Geri Dön

Küreselleşme ve sosyal güvenlik reformu: Güney Avrupa refah rejimleri açısından bir analiz

Globalization and social security reform: An analysis of South European welfare regimes

  1. Tez No: 1006533
  2. Yazar: MUSTAFA ÇEVİK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ZEKİ PARLAK
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Labour Economics and Industrial Relations
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

'Sosyal güvenlik hakkı', Endüstri Devrimi ardından işçi sınıfının yaşadığı ağır sosyal ve ekonomik zorluklara bir yanıt olarak ortaya çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise, özellikle ABD ve Batı Avrupa'da sosyal güvenlik, sadece bir insan hakkı olarak tanınmakla da kalmamış aynı zamanda yoksulluk önleme aracı olarak tanımları genişleyerek Keynesçi ekonomi politikasının merkezi bir bileşeni olarak daha geniş bir anlam kazanmıştır. 'Altın çağ' olarak da ifade edilen dönemde, sosyal güvenlik kurumsallaşmış, 'sosyal devlet' inşa edilmiştir. Gelirin yeniden dağıtımı, sosyal koruma, ekonomik verimlilik, uyum gibi alanlarda sorumlulukları genişleyen refah devletleri gelişmiştir. Ancak, 80'lerde Fordist üretim modelinin çöküşünü takiben küreselleşmenin yükselişi, refah devletlerinin üzerindeki mali baskıları arttırmış; neo-liberal politikalar, kamu ve sosyal harcamalarda azalmayı teşvik ederek, refah ve sosyal güvenlik harcamalarını piyasaya devretmeyi özendirmiştir. Bu süreç, küresel ölçekte refah politikalarında kısmi bir geri çekilmeye yol açmış olsa da kapsam ve işlevleri farklı sosyal refah rejimlerinde önemli ölçüde değişiklik göstermiştir. Bu bağlamda, Esping-Andersen'in üç refah rejimi tipolojisinden farklı olarak, Güney Avrupa refah rejimi tarihsel, kültürel ve dini uygulamalarla şekillenen ayrı bir refah rejimi olarak ele alınmakta ve diğer üç rejim tipolojisinden farklılık göstermektedir. Statülü, korporatist çözümler ve piyasa başarısızlığı durumunda aile desteğine güçlü bir bağımlılıkla karakterize edilen bu rejim, katkı payına dayalı sosyal güvenlik erişimini, evrensel sağlık hizmeti sunumunu ve primler ile vergilendirmeye dayalı karma bir finansman sistemini sürdürmektedir. Gelişmemiş refah rejimleri olarak da sınıflandırılmalarına rağmen bu ülkeler, AB'ye kıyasla cömert refah programları uygulamaktadır ve bu bağlamda Türkiye, Güney Avrupa'nın refah ülkeleri arasında benzersiz bir örnek olarak kabul edilmektedir. 1980'li yıllar karşılaştırmalı sosyal politika çalışmalarında İtalya hariç, geriden gelen ülkeler olarak nitelendirilmelerine rağmen Güney'in refah programları, gelişmemişliğine ve ailenin halen önemli rol oynadığı bağlamı içinde sosyal güvenliği, prim ve vergilerle finanse edip, sağlığı vatandaşlarına ücretsiz hale getirmiştir. Küreselleşmeye rağmen bütün hızı ile sürdürmeye çalıştıkları politikaları da gelişmiş refah ülkeleri hükümetlerinin yürüttüğü en cömert politikaları içerisinde yer almıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de 1980 sonrası neo-liberal politikalar doğrultusunda devletin önemli ölçüde 'sosyal devlet' hizmetlerinden çekilip piyasaya devretmesi gerektiği ve piyasa kurallarının çerçevesinde bu hizmetleri sunmaya mecbur bırakıldığı bir dönemi yaşamıştır. Sosyal güvenlik kısmi piyasalaşmışsa da devlet bu alanlardan henüz tamamen çekilmemiştir. Hatta Türkiye, Güney'in refah programlarına benzer programlarına devam ettiği gibi, refah devletini ve sosyal güvenliği tasfiye etmemiş hatta tam tersi yeniden kurmuştur. Bu açıdan tez, Türkiye'de bazı refah hizmetleri kısmi özelleşse de devlet elinin sosyal alanlardan tamamen çekilmediği üzerine kurgulanmış; sosyal güvenlik alanında Türkiye'nin halen 'sosyal devlet' olma özelliğini sürdürdüğünü savunmaktadır. Bunun ispatı için de AB üyeliği tecrübesine sahip ancak AB içinde farklı sosyo-politik geleneğe sahip Güney Avrupa Rejimi Ülkeleri ile Türkiye'nin sosyal güvenlik reformları karşılaştırılacaktır.

Özet (Çeviri)

'The right to social security' emerged as a response to the severe social and economic hardships experienced by the working class following the Industrial Revolution. After World War II, particularly in the United States and Western Europe not only recognized the social security as a human right, but also broadened its initial definitions as a means of preventing poverty, giving it a wider meaning as a central component of Keynesian economic policy. During, also known as 'golden age', social security was institutionalized and 'social state' established. And welfare states developed, with responsibilities expanded in areas such as income redistribution, social protection, economic efficiency, cohesion. However, the rise of globalization following the collapse of the Fordist production model in the 80's increased fiscal pressure on welfare states; neoliberal policies encouraged reductions in public and social spending, promoting the transfer of welfare and social security expenditures to market. While this process has led to a partial rollback in welfare policies on a global scale, their scopes and functions have varied considerably across different social welfare regimes. In this context, unlike Esping-Andersen's three welfare regime typologies, the Southern European welfare regime is treated as a distinct welfare regime shaped by historical, cultural, and religious practices, and differs from the other three regime typologies. Characterized by fragmented, corporatist solutions and a strong reliance on family support in cases of market failure, this regime maintains contribution-based access to social security, universal healthcare provision and a mixed financing system based on premiums and taxation. Despite being classified as underdeveloped welfare regimes, these countries implement generous welfare programs compared to the EU, and in this context, Türkiye is considered a unique example among the welfare countries of Southern Europe. Despite being characterized as lagging countries in comparative social policy studies of the 1980s (with the exception of Italy), the welfare programs of the South, within the context of their underdevelopment and the still significant role of the family, have been financed social security through contributions and taxes, and made healthcare free for their citizens. The policies they pursued at full speed, despite globalization, were among the most generous policies implemented by the governments of developed welfare states. In this context, Turkey experienced a period after 80 in which, in line with neoliberal policies, the state had to largely withdraw from 'welfare state' services and transfer them to the market, and was forced to provide these services within the framework of market rules. Although social security has been partially commercialized, the state has not yet completely withdrawn from these areas. Furthermore, Turkey has not liquidated welfare state and social security but rather re-established it, continuing with programs similar to those in the South. From this perspective, the thesis is based on the premise that although some welfare services in Turkey have been partially privatized, the state has not completely withdrawn from social areas; it argues that Turkey still maintains its characteristic of being a 'welfare state' in the field of social security. To prove this, the social security reforms of Turkey will be compared with those of Southern European Regime Countries, which have experience with EU membership but have different socio-political traditions within the EU.

Benzer Tezler

  1. Contribution a la recherche d'un cadre juridique pour un droit international de laconcurrence plus efficace

    Daha etkin bir uluslararası rekabet için hukuki çerçeve arayışı

    ALİ CENK KESKİN

    Doktora

    Fransızca

    Fransızca

    2009

    HukukGalatasaray Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. JEAN MARC SOREL

    PROF. DR. HALİL ERCÜMENT ERDEM

  2. A critical assessment of Turkey's migration regime: Securitization versus human rights?

    Türkiye'nin göç rejiminin eleştirel bir değerlendirmesi: Güvenlikleştirmeye karşı insan hakları?

    KÜBRA AYDINLI

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2015

    Uluslararası İlişkilerOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Avrupa Çalışmaları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OSMAN GALİP YALMAN

  3. Makedonya sorunu (1903-1913)

    The Macedonian question (1903-1913)

    MELTEM BEGÜM SAATÇI

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    TarihAkdeniz Üniversitesi

    Tarih Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İSRAFİL KURTCEPHE

  4. A review of Afghan nationalismin two centuries (19th & 20th)

    Afgan milliyetçiliğine bir bakış [19. ve 20. yüzyıl]

    ZİAULHAQ RASHİDİ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2019

    Siyasal Bilimlerİstanbul Aydın Üniversitesi

    Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜLAY UĞUR GÖKSEL

  5. Bireysel emekliliğin sosyal güvenlik sistemindeki konumu ve geleceği

    The role significance and future of the private pension programs within the social security systems

    YAKUP UYGUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    SigortacılıkMarmara Üniversitesi

    Sigortacılık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA AYKAÇ