Geri Dön

Hiperprolaktinemili hastalarda prolaktin düzeyi ve adenom özellikleri ile metabolik belirteçler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Retrospektif bir analiz

Evaluation of the relationship between prolactin levels, adenoma characteristics and metabolic markers in patients with hyperprolactinemia: A retrospective analysis

  1. Tez No: 1008258
  2. Yazar: MEHMET ERDEM
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MUHAMMET CÜNEYT BİLGİNER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: hiperprolaktinemi, prolaktinoma, metabolik risk, dislipidemi, insülin direnci, hyperprolactinemia, prolactinoma, metabolic risk, dyslipidemia, insulin resistance
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Karadeniz Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, hiperprolaktinemili hastalarda serum prolaktin düzeyi ve hipofiz adenom özellikleri ile lipid profili, insülin direnci göstergeleri ve kardiyometabolik risk belirteçleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif Çalışmaya, 2015-2025 yılları arasında, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Polikliniklerinde değerlendirilen hiperprolaktinemili hastalar dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, tanı anındaki laboratuvar verileri, klinik bulguları ve uygulanan tanı ile tedavi yaklaşımları geriye dönük incelendi. Bulgular: Çalışmaya toplam 95 hasta dahil edildi. Olguların %60'ı kadın (n=57), %40'ı erkekti (n=38). Ortalama yaş 37±13 yıl olup erkek hastalar kadınlara göre anlamlı düzeyde daha ileri yaştaydı (43±14'e karşı 33±11 yıl; p<0,001). Hastaların %85,3'ünde adenom saptandı ve adenom boyutu erkeklerde kadınlara göre anlamlı derecede daha büyüktü (22,8±16,6 mm'ye karşı 8,2±5,9 mm; p<0,001). Prolaktin düzeyi ile serbest T4 arasında zayıf negatif korelasyon bulundu (r=0,204; p=0,048). Buna karşılık prolaktin düzeyi ile glukoz, VKİ ve lipid parametreleri arasında anlamlı korelasyon saptanmadı (p>0,05). Serum prolaktin düzeylerinde metabolik risk kategorilerine göre anlamlı farklılık saptandı. TyG indeksine göre yüksek risk grubunda yer alan hastaların prolaktin düzeyleri, düşük risk grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek saptandı. (p=0,016). Benzer şekilde AIP risk grupları arasında prolaktin düzeyleri açısından anlamlı fark saptandı (p=0,014) ve yüksek risk grubunda daha yüksek prolaktin düzeyleri gözlendi. Non-HDL kolesterol risk sınıflamasında da gruplar arasında prolaktin düzeyleri açısından anlamlı farklılık saptandı (p=0,009) ve en yüksek prolaktin düzeyleri çok yüksek risk grubunda gözlendi. Serum prolaktin düzeyi ile adenom boyutu arasında orta düzeyde pozitif korelasyon saptandı (r=0,461; p<0,001). Makroadenom grubunda HDL kolesterol düzeyi daha düşük (p=0,013); trigliserit (p<0,001), total kolesterol (p=0,049) ve LDL kolesterol (p=0,006) düzeyleri ise daha yüksek bulundu. Ayrıca bu grupta TyG (p<0,001), AIP (p=0,001) ve non-HDL kolesterol risk dağılımları (p=0,023) anlamlı farklılık gösterdi. Prolaktin düzeyi ≥200 µg/L olan grupta non-HDL kolesterol (p=0,005), total kolesterol (p=0,016), LDL kolesterol (p=0,008) ve vücut kitle indeksi (VKİ) (p=0,038) daha yüksek bulundu. Bu grupta yüksek TyG riski oranı da anlamlı olarak daha fazlaydı (%75'e karşı %36,6; p=0,003). Çok değişkenli analizde, VKİ'nin yüksek riskli AIP için bağımsız belirleyici olduğu (OR=1,164; p=0,016), erkek cinsiyetin ise yüksek riskli non-HDL kolesterol düzeyi ile bağımsız ilişkili olduğu gösterildi (OR=3,537; p=0,043). Buna karşın, Prolaktin düzeyi ve adenom boyutu metabolik risk göstergeleri açısından bağımsız belirleyiciler olarak saptanmadı. Sonuç: Bu çalışmada, hiperprolaktinemili hastalarda serum prolaktin düzeyi ve adenom boyutu ile metabolik risk göstergeleri arasında anlamlı ilişkiler saptandı. Serum prolaktin düzeyi arttıkça hastaların daha yüksek metabolik risk kategorilerinde yer aldığı görüldü (TyG p=0,016; AIP p=0,014; non-HDL kolesterol p=0,009). Ayrıca prolaktin düzeyi ile adenom boyutu arasında orta düzeyde pozitif korelasyon saptandı (r=0,461; p<0,001). Prolaktin düzeyi ≥200 µg/L olan ve makroadenomu bulunan hastalarda aterojenik lipid parametreleri ile insülin direnci göstergelerinin daha olumsuz olduğu görüldü. Prolaktin düzeyi ≥200 µg/L olan hastalarda non-HDL kolesterol (p=0,005), total kolesterol (p=0,016), LDL kolesterol (p=0,008), vücut kitle indeksi (p=0,038), yüksek riskli TyG (p=0,003) olarak saptandı. Makroadenom grubunda ise, HDL kolesterol daha düşük (p=0,013), trigliserit (p<0,001), total kolesterol (p=0,049), LDL kolesterol (p=0,006), TyG (p<0,001), AIP (p=0,001) ve non-HDL kolesterol risk dağılımları (p=0,023) daha yüksek ve anlamlı farklılık gösterdi. Ancak çok değişkenli analizler, metabolik riskin doğrudan prolaktin düzeyinden çok erkek cinsiyet ve vücut kitle indeksi gibi bireysel faktörlerle ilişkili olduğunu gösterdi. Bu bulgular, hiperprolaktineminin yalnızca hormonal bir bozukluk olarak değil, aynı zamanda metabolik etkileri olan sistemik bir durum olarak ele alınması gerektiğini düşündürmektedir. Klinik izlemde adenom boyutu ve prolaktin düzeyi ile birlikte kardiyometabolik risk göstergelerinin de bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aimed to evaluate the associations of serum prolactin levels and pituitary adenoma characteristics with lipid profile, indices of insulin resistance, and cardiometabolic risk markers in patients with hyperprolactinemia. Materials and Methods: This retrospective study included patients with hyperprolactinemia who were evaluated in the Endocrinology Outpatient Clinics of Karadeniz Technical University Faculty of Medicine between 2015 and 2025. Demographic characteristics, laboratory findings at diagnosis, clinical features, and diagnostic and therapeutic approaches were reviewed retrospectively. Results: A total of 95 patients were included; 60% were female (n=57) and 40% were male (n=38). Mean age was 37±13 years, and male patients were significantly older than female patients (43±14 vs 33±11 years; p<0.001). Adenoma was detected in 85.3% of the cohort, and tumor size was significantly larger in men than in women (22.8±16.6 mm vs 8.2±5.9 mm; p<0.001). Serum prolactin level showed a moderate positive correlation with adenoma size (r=0.461; p<0.001). A weak negative correlation was found between prolactin and free T4 levels (r=–0.204; p=0.048), whereas no significant correlations were observed between prolactin levels and glucose, BMI, or lipid parameters (p>0.05). Serum prolactin levels differed significantly according to metabolic risk categories. Patients classified as high risk based on the TyG index had significantly higher prolactin levels compared to the low-risk group (p=0.016). Similarly, prolactin levels varied significantly across AIP risk groups (p=0.014), with higher levels observed in the high-risk category. A significant difference in prolactin levels was also detected across non-HDL cholesterol risk categories (p=0.009), with the highest prolactin levels observed in the very high-risk group. In the macroadenoma group, HDL cholesterol was lower (p=0.013), whereas triglyceride (p<0.001), total cholesterol (p=0.049), and LDL cholesterol levels (p=0.006) were higher. TyG (p<0.001), AIP (p=0.001), and non-HDL cholesterol risk distribution (p=0.023) also differed significantly in this group. Patients with prolactin levels ≥200 µg/L had significantly higher non-HDL cholesterol (p=0.005), total cholesterol (p=0.016), LDL cholesterol (p=0.008), and body mass index (BMI) (p=0.038). The proportion of high-risk TyG was also greater in this group (75% vs 36.6%; p=0.003). In multivariable analysis, BMI was an independent predictor of high-risk AIP (OR=1.164; p=0.016), whereas male sex was independently associated with high-risk non-HDL cholesterol levels (OR=3.537; p=0.043). In contrast, prolactin level and adenoma size were not independent predictors of metabolic risk indicators. Conclusion: Serum prolactin levels and adenoma size were significantly associated with metabolic risk indicators in patients with hyperprolactinemia. Increasing serum prolactin levels were associated with a higher likelihood of belonging to adverse metabolic risk categories (TyG, p=0.016; AIP, p=0.014; nonHDL cholesterol, p=0.009). Furthermore, prolactin level was moderately positively correlated with adenoma size (r=0.461; p<0.001). Patients with prolactin levels ≥200 µg/L and those with macroadenomas exhibited a more adverse profile in terms of atherogenic lipid parameters and markers of insulin resistance. Among patients with prolactin levels ≥200 µg/L, non-HDL cholesterol (p=0.005), total cholesterol (p=0.016), LDL cholesterol (p=0.008), body mass index (p=0.038), and high-risk TyG (p=0.003) were significantly higher. In the macroadenoma group, HDL cholesterol was significantly lower (p=0.013), whereas triglycerides (p<0.001), total cholesterol (p=0.049), LDL cholesterol (p=0.006), TyG (p<0.001), AIP (p=0.001), and the distribution of non-HDL cholesterol risk categories (p=0.023) were significantly higher. However, multivariable analyses indicated that metabolic risk was more closely related to individual factors, particularly male sex and body mass index, than to prolactin level itself. These findings suggest that hyperprolactinemia should be regarded not only as a hormonal disorder but also as a systemic condition with metabolic consequences. In clinical follow-up, cardiometabolic risk markers should be evaluated comprehensively together with tumor burden and serum prolactin levels.

Benzer Tezler

  1. Hipofiz ilişkili hiperprolaktinemilerin nadir nedenlerinde uzun dönem seyir sonuçları

    Long-term course results in rare causes of pituitary-related hyperprolactinemia

    YAĞMUR EGE SUV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ABDULLAH SERKAN YENER

  2. Polikistik over sendromu ve hiperprolaktinemi birlikteliği ve prolaktinoma ayırıcı tanısı

    Coexistance of polycystic ovary disease and hyperprolactinemia and differential diagnosis of prolactinoma

    LEVENT DEMİRTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıYüzüncü Yıl Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUSTAFA ÖZTÜRK

  3. Prolaktinomalı hastalarda kemik metabolizması değerlendirilmesi

    Evaluation of bone metabolism in patients with prolactinoma

    F. BUKET BAYRAM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıMarmara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DİLEK YAVUZ

  4. Prolaktinoma tanılı hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığının incelenmesi ve prolaktin düzeyinin tiroid disfonksiyonu üzerine ilişkisi

    The frequency of autoimmune thyroid disease in patients diagnosed with prolactinoma and the relation of prolactin levels with the thyroid disfunction

    HAYRETTİN SEVER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEYZA YENER ÖZTÜRK

  5. Prolaktinoma ve fonksiyonsuz hipofiz adenomu hastalarında otoimmün tiroid hastalığı prevalansı

    Prevalence of autoimmune thyroid diseases in patients with prolactinomas and non-functioning pituitary adenomas

    AYTAN HAJIZADA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. GÜZİDE GONCA ÖRÜK