Geri Dön

Diyabetik nefropatiyi erken saptamak için biyobelirteçlerin etkinliği ve tırnak yatağı kapilleroskopisi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Evaluation of the effectiveness of biomarkers in the early detection of diabetic nephropathy and their association with nailfold capillaroscopy

  1. Tez No: 1008159
  2. Yazar: HİLALGÜL SAĞLAM KARA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AYSUN BİDECİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Diyabetik nefropati (DN), Tip 1 Diyabetes Mellitus (T1DM) tanılı çocuk ve adolesanlarda en önemli mikrovasküler komplikasyonlardan biri olup, ilerleyen dönemde son dönem böbrek hastalığının (SDBH) başlıca nedenini oluşturmaktadır. Bu nedenle, böbrek hasarı riski altındaki hastaların erken dönemde saptanması ve tedavi edilmesi, hastalığın ilerlemesini önlemede kritik bir rol oynar. Günümüzde erken tanıda standart yöntem olarak kullanılan mikroalbüminüri, tek başına yeterli bir öngörücü olarak kabul edilmemektedir. Bunun temel nedenleri, proteinüri sergilemeyen DN olgularının varlığı, ileri düzeyde glomerüler hasarın albüminüri başlamadan önce gelişebilmesi ve bu belirtecin ateş veya egzersiz gibi böbrek dışı faktörlerden etkilenerek tanısal güvenilirliğinin düşmesidir. Son yıllarda, DN patogenezinde glomerüler hasarın yanı sıra tübüler hasarın da önemli bir rol oynadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda, Nötrofil Jelatinazla İlişkili Lipokalin (NGAL), Böbrek Hasar Molekülü-1 (KIM-1) ve Sistatin C gibi yeni tübüler biyobelirteçler ile sistemik mikrovasküler hasarı non-invaziv olarak değerlendiren Tırnak Yatağı Kapilleroskopisi (TYK) umut verici yöntemler olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, T1DM tanılı çocuklarda DN'nin erken dönemde saptanmasında idrar ve serum NGAL, idrar KIM-1 ve sistatin C düzeyleri ile TYK bulgularının tanısal değerini ve aralarındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı'nda T1DM tanısıyla en az 2 yıldır izlenen, 10–18 yaş arası 44 çocuk hasta ile yaş açısından benzer, patolojik olmayan boy kısalığı ile takip edilen 44 sağlıklı çocuk dahil edildi. Tüm olguların çalışma başında ayrıntılı öyküleri alındı ve fizik muayeneleri yapıldı. Katılımcıların cinsiyet, yaş ve diyabet süresi kaydedildi. Boy, VKİ ve sistolik–diyastolik KB ölçümleri alındı. Olguların kan tetkiklerinden BUN, kreatinin, GFH, albümin, HbA1c, total kolesterol, LDL kolesterol, VLDL, HDL kolesterol ve sistatin C değerleri kaydedildi. Mikroalbüminüri taraması için katılımcılardan sabah ilk idrar örnekleri alındı. Buna ek olarak, erken tübüler hasar belirteçleri olan serum NGAL, idrar NGAL ve idrar KIM-1 düzeyleri Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) yöntemiyle ölçüldü. Mikrovasküler yapısal değişikliklerin değerlendirilmesi ise Tırnak Yatağı Kapilleroskopi cihazı kullanılarak gerçekleştirildi. Verilerin analizinde gruplar arası karşılaştırmalar için Bağımsız Gruplar T Testi ve Mann-Whitney U testi, kategorik değişkenler için Ki-Kare testi, korelasyon analizi ve biyobelirteçlerin tanısal performansını değerlendirmek için ROC analizi kullanıldı. Bulgular: T1DM grubunda, kontrol grubuna kıyasla idrar NGAL, serum NGAL ve idrar KIM-1düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandı (tümü için p<0,001). Buna karşılık, Sistatin C düzeyleri arasında gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı( p = 0,085). Ayrıca, hiperfiltrasyonu olan T1DM hastalarında mikroalbüminüri sıklığının, hiperfiltrasyonu olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulundu (%38,5'e karşılık %9,7; p = 0,037). Mikroalbüminürisi olan T1DM hastalarında, olmayanlara kıyasla idrar NGAL (p < 0,001) ve idrar KIM-1 (p < 0,001) düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulundu. Normoalbuminürik T1DM hastalarında dahi serum NGAL, idrar NGAL ve idrar KIM-1 düzeyleri sağlıklı kontrollere göre anlamlı olarak yüksekti(tümü için p<0,001).ROC analizinde, idrar NGAL (Eğri Altındaki Alan EAA: 0,91) ve idrar KIM-1 (EAA: 0,97) mikroalbüminüri varlığını öngörmede yüksek ayırt edici güce sahipti. DN'nin erken evrelerinden biri olan hiperfiltrasyon varlığının, çalışılan biyobelirteç düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi görülmedi. T1DM grubunda en sık saptanan kapilleroskopi bulguları kapiller tortüyozite (%45,5) ve crosslinked kapillerlerdi (%31,8). TYK bulguları açısından T1DM ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Ancak T1DM hastaları kendi içinde analiz edildiğinde, kapiller tortüyozite ve mikrohemoraji sıklığı, mikroalbüminürisi olan hastalarda (%87,5), olmayanlara göre (%36,1) anlamlı derecede daha yüksekti ( sırasıyla p = 0,015; p = 0,030). Tırnak yatağında mikrohemoraji saptanan T1DM hastalarında idrar NGAL ve idrar KIM-1 düzeyleri, mikrohemorajisi olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksekti (sırasıyla p=0,009 ve p=0,017). Sonuç: Bulgularımız, idrar NGAL ve KIM-1'in, T1DM'li çocuklarda mikroalbüminüri varlığı ile güçlü bir ilişki sergileyen ve böbrek tübüler hasarını erken dönemde saptayabilen değerli ve hassas biyobelirteçler olduğunu doğrulamaktadır. Ek olarak, kapiller tortüyozite ve mikrohemoraji gibi TYK bulgularının mikroalbüminüri ile ilişkili olması, bu non-invaziv yöntemin sistemik mikrovasküler hasarı değerlendirmede önemli bir araç olabileceğini düşündürmektedir. Bu çalışma, idrar NGAL ve KIM-1 gibi tübüler hasar belirteçleri ile TYK incelemesinin birleşik kullanımının, DN riski altındaki çocukların erken ve non-invaziv olarak saptanmasında değerli bir yaklaşım olabileceğini göstermektedir.

Özet (Çeviri)

Introduction: Diabetic nephropathy (DN) is one of the most important microvascular complications in children and adolescents with Type 1 Diabetes Mellitus (T1DM) and represents a leading cause of end-stage kidney disease (ESKD) later in life. Therefore, early identification and treatment of patients at risk of kidney injury is critical to prevent disease progression. Microalbuminuria, currently used as the standard method for early detection, is not considered a sufficient predictor when used alone. This is mainly due to the existence of DN cases without proteinuria, the possibility that advanced glomerular injury may develop before the onset of albuminuria, and reduced diagnostic reliability because albuminuria may be influenced by extra-renal factors such as fever or exercise. In recent years, tubular injury—alongside glomerular damage—has been recognized as an important component of DN pathogenesis. In this context, emerging tubular biomarkers such as neutrophil gelatinase–associated lipocalin (NGAL), kidney injury molecule-1 (KIM-1), and cystatin C, as well as nailfold capillaroscopy (NFC), a non-invasive method for assessing systemic microvascular injury, have gained attention as promising approaches. This study aimed to evaluate the diagnostic value of urinary and serum NGAL, urinary KIM-1, and cystatin C levels, as well as NFC findings, and to investigate their relationships in the early detection of DN in children with T1DM. Materials and Methods: The study included 44 children aged 10–18 years who had been followed for at least 2 years with a diagnosis of T1DM at the Division of Pediatric Endocrinology, Gazi University Faculty of Medicine, and 44 age matched healthy children followed for non-pathological short stature as controls. At baseline, detailed medical histories were obtained and physical examinations were performed. Sex, age, and diabetes duration were recorded. Height, body mass index (BMI), and systolic/diastolic blood pressure were measured. Laboratory parameters including blood urea nitrogen (BUN), creatinine, estimated glomerular filtration rate (eGFR), albumin, HbA1c, total cholesterol, LDL cholesterol, VLDL, HDL cholesterol, and cystatin C were documented. For microalbuminuria screening, first-morning urine samples were collected. In addition, early tubular injury markers—serum NGAL, urinary NGAL, and urinary KIM-1—were measured using enzyme-linked immunosorbent assay (ELISA). Microvascular structural changes were assessed using a nailfold capillaroscopy device. Group comparisons were conducted using the independent samples t-test and Mann– Whitney U test; categorical variables were analyzed with the chi-square test. Correlation analyses and receiver operating characteristic (ROC) analyses were performed to evaluate biomarker diagnostic performance. Results: Compared with controls, the T1DM group had significantly higher urinary NGAL, serum NGAL, and urinary KIM-1 levels (all p < 0.001). In contrast, cystatin C levels did not differ significantly between groups (p = 0.085). Among T1DM patients with hyperfiltration, the prevalence of microalbuminuria was significantly higher than in those without hyperfiltration (38.5% vs. 9.7%; p = 0.037). T1DM patients with microalbuminuria had significantly higher urinary NGAL (p < 0.001) and urinary KIM-1 (p < 0.001) levels than those without microalbuminuria. Notably, even normoalbuminuric T1DM patients exhibited significantly higher serum NGAL, urinary NGAL, and urinary KIM-1 levels than healthy controls (all p < 0.001). ROC analysis demonstrated high discriminatory power for predicting microalbuminuria for urinary NGAL (area under the curve [AUC] = 0.91) and urinary KIM-1 (AUC = 0.97). The presence of hyperfiltration, an early stage of DN, did not show a statistically significant effect on the studied biomarker levels. The most frequent capillaroscopic findings in the T1DM group were capillary tortuosity (45.5%) and crosslinked capillaries (31.8%). No significant differences were observed between the T1DM and control groups regarding NFC findings. However, within the T1DM group, the frequencies of capillary tortuosity and microhemorrhages were significantly higher in patients with microalbuminuria (87.5%) than in those without microalbuminuria (36.1%) (p = 0.015 and p = 0.030, respectively). In T1DM patients with nailfold microhemorrhages, urinary NGAL and urinary KIM-1 levels were significantly higher than in those without microhemorrhages (p = 0.009 and p = 0.017, respectively). Conclusion: Our findings confirm that urinary NGAL and KIM-1 are valuable and sensitive biomarkers that are strongly associated with microalbuminuria and can detect early tubular injury in children with T1DM. Additionally, the association of NFC findings—such as capillary tortuosity and microhemorrhages—with microalbuminuria suggests that this non-invasive technique may be a useful tool for evaluating systemic microvascular injury. The present study indicates that the combined use of tubular injury biomarkers (urinary NGAL and KIM-1) and NFC may represent a valuable approach for early, noninvasive identification of children at risk for DN.

Benzer Tezler

  1. The relationship between urinary exosomal miRNA levels and renal outcome in type 2 diabetic nephropathy patients

    Tip 2 diyabetik nefropati hastalarında üriner eksozomal miRNA düzeylerinin renal outcome ile ilişkisi

    MEHMET SEYİT ZOR

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2021

    Moleküler Tıpİstanbul Teknik Üniversitesi

    Moleküler Biyoloji-Genetik ve Biyomühendislik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EDA TAHİR TURANLI

  2. Tip 2 diyabetik hastalarda diyastolik disfonksiyon/endotel disfonksiyonu ile serum Cystatin C düzeyi arasındaki ilişki

    The relationship between serum level of Cystatin C and diastolic dysfunction/endothelial dysfunction among patients with diabetes mellitus

    SERKAN KOCAKUŞAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    KardiyolojiAdnan Menderes Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TARKAN TEKTEN

  3. Tip 2 diyabetik hastalarda diyastolik disfonksiyon ve endotel disfonksiyonu ile serum beta-2 mikroglobülin düzeyi arasindaki ilişki

    The relationship between serum level of beta-2 microglobulin and diastolic dysfunction/ endothelial dysfunction among patients with diabetes mellitus

    GAFFAR KARADOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    KardiyolojiAdnan Menderes Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TARKAN TEKTEN

  4. Aile hekimliği eğitim kliniğine başvuran hastalarda diyabetik nöropati taraması

    Diabetic neuropathy screening in patients admitted to the family medicine training clinic

    ELİF NUR BAYAZIT KARAOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VELİTTİN SELÇUK ENGİN

    DOÇ. DR. MURAT AKARSU