Geri Dön

Serum copeptin düzeylerinin hiponatremili hastalarda volüm durumu ve klinik sonuçlarla ilşkisi: Prospektif gözlemsel bir çalışma

The relationship of serum copeptin levels with volume status and clinical outcomes in patients with hyponatremia: A prospective observational study

  1. Tez No: 1009815
  2. Yazar: AZEL SUBAŞİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET UZUNLULU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Arginin vazopressin, Copeptin, Hiponatremi, Prognoz, Su-elektrolit dengesi, Arginine vasopressin, Copeptin, Hyponatremia, Prognosis, Water-electrolyte balance
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Medeniyet Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Nefroloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Hiponatremi, klinik pratikte en sık karşılaşılan elektrolit bozukluğudur; ancak ayırıcı tanısı, özellikle hastanın volüm durumunun belirlenmesi güç olduğundan halen önemli bir klinik sorun olmayı sürdürmektedir. Mevcut klinik ve laboratuvar parametreleri bu ayrımı tek başına güvenilir biçimde sağlayamadığından, daha nesnel biyobelirteçlere gereksinim duyulmaktadır. Arginin vazopressinin (AVP) C-terminal prekürsör peptidi olan copeptin, AVP salınımını yansıtan stabil bir biyobelirteç olup, hiponatremi etiyolojisinin ayırıcı tanısında ve volüm durumunun değerlendirilmesinde kullanım potansiyeli nedeniyle son yıllarda yoğun olarak araştırılmaktadır. AVP ile eş molar miktarda salındığından, AVP aktivitesinin arttığı hiponatremik durumlarda copeptin düzeylerinin de yükselmesi beklenir. Bu çalışmada, copeptinin şiddetli hiponatremide volüm durumunu ayırt etmedeki tanısal değeri ve klinik sonlanımlarla ilişkisi araştırıldı. Tek merkezli prospektif, gözlemsel, klinik çalışmaya, acil servisten İç Hastalıkları kliniğine hiponatremi (yatış serum sodyum düzeyi ≤125 mmol/L) nedenli yatan 58 hasta (20 erkek, 38 kadın, ortalama yaş: 77,34±10,30) ile hiponatremi dışı başka bir nedenle yatan 30 kontrol olgusu (13 erkek, 17 kadın, ortalama yaş: 75,30±9,99) ardışık olarak dahil edildi. Hiponatremili hastalar hipovolemik, övolemik ve hipervolemik olarak sınıflandırıldı; copeptin düzeyleri başvuru ve taburculukta ELISA yöntemiyle ölçülerek volüm durumuna, laboratuvar parametrelerine ve klinik sonlanımlarına (hastane içi ve üç aylık dönem) göre karşılaştırıldı. Başvuru copeptin düzeyi hiponatremi grubunda kontrol grubuna kıyasla düşük bulundu (medyan 141,29'a karşı 171,81 pg/ml; p=0,006). Volüm sınıfları arasında başvuru copeptin düzeyi genel olarak farklılık gösterse de (medyan değerler kontrol grubunda; 171,81, hipovolemik hiponatremide;149,11, övolemik hiponatremide; 148,65, hipervolemik hiponatremide; 130,24 p=0,021), bu fark düzeltilmiş ikili karşılaştırmalarda anlamlı farklılık göstermedi; dolayısıyla copeptin, volüm temelli ayırıcı tanıda beklenen ayırt ediciliği gösteremedi. Prognostik açıdan; Başvuru copeptin düzeyi yoğun bakım ünitesine devir olan veya exitus olanlarda taburcu olanlara göre (ort. 122,83'e karşı 188,69 pg/ml; p=0,001), hastane içi mortalite gelişenlerde hayatta kalanlara göre (ort. 127,26'ya karşı 186,01 pg/ml; p=0,007) ve taburculuk sonrası üç aylık dönemde exitus olanlarda hayatta kalanlara göre (ort. 133,21'e karşı 177,17 pg/ml; p=0,014) anlamlı ölçüde daha düşüktü. Sonuç olarak bu kohortta copeptin, hem hiponatremi varlığında hem de kötü klinik sonlanımlarda beklenenin tersine düşük düzeylerde seyretmiştir. Bu durum, büyük ölçüde popülasyonun klinik yapısıyla (özellikle kontrol grubunun da komorbid hastalardan oluşması) ilişkili olabilir; derin hipoozmolalitenin copeptinin mutlak düzeyini görece sınırlayan olası katkısı da göz önünde bulundurulmalıdır. Bulgular, copeptinin gerçek yaşam hasta gruplarında klasik beklentinin tersine davranabileceğini düşündürmekte olup hipotez oluşturucu niteliktedir ve standardize ölçüm yöntemleri kullanan, daha geniş örneklemli çalışmalarla doğrulanmalıdır.

Özet (Çeviri)

Hyponatremia is the most common electrolyte disorder in clinical practice; however, its differential diagnosis remains an important clinical problem, particularly because the patient's volume status is difficult to determine. Since current clinical and laboratory parameters cannot reliably establish this distinction alone, more objective biomarkers are needed. Copeptin, the C-terminal precursor peptide of arginine vasopressin (AVP), is a stable biomarker reflecting AVP release and has recently been extensively investigated for its potential use in the differential diagnosis of hyponatremia and the assessment of volume status. As it is secreted equimolarly with AVP, copeptin is expected to rise in hyponatremic conditions with increased AVP activity. This study investigated the diagnostic value of copeptin in distinguishing volume status in severe hyponatremia and its relationship with clinical outcomes. In this single-center, prospective, observational study, 58 patients admitted from the emergency department to the internal medicine clinic for hyponatremia (admission serum sodium ≤125 mmol/L) (20 men, 38 women; mean age 77.34±10.30) and 30 controls admitted for other reasons (13 men, 17 women; mean age 75.30±9.99) were consecutively enrolled. Hyponatremic patients were classified as hypovolemic, euvolemic, or hypervolemic; copeptin was measured at admission and discharge by ELISA and compared according to volume status, laboratory parameters, and clinical outcomes (in-hospital and three-month). Admission copeptin was lower in the hyponatremia group than in controls (median 141.29 vs 171.81 pg/mL; p=0.006). Although admission copeptin differed overall among volume classes (medians: control 171.81, hypovolemic 149.11, euvolemic 148.65, hypervolemic 130.24; p=0.021), the difference was not significant in adjusted pairwise comparisons; thus copeptin could not provide the expected discrimination in volume-based differential diagnosis. Prognostically, admission copeptin was significantly lower in patients transferred to the intensive care unit or who died versus those discharged (mean 122.83 vs 188.69 pg/mL; p=0.001), in those with in-hospital mortality versus survivors (127.26 vs 186.01 pg/mL; p=0.007), and in those who died during the three-month post-discharge period versus survivors (133.21 vs 177.17 pg/mL; p=0.014). In conclusion, in this cohort copeptin showed lower-than-expected levels both in the presence of hyponatremia and in poor clinical outcomes. This may be largely related to the clinical structure of the population (particularly the control group also comprising comorbid patients); the possible contribution of profound hypo-osmolality in relatively limiting the absolute copeptin level should also be considered. The findings suggest that copeptin may behave contrary to classical expectations in real-life populations, are hypothesis-generating, and should be confirmed by larger studies using standardized measurement methods.

Benzer Tezler

  1. Hiponatremik hastalarda plazma copeptin düzeylerinin etyolojik sebeplerle ilişkisi ve prognozu belirlemede serum NT PRO-BNP, kortizol ve aldosteron düzeyleriyle karşılaştırılması

    The relationship between plasma copeptin levels and etiologic cause in hyponatremic patients and comparison with serum nt pro-BNP, kortisol and aldosterone levels in determining prognosis

    SEREN ÇEKİÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. METİN GÜÇLÜ

  2. Serum copeptin düzeylerinin unstabil angina pektoris (USAP)'de klinik rolü ve kısa dönem prognozda değerliliğinin araştırılması

    Investigation of the clinical role of serum copeptin level in unstable angina pectoris (USAP) and its validity in short term prognosis

    KENAN YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İlk ve Acil YardımBursa Uludağ Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZLEM KÖKSAL

  3. Multitravmalı erişkin hastalarda serum copeptin düzeylerinin prognostik rolü

    Pronostic role of serum copeptin levels in adult patients with multiple trauma

    TUĞBA AĞUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    BiyokimyaSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZGÜR SÖĞÜT

  4. Erişkin kafa travmalı hastalarda serum copeptin düzeylerinin prognostik rolü

    Prognostic role of serum copeptin levels in adult head trauma patients

    OLGUN DEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    İlk ve Acil YardımSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜR SÖĞÜT

  5. Akut KOAH alevlenmesi ile acil servise başvuran hastalarda serum copeptin ve galectin 3 düzeylerinin değerlendirilmesi

    Investigation of serum copeptin and galectin-3 enzyme levels in cases with acute exacerbation of chronic obstructive pulmonary disease

    NURAY KILIÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    İlk ve Acil YardımYozgat Bozok Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ LEVENT ALBAYRAK