Sanayileşme sonucu Almanya'da ortaya çıkan kentleşme olgusunun medeniyet değerleri açısından çözümlenmesi ve değerlendirilmesi: Berlin örneği
Analysing and evaluating the phenomenon of urbanisation in Germany after the industrialisation from the perspective of civilisation values: The case of Berlin
- Tez No: 1010670
- Danışmanlar: PROF. DR. ÖMER SADETTİN ÖKTEN
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Tarih, History
- Anahtar Kelimeler: Batı medeniyeti, Kentleşme, Sanayileşme, Sosyo-mekansal dönüşüm, Western civilization, Urbanization, Socio-spatial transformation
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Tarih ve Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Tarih ve Medeniyet Araştırmaları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Sanayi Devrimi, 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte üretim biçimlerini kökten değiştirmenin yanı sıra, toplumsal katmanları, mekânsal organizasyonları ve insan-şehir ilişkisini geri dönülemez biçimde dönüştüren çok boyutlu bir tarihsel kırılmadır. Bu doktora tezi, Almanya'nın Prusya disipliniyle şekillenen geç ancak yoğun sanayileşme hamlesini ve bu sürecin vitrini olan Berlin kentinin geçirdiği dramatik başkalaşımı, medeniyet değerleri perspektifinden derinlemesine incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Berlin'in geleneksel ve durağan bir Residenzstadt'tan (Kraliyet ikamet şehri), modernitenin tüm çelişkilerini barındıran devasa bir Sanayi metropolüne evrilme sürecini analiz etmektir. Bu bağlamda, yaşanan hızlı dönüşümün bireyin varoluşsal deneyimi, toplumsal dayanışma ağları ve kentsel estetik üzerindeki sarsıcı ve dönüştürücü etkileri ortaya konulmaktadır. Araştırma, nitel yöntemler ve tarihsel analiz teknikleri kullanılarak yürütülmüş; bilhassa James Hobrecht'in 1862 tarihli İmar Planı ve bu planın somut bir çıktısı olan, yoğun nüfusu barındıran Mietskaserne (kira kışlaları) konut tipolojisi mercek altına alınmıştır. Çalışmada, sanayileşmenin kente kazandırdığı teknik altyapı, hız ve rasyonel düzenin; bireyin mahremiyet, sükûnet, komşuluk hukuku ve manevi aidiyet gibi asli insani ihtiyaçlarıyla girdiği derin çatışma irdelenmiştir. Elde edilen bulgular, Berlin'deki kentleşme pratiğinin, mekanik bir yaşam ritmi ve keskin bir sosyo-mekânsal ayrışma üreterek, geleneksel Gemeinschaft (toplum) bağlarını zayıflattığını; şehri teknik bir başarıya dönüştürürken insanı sanayi çarkının işlevsel bir dişlisine indirgediğini göstermektedir. Sonuç olarak bu tez, Berlin tecrübesini salt bir imar faaliyeti olarak değil, bir medeniyet krizi olarak okumakta; ideal bir kentleşmenin, ancak tekniği amaç değil araç kılan, maddi refah ile manevi değerleri harmanlayan insan odaklı bir medeniyet tasavvuruyla mümkün olacağını savunmaktadır.
Özet (Çeviri)
The Industrial Revolution is a multidimensional historical rupture that, starting from the 19th century, not only radically altered modes of production but also irreversibly transformed social strata, spatial organizations, and the human-city relationship. This doctoral dissertation deeply examines Germany's late but intense industrialization drive, shaped by Prussian discipline, and the dramatic metamorphosis of Berlin, the showcase of this process, from the perspective of civilization values. The primary objective of the study is to analyze the evolution of Berlin from a traditional and static Residenzstadt (Royal residence city) into a colossal Industriemetropole (Industrial metropolis) housing all the contradictions of modernity. In this context, the shattering and transformative effects of this rapid transformation on the individual's existential experience, social solidarity networks, and urban aesthetics are revealed. The research was conducted using qualitative methods and historical analysis techniques; specifically scrutinizing James Hobrecht's Development Plan of 1862 and the Mietskaserne (rental barracks) housing typology, a concrete output of this plan that accommodated a dense population. The study critically investigates the deep conflict between the technical infrastructure, speed, and rational order brought to the city by industrialization, and the fundamental human needs such as privacy, tranquility, neighborhood laws, and spiritual belonging. The findings indicate that the urbanization practice in Berlin generated a mechanical rhythm of life and a sharp socio-spatial segregation, thereby weakening traditional Gemeinschaft (community) bonds; while turning the city into a technical success, it reduced the human being to a functional cog in the industrial wheel. Consequently, this thesis interprets the Berlin experience not merely as a zoning activity but as a civilization crisis; arguing that ideal urbanization is only possible with a human-centered civilization vision that regards technique not as an end but as a means, blending material welfare with spiritual values.
Benzer Tezler
- Çevre muhasebesinde çevre maliyetlerinin belirlenmesi ve TÜPRAŞ`da bir uygulama
Determineation of environmental cost on environmental accounting and an application on TÜPRAŞ
KAMURAN SOYLU
- Ekonomi ve ekoloji ilişkisi
Başlık çevirisi yok
ŞULE DOĞANTÜRK
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Çevre Mühendisliğiİstanbul Üniversitesiİktisat Bilim Dalı
PROF. DR. YÜKSEL ÜLKEN
- Die machtlosigkeit der familientraditionen in der moderne (Thomas Manns“Buddenbrooks”und Reşat Nuri Güntekins“Yaprak Dökümü”im lichte der komparatistik)
The powerlessness of family traditions (Thomas Manns“Buddenbrooks”an Reşat Nuri Güntekins“Yaprak Dökümü”in the light of comparative literature)
MERVE CİHANGİR
Yüksek Lisans
Almanca
2021
Alman Dili ve EdebiyatıSakarya ÜniversitesiAlman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FUNDA KIZILER EMER