Nature-based play and independent mobility during daily commute for holistic child development: A post-design comparison of school environments
Bütüncül çocuk gelişimi için günlük okul yolculuğunda doğa temelli oyun ve bağımsız hareketlilik: Okul çevrelerinin tasarım sonrası karşılaştırması
- Tez No: 1002722
- Danışmanlar: DOÇ. DR. EBRU ERBAŞ GÜRLER
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Peyzaj Mimarlığı, Mimarlık, Şehircilik ve Bölge Planlama, Landscape Architecture, Architecture, Urban and Regional Planning
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kentsel Tasarım Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, çocukların günlük ev–okul yolculuklarını yalnızca bir ulaşım faaliyeti olarak ele almak yerine, onların fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerini bütüncül biçimde destekleyen mekânsal ve deneyimsel bir süreç olarak incelemektedir. Yolculuk, iki sabit nokta arasındaki nötr bir geçiş olarak değerlendirilmemekte; aksine çocukların özerklik geliştirdikleri, çevreyle etkileşime girdikleri, sosyal ilişkiler kurdukları ve spontan oyun deneyimleri yaşadıkları gündelik yaşam çevrelerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede okula giden günlük rota, çocukların bağımsızlıklarını sınadıkları, mekânsal farkındalık geliştirdikleri, riskleri müzakere ettikleri, sosyal özgüven kazandıkları ve doğal unsurlarla karşılaştıkları biçimlendirici bir peyzaj olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte çağdaş kent bağlamlarında trafik odaklı sokak düzenleri, parçalanmış yaya altyapıları, güvenlik kaygıları ve yeşil alanlara sınırlı erişim gibi etkenler çocukların bağımsız hareketliliğini ve doğa temelli oyun olanaklarını önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bu mekânsal sınırlılıklar çocukların çevreleriyle kurdukları ilişkiyi zayıflatmakta, duyusal ve keşif temelli deneyimleri azaltmakta ve günlük hareketin barındırdığı gelişimsel potansiyeli sınırlandırmaktadır. Araştırma, okul çevreleri ve bu çevreleri kuşatan mahalle ölçeğinde uygulanan çocuk dostu kentsel tasarım stratejilerinin çocukların bağımsız hareketliliğini ve doğa temelli oyun olanaklarını nasıl güçlendirebileceğini incelemektedir. Çalışmanın kavramsal temeli; çocuk dostu kentler, oyunun mekânsal boyutları, bağımsız hareketlilik ve bütüncül çocuk gelişimi üzerine odaklanan kapsamlı ve disiplinlerarası bir literatür incelemesine dayanmaktadır. Bu çerçevede gelişim, fiziksel çevre ile gündelik pratikler arasındaki etkileşim tarafından şekillenen; bilişsel, psikososyal, sosyokültürel ve öğrenme temelli boyutları içeren çok katmanlı ve ilişkisel bir süreç olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım doğrultusunda çocuklar, mekânın pasif kullanıcıları olarak değil; erişilebilirlik, çevresel çeşitlilik ve özerklik düzeyleri tarafından şekillenen deneyimlerin aktif mekânsal öznesi olarak konumlandırılmaktadır. Kuramsal çerçeveden hareketle yakınlık, erişilebilirlik, yürünebilirlik, bağlantısallık, güvenlik, oynanabilir sokaklar, kapsayıcı ve çeşitli oyun ortamları, yeşil altyapı ve doğal unsurların gündelik rotalara entegrasyonu gibi temel mekânsal parametreler belirlenmiştir. Bu parametreler, mekânsal niteliklerin çocukların gündelik rutinlerini ve gelişim süreçlerini nasıl etkilediğini analiz etmeye yönelik araçlar olarak kullanılmaktadır. Çalışmada bu mekânsal parametrelerin farklı tasarım müdahalesi koşullarında nasıl işlediğini incelemek amacıyla İstanbul'da üç ilkokul seçilmiştir. Her bir okul, taktiksel müdahalelerden kalıcı tasarım uygulamalarına uzanan süreç içinde farklı bir aşamayı temsil etmekte ve tasarımın kurumsallaşma düzeyinin gündelik mekânsal deneyimler üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirme olanağı sunmaktadır. Üsküdar Yavuztürk İlkokulu, taktiksel tasarım müdahalelerinin kalıcı mekânsal dönüşümlere yön vermeye başladığı geçiş aşamasını yansıtmaktadır. Maltepe Ataköseoğlu İlkokulu, taktiksel stratejilerin kalıcı tasarım çözümlerine dönüştüğü bir uygulama örneğini temsil etmektedir. Maltepe Binbaşı Necatibey İlkokulu ise taktiksel müdahalelerin tamamlanmış olmasına karşın henüz kalıcı mekânsal yeniden yapılanmaya dönüşmediği bir bağlamı göstermektedir. Bu karşılaştırmalı yapı, farklı müdahale aşamalarının çocukların hareketlilik örüntüleri, oyun davranışları ve çocuk odaklı mekânsal stratejilerin sürekliliği üzerindeki etkilerini çok katmanlı biçimde analiz etmeyi mümkün kılmaktadır. Araştırmanın kapsamı yalnızca okul alanlarıyla sınırlı tutulmamış, mahalle ölçeğine kadar genişletilmiştir. Bu yaklaşım, çocukların gündelik deneyimlerinin izole mekânlardan ziyade süreklilik gösteren hareket koridorları tarafından şekillendiği varsayımına dayanmaktadır. Sokaklar, kavşaklar, kaldırımlar ve yakın çevredeki yeşil alanlar; gündelik rutinleri yapılandıran ve güvenlik ile özgürlük algılarını etkileyen birbirine bağlı çevreler olarak incelenmiştir. Yakınlık, erişilebilirlik, yürünebilirlik ve bağlantısallık odaklı mekânsal analizler, çocukların rotaları boyunca farklı süreklilik, geçirgenlik ve çevresel zenginlik düzeyleriyle nasıl karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Bulgular, çocukların yeşil alanlara ve informel oyun fırsatlarına erişiminin büyük ölçüde yaya ağlarının kurgusu ve trafik hiyerarşilerinin düzenlenişiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Nitekim mesafe kısa olsa dahi yaya altyapısının kesintiye uğraması, geçiş noktalarının güvensiz olması ya da araç trafiğinin baskınlığı çocukların hareket özgürlüğünü sınırlayan önemli etkenler haline gelebilmektedir. Bu nedenle çalışma, bağımsız hareketliliğin desteklenmesinde mekânsal süreklilik ve ağ bütünleşmesinin kritik rolünü vurgulamaktadır. Araştırma ayrıca ebeveynler, okul yöneticileri, tasarımcılar ve belediye temsilcilerinin perspektiflerini de kapsamaktadır. Bu paydaşların görüşleri, mekânsal müdahalelerin nasıl yorumlandığını, deneyimlendiğini ve kurumsallaştığını anlamaya yönelik önemli veriler sunmaktadır. Ebeveynlerin değerlendirmeleri, güvenlik algısı, çevresel kalite ve trafik kontrolünün çocukların bağımsız hareketine izin verme kararları üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Okul yöneticileri, öğrencilerin okula geliş biçimlerinde, sokak kullanımında, gündelik karşılaşmalarda ve yeniden tasarlanan alanlarla kurulan etkileşimlerde gözle görülür değişimler olduğunu ifade etmektedir. Tasarımcılar ve belediye temsilcileri ise okul çevrelerinde uygulanan taktiksel kentcilik pratiklerinin amaçları, uygulama süreçleri, karşılaşılan sınırlılıklar ve uzun vadeli etkileri hakkında önemli içgörüler sağlamaktadır. Bu çoklu perspektifler, mekânsal kalitenin yalnızca fiziksel düzenlemelerle belirlenmediğini; yönetişim yapıları, politika öncelikleri ve kullanıcılarla kurumlar arasındaki etkileşimler tarafından da şekillendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, mekânsal parametrelerin birbirinden bağımsız değil, karşılıklı ilişkiler içinde işleyen bir sistem oluşturduğunu göstermektedir. Yürünebilirliğin artması güvenli hareketliliği desteklerken aynı zamanda spontan oyun olanaklarını, akran etkileşimini ve sosyal öğrenme süreçlerini güçlendirmektedir. Doğal unsurların dolaşım rotalarına entegre edilmesi duyusal deneyimleri, çevresel farkındalığı, duygusal iyilik hâlini ve bilişsel uyarımı desteklemektedir. Konut alanları ile okul çevreleri arasındaki bağlantıların güçlenmesi ise çocukların özerklik duygusunu pekiştirmekte, mekânsal güvenlerini artırmakta ve kademeli bağımsızlığı desteklemektedir. Bu bağlamda hareketlilik, oyun ve çevresel etkileşim birbirini besleyen ve bütüncül çocuk gelişimine katkı sağlayan dinamik bir sistem oluşturmaktadır. Araştırma ayrıca bu mekânsal boyutlardan herhangi birinin zayıf ya da eksik olmasının sistemin bütünlüğünü bozabileceğini ve çocukların gelişim fırsatlarını sınırlayabileceğini ortaya koymaktadır. Mevcut durumlar ile önerilen mekânsal senaryoların görsel karşılaştırmaları da tasarım müdahalelerinin dönüştürücü potansiyelini ortaya koymaktadır. Yaya yollarının genişletilmesi, yeşil altyapının artırılması, oyun odaklı sokak elemanlarının eklenmesi, trafik önceliklerinin yeniden düzenlenmesi ve atıl sınırların etkinleştirilmesi gibi stratejiler, büyük ölçekli kentsel dönüşümlere gerek kalmadan çocukların gündelik deneyimlerini önemli ölçüde iyileştirebilecek mekânsal düzenlemeler olarak öne çıkmaktadır. Kesit analizleri ise mekânsal oran, görünürlük, çevreleme ve çocuk ölçeğinde algı gibi unsurların mekânın kullanılabilirliği ve konforu üzerindeki etkilerini vurgulamaktadır. Bu görsel analizler, ampirik bulguların mekânsal tasarım bağlamında yorumlanmasına olanak sağlamaktadır. Sonuç olarak çalışma, çocuk dostu kentsel tasarımın yalnızca belirli oyun alanları veya kapalı okul bahçeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunmaktadır. Sokaklar, kaldırımlar, kavşaklar ve mahalle eşikleri gibi gündelik kentsel mekânlar çocukların özerkliklerini ve çevreyle kurdukları ilişkiyi biçimlendiren gelişimsel ortamlar olarak ele alınmalıdır. Günlük ev–okul yolculuğunun lojistik bir gereklilikten ziyade anlamlı bir mekânsal deneyim olarak yeniden düşünülmesi, doğa temelli oyun ve bağımsız hareketliliğin okul merkezli kentsel stratejilere entegre edilmesiyle çocukların özerkliğini, çevresel bağını ve bütüncül gelişimini destekleyen yeni olanaklar yaratmaktadır. Karşılaştırmalı ve mekânsal olarak temellendirilmiş yaklaşımıyla bu araştırma, okul çevreleri, mahalle tasarımı ve çocuk dostu kentcilik tartışmalarına yerel müdahalelerden daha bütünleşik ve süreklilik gösteren kentsel ağlara doğru genişleyen bir perspektif sunarak katkı sağlamaktadır.
Özet (Çeviri)
This study approaches children's daily home–school journeys not simply as a transportation activity, but as a spatial and experiential process that contributes to their physical, cognitive, social, and emotional development. Rather than considering the commute as a neutral transition between two fixed points, the research conceptualizes it as a meaningful component of children's lived environments, where autonomy, environmental interaction, social exchange, and spontaneous play can occur simultaneously. Within this perspective, the everyday route to school becomes a formative landscape in which children test independence, develop spatial awareness, negotiate risk, build social confidence, and encounter natural elements. In contemporary urban contexts, however, traffic-dominated streets, fragmented pedestrian infrastructures, safety concerns, and limited access to green spaces significantly restrict children's independent mobility and opportunities for nature-based play. These spatial limitations weaken children's engagement with their surroundings, reduce sensory and exploratory experiences, and diminish the developmental potential embedded in everyday movement. The research investigates how child-friendly urban design strategies implemented in school environments and their surrounding neighborhoods can strengthen independent mobility and create opportunities for nature-based play. The conceptual framework of the study is grounded in an interdisciplinary literature review addressing child-friendly cities, the spatial dimensions of play, independent mobility, and holistic child development. Within this framework, development is understood as a multidimensional and relational process shaped by the interaction between physical environments and everyday practices, encompassing cognitive, psychosocial, sociocultural, and learning-related dimensions. Children are therefore positioned not as passive users of space but as active spatial agents whose experiences are structured by accessibility, environmental diversity, and varying degrees of autonomy. Based on this theoretical foundation, a set of key spatial parameters was identified, including proximity, accessibility, walkability, connectivity, safety, playable streets, inclusive and diverse play environments, green infrastructure, and the integration of natural elements into daily routes. These parameters function as analytical tools for examining how spatial qualities influence children's everyday routines and developmental processes. To explore how these parameters operate within different design contexts, three primary schools in Istanbul were selected as case studies. Each school represents a distinct stage within the process of tactical to permanent urban interventions, enabling a comparative assessment of how design stabilization influences everyday spatial experiences. Üsküdar Yavuztürk Primary School represents a transitional phase in which tactical design interventions have begun to inform more permanent spatial transformations. Ataköseoğlu Primary School illustrates a case where tactical strategies have evolved into implemented permanent design solutions. Maltepe Binbaşı Necatibey Primary School, by contrast, reflects a context where tactical interventions have been completed but have not yet progressed toward permanent spatial restructuring. This comparative framework allows for a nuanced understanding of how different intervention stages influence children's mobility patterns, play behaviors, and the continuity of child-oriented spatial strategies over time. The scope of the study extends beyond school grounds to the neighborhood scale, recognizing that children's daily experiences are shaped by continuous mobility corridors rather than isolated locations. Streets, intersections, sidewalks, and nearby green areas are therefore examined as interconnected environments that structure everyday routines and influence perceptions of safety and freedom. Spatial analyses focusing on proximity, accessibility, walkability, and connectivity reveal how children encounter varying degrees of continuity, permeability, and environmental richness along their routes. The findings indicate that children's access to green spaces and informal play opportunities is closely linked to the configuration of pedestrian networks and traffic hierarchies. Even relatively short distances may become restrictive when pedestrian infrastructure is discontinuous, when crossings are perceived as unsafe, or when vehicular dominance undermines feelings of security. In this sense, the study highlights the importance of spatial continuity and integrated pedestrian networks in enabling independent mobility. The research also incorporates the perspectives of caregivers, school administrators, designers, and municipal representatives to better understand how these interventions are interpreted, experienced, and institutionalized. Caregivers' responses reveal that perceptions of safety, environmental quality, and traffic control strongly influence decisions regarding children's independent movement. School principals report observable changes in arrival patterns, street occupation, informal gathering, and children's interaction with redesigned spaces. Designers and municipal actors provide insight into the intentions, constraints, implementation challenges, and long-term implications of tactical urbanism practices in school environments. Together, these perspectives demonstrate that spatial quality is not solely determined by physical design but is also socially constructed through governance structures, policy priorities, and everyday negotiations between users and institutions. The findings further demonstrate that spatial parameters operate as interconnected systems rather than isolated elements. Improvements in walkability support safer mobility while simultaneously creating opportunities for spontaneous play, peer interaction, and social learning. The integration of natural elements within circulation routes enhances sensory engagement, environmental awareness, emotional well-being, and cognitive stimulation. Connectivity between residential areas and school environments strengthens autonomy, reinforces spatial confidence, and supports gradual independence. In this way, mobility, play, and environmental interaction function cumulatively and reciprocally, forming a dynamic system that contributes to holistic child development. Conversely, the absence or weakness of one spatial dimension may disrupt this system and limit children's developmental opportunities. Visual comparisons of existing conditions and proposed spatial scenarios further illustrate the transformative potential of design interventions. Strategies such as widening pedestrian pathways, increasing green infrastructure, introducing play-oriented street elements, reorganizing traffic priorities, and activating underutilized edges demonstrate how targeted spatial adjustments can significantly improve children's everyday experiences without requiring large-scale redevelopment. Sectional representations highlight the importance of proportion, visibility, enclosure, and child-scale perception in shaping spatial usability and comfort. These visual analyses translate empirical findings into spatially grounded design reflections. In conclusion, the study argues that child-friendly urban design should extend beyond designated playgrounds and enclosed schoolyards. Everyday urban spaces—including streets, sidewalks, intersections, and neighborhood thresholds—should be recognized as developmental environments that influence children's autonomy and environmental engagement. By reframing the daily commute as a meaningful spatial experience rather than a purely logistical necessity, the research demonstrates how integrating nature-based play and independent mobility into school-centered urban strategies can foster autonomy, environmental connection, and holistic child development. Through its comparative and spatially grounded approach, the study contributes to ongoing discussions on school environments, neighborhood design, and the expansion of child-friendly urbanism from localized interventions toward more integrated and continuous urban networks.
Benzer Tezler
- Döviz kurunu belirleyen faktörler ve kur riski
Determination of foreign exchange rates and foreign exchange risk
MEHMET COŞKUN ÖZAVNİK
- Avrupa Merkez Bankası'nın oluşumu, para politikası, uygulama sorunları ve Türkiye etkileri
Formation of European Central Bank, its monetary policy, application problems and its effects on Turkey
ALİ POLAT
- Gan güç transistörlerinin anahtar kayıplarının nöral ağ tabanlı modellenmesi
Neural network based modeling of switching losses in gan power transistors
ALİİMZA DAŞDEMİR
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiElektrik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET ONUR GÜLBAHÇE
- Yazdırılabilir piller için açık atmosferde kararlı polietilen oksit esaslı polimer elektrolitlerin geliştirilmesi
Development of air-stable polyethylene oxide based polymer electrolytes for printable batteries
BEYZA BATU
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
EnerjiSakarya ÜniversitesiMetalurji ve Malzeme Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MAHMUD TOKUR
- Nano yapılı malzemelerin mekanik, elektronik ve kimyasal özellikleri
Mechanical, electrical and chemical properties of nanostructured materials
MİNE KONUK ONAT
Doktora
Türkçe
2015
Fizik ve Fizik Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiFizik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MERYEM SONDAN DURUKANOĞLU FEYİZ