Pulmoner yassı hücreli karsinomlarda sağ kalım ile ilişkili yeni bir derecelendirme yönteminin oluşturulması
Proposal of a novel grading system associated with survival in pulmonary squamous cell carcinomas
- Tez No: 1008474
- Danışmanlar: PROF. DR. SERPİL SAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Patoloji, Pathology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Akciğer kanseri, dünya genelinde kanser ilişkili ölümlerin en sık nedenidir. Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri (KHDAK) tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %85'ini oluşturmaktadır ve önemli alt tiplerinden biri yassı hücreli karsinomdur (YHK). Moleküler tanı ve hedefe yönelik tedavilerdeki gelişmeler adenokarsinom olgularında önemli klinik fayda sağlamıştır. Adenokarsinomada prognozla ilişki gösteren ve hasta yönetimine yön veren tümör paternine dayalı bir derecelendirme sistemi mevcuttur. Ancak YHK'da kullanılan keratinize ve non-keratinize şeklindeki alt tiplendirme prognostik bilgi vermemektedir. Ayrıca YHK'da hedeflenebilir moleküler değişiklikler sınırlıdır. Bu nedenle YHK'da prognozu öngörebilecek ve hasta yönetimine katkı sağlayabilecek güvenilir histopatolojik parametrelerin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada akciğer YHK'da prognozu daha iyi öngörebilecek yeni bir derecelendirme sistemi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı'nda 2006–2020 arasında tanı alan ve opere edilen, uzak metastazı olmayan, neoadjuvan tedavi almamış, cerrahi sınırları negatif ve en az 60 aylık takip verisi bulunan 291 pulmoner YHK retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Olgularda pleomorfizm, en kötü invazyon paterni (WPOI), tümör tomurcuklanması, keratinizasyon, hava boşlukları yoluyla yayılım (STAS), tümör-stroma oranı (TSR), tersiyer lenfoid yapılar (TLS), stromada tümörü infiltre eden lenfositler (sTIL), p53 ekspresyonu, Ki67 ve PHH3 düzeyi parametrelerinin klinikopatolojik özellikler ve sağkalım ile ilişkileri Kaplan-Meier ve Cox Regresyon analizleri ve gerekli diğer istatistik yöntemler kullanılarak test edilmiştir. Bulgular: Olguların ortalama takip süresi 84,6 ay olup, 8–216 ay arasında değişmektedir. Takip sonunda olguların %56'sı hayatta, %44'ü ise kaybedilmiştir. Kaplan–Meier analizlerinde pleomorfizm derecesi ile sağkalım arasında anlamlı ilişki saptanmış (p=0,035); iki kategorili analizde de yüksek pleomorfizm grubunda sağkalımın daha kısa olduğu görülmüştür (60 ay vs 132 ay; p=0,015). WPOI paternleri arasında sağkalım açısından anlamlı fark bulunmuş (χ²=10,07; p=0,039); düşük ve yüksek paternler karşılaştırıldığında da yüksek patern grubunda sağkalımın daha kısa olduğu izlenmiştir (137,5 ay vs 108,7 ay; p=0,007). Tümör tomurcuklanması ile sağkalım arasında da anlamlı ilişki saptanmıştır (χ²=11,13; p=0,004). İnvaziv marjinde TLS maturasyonu açısından yapılan analizde de sağkalım farklılığı izlenmiş (χ²=8,456; p=0,015); ortalama sağkalım TLS olmayan grupta 118,4 ay, germinal merkezsiz TLS grubunda 135,9 ay ve germinal merkezli TLS grubunda 172,5 ay olarak hesaplanmıştır. Tek değişkenli Cox analizinde yaş (HR=1,037; p=0,002) ve lenf nodu pozitifliği (HR=1,586; p=0,014) bağımsız prognostik faktörler olarak saptanmıştır. Çok değişkenli Cox regresyon analizinde yüksek tümör tomurcuklanması (HR=2,040; p=0,005), yüksek pleomorfizm (HR=2,274; p=0,010), yüksek WPOI (HR=1,689; p=0,007) de mortalite riskini artıran bağımsız prognostik faktörler olarak saptanmıştır. Buna karşılık invaziv marjinde TLS varlığı koruyucu faktör olarak izlenmiş ve mortalite riskinde anlamlı azalma ile ilişkili bulunmuştur (HR=0,62; p=0,01). Bu verilerden yola çıkarak 4 alternatif tümör derecelendirme modeli oluşturulmuştur. Bu modeller Tümör Derecelendirme Modeli (TDM) 1-4 olarak isimlendirilmiştir. Bu modellerin tümü çok değişkenli Cox regresyon analizlerinde p<0.005 düzeyinde anlamlılık göstermiştir. Sonuç: Akciğer YHK'da günümüzde yaygın olarak kabul görmüş bir derecelendirme sistemi bulunmamaktadır. Bu çalışmada geliştirilen modeller, tümörün invaziv davranışını ve tümör mikroçevresini yansıtan morfolojik parametreleri bir araya getirerek hasta prognozunun daha doğru biçimde öngörülmesine katkı sağlayabilecek bir yaklaşım sunmaktadır. Elde edilen modeller risk gruplarını anlamlı şekilde ayırt edebilmektedir. Bu nedenle geliştirilen modellerin akciğer YHK olgularının prognostik değerlendirilmesinde ve klinik takip ile tedavi planlamasında yol gösterici bir araç olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
Aim:Lung cancer is the leading cause of cancer-related mortality. Non–small cell lung cancers account for 85% of all lung cancers, and squamous-cell carcinoma (SCC) represents one of the major subtypes. Advances in targeted therapies have led to significant clinical benefits, particularly in lung adenocarcinoma. In this subtype, pattern-based grading system correlating with prognosis and guide clinical management has been developed. However, currently used subclassification of SCC has limited prognostic value and actionable molecular alterations are relatively rare. Therefore, identifying reliable histopathological parameters that reflect tumor biology remains crucial for improving risk stratification and guiding patient management. The aim of this study was to evaluate histopathological and microenvironmental parameters in pulmonary SCC and develop a novel grading model capable of predicting prognosis. Materials and Methods:In this retrospective study, 291 patients who underwent surgical resection for pulmonary SCC between 2006-2020 at the Department of Pathology, Ankara University Faculty of Medicine were evaluated. All cases had no distant metastasis at diagnosis, had not received neoadjuvant therapy, had negative margins, and had at least 60 months of follow-up. Histopathological parameters including pleomorphism, worst pattern of invasion (WPOI), tumor budding, keratinization, spread through air spaces, tumor–stroma ratio, tertiary lymphoid structures (TLS), stromal tumor-infiltrating lymphocytes, p53 expression, Ki67, and PHH3 levels were assessed. The relationships between these variables and clinicopathological characteristics as well as patient survival were analyzed using Kaplan–Meier analysis, Cox proportional hazards regression models, and other appropriate statistical tests. Results:The mean follow-up was 84.6 months (8–216 months). At the end of follow-up, 56% of the patients were alive. Kaplan–Meier analysis demonstrated a significant association between pleomorphism and survival (p=0.035). Significant survival differences were observed among WPOI patterns (χ²=10.07; p=0.039), and high WPOI was associated with shorter survival (137.5 vs 108.7 months; p=0.007). Tumor budding was significantly associated with survival (χ²=11.13; p=0.004). TLS maturation at the invasive tumor margin was also related to survival outcomes (χ²=8.456; p=0.015), with the longest survival observed in tumors containing germinal center–positive TLS. In univariate Cox regression analysis, age (HR=1.037; p=0.002) and lymph node positivity (HR=1.586; p=0.014) were identified as significant prognostic factors. Multivariate Cox regression analysis demonstrated that high tumor budding (HR=2.040; p=0.005), high pleomorphism (HR=2.274; p=0.010), and high WPOI (HR=1.689; p=0.007) independently increased the risk of mortality. In contrast, TLS at the invasive margin was associated with a reduced mortality risk (HR≈0.62; p≈0.01). Based on these findings, four alternative tumor grading models (TGM) were developed and defined as TGM1–4, all of which showed significant prognostic value in multivariate Cox regression analyses (p<0.005). Conclusion:Currently, there is no accepted histopathological grading system for SCC. The TGMs proposed in this study integrate morphological parameters reflecting both tumor invasiveness and the tumor microenvironment. By combining these prognostically relevant factors, the models provide improved risk stratification and may contribute to more accurate prediction of patient outcomes. These findings suggest that the proposed TGMs could serve as useful tools for prognostic evaluation and may assist in treatment planning and follow-up strategies for pulmonary SCC.
Benzer Tezler
- Sarkomatoid karsinom hastalarında FDG PET-BT metabolik volümünün prognostik açıdan karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
GÜLŞEN GÖKTEPE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Göğüs CerrahisiSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÖKTÜRK FINDIK
DOÇ. DR. ÖZLEM ÖZMEN
- Küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde SOX2, COX2, ALDH1 ve P75 antikorlarının metastatik potansiyel ve prognoz üzerindeki etkisi
Impact of the antibodies SOX2, COX2, ALDH1 and P75 on metastatic potantial and prognosis in non-small cell lung cancer
AYŞE AKBULUT ÇİÇEKLİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
PatolojiCumhuriyet ÜniversitesiPatoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ERSİN TUNCER
- Pulmoner nodül rezeksiyonu yapılan hastalarda patoloji sonuçlarının klinik ve radyolojik bulgular ile ilişkisi
Başlık çevirisi yok
SHAHAB GHIVI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Göğüs HastalıklarıMarmara ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Yoğun Bakım Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ŞEHNAZ OLGUN YILDIZELİ
- Akciğer kanserli olgularda paraneoplastik sendromlar
Paraneoplastic syndromes associated with lung cancer
DENİZ KÖKSAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
Göğüs HastalıklarıAnkara ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. OYA KAYACAN
- Özofagus kanserlerinde minimal invaziv özofajektominin etkinliği
The efficiency of minimally invasive esophagectomy in esophageal cancer
COŞKUN DAHARLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiAtatürk ÜniversitesiGöğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ATİLA EROĞLU