Geri Dön

Psöriazis hastalarında IL-17 inhibisyonunun kardiyovasküler risk parametreleri üzerindeki etkisinin retrospektif analizi : Aterojenik plazma indeksi ve Framingham risk skoru değerlendirmesi

Retrospective analysis of the effect of IL-17 inhibition on cardiovascular risk parameters in patients with psoriasis: Evaluation of atherogenic plasma index and Framingham risk score

  1. Tez No: 1011101
  2. Yazar: YAĞMUR SUNGUR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÖKNUR ÖZAYDIN YAVUZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Psöriazis kronik, immün aracılı ve sistemik inflamasyon ile karakterize bir hastalık olup yalnızca deri bulguları ile sınırlı kalmayıp kardiyovasküler hastalıklar başta olmak üzere çeşitli komorbiditelerle ilişkilidir. Psöriaziste kronik inflamasyonun endotelyal disfonksiyon, lipid metabolizması bozuklukları ve aterosklerotik süreçler üzerindeki etkisi giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Bu nedenle psöriazis hastalarında kardiyovasküler riskin değerlendirilmesi hastalık yönetiminin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Kardiyovasküler riskin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan Framingham Risk Skoru (FRS), klasik risk faktörlerini temel almakla birlikte inflamasyonu doğrudan yansıtmaması nedeniyle kronik inflamatuar hastalıklarda bazı sınırlılıklara sahiptir. Buna karşılık aterojenik plazma indeksi (AIP) aterojenik lipoprotein profilini yansıtan ve kardiyovasküler risk değerlendirmesinde duyarlı bir biyobelirteç olarak kabul edilmektedir. Psöriazis tedavisinde kullanılan biyolojik ajanlar, özellikle IL-17 inhibitörleri, inflamatuar süreci baskılayarak hem dermatolojik iyileşme sağlamakta hem de kardiyometabolik parametreler üzerinde potansiyel etkiler oluşturabilmektedir. Bu çalışmada orta şiddetli plak tip psöriazis hastalarında IL-17 inhibitörü tedavisinin aterojenik plazma indeksi ve Framingham risk skoru üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif gerçek yaşam çalışmasına Ocak 2020 – Aralık 2025 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Kliniği polikliniğinde takip edilen ve histopatolojik olarak psöriazis tanısı doğrulanmış hastalar dahil edildi. Çalışmaya topikal ve sistemik konvansiyonel tedavilere yanıt alınamayan veya kısmi yanıt alınan, başlangıç Psoriasis Area and Severity Index (PASI) skoru ≥10 olan ve IL-17 inhibitörü tedavisi (sekukinumab ve iksekizumab) başlanan hastalar alındı. Daha önce herhangi bir biyolojik tedavi kullanmamış toplam 50 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri ile laboratuvar parametreleri hasta dosyalarından geriye dönük olarak elde edildi. Tedavi öncesi ve tedavinin 6. ayında trigliserid ve HDL kolesterol düzeyleri kullanılarak aterojenik plazma indeksi hesaplandı. Aynı zaman noktalarında Framingham risk skoru için gerekli parametreler kaydedilerek 10 yıllık kardiyovasküler risk yüzdesi hesaplandı. Tedavi yanıtı PASI skorları kullanılarak değerlendirildi ve hastalar PASI yanıt düzeylerine göre alt gruplara ayrıldı. İstatistiksel analizler SPSS programı kullanılarak yapıldı ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 50 hastanın yaş ortalaması 48,92±11,56 yıl olup hastaların %54'ü kadındı. Sekukinumab ve iksekizumab grupları arasında yaş ve cinsiyet dağılımı açısından anlamlı fark saptanmadı. Tedavi sonrası klinik etkinlik açısından başlangıç medyan PASI skoru 24 (19–29) iken 6. ayda 4 (2–8) olarak saptandı ve bu düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001; r=-0,87). Lipid parametrelerinde anlamlı iyileşmeler gözlendi. Total kolesterol 209 mg/dl'den 190,5 mg/dl'ye, trigliserid 162,5 mg/dl'den 127,5 mg/dl'ye düşerken HDL kolesterol 44,5 mg/dl'den 50 mg/dl'ye yükseldi (tüm parametreler için p<0,001). Sistolik kan basıncı 120 mmHg'den 110 mmHg'ye geriledi (p=0,016). Kardiyovasküler risk değerlendirmesinde Framingham risk skoru medyan %5,8'den %4,2'ye düşerken (p<0,001; r=-0,55), AIP 0,22'den 0,05'e geriledi (p<0,001; r=-0,82). Tedavi yanıtı analizinde hastaların %32'si PASI90, %68'i PASI75 ve %94'ü PASI50 yanıtına ulaştı. PASI90 yanıtı elde eden hastalarda kardiyovasküler risk skorundaki azalma daha belirgin bulundu (p=0,006). Framingham kardiyovasküler risk sınıflaması incelendiğinde düşük risk grubundaki hasta oranı %72'den %78'e yükselirken, yüksek risk grubundaki oran %8'den %4'e geriledi. AIP sınıflamasında ise başlangıçta hastaların %50'si yüksek risk grubunda yer alırken tedavi sonrası bu oran %30'a düşmüş ve risk dağılımındaki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,007). IL-17 inhibitörü alt grup analizlerinde her iki tedavinin PASI skorlarında güçlü ve benzer klinik etkinlik sağladığı görülürken kardiyometabolik parametrelerdeki değişimlerin çoğunda gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Bu çalışma, IL-17 inhibitörü tedavisi alan psöriazis hastalarında dermatolojik iyileşmeye paralel olarak lipid profili, aterojenik plazma indeksi ve Framingham risk skorunda anlamlı iyileşmeler meydana geldiğini göstermektedir. Özellikle AIP'de gözlenen belirgin azalma, IL-17 inhibitörlerinin aterojenik lipoprotein profili üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini düşündürmektedir. Klinik yanıtın derinliği ile kardiyovasküler risk skorundaki iyileşme arasındaki ilişki, psöriaziste inflamasyon kontrolünün sistemik risk profili üzerinde de etkili olabileceğini göstermektedir. Bu bulgular, psöriazis yönetiminde kardiyometabolik risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemini vurgulamakta ve biyolojik ajan seçiminde hastaya özgü risk profilinin dikkate alınmasının kişiselleştirilmiş biyolojik tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir. Daha geniş örneklemli ve uzun süreli prospektif çalışmalarla bu ilişkinin doğrulanmasına ihtiyaç vardır

Özet (Çeviri)

Introduction: Psoriasis is a chronic immüne mediated inflammatory disease that extends beyond cutaneous involvement and is associated with several systemic comorbidities, particularly cardiovascular disease. Increasing evidence suggests that chronic systemic inflammation in psoriasis contributes to endothelial dysfunction, alterations in lipid metabolism, and the development of atherosclerosis. Therefore, evaluation of cardiovascular risk has become an important component of psoriasis management. The Framingham Risk Score (FRS) is widely used for cardiovascular risk assessment; however, because it is primarily based on traditional risk factors, it may have limitations in chronic inflammatory diseases where systemic inflammation plays a critical role. In contrast, the Atherogenic Index of Plasma (AIP) reflects the atherogenic lipoprotein profile and has emerged as a sensitive biomarker for cardiovascular risk assessment. Biological agents used in psoriasis treatment, particularly IL-17 inhibitors, suppress systemic inflammation and may exert beneficial effects not only on skin lesions but also on cardiometabolic parameters. The aim of this study was to evaluate the effects of IL-17 inhibitor therapy on the Atherogenic Index of Plasma and Framingham Risk Score in patients with moderate to severe plaque psoriasis. Materials and Methods: This retrospective real-world study included patients who were followed at the Dermatology and Venereology outpatient clinic of Başakşehir Çam and Sakura City Hospital between January 2020 and December 2025 and had histopathologically confirmed psoriasis. Patients who had inadequate or partial response to conventional treatments (topical and systemic therapies), had a baseline Psoriasis Area and Severity Index (PASI) score ≥10, and were treated with IL-17 inhibitors (secukinumab or ixekizumab) were included in the study. A total of 50 patients who had not previously received any biological therapy were enrolled. Demographic characteristics, clinical data, and laboratory parameters were obtained retrospectively from patient records. The Atherogenic Index of Plasma (AIP) was calculated using triglyceride and HDL cholesterol levels measured before treatment and at month 6. At the same time points, parameters required for calculating the Framingham Risk Score were recorded to estimate the 10 year cardiovascular risk. Treatment response was evaluated using PASI scores and patients were categorized according to PASI response levels. Statistical analyses were performed using SPSS software, and a p value <0.05 was considered statistically significant. Results: The mean age of the 50 patients included in the study was 48.92 ± 11.56 years, and 54% of the patients were female. There was no statistically significant difference between the secukinumab and ixekizumab groups in terms of age and sex distribution. In terms of clinical efficacy, the median PASI score decreased from 24 (19–29) at baseline to 4 (2–8) at month 6, and this reduction was statistically significant (p<0.001; r=−0.87). Significant improvements were also observed in lipid parameters. Total cholesterol decreased from 209 mg/dL to 190.5 mg/dL, triglycerides decreased from 162.5 mg/dL to 127.5 mg/dL, while HDL cholesterol increased from 44.5 mg/dL to 50 mg/dL (p<0.001 for all parameters). Systolic blood pressure decreased from 120 mmHg to 110 mmHg (p=0.016). In the cardiovascular risk assessment, the median Framingham Risk Score decreased from 5.8% to 4.2% (p<0.001; r=−0.55), while the Atherogenic Index of Plasma (AIP) decreased from 0.22 to 0.05 (p<0.001; r=−0.82). In the treatment response analysis, 32% of the patients achieved PASI90, 68% achieved PASI75, and 94% achieved PASI50 response. The reduction in cardiovascular risk score was significantly greater in patients who achieved PASI90 response (p=0.006). According to the Framingham cardiovascular risk classification, the proportion of patients in the low-risk group increased from 72% to 78%, whereas the proportion in the high-risk group decreased from 8% to 4%. Similarly, in the AIP classification, 50% of the patients were in the high-risk group at baseline, which decreased to 30% after treatment, and this change in risk distribution was statistically significant (p=0.007). In the IL-17 inhibitor subgroup analyses, both treatments demonstrated strong and comparable clinical efficacy in terms of PASI improvement, and no statistically significant difference was observed between the groups in most cardiometabolic parameters. Conclusion: This study demonstrates that IL-17 inhibitor therapy in patients with psoriasis is associated with significant improvements not only in dermatological disease activity but also in lipid profile, Atherogenic Index of Plasma, and Framingham Risk Score. The marked reduction in AIP suggests that IL-17 inhibition may have beneficial effects on the atherogenic lipoprotein profile. The observed association between the depth of clinical response and improvement in cardiovascular risk scores further supports the potential systemic benefits of effective inflammation control in psoriasis. These findings highlight the importance of evaluating cardiometabolic risk factors in psoriasis management and suggest that consideration of individual cardiovascular risk profiles when selecting biological therapy may contribute to the development of personalized biologic treatment strategies. Further large-scale prospective studies are needed to confirm these findings.

Benzer Tezler

  1. Plak psoriasis hastalarında IL-12/23 ve IL-17 inhibitör tedavilerinin klinik sonuçlarının retrospektif analizi

    Retrospective analysis of clinical results of IL-12/23 and IL-17 inhibitor treatments in plaque psoriasis patients

    SELMA YASTI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    DermatolojiBursa Uludağ Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KENAN AYDOĞAN

  2. Psoriazis hastalarında kullanılan IL-17 ve IL-23 inhibitörlerinin laboratuvar parametrelerine etkisi

    The effect of IL-17 and IL-23 inhibitors in psoriasis patients on laboratory parameters

    BURAK EKİNCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞİRİN YAŞAR

  3. Palmoplantar psoriazis ve palmoplantar ekzema hastalarında doku IL-17, IL-23, IL-36α ve IL-36γ ekspresyonlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of tissue IL-17, IL-23, IL-36α and ıl-36U expression in palmoplantar psoriasis and palmoplantar eczema

    OZAN ERDEM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞE ESRA KOKU AKSU

  4. Anti-IL-17 tedavisi alan psöriazis hastalarında demodikozis sıklığının belirlenmesi

    Frequency of demodicosis in psoriasis patients receiving anti-IL-17 therapy

    SEYFETTİN MAHİR KOÇAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İBRAHİM HALİL YAVUZ

  5. Psoriazis hastalarında sindekan-1, sindekan-4, TNF-alfa ve IL-17A düzeylerinin değerlendirilmesi

    The assessment of syndecan-1, syndecan-4, TNF-alfa and il-17A levels in patients with psoriasis

    MEHMET ALİ YILDIRIM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    DermatolojiSüleyman Demirel Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELMA KORKMAZ