kişilerde kardiyovasküler hastalık risk düzeyleri ile klinik kırılganlık durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu iki durumun sosyodemografik, klinik ve biyokimyasal özelliklerle olan bağlantısının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya, 24.12.2025-15..01.2026 tarihleri arasında Ankara Keçiören Şenyuva Aile Sağlığı Merkezi 234 No'lu Aile Hekimliği Birimi'ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri yaşlı sağlığı izlemi için başvuran 183 gönüllü katılımcı dahil edildi. Veriler, yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanan 24 maddelik yapılandırılmış anket formu ile Aile Hekimliği Bilgi Sistemi ve Hastalık Yönetimi Platformu üzerinden elde edilen tıbbi kayıtlar aracılığıyla toplanmıştır. Yaşlı kişilerde kırılganlık düzeyi Klinik Kırılganlık Ölçeği (KKÖ; Clinical Frailty Scale, CFS) kullanılarak değerlendirilmiştir. Kardiyovasküler risk değerlendirmesi, 65-69 yaş aralığındaki kişiler için SCORE2, 70 yaş ve üzeri kişiler için ise SCORE2-OP risk kategorileri kullanılarak yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS 25.0 programı ile gerçekleştirilmiş olup, p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 65 yaş ve üzeri toplam 183 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması ileri yaş grubunu temsil edecek şekilde olup, örneklemin önemli bir kısmı çok yüksek kardiyovasküler risk kategorisinde yer almaktadır. Klinik Kırılganlık Ölçeği puan ortalaması 3,51±1,38 olarak saptanmış, 70 yaş ve üzeri grupta kırılganlık puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcıların büyük viii bölümünün“kolay incinebilir”ve“iyi idare edebilir”kategorilerinde yoğunlaştığı belirlenmiştir. Kardiyovasküler risk değerlendirmesinde, 65-69 yaş grubunda SCORE2, 70 yaş ve üzeri grupta ise SCORE2-OP kullanılmış olup her iki yaş grubunda da katılımcıların çoğunluğu çok yüksek risk kategorisinde yer almıştır. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerde çok yüksek kardiyovasküler risk oranının kadınlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyodemografik özelliklerin büyük bölümü ile risk kategorileri arasında anlamlı ilişki bulunmazken, bazı hücrelerde beklenen değerlerin düşük olması nedeniyle evde birlikte yaşama değişkeni için istatistiksel değerlendirme yapılamamıştır. Klinik özellikler açısından değerlendirildiğinde, sistolik kan basıncı ortalaması çok yüksek risk grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuş, diğer antropometrik ölçümler ile risk kategorileri arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Laboratuvar parametreleri incelendiğinde, kreatinin düzeyinin çok yüksek risk grubunda daha yüksek olduğu belirlenmiş; lipid profili, glisemik parametreler ve diğer biyokimyasal değerler açısından anlamlı farklılık izlenmemiştir. Vücut kitle indeksi (VKİ) kategorileri ile kardiyovasküler risk düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Kırılganlık açısından değerlendirildiğinde; kadın cinsiyet, ileri yaş, düşük eğitim ve gelir düzeyi, çalışmama durumu, düzenli egzersiz yapmama, kronik hastalık varlığı ve polifarmasi ile daha yüksek kırılganlık puanları arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Ayrıca düşme öyküsü, uyku problemi, görme ve işitme sorunları, idrar kaçırma, depresif duygudurum ve ilgi kaybı gibi geriatrik sorunların varlığında kırılganlık puanlarının anlamlı olarak arttığı görülmüştür. Korelasyon analizinde yaş, kronik hastalık sayısı, kullanılan ilaç sayısı, bel çevresi ve VKİ ile kırılganlık puanları arasında pozitif; GFR ve hemoglobin düzeyleri ile negatif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. SCORE2 ve SCORE2-OP risk kategorileri ile Klinik Kırılganlık Ölçeği puan ortalamaları karşılaştırıldığında, her iki yaş grubunda da kardiyovasküler risk düzeyleri ile kırılganlık puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık ix saptanmamıştır. Bununla birlikte özellikle ileri yaş grubunda çok yüksek risk kategorisinde kırılganlık puanlarının daha yüksek olma eğilimi dikkat çekmiştir. Sonuç: Çalışmamızda klinik kırılganlık düzeyinin; yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir durumu, kronik hastalık yükü, polifarmasi ve düzenli egzersiz yapma durumu ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca düşme öyküsü, uyku problemi, görme ve işitme sorunları, idrar kaçırma ve depresif belirtilerin varlığında kırılganlık düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Kardiyovasküler risk açısından değerlendirildiğinde erkek cinsiyet ve yüksek sistolik kan basıncı çok yüksek risk kategorisi ile ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte kardiyovasküler risk düzeyleri ile Klinik Kırılganlık Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. İleri yaş grubunda çok yüksek risk kategorisinde kırılganlık puanlarının daha yüksek olma eğilimi izlenmiş olsa da bu fark anlamlı düzeye ulaşmamıştır. Bu bulgular, kardiyovasküler risk ve kırılganlığın ileri yaşta sıklıkla birlikte görülmesine rağmen, her iki durumun aynı belirleyicilerden bağımsız olarak etkilenebileceğini düşündürmektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: Cardiovascular diseases are among the leading causes of morbidity and mortality in the elderly population, and the increasing state of frailty associated with aging is linked to adverse health outcomes, higher rates of hospitalization, and increased mortality risk. Therefore, accurate assessment of cardiovascular risk and early identification of frailty in older adults are of great importance for the implementation of individualized preventive and therapeutic approaches. The aim of this study was to investigate the relationship between cardiovascular disease risk levels and clinical frailty status in individuals aged 65 years and older who applied to primary healthcare services, and to evaluate the associations of these two conditions with sociodemographic, clinical, and biochemical characteristics. Materials and Methods: This prospective, cross-sectional, and descriptive study included 183 volunteer participants aged 65 years and older who were registered at Family Medicine Unit No. 234 of Ankara Keçiören Şenyuva Family Health Center between December 2, 2025, and January 28, 2026. Data were collected through a 24- item structured questionnaire administered via face-to-face interviews, as well as through medical records obtained from the Family Medicine Information System and the Disease Management Platform. Frailty status in older adults was assessed using the Clinical Frailty Scale (CFS). Cardiovascular risk assessment was performed using the SCORE2 risk model for individuals aged 65–69 years and the SCORE2-OP risk model for individuals aged 70 years and older. Statistical analyses were conducted using IBM SPSS version 25.0, and a p-value of < 0.05 was considered statistically significant. Results: A total of 183 individuals aged 65 years and older were included in the study. The mean age of the participants reflected an advanced age population, and xi a considerable proportion of the sample was classified in the very high cardiovascular risk category. The mean Clinical Frailty Scale (CFS) score was 3.51 ± 1.38, with higher frailty scores observed in participants aged 70 years and older. Most participants were concentrated in the“vulnerable”and“managing well”categories. In the cardiovascular risk assessment, SCORE2 was used for the 65–69 age group and SCORE2-OP for those aged 70 years and older. In both age groups, the majority of participants were classified in the very high-risk category. When evaluated by sex, the proportion of very high cardiovascular risk was significantly higher in men compared to women. While no significant association was found between most sociodemographic characteristics and risk categories, statistical evaluation could not be performed for the variable“living arrangement”due to low expected cell counts. Regarding clinical characteristics, mean systolic blood pressure was significantly higher in the very high-risk group, whereas no significant differences were observed between risk categories in other anthropometric measurements. Among laboratory parameters, creatinine levels were higher in the very high-risk group; however, no significant differences were found in lipid profile, glycemic parameters, or other biochemical markers. No significant association was detected between body mass index (BMI) categories and cardiovascular risk levels. In terms of frailty, female sex, advanced age, lower educational and income levels, unemployment, lack of regular exercise, presence of chronic disease, and polypharmacy were significantly associated with higher frailty scores. Additionally, frailty scores were significantly higher in the presence of geriatric conditions such as history of falls, sleep problems, visual and hearing impairment, urinary incontinence, depressive mood, and loss of interest. Correlation analysis demonstrated positive associations between frailty scores and age, number of chronic diseases, number of medications used, waist circumference, and BMI, and negative associations with glomerular filtration rate (GFR) and hemoglobin levels. When SCORE2 and SCORE2-OP risk categories were compared with mean Clinical Frailty Scale scores, no statistically significant difference was found between xii cardiovascular risk levels and frailty scores in either age group. Nevertheless, particularly in the advanced age group, there was a noticeable tendency toward higher frailty scores in the very high-risk category. Conclusion: In our study, clinical frailty level was found to be associated with age, sex, educational and income status, burden of chronic disease, polypharmacy, and regular exercise habits. In addition, frailty levels were higher in the presence of a history of falls, sleep disturbances, visual and hearing impairments, urinary incontinence, and depressive symptoms. In terms of cardiovascular risk, male sex and elevated systolic blood pressure were associated with the very high-risk category. However, no statistically significant association was found between cardiovascular risk levels and Clinical Frailty Scale scores. Although there was a tendency toward higher frailty scores in the very high cardiovascular risk category among the advanced age group, this difference did not reach statistical significance. These findings suggest that although cardiovascular risk and frailty frequently coexist in older adults, the two conditions may be influenced independently by different determinants.
Benzer Tezler
- Ankara ili Çankaya ilçesinde bir aile sağlığı birimine kayıtlı 65 yaş ve üzeri nüfusta pnömokok aşılama hızını arttırmaya yönelik bir müdahale çalışması
An intervention study to increase the pneumococcal vaccination rate in the population aged 65 and over registered in a family health unit in Çankaya district, Ankara province
FATMA ÖZARSLAN
Doktora
Türkçe
2022
Halk SağlığıGazi ÜniversitesiHalk Sağlığı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA NUR BARAN AKSAKAL
- COVID-19 pandemisinin 65 yaş ve üzeri kişilerde depresyon durumu ve uyku kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi
Investigation of the effects of the COVID-19 pandemic on depression status and sleep quality in people aged 65 and over
NERGİZ BOZKURT BAKAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ DUYGU YENGİL TACİ
- İstanbul ili Esenler ilçesinde bir aile sağlığı birimine kayıtlı adölesanlarda internet bağımlılığı ve obezite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
ZİYA KÖSEOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜZİN ZEREN ÖZTÜRK
- Birinci basamakta izlenen erişkinlerde sigara içme durumunun dispeptik şikayetlerle ilişkisi
The correlation between smokine status and dyspeptic complaints in adults followed in primary care
DİDEM KURUÇAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
UZMAN IŞIK GÖNENÇ
- Evde sağlık hizmetleri birimine kayıtlı 65 yaş ve üzeri hastalarda polifarmasi ve uygunsuz ilaç kullanımının değerlendirilmesi
Evaluation of polypharmacy and inappropriate medication use in 65 years and older home care patients
BAHAR AYDOĞDU KOCADAĞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Aile HekimliğiMuğla Sıtkı Koçman ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EMİNE NEŞE YENİÇERİ