Geri Dön

DERİ LEZYONU BULUNMAYAN KRONİK PRURİTUSLU HASTALARIN GEÇMİŞE YÖNELİK DEĞERLENDİRİLMESİ

A REVIEW OF PATIENTS WITH CHRONIC PRURITUS WITHOUT SKIN LESIONS

  1. Tez No: 1001667
  2. Yazar: MURAT YANIK
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AHMET KAĞAN ÖZDEMİR, PROF. DR. AYŞE AKBAŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: kronik pruritus, deri lezyonu bulunmayan, etiyolojik faktörler, dermografik subgruplar, chronic pruritus, without skin lesions, etiological factors, demographic subgroups
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Kronik pruritus Uluslararası Kaşıntı Çalışma Forumunca 6 hafta ve daha uzun süreli kaşıntı olarak tanımlanmıştır. Özellikle 66 yaş ve üzeri ileri yaş grubunda en fazla sıklığa sahip olan bu semptom pek çok sistemik hastalık, neoplazm ve ilaç kökenli olabilmektedir. Hasta yaşam kalitesinde bozulma yanı sıra sosyoekonomik ve psikolojik sorunlara da yol açabilmektedir. Aynı zamanda psikiyatrik bozukluklara sekonder kronik pruritus tablosu şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Alagille sendromu, gebeliğin intrahepatik kolestazı ve paraneoplastik pruritus gibi klinik tabloların görüldüğü özel populasyonlar morbidite ve mortalite açısından özel önem taşımaktadır. Çalışmamızda sistemik hastalıklar, neoplazmlar, ilaç maruziyeti ve anormal ya da patolojik laboratuvar ve görüntüleme sonuçlarının kronik pruritus ile nedensel ve sonuçlar ilişkisinin incelenmesi ve klinisyenlere ve araştırmacılara tanı ve tedavi konusunda ışık tutmak amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi affiliate hastanesi olan Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları polikliniklerine 2022 ile 2024 arasında 6 hafta ve daha uzun süreli kaşıntı yakınması ile başvuran 109 kadın ve 91 erkek hasta olmak üzere toplam 200 hastanın arşiv kayıtlarından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. 18 yaş altı ve gebe hastalar ile araştırma kriterlerini taşımayan hastalar değerlendirilme dışında tutulmuştur. Araştırmamızda kronik prurituslu olgular sistemik hastalıklar, neoplazmlar, ilaçlar ve anormal laboratuvar ve görüntüleme sonuçları ile yaş ve cinsiyet gibi özellikler açısından irdelenmişlerdir. Yaş grupları olarak Dünya Sağlık Örgütü'nün sınıflandırması esas alınarak 22-45, 46-65 ve 66 yaş üzeri düzenlenmiştir. Laboratuvar sonuçlarının değerlendirilmesinde hastanemiz referans değerleri esas alınmıştır. Bulgular: Yapılan istatiksel analizde hipertansiyon, diyabetes mellitus ve hipotiroidizm ile neoplazmlar 66 yaş ve üzeri populasyonda sık iken; hipertiroidizm ve hepatobilier hastalık 22-45 yaş aralığında daha fazla görülmektedir. Sistemik hastalıklar kadın nüfusta daha fazla neoplazmlar ise erkek cinsiyette daha yüksek bir yüzdeye sahiptir. Antidiyabetikler, antihipertansifler ve antilipidemik ilaçlar 66 yaş ve üzerinde en sık kullanılırken, 46-65 yaş aralığında tiroid hormon preparatları ve antineoplastik ilaç kullanımı daha sıktır. Antidiyabetik, antilipidemik ilaç ve tiroid hormon preparatlarının kullanımı kadınlarda, antihipertansif, antitiroid ve antineoplastik ilaç kullanımı erkeklerde daha fazladır. Tiroid fonksiyon testleri ve böbrek fonksiyon testleri ile yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Tiroid fonksiyonlarında anormallik görülme oranı 22-45 yaş grubunda %40,9 ile en yüksek orandadır. Böbrek fonksiyon testleri sonuçlarında ise anormallik oranının yaşla birlikte arttığı görülmektedir. 66 ve üzeri yaş grubunda %22,2 olduğu belirlenmiştir. Trioid fonksiyon testleri ile cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kadın katılımcılarda tiroid fonksiyonlarında anormallik görülme oranı , erkek katılımcılara oranla 3 kat daha fazladır. SONUÇ: Bu araştırmamızda daha önceki çalışmalarda çok az veya bazı hususlarda hiç ele alınmamış olan dermografik subgruplar ile sistemik hastalıklar, neoplazmlar, ilaç maruziyeti ve tanısal tetkikler arasındaki ilişki incelenmiş ve yeni veriler elde edilmiştir. Bu özelliği ile bu araştırma bugüne kadar bu anlamda bir ilk çalışma olacaktır.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Chronic pruritus is defined by the the International Forum for the Study of Itch as itching lasting 6 weeks or longer. This symptom, which is most prevalent in the elderly population aged 66 and older, can be caused by various systemic diseases, neoplasms, and medications. In addition to impairing quality of life, it can lead to socioeconomic and psychological problems. It may also present as a secondary chronic pruritus condition associated with psychiatric disorders. Special populations, such as those with Alagille syndrome, intrahepatic cholestasis of pregnancy, and paraneoplastic pruritus, hold particular importance in terms of morbidity and mortality. The aim of our study is to investigate the causal and outcome relationships between systemic diseases, neoplasms, drug exposure, and abnormal or pathological laboratory and imaging findings and chronic pruritus, and to provide guidance to clinicians and researchers regarding diagnosis and treatment. Method: The study was conducted using the medical records of a total of 200 patients 109 women and 91 men who presented with a history of itching lasting 6 weeks or longer at the Dermatology and Venereology outpatient clinics of Ankara Bilkent City Hospital, an affiliate of Ankara Yıldırım Beyazıt University, between 2022 and 2024. Patients under the age of 18, pregnant patients, and patients who did not meet the study criteria were excluded from the evaluation. In our study, cases of chronic pruritus were examined in terms of systemic diseases, neoplasms, medications, and abnormal laboratory and imaging results, as well as characteristics such as age and gender. Age groups were categorized according to the World Health Organization's classification as 22– 45, 46–65, and 66 years and older. Our hospital's reference values were used as the basis for evaluating laboratory results. Findings: In the statistical analysis, hypertension, diabetes mellitus, and hypothyroidism, along with neoplasms, were more common in the population aged 66 and older; whereas hyperthyroidism and hepatobiliary diseases were more prevalent in the 22–45 age group. Systemic diseases are more common in the female population, while neoplasms have a higher prevalence in males. Antidiabetic, antihypertensive, and antilipidemic medications are most commonly used in those aged 66 and older, whereas thyroid hormone preparations and antineoplastic medications are more frequently used in the 46–65 age group. The use of antidiabetic, lipid-lowering, and thyroid hormone preparations is higher among women, while the use of antihypertensive, antithyroid, and antineoplastic drugs is higher among men. A statistically significant association was found between thyroid function tests, kidney function tests, and age groups. The prevalence of thyroid dysfunction was highest in the 22–45 age group, at 40.9%. Regarding kidney function test results, the rate of abnormalities was found to increase with age. It was determined to be 22.2% in the 66 and older age group. A statistically significant association was found between thyroid function tests and gender. The rate of abnormalities in thyroid function among female participants is three times higher than that among male participants. CONCLUSION: In this study, we examined the relationship between dermographic subgroups and systemic diseases, neoplasms, drug exposure, and diagnostic tests which have been addressed only minimally or not at all in previous studies and obtained new data. With this feature, this study will be the first of its kind to date.

Benzer Tezler

  1. Dermatoloji polikliniğine başvuran pruritus hastalarında sistemik faktörlerin prevalansı

    Prevalence of pruritus in dermatology outpatient clinic

    YAVUZ AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZUHAL AYDAN SAĞLAM

  2. Kliniğimizde takip edilen intrahepatik kolestazlı gebelerin ve sağlıklı gebelerin ilk trimester hemogram parametrelerinden inflamatuar belirteçlerin karşılaştırılması

    A comparison of inflammatory markers from the first trimester hemogram parameters of pregnancy with intrahepatic cholestas and healthy pregnancy followed in our clinic

    OKTAY ŞAHİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bakanlığı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ARZU YAVUZ

  3. Akne hastalarında izotretinoin tedavisi sonrası deri nem ve sebum düzeylerinin belirlenmesi

    Skin hydration and sebum levels in acne patients after thetreatment with isotretinoin

    CANSU ŞAHİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    DermatolojiAdnan Menderes Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELTEM USLU

  4. Psöriazisli olgularda deri kazıntı örneklerinde human papillomavirus (HPV) ve genotiplerinin araştırılması

    The investigation of human papillomavi̇rus (HPV) and genotypes in skin scraping samples in psoriasis cases

    LEYLA ERSOY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    MikrobiyolojiMersin Üniversitesi

    Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEDA TEZCAN ÜLGER

  5. Kutanöz melanom tanılı hastalarda sosyodemografik ve klinik özelliklerin hastalık algısı ve güneşten korunma davranışları üzerindeki etkisi

    The effect of sociodemographic and clinical featureson disease perception and sun protection behavior inpatients with cutaneous melanom

    ÖZLEM GÜRBÜZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    DermatolojiDokuz Eylül Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZLEM ÖZBAĞÇIVAN