Premenstrüel sendromlu olgularda oreksin-A kan düzeylerinin semptom şiddeti ile ilişkisinin araştırılması
Investigation of the relationship between orexin-A blood levels and symptom severity in individuals with premenstrual syndrome
- Tez No: 1000868
- Danışmanlar: PROF. DR. YASİR ŞAFAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Premenstrüel sendrom, oreksin-A, anksiyete, depresyon, uyku kalitesi, Premenstrual syndrome, oreksin-A, anxiety, depression, sleep quality
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Tıp Eğitimi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, sağlıklı kadın popülasyonunda luteal fazdaki serum oreksin-A düzeyleri ile premenstrüel sendrom (PMS) semptom şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek; ayrıca, anksiyete ve depresyon düzeyleri, uyku kalitesi,duygusal iştah ve yaşam kalitesinin PMS semptom şiddeti üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve ilişkisel nitelikteki bu araştırmaya, Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde görev yapan, 18-45 yaş aralığında, düzenli adet döngüsüne sahip ve bilinen psikiyatrik/metabolik hastalığı olmayan 88 gönüllü kadın sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Katılımcıların tahmini adet tarihinden bir hafta önceki luteal fazda; Sosyodemografik Veri Formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği (PMSÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Duygusal İştah Anketi (DİA), Beck Anksiyete Ölçeği(BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Aynı gün katılımcılardan alınan venöz kan örneklerinde serum oreksin-A düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülmüştür. Verilerin analizi, örneklemin dağılım özellikleri dikkate alınarak uygun parametrik ve non-parametrik testler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İleri düzey istatistiksel değerlendirmeler kapsamında korelasyon analizleri ile hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların serum oreksin-A düzeyleri geniş bir aralıkta dağılmıştır (24,2–369,3 pg/mL; medyan=114,20). Serum oreksin-A düzeyi ile PMS şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. PMS şiddeti,PMS puanına göre hafif (PMS <110) ve orta-ağır (PMS ≥110) olarak gruplandırıldığında, iki grup arasında serum oreksin-A düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p=0,763). Ayrıca oreksin-A düzeyi ile PMS toplam puanı ve PMS alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır (tümünde p>0,05). Buna karşın, PMS şiddeti yüksek grupta anksiyete ve depresyon puanları daha yüksek, uyku kalitesi puanları daha yüksek ve yaşam kalitesi alan puanları daha düşük bulunmuştur (tümünde p≤0,025). DİA alt ölçek puanları PMS şiddetine göre anlamlı farklılık göstermemiştir (tümünde p>0,05). Çoklu regresyon analizinde BAÖ ve BDÖ, PMS toplam puanını bağımsız olarak pozitif yönde yordarken; VKİ, ilk adet yaşı ve medeni durum negatif yönde anlamlı yordayıcılar olarak saptanmıştır; oreksin-A ise bağımsız bir yordayıcı olarak saptanmamıştır. Sonuç: Bulgularımız, periferik oreksin-A düzeylerinin PMS şiddetini açıklamada/öngörmede anlamlı bir biyobelirteç olarak desteklenmediğini; buna karşın bazı sosyodemografik değişkenler (yaş, medeni durum) ve klinik özelliklerin (VKİ) yanı sıra, anksiyete ve depresif belirti düzeylerinin PMS'nin klinik görünümü ve semptom şiddeti ile daha güçlü ilişki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışmamızda biyolojik değişkenlerle PMS semptom şiddeti arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olmakla birlikte; demografik ve klinik özelliklerin yanı sıra anksiyete ve depresyon gibi psikolojik değişkenlerin PMS şiddeti ile ilişkili bulunması, PMS'nin değerlendirme ve yönetiminde biyopsikososyal yaklaşımın gerekliliğini desteklemektedir. Öte yandan oreksin-A'nın PMS şiddeti açısından periferik bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğini netleştirmek için, luteal fazın objektif olarak doğrulandığı ve tekrarlayan ölçümler içeren uzun dönem çalışmalara gereksinim vardır.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Objective: The primary aim of this study was to investigate the relationship between serum oreksin-A levels during the luteal phase and the severity of premenstrual syndrome (PMS) symptoms in a healthy female population, and to evaluate the impact of psychological symptoms, sleep quality, emotional appetite, and quality of life on PMS. Materials and Methods: This cross-sectional and correlational study included 88 healthy female healthcare workers aged 22-36, working at Ankara Etlik City Hospital, with regular menstrual cycles and no known psychiatric or metabolic disorders. During the luteal phase approximately one week before the expected menstruation), participants completed a Sociodemographic Data Form, the Premenstrual Syndrome Scale (PMSS), Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI),Emotional Appetite Questionnaire (EAQ), Beck Anxiety Inventory (BAI), Beck Depression Inventory (BDI), and WHOQOL-BREF. On the same day, serum oreksin-A levels were measured using the ELISA method. Data were analyzed using hierarchical multiple linear regression and correlation tests. Results: No statistically significant relationship was observed between serum orexin-A levels and either the total PMS score or PMS subdimension scores (p>0.05).In the high severity PMS group (PMSS ≥110), anxiety, depression, and sleep disturbance scores were significantly higher, whereas quality-of-life scores were significantly lower (p<0.001). Hierarchical regression analysis indicated that anxiety and depressive symptoms accounted for 45.1% of the variance in PMS severity and emerged as the strongest predictors. Additionally, earlier age at menarche and lower body mass index (BMI) were associated with increased PMS severity (p<0.05).A weak positive correlation was found between orexin-A levels and body weight (r=0.230). Conclusion: Our findings suggest that peripheral oreksin-A levels are not a significant biomarker for determining PMS severity; instead, psychological factors (anxiety and depression) appear to be the primary determinants of the clinical presentation of PMS. PMS management and treatment strategies should prioritize psychological assessment and stress management over biochemical parameters.
Benzer Tezler
- Premenstrüel sendromlu olgularda tiroid fonksiyon testleri ve TRH'a TSH yanıtı
Başlık çevirisi yok
MİNE KARAASLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1998
Kadın Hastalıkları ve DoğumEge ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NİYAZİ AŞKAR
- Premenstrüel sendromlu olgularda, vitex agnus castus ekstresinin etkinliğinin, monofazik, çok düşük dozlu, kombine oral kontraseptiflerin etkinliğiyle karşılaştırılması
The comparison of the activity of the vitex agnus extrate and the monophasic, very low dosage, combined oral contraceptives in premenstrual syndrome
YÜKSEL ONARAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2003
Kadın Hastalıkları ve DoğumAnkara ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLAY KURTAY
- Premenstrüel sendromlu olgularda tiroid fonksiyon testleri
Thyroid axis function in women with premenstrual syndrome
HAKAN ÇÖKMEZ
- Premenstruel gerilim sendromlu olgularda plazma bakır, çinko ve magnezyum düzeyleri
Başlık çevirisi yok
CEMAL POSACI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1992
Kadın Hastalıkları ve DoğumDokuz Eylül ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF.DR. OKTAY ERTEN
- Premenstruel sendromlu kadınlarda COMT geninde valin/metionin polimorfizmi incelenmesi
COMT gene in women premenstrual syndrome polymorphism analysis of valin/methionine
ESMA DEVECİ ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Kadın Hastalıkları ve DoğumHarran ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HAKAN CAMUZCUOĞLU
YRD. DOÇ. DR. MEHMET VURAL