Geri Dön

Kamuya ait ortak çalışma mekanlarında yere bağlılık: İstanbul'da Rami kütüphanesi ve müze Gazhane örnekleri

Place attachment in public coworking spaces: the cases of Rami̇ library and müze Gazhane

  1. Tez No: 1009943
  2. Yazar: ELVAN ARIKER
  3. Danışmanlar: PROF. DR. EBRU FİRİDİN ÖZGÜR
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Mimarlık, Şehircilik ve Bölge Planlama, Architecture, Urban and Regional Planning
  6. Anahtar Kelimeler: Kentsel fiziksel çevre, Çalışma psikolojisi, İnsan-çevre etkileşimi, Urban physical environment, Psychology of work, Human-environment interaction
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Şehircilik Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Son 20 yılda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, çalışma ve üretme pratiklerini köklü biçimde dönüştürmüş; özellikle yaratıcı sınıf ve öğrenciler için çalışma eyleminin mekânsal bağımlılığını azaltmıştır. Taşınabilir bilgisayarların yaygınlaşması, dijital kaynaklara erişimin kolaylaşması ve internet üzerinden kurulan sürekli bağlantı, çalışma mekânının ofis ve okul gibi geleneksel tipolojilerin dışına taşmasına neden olmuştur. Bu dönüşüm, COVID-19 pandemisi sürecinde evden çalışmanın zorunlu hale gelmesiyle hızlanmış; pandemi sonrasında da kalıcı mekânsal ve kültürel değişimlere yol açmıştır. Ancak tamamen evden çalışmanın sosyal etkileşim ihtiyacını karşılayamaması, bireyleri ev dışı alternatif çalışma mekânları aramaya yöneltmiştir. Bu süreçte özel sektör, ortak çalışma mekânları (coworking) aracılığıyla ofis ve kütüphaneden farklı yeni bir çalışma mekânı tipolojisi üretirken; kafeler de mekansal değişiklikler geçirerek öğrenciler ve profesyoneller için serbest çalışma alanlarına dönüşmüştür. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ise kütüphaneler ve hibrit kültürel yapılar bünyesinde kamuya ait çalışma mekânları üretmeye başlamıştır. İstanbul'da özellikle belediyeler tarafından geliştirilen bu hibrit yapılar, çalışma alanlarıyla birlikte açık yeşil alanlar ve etkinlik mekânlarını bir araya getirerek farklı kullanıcı gruplarını kendine çekmekte ve kentte yeni kamusal ilişkiler üretmektedir. Kentte büyük ölçekli donatılar oldukları için etki alanları oldukça geniştir. Bu araştırma, kamuya ait çalışma mekânlarında yere bağlılığın nasıl oluştuğunu, bu bağlılığın araçsal, sosyal ve bireysel boyutlarını ve kamusal mekânın içinde bulunduğu bağlamdan nasıl etkilendiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Yere bağlılık; mekânın fiziksel niteliklerinin bireysel ve toplumsal hedefleri gerçekleştirmeye olanak tanımasının yanı sıra, mekânın bulunduğu yerin sosyo-mekânsal yapısı ve kentsel bağlamı ile birlikte ele alınmaktadır. Çalışma, kullanıcıların kamuya ait bir mekâna bağlanmalarının yalnızca mekâna içkin niteliklerine değil, çevresindeki mahalleyle ve kent bütünüyle kurulan ilişkilerden de beslendiğini; bu sürecin kullanıcıların mahallelerine ve kente yönelik bağlılıklarını güçlendirebildiğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda yere bağlılık, sosyal etkileşim ve topluluk hissi üretimiyle yakından ilişkilidir. Araştırma, sosyal sermaye kavramını, kamusal mekânlarda kurulan sosyal iletişimin ve karşılaşmaların dayanışma, birlikte hareket etme ve karşılıklı destek üretme potansiyelini anlamak amacıyla ele almaktadır. Kamuya ait çalışma mekânları, düzenli kullanım ve tekrar eden etkileşimler yoluyla hem bağlayıcı hem de köprü kuran sosyal sermaye üretme potansiyeline sahip olmaktadır. Fakat bu özelliğin mekanda insan ilişkilerinin programlanmasına, topluma çeşitli alanlarda destek verilmesine ve farklıları ve ortaklıkları olan kesimleri bir araya getirme potansiyeline bağlıdır. Bu yönleriyle sosyal altyapı olma ihtimalleri sorgulanmaktadır. Araştırma, İstanbul gibi kamusal mekân ihtiyacının yüksek, sosyoekonomik çeşitliliğin ve genç nüfusun yoğun olduğu bir kentte, kamuya ait çalışma mekânlarının yere bağlılık üretme potansiyelini merkeze alarak bu mekânların kapsayıcılık, kamusallık ve dönüştürücü etkilerini incelemektedir. Çalışma, kapsayıcılık ve erişilebilirliğin yere bağlılığın oluşumunda belirleyici bir rol oynadığını; yere bağlılığın ise mekânın kullanım sıklığını, kullanım süresini ve sosyal etkileşim düzeyini artırarak mekânın kamusal niteliğini güçlendirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu karşılıklı ilişki içinde, yere bağlılık hem mekânın sahiplenilmesini hem de bireyler arası etkileşimin süreklilik kazanmasını desteklemektedir. Metodolojik olarak çalışma,“kamuya ait çalışma mekânı”kavramını mülkiyet ve yönetim ilişkilerini tanımlamak için kullanırken,“kamusallık”kavramını erişilebilirlik, kapsayıcılık ve sosyal etkileşim üzerinden değerlendirilen bir nitelik olarak ele almaktadır. Bu araştırma kapsamında, İstanbul'daki Müze Gazhane ve Rami Kütüphanesi örneklerinde gömülü teorinin bakış açısını merkeze alan niteliksel bir araştırma yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntem, kentte yeni bir fenomen olan yeni çalışma mekanlarında yere bağlılığın farklı türlerini ve nedenlerini ortaya koymanın yanı sıra, yere bağlılığın mekân, mahalle ve kent ölçeklerinde nasıl üretildiğini incelemeye olanak tanımaktadır. Bu yöndeki çalışma, saha çalışması öncesinde sahip olunan öngörülere sahadaki örtük bilgiyi de ekleyerek bilgiyi ve teoriyi geliştirmektedir. Ayrıca niteliksel yaklaşım, bu mekânlarda kurulan sosyal etkileşimlerin sosyal sermaye oluşturma potansiyelini ve kapsayıcılığın yere bağlılıkla kurduğu karşılıklı ilişkiyi analiz ederek, kamuya ait çalışma mekânlarının kullanıcılar tarafından nasıl deneyimlendiğini ve sahiplendiğini çok katmanlı biçimde ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Özet (Çeviri)

Over the past 20 years, rapid developments in information and communication technologies have fundamentally transformed working and production practices, particularly for the creative class and students, by reducing their spatial dependence on traditional workplaces. The widespread use of portable computers, the digitalization of resources, and continuous internet connectivity have enabled work to extend beyond conventional typologies such as offices and schools into homes, cafés, libraries, and alternative work environments. This transformation accelerated during the COVID-19 pandemic, when working from home became a mandatory health measure, and has resulted in lasting cultural and spatial changes. However, the limited capacity of home-based work to satisfy social interaction needs has led individuals to seek alternative workspaces outside the home. In response to this emerging spatial demand, the private sector has developed coworking spaces as a new typology distinct from offices and libraries, while cafés have evolved into informal work environments for both students and professionals. At the same time, public institutions and non-governmental organizations have begun to produce publicly owned workspaces within libraries and hybrid cultural facilities. In Istanbul, particularly those developed by municipalities, these hybrid structures combine workspaces with open green areas and event spaces, attracting diverse user groups and generating new forms of urban social relations. This research examines how place attachment is formed in publicly owned workspaces, addressing its instrumental, social, and individual dimensions, as well as the ways in which attachment is shaped by contextual conditions. Place attachment is approached not only through the physical qualities of space that support individual and collective goals, but also in relation to the socio-spatial characteristics of the surrounding neighborhood and the broader urban context. The study argues that users' appropriation of publicly owned workspaces is influenced by these contextual relations and that place attachment developed at the scale of the workspace can extend to stronger attachments to the neighborhood and the city. Within this framework, place attachment is closely linked to social interaction and the production of a sense of community. The research engages with the concept of social capital in order to understand how social communication and everyday encounters in publicly owned workspaces may generate solidarity, mutual support, and collective capacity. Through regular use and repeated interactions, these spaces hold the potential to produce both bonding and bridging social capital and may therefore be considered as forms of social infrastructure. Focusing on Istanbul—a city characterized by a high demand for public space, significant socio-economic diversity, and a large young population—the research foregrounds the reciprocal relationship between inclusivity and place attachment in publicly owned workspaces. Inclusivity and accessibility are argued to play a critical role in the formation of place attachment, while place attachment, in turn, enhances patterns of use, duration of stay, and levels of social interaction, thereby reinforcing the publicness of these spaces. In this mutually reinforcing process, place attachment supports both spatial appropriation and the continuity of social interaction. Methodologically, the study employs the term“publicly owned workspaces”to denote ownership and governance structures, while treating“publicness”as an analytical quality shaped by accessibility, inclusivity, and everyday use practices. Within the scope of this research, a qualitative methodology is employed through case studies conducted at Müze Gazhane and Rami Library in Istanbul. This approach enables an in-depth examination of different types and drivers of place attachment, as well as its production across multiple scales, including the workspace, the neighborhood, and the city. The qualitative method further allows for an exploration of how social interactions contribute to social capital formation and how inclusivity shapes—and is shaped by—place attachment, revealing how publicly owned workspaces are experienced, appropriated, and embedded in everyday urban life.

Benzer Tezler

  1. Reading the modern through hotel interiors of the 1950s: Divan and Çınar Hotels in İstanbul

    1950'ler otel iç mekanları üzerinden moderni okumak: İstanbul Divan ve Çınar Otelleri

    HANDE ATMACA ÇETİN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2019

    İç Mimari ve Dekorasyonİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FUNDA UZ

    DOÇ. DR. ZEYNEP TUNA ULTAV

  2. Rhodiapolis Tiyatrosu ve Lykia tiyatroları

    Rhodiapolis Theater and Lycian theaters

    BANU ÖZDİLEK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    ArkeolojiAkdeniz Üniversitesi

    Arkeoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NEVZAT ÇEVİK

  3. Билим, илим жана маданият тармагындагы Кыргызстан менен Түркиянын кызматташтыгы (1992-2012 жж.)

    Kırgız Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında eğitim, bilim ve kültürel ilişkiler (1992-2012)

    KADRİ AĞGÜN

    Doktora

    Kırgızca

    Kırgızca

    2016

    TarihKyrgyz State Unıversıty Named After I Arabaev

    Tarih Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TÖLÖBEK ABDRAHMANOV

  4. Türkiye'de kamusal alan estetiği ve heykel

    Public space aesthetics and sculpture in Turkey

    FAHRETTİN KUZU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Güzel SanatlarIşık Üniversitesi

    Sanat Bilimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MERİÇ HIZAL

  5. Kent içi üniversite kampüslerinde mekansal potansiyellerin ve sorunların değerlendirilmesi

    Evaluation of spatial potentials and problems in urban university campuses

    ESRA GÖKBEL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA AHSEN ÖZSOY