Geri Dön

The role of murals in urban space and their evaluation through cognitive mapping exampling of Kadiköy-Yeldeği̇rmeni̇

Kentsel mekanda duvar resimlerinin rolü ve bilişsel haritalama yoluyla değerlendirilmesi Kadıköy Yeldeğirmeni örneği

  1. Tez No: 1008595
  2. Yazar: BUSE ERKAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MEHMET EMİN ŞALGAMCIOĞLU
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Kentsel Tasarım Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

İnsanlar geçmişten bugüne; kentsel mekanlar ile döngüsel dinamikler kurmaktadır. Bu döngüsel dinamikler insan ve kentsel mekanlar arasında etkileşimleri kuvvetlendiren, kentsel mekânı yeniden çerçevelendiren, farklı çevresel davranış potansiyellerini aktarmayı sağlayan çeşitli oluşumları var etmektedir. Kentsel mekanlar insanlar tarafından tasarlanırken, insanlar da zaman zaman kentsel mekâna göre çevresel davranışlarını tasarlamaktadır. Her insan kentsel mekân deneyiminde biriciktir. Çünkü insan; bir kentsel mekânı deneyimlerken kentsel mekânı kendine özgü çevresel algı filtresinden geçirerek zihninde temsil etmektedir. Çevresel davranış setlerinin farklılıklarına göre algı da değişir. Bir insan için yapılı çevre daha baskın iken, başka bir insan için doğal çevre etmenleri daha etkili rol oynamaktadır. Hatta doğal ve yapılı çevrenin alt faktörlerinin de baskınlığı değişim gösterebilmektedir. Doğal ve yapılı çevre faktörleri ile insanın kentsel mekandaki davranışları etkileşim içinde kalarak sürekli olarak devam etmektedir. Doğal çevre, yapılı çevre mekânsal ilişkilerin bütünü fiziksel çevreyi oluşturmaktadır. Aslında bir insan bir kentsel mekânı keşfederken, deneyimlerken fiziksel çevre ile bir bağlantı kurarak algısında o mekânı tanımlamaya başlamaktadır ve bunu devam ettirmektedir. Bu süreçte kentsel mekânın özgünlüğünü oluşturan faktörleri ne kadar yoğun ise; insan, zihninde o derece yoğunlukta kalıcı olarak kenti temsil eder ve anlamlandırmaya başlamaktadır. Yapılı ve doğal çevre unsurları, bir kentsel mekânda farklı derecelerde ve önem sıralamalarına sahip olabilmektedir. Aynı zamanda fiziksel çevre unsurlarının alt başlıkları insan algısında farklı sınıflandırmalar oluşturabilmektedir. Bu kavram oldukça değişime ve gelişime açıktır. İnsan, fiziksel çevreyi deneyimlerken 5 duyu organı ile bilişi aynı zamanda kendi biricikliğinde algısını kullanmaktadır. Kentsel mekânın algılanmasında insanın algısı ve bilişi birbiriyle sentezlenerek süreç ilerlemektedir. Bu süreçte fiziksel çevre değişime uğrayabilmektedir. Aynı zamanda insan algısı da deneyim sıklığına göre değişim gösterebilmektedir. İnsanın sürekli olarak deneyimlediği kentsel mekandaki algısı ile seyrek aralıklarla ya da ilk kez deneyimlediği bir kentsel mekânın insan algısındaki ve zihnindeki konumu baskınlık açısından farklılıklar oluşturabilmektedir. İnsanın kentsel mekânı deneyimlemesi, algılaması bir tür psiko-çevre davranışlarının başlangıç noktası olmaktadır. Bu konuda, literatürde birçok farklı sentaktik ve semantik yöntemler kullanılmaktadır. Geçmişten bugüne bu yöntemler disiplinler arası kendini var eden, geliştiren ve destekleyici çalışmalarla var olmaktadır. Kentsel mekân ve insan, dinamik kavramlar olduğu için kentsel mekanlar ve insanlar var olduğu sürece bu yapıtaşları da dinamik şekilde kendini var etmeye devam edecektir. Kentsel mekân ve insan algısını bir araya getiren başlıca çalışma yöntemlerinden biri olan ve geçmişten bugüne farklı disiplinlerde bir kaynak yöntem olan Edward Tolman tarafından 1948 yılında tasarlanan Bilişsel Haritalama yöntemi psikoloji disiplininden temel alınmaktadır. Bilişsel haritalama çalışmaları günümüzde mimarlık ve kentsel tasarım alanlarında xxiv çokça yer edinen bir yöntem haline gelmiştir. İnsanın kentsel mekân deneyiminde yönünü bulabilmesi ve zihninde oluşturduğu haritalar bütünüyle kentsel mekanların anlamlarını ve okunulabilirliklerinin ortaya konulmasında önemli bir metot oluşturmaktadır. Ele alınabilecek verilerle kentsel mekân algısındaki faktörlerin sentaktik ve semantik okumaları ve yorumlamaları yapılabilmektedir. Kentsel mekanların algılanma sürecinde psikoloji alanının alt çalışma başlıkları her zaman var olmuştur ve var olmaya devam etmektedir. Toplum psikolojisi, insan psikolojisi, kent psikolojisi, çevresel psikoloji… vb. alt psikoloji başlıklarının hepsi bir şekilde kentsel tasarım ve mimari konularında kendini var etmektedir. Tüm bu kavramlar eşliğinde, kentsel mekanların bir parçası olan muralların (duvar resimleri) kentin okunabilirliği ve insan algısındaki konumu oldukça etkili olmaktadır. Murallar yapıların cephelerinde, büyük ölçekte yapılan insan algısında oldukça vurgulayıcı ve bulunduğu kentsel mekânı daha tanımlı hale getiren kentsel göstergeler olarak tanımlanabilmektedir. İnsanın kentsel mekân deneyiminde bulunan murallar, çevreyi daha iyi algılamada yardımcı bir kaynak olarak görülebilmektedir. Tez çalışmasına başlamadan önce ve sonrasında, disiplinler arası geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Çevresel psikoloji, yer ve mekân, yön bulma, çevresel algı, çevresel biliş… vb. birbirini besleyen bütün kavramların literatürdeki gelişimi günümüzde de devam etmektedir. Literatürdeki geçmiş araştırmalar ve çalışmalar eşliğinde başlangıç olarak teorik çerçeveyi kuvvetli tutmak adına çeşitli kavram tanımlamaları ve bu kavramların gelişim süreçlerinin anlamlandırılmasıyla çalışmaya adım atılmıştır. Çevresel biliş, algı, yön bulma, mekânsal dizim üzerine geçmişten bugüne yapılan çalışmalar bu çalışmanın temelini de oluşturmuştur. Bu adımlardan sonra, bu teorik çerçeveyi kuvvetlendirmek adına seçilen örneklem alan olan İstanbul Kadıköy Yeldeğirmeni mahallesi üzerinde fotoğraflama ile mural analizlemeleri yapılmıştır. Bununla birlikte kentsel mekânın okunulabilirliğini sentaktik değerler ile ele almak adına mekânsal dizim programı ile entegrasyon, aksiyal haritalandırma ve görünülebilirlik analizleri yapılmıştır. Son aşamada ise ana metodolojik uygulama olarak seçilen bilişsel haritalama çalışması, örneklem alanda gönüllü katılımcılar ile yapılmıştır. Son aşama olarak uygulanan bilişsel haritalama çalışması aynı kriter ve profiller üzerinden katılım sağlanarak yapılmıştır. Çalışmanın amacını tam anlamıyla yerine getirmesi adına alanı önceden çok az deneyimlemiş ve hiç deneyimlememiş gönüllü katılımcılar ile yapılmıştır. Deneyimi hiç olmayan ya da önceden çok az deneyimlemiş katılımcılar olmasının sebebi; ilk kez deneyimlenen bir kentsel mekânda insan algısında fiziksel ve doğal çevre olarak en çok hangi temsillerin olduğu çalışmayı daha kuvvetli hale getireceği düşünülmektedir. Tüm bu çalışma sonucunda gelecekte yapılacak olan, kentsel mekânın tanımlanabilirliğinde insan algısında etkili olan faktörler ve kentsel göstergeler olan muralların da farklı potansiyelleri var edeceği ve muralların kentsel mekanların anlamları için daha fazla etkiye sahip olabileceği düşünülmektedir. Çalışma alanı olarak; muralların homojen olmasa da bir ara kentsel ölçek büyüklüğünde oldukça fazla sayıda yer İstanbul kentinin Kadıköy ilçesinde bulunan Kadıköy Yeldeğirmeni mahallesi seçilmiştir. Örneklem alan, kentin oldukça yoğun sirkülasyona sahip bölgeleri arasında kalmış bir bölgedir. Ayrılıkçeşmesi Marmaray istasyonu, Kadıköy Altıyol otobüs durağı, Kadıköy sahil otobüs peronları ve Kadıköy metrosu, vapur iskelesi… vb. gibi ulaşım noktalarına yürüme mesafesinde konumlanmaktadır. Genel olarak bakıldığında; Halitağa caddesi ve Bahariye caddesi eksenlerinden mahalleye sirkülasyon yoğun şekilde gerçekleşmektedir. Bölgenin xxv topografik durumuna bakıldığında, kentin kıyı bölgesinden yaya erişilebilirliği mevcut olmasına rağmen eğimden kaynaklı çok tercih edilmemektedir. Bir diğer yoğun erişimin bulunduğu nokta Ayrılıkçeşmesi Marmaray istasyonundan gözlemlenmiştir. Özetle alana doğu aksından batı aksına ve güney aksından kuzey aksına doğru erişilebilirlikleri tercih edilmektedir. Tipomorfolojik olarak bakıldığında, yapıların çoğu tarihi ve koruma altında bulunan ahşap ve taş malzeme yapım sistemi ve avlulu sistem ile kurulmuş yapılanmalar olduğu gözlemlenmektedir. Mahallenin kendine özgü kültürü geçmişten bu yana korunarak günümüze ulaşmaktadır. Günümüz koşulları ve sosyo-kültürel profillere bakıldığında ise; Kadıköy'ün merkezi sayılabilecek olan Moda ve Caferağa gibi bölgelere istinaden daha kült bir oluşumla kentteki kimliğini oluşturmaktadır. Cephelerin doğal ve yapılı çevre arasında kendini var etmesine ek olarak bulundurduğu murallar ile oldukça zengin bir kentsel kimlik ve deneyim alanı sunmaktadır. Çalışmaya katkı sağlayan katılımcılara hiçbir şekilde başlangıç ve bitiş noktası komutu verilmemiştir. Mahalle sınırları genel olarak tasvir edilerek, istedikleri noktadan başlayarak istedikleri konumda bitirmeleri istenmiştir. Çalışmaya 20 katılımcı katkı sunmuştur. Alanın katılımcılar tarafından 30 dakika boyunca komut verilmeden gezinmesinin ardından; iki aşamalı bilişsel haritalama çalışması yapılmıştır. İki aşamalı bu haritalama çalışmasında her aşama 5 dakika olmak üzere 10 dakikada tamamlanmıştır. İlk aşamada; beyaz bir A4 kağıdına siyah kalemle çizim yapması istenmiştir. İkinci aşamada ise kırmızı kaleme geçmesi istenmiştir. Bu iki aşamanın yapılmasının sebebi; insan zihninde deneyimlediği kentsel mekânı temsil ederken baskınlık sıralamasının frekans değerlerini daha iyi saptamak adına uygulanmıştır. Elde edilen bütün temsil ürünlerinin kategorileştirilerek daha net bir saptama yapılacağı düşünülmüştür. Saptanan net sokak, ticari yapı, okul, park, mural tasvirlerine bakarak hangi sokakların insan zihninde daha tanımlı olduğu ve bu sokak eksenlerinde mural mevcut mu sorusu ile çalışmanın ana amacı ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak elde edilen ürünlere bakıldığında; doğal ve yapılı çevrenin bir yapı cephesi üzerinde oluşturduğu algı, bazı ticari yapıların cepheleri, muralların ve ahşap konutların insan algısında yoğun yer edindiği yorumu ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın diğer bir aşamasında mekansal dizim (space syntax) için örneklem alanın elde edilen verilerini sayısal bir sonuç olarak elde etmek amacıyla kullanılmıştır. Muralların konumları ve okunulabilirliği (intelligilibity) arasındaki bağlamı vurgulamak çalışma için önem taşımaktadır. Okunabilirlik değerlerinin tam anlamıyla veriyi karşılaması için entegrasyon (integration) ve VGA (visual graph analysis) ve aksiyal harita (axial map) analizleri yapılmıştır. Bu mekânsal dizim analizleri için Alasdair Turner tarafından geliştirilen DepthmapX bilgisayar programıyla yapılmıştır. Çalışmanın son aşamasında; bu kavramların ve verilerin sonuçlarını SPSS ile regresyon analizi ile sentezleme çalışması yapılmıştır. Oluşturulan eşik ve frekans değerlerinin bilgileri ışığında kentsel mekânda bulunan muralların kentsel mekânın görünülebilirlik değerlerinden öte kendi içerisinde bulunduğu konumun görünülebilirlik değerlerinde değişimler yarattığı düşünülmektedir. Çalımanın sonucu olarak, bir kentsel mekânın insan zihninde tanımlı olmasında fiziksel çevrenin önemi büyüktür. Bu kentsel göstergeler olan muralların bulunduğu çevreyi daha tanımlı duruma getirdiği yorumu yapılabilmektedir. Kısaca bu çalışma sonucunda kentsel mekânda büyük ölçekli olan muralların yalnızca kentsel estetik bağlamının yanında kentsel bellek ve yön bulma, çevresel hareket kavramları konularında etkileri oldukça büyüktür.

Özet (Çeviri)

From past to present, humans have established cyclical dynamics with urban spaces. These cyclical dynamics create various formations that strengthen the interaction between humans and urban spaces, reframe the urban environment, and convey different environmental behavior potentials. While urban spaces are designed by people, individuals also shape their environmental behaviors in response to the characteristics of urban environments. Each person's experience of urban space is unique. This is because, while experiencing an urban space, individuals filter it through their own perceptual lens and represent it mentally. The interaction between natural and built environmental factors and human behavior in urban space is ongoing. The totality of spatial relationships formed by natural and built environments constitutes the physical environment. In fact, when a person explores or experiences an urban space, they begin to define it in their perception through a connection with the physical environment and this process continues. The more intense the factors that make an urban space unique, the more strongly a person mentally retains and begins to make sense of that city. Built and natural environmental elements may hold varying degrees of significance and priority within an urban space. At the same time, the subcategories of physical environmental components may form different classifications in human perception. This concept is highly open to change and development. While experiencing the physical environment, humans employ all five senses in combination with their cognition and individual perception. In perceiving urban space, the synthesis of human perception and cognition drives the process. During this process, the physical environment may undergo transformation. Simultaneously, human perception may also shift depending on the frequency of experience. The perception of a constantly experienced urban space differs in intensity and cognitive positioning from that of a rarely visited or newly encountered environment. This leads to varying levels of salience in the human mind depending on the nature of the experience. The experience and perception of urban space by individuals constitute the starting point for a range of psycho-environmental behaviors. In this context, numerous syntactic and semantic methods have been employed in the literature. From past to present, these methods have been developed, sustained, and enriched through interdisciplinary efforts. Since both urban spaces and humans are dynamic concepts, the foundational elements that connect them will continue to evolve as long as urban environments and people exist. One of the primary methodological approaches that bring together urban space and human perception is the Cognitive Mapping method, originally introduced by Edward Tolman in 1948, rooted in the discipline of psychology. Today, cognitive mapping has become a widely used method in the fields xx of architecture and urban design. It plays a crucial role in enabling individuals to find their way within urban environments and to express the meanings and legibility of these spaces through the mental maps they construct. Through the data gathered, it is possible to perform syntactic and semantic analyses and interpretations of the factors influencing urban spatial perception. The subfields of psychology have consistently contributed to understanding the perception of urban space and continue to do so. Subdisciplines such as social psychology, human psychology, urban psychology, and environmental psychology all play a significant role in shaping discussions and practices in urban design and architecture. In light of all these concepts, murals an integral component of urban spaces play a significant role in the legibility of the city and their position within human perception. Murals, often located on building façades and executed on a large scale, can be defined as urban markers that emphasize specific areas in human cognition and contribute to making urban spaces more distinguishable. In the context of an individual's urban experience, murals may serve as supportive references that aid in better spatial perception and environmental understanding. Prior to and throughout the thesis study, an extensive interdisciplinary literature review was conducted. The evolution of interrelated concepts such as environmental psychology, place and space, wayfinding, environmental perception, and environmental cognition continues to develop in the literature today. Guided by past research and studies, the initial steps of this research aimed to establish a strong theoretical framework by defining key concepts and interpreting their historical development. Foundational studies in the fields of environmental cognition, perception, wayfinding, and spatial syntax have laid the groundwork for this study. Yeldeğirmeni Neighborhood in Kadıköy, Istanbul, to strengthen the theoretical basis. In addition, spatial syntax integration, axial mapping, and visibility graph analyses were carried out using spatial analysis software to evaluate the legibility of the urban space based on syntactic values. Finally, a cognitive mapping study, selected as the main methodological approach, was conducted with voluntary participants in the sample area. As the final stage of the study, the cognitive mapping exercise was conducted with participants selected according to the same criteria and profiles. In order to fully achieve the aim of the research, the mapping was carried out with voluntary participants who had either very limited prior experience or no experience at all with the area in question. The reason for selecting individuals with minimal or no prior experience was based on the idea that, when experiencing an urban space for the first time, the most prominent representations of the physical and natural environment in human perception could be more clearly identified thus making the study more robust. As a result of this research, it is suggested that in future efforts aimed at improving the legibility and perception of urban space, the role of murals as urban markers may hold greater potential and become even more influential in shaping the meanings of urban environments. As the study area, Kadıköy Yeldeğirmeni neighborhood, located in the Kadıköy district of Istanbul, was selected due to its relatively high number of murals, despite not being homogeneously distributed, and its medium-scale urban characteristics. The sample area is situated between regions of the city that experience intense circulation. It is within walking distance to key transportation hubs such as Ayrılıkçeşmesi Marmaray Station, Kadıköy Altıyol bus stop, Kadıköy coastal bus terminals, Kadıköy metro, and ferry pier. In general, circulation into the neighborhood predominantly occurs along the axes of Halitağa Street and Bahariye Street. In terms of topography, xxi although pedestrian access from the city's coastal area is technically possible, the steep slope of the terrain makes this route less favorable. Another heavily used access point has been observed to be Ayrılıkçeşmesi Marmaray Station. In summary, accessibility to the area tends to be preferred along east-west and south-north axes. From a typomorphological perspective, it is observed that most of the buildings consist of historically significant and protected structures built with wood and stone materials, often incorporating courtyard-based architectural systems. The neighborhood has preserved its unique cultural identity from the past to the present. In today's context, considering current socio-cultural profiles and conditions, the area maintains a more cult-like urban identity compared to central Kadıköy districts such as Moda and Caferağa. In addition to the interaction between building façades and the natural and built environment, the presence of murals significantly enriches the urban identity and offers a diverse experiential landscape. No start or end point instructions were given to the participants who contributed to the study. The general boundaries of the neighborhood were described, and they were asked to begin and end at any point they preferred. A total of 14 participants contributed to the study. After participants freely wandered around the area for 30 minutes without any directive, a two-stage cognitive mapping study was conducted. Each stage of the mapping process lasted 5 minutes, completing the entire activity in 10 minutes. In the first stage, participants were asked to draw on a blank A4 paper using a black pen. In the second stage, they were asked to switch to a red pen. The reason for conducting these two stages was to better identify the frequency values of prominence order in the mental representation of the urban space experienced by the participants. It was considered that a clearer identification could be achieved by categorizing all the representation products obtained. By examining the clearly identified streets, commercial buildings, schools, parks, and mural depictions, the main objective of the study was revealed through the question of which streets are more clearly defined in the human mind and whether there are murals along these street axes. In general, based on the results obtained, it was interpreted that the perception formed on a building facade by the natural and built environment, the facades of certain commercial buildings, murals, and wooden houses hold a prominent place in human perception. In another stage of the study, space syntax analysis was conducted in order to obtain numerical results from the data of the sample area. Emphasizing the relationship between the locations of murals and their intelligibility is important for the scope of the study. To fully capture the intelligibility values, integration, visual graph analysis (VGA), and axial map analyses were performed. These spatial syntax analyses were conducted using the DepthmapX software developed by Alasdair Turner. In the final stage of the study, a synthesis of these concepts and data was carried out through regression analysis using SPSS. Based on the threshold and frequency values generated, it is considered that the murals located in urban space not only contribute to the overall visibility values of the urban area but also cause significant changes in the visibility values of the specific locations in which they are situated. As a result of the study, the physical environment plays a significant role in how an urban space is cognitively defined in the human mind. It can be interpreted that the presence of murals considered urban indicators makes the surrounding environment more legible and defined. In summary, this study concludes that large-scale murals in urban areas have substantial influence not only in terms of urban aesthetics but also in the contexts of urban memory, wayfinding, and environmental behavior.

Benzer Tezler

  1. Urban canvas: a comparative study of mural art as a symbol of public space through the examples of yeldeğirmeni in ıstanbul and grenoble in France

    Kentsel tuval: kamusal alanın bir sembolü olarak mural sanatının yeldeğirmeni (İstanbul) ve grenoble (Fransa) örnekleri üzerinden karşılaştırmalı bir incelemesi

    LEYLA AKAN TURAN

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    MimarlıkKadir Has Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ UFUK SOYÖZ

    DOÇ. DR. EMİNE GÖRGÜL

    DOÇ. DR. AYŞE NUR EREK

  2. Public art in the context of urban landscape; The case of istanbul, Yeldeğirmeni

    Kent Peyzajı Bağlamında Kamusal Sanat; İstanbul, Yeldeğirmeni Örneği

    SAJA ALAA DARWEESH AL-GHANIMI

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    Mimarlıkİstanbul Okan Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ NEVBAHAR ATALAY

  3. Bir uzlaşma ortamı olarak tuval-mekan

    Canvas-space as a medium of reconciliation

    ATIL AGGÜNDÜZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Sanat Tarihiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜSEYİN LÜTFÜ KAHVECİOĞLU

  4. Peyzaj tasarımı çalışmalarında mizah sanatı üzerine bir araştırma

    A research on humor art in landscape design studies

    GİZEM DİNÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Peyzaj MimarlığıAnkara Üniversitesi

    Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. OĞUZ YILMAZ

  5. Sınır ve eşik olarak duvar

    Wall: As border and threshold

    TUĞÇE ALKAYA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İPEK VEDİA YÜREKLİ İNCEOĞLU