Geri Dön

Leiomyom ve leiomyosarkom ayrımında tam kan parametreleri ve serum biyokimya değerlerinin kullanılabilirliğinin araştırılması

Evaluation of complete blood count–derived inflammatory indices and serum biochemical parameters in the differential diagnosis of uterine leiomyoma and leiomyosarcoma

  1. Tez No: 1002917
  2. Yazar: MEHMET UTKU BAŞARIR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EMRE ERDEM TAŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu araştırmanın amacı cerrahi öncesi alınan tam kan parametreleri ve serum biyokimya değerlerinin leiomyom-leiomyosarkom ayrımında kullanılabilirliğini ve sağ kalım, nüks durumu, hastalık evresi gibi durumlarla ilişkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem 01/01/2020 - 01/06/2025 tarihleri arasında cerrahi uygulanan ve nihai patoloji sonucu leiomyom ve leiomyosarkom olarak rapor edilen olgular geriye dönük olarak incelenmiştir. Araştırmaya toplam 33 uterin leiomyosarkom hastası ve 70 kontrol uterin leiomyom hastası dahil edilmiştir. Hastaların tam kan parametreleri(Tam kan değerlerinden hesaplanan AISI, NLR, PLR, MLR, SII, SIRI), serum biyokimya değerleri, hastalık evreleri, tümör markerları, nüks durumları, sağkalımları retrospektif olarak incelenmiştir. İstatistiksel değerlendirmede p<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Leiomyosarkom hastaları leiomyom grubuna kıyasla anlamlı derecede daha ileri yaşta olup, gravida ve parite değerleri daha yüksekti (tüm karşılaştırmalar için p<0,01). Hemoglobin, DNI ve MLR açısından gruplar arasında fark saptanmazken (p>0,05), beyaz küre ve trombosit sayıları ile sistemik inflamasyonu yansıtan AISI, NLR, PLR, SII ve SIRI değerleri ve serum LDH düzeyleri leiomyosarkom grubunda anlamlı olarak daha yüksekti (tüm p<0,01). Bununla birlikte iki yönlü lojistik regresyon analizinde, cerrahi öncesi leiomyosarkom öngörüsünde bağımsız risk faktörü olarak yalnızca serum LDH düzeyinin anlamlı olduğu gösterildi (p<0,01; OR: 1,1). Benzer biçimde erken evre leiomyosarkom olgularında da inflamatuar belirteçler ve LDH düzeyleri leiomyomlara göre yüksek bulunmakla birlikte, çok değişkenli analizde yalnızca LDH erken evre hastalık için bağımsız prediktör olarak saptandı (p<0,01; OR: 1,1). Erken ve ileri evre leiomyosarkom olguları arasında ise demografik özellikler, hematolojik parametreler ve LDH düzeyleri bakımından anlamlı fark izlenmedi (p>0,05). Sonuç: Serum LDH düzeylerinin hem tüm leiomyosarkom grubunda hem de erken evre olgularda leiomyomlara kıyasla anlamlı olarak yüksek bulunması ve çok değişkenli analizlerde bağımsız risk faktörü olarak öne çıkması, bu parametrenin klinik şüpheyi artırmada değerli bir biyokimyasal gösterge olduğunu göstermektedir. Sistemik inflamasyonu yansıtan tam kan sayımına dayalı endekslerin leiomyosarkom grubunda yüksek bulunmasına rağmen bağımsız tanısal belirteçler olarak yeterli bulunmamaları bu endekslerin daha çok hastalığın biyolojik zeminine eşlik eden ikincil bulgular olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Gelecekte yapılacak çok merkezli, prospektif ve daha geniş örneklem grubuyla oluşturulacak çalışmaların LDH için güvenilir cut-off değerlerinin belirlenmesi ve inflamatuar endeksleri de içeren kombine prediktif modellerin geliştirilmesi açısından önemli katkılar sağlayacağını düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aimed to evaluate the diagnostic utility of preoperative complete blood count (CBC)–derived inflammatory indices and serum biochemical parameters in distinguishing uterine leiomyoma from leiomyosarcoma, as well as to investigate their associations with survival outcomes, recurrence status, and disease stage. Materials and Methods: A retrospective analysis was conducted on patients who underwent surgery between January 1, 2020, and June 1, 2025, and were diagnosed with uterine leiomyoma or leiomyosarcoma based on final histopathology. 33 patients with uterine leiomyosarcoma and 70 patients with uterine leiomyoma serving as the control group included in this research. Preoperative CBC-derived inflammatory indices—including AISI, NLR, PLR, MLR, SII and SIRI—as well as serum biochemical parameters, tumor markers, recurrence status, and overall survival were retrospectively collected. Statistical analyses were performed using appropriate methods, and a p value of <0.05 was considered statistically significant. Results: Patients with leiomyosarcoma were significantly older than leiomyoma cohort and exhibited higher gravida and parity values (all comparisons p<0.01). No statistically significant differences were observed between the groups with respect to hemoglobin, DNI or MLR (p>0.05). Total leukocyte and platelet counts, as well as systemic inflammatory indices—including AISI, NLR, PLR, SII and SIRI were significantly elevated in the leiomyosarcoma group (all p<0.01). LDH levels were higher in patients with leiomyosarcoma (p<0.01). However, in bidirectional logistic regression analysis only elevated serum LDH retained its statistical significance as an independent predictor of preoperative leiomyosarcoma (p<0.01; OR: 1.1). A similar pattern was observed in the early-stage subgroup, in which inflammatory markers and LDH levels were higher compared with leiomyoma cases; nonetheless, multivariable analysis identified LDH as the sole independent predictor of early-stage disease (p<0.01; OR: 1.1). No significant differences were found between early- and advanced-stage leiomyosarcoma patients in terms of demographic characteristics, hematologic indices or LDH levels (p>0.05). Conclusion: Our finding that serum LDH levels were significantly elevated in both the overall leiomyosarcoma cohort and in early-stage cases compared with leiomyoma controls, and that LDH consistently emerged as an independent risk factor in multivariable analyses, proves its potential as a clinically relevant biochemical marker capable of heightening preoperative suspicion of malignancy. Although complete blood count–derived indices reflecting systemic inflammation were also increased in the leiomyosarcoma group, their failure to retain independent diagnostic significance suggests that these parameters may represent their secondary role accompanying the underlying tumor biology rather than standalone discriminators. Future multicentered, prospective investigations with larger cohort sizes are needed to establish a reliable LDH cut-off threshold and to develop integrated predictive models incorporating both inflammatory indices and LDH, potentially enhancing preoperative risk stratification and preoperative diagnostic accuracy.

Benzer Tezler

  1. Myoma uteri nedeniyle opere edilen ve patoloji sonucu stump (malignite potansiyeli belirsiz düz kas tümörü) ve leiomyoma tanıları alan hastaların preoperatif değerlerinin hastalık tanısı ile ilişkilerinin araştırılması

    Investigation of the relationship between the preoperative parameters and diagnosis in patients operated due to uterine myoma and diagnosed with stump or leiomyoma

    AHMET TEZCANLAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İLKBAL TEMEL YÜKSEL

    DR. HALE ÇETİN ARSLAN

  2. Leiomyom ve leiomyosarkom ayrımında preoperatif hematolojik inflamatuar belirteçlerin değerlendirilmesinin hastalık ayrımındaki yeri ve yararı

    Evaluation of preoperative hematologic inflammatory markers in thedifferentiation of leiomyoma and leiomyosarcoma and their clinicalrelevance

    EBRU ŞATIR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TUĞBA ENSARİ

  3. Uterusun düz kas tümörlerinde immünhistokimyasal yöntemle çalışılan Ki-67, p16, c-kit, EGFR'nin ayırıcı tanı ve prognozda değeri

    The significance of Ki-67, p16, c-kit, EGFR immunostaining in differential diagnosis and prognosis of uterine smooth muscle tumors

    GÖKÇEN GÜNDOĞDU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Patolojiİstanbul Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EKREM YAVUZ

  4. Atipik uterin kitlelerin tanısında uterin sarkom ve uterinmyom ayrımının manyetik rezonans görüntüleme radyomiksözellikleri kullanılarak makine öğrenmesi yöntemlerikullanılarak öngörülmesi

    Differentiating uterine sarcoma from uterine leiomyoma in atypical uterine masses using mri-based radiomics features and machine learning methods

    MUSTAFA DURMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MERVE GÜLBİZ DAĞOĞLU KARTAL

  5. Leiomyom ve leiomyosarkomda vasküler endotelial growth (VEGF) faktör ve reseptörünün (VEGF-R) rolü

    The role of vascular endothelial growth factor(VEGF) and receptor in leiomyoma and leiomyosarcoma

    NİHAL DANAOĞLU (TOPRAK)

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Kadın Hastalıkları ve DoğumCelal Bayar Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMRA ORUÇ KOLTAN