Geri Dön

Tanzimat dönemi Osmanlı siyaset düşüncesinin“Modern İstikameti”: Bir siyaset düşünürü olarak Namık Kemal

The“Modern Orientation”of Ottoman political thought in the tanzimat period: Namik Kemal as a political thinker

  1. Tez No: 1012119
  2. Yazar: UĞUR ALTUNTAŞ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MUHAMMED ALİ AĞCAN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Siyasal Bilimler, Political Science
  6. Anahtar Kelimeler: Kamuoyu, Meşveret, Modernleşme, Namık Kemal, Tanzimat Dönemi, Yeni Osmanlılar, Public opinion, Meşveret, Modernization, Namık Kemal, Tanzimat Period, Young Ottomans
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Osmanlı 19. yüzyılı; modernleşmenin bir temel mesele olarak ortaya çıktığı, önemli kurumsal reformların hayata geçirildiği, toplumsal hayatın ciddi kırılmaları açığa çıkaracak şekilde dönüştüğü ve siyasal düşüncenin bu tecrübeden beslendiği bir dönemdi. Tanzimat Dönemi olarak adlandırılan bu dönüşüm ve modernleşme evresi, düşünce sahasına yansıyan en dikkat çekici yönüyle yeni bir aydın, bürokrat ve yazar sınıf ortaya çıkarmıştı. Bu yeni kategoride gazeteci-yazar sınıfa mensup ve önemli bir hareketin temsilcileri olarak Yeni Osmanlılar, dönemin düşünce iklimini besleyen üretkenlikleriyle yalnız bir muhalif yaklaşım değil, aynı zamanda kendi alternatif siyasal kavrayışlarını da ortaya koymuşlardı. Güçlü kalemiyle Yeni Osmanlılar içinde müstesna bir konumda olan Namık Kemal hem kendi özgün siyaset kavrayışı hem de bu kavrayışın gerektirdiği eylemlerle görünür olan bir isimdi. Bu anlamıyla Kemal, 19. yüzyıl siyaset düşüncesinin Tanzimat sonrasındaki istikametini belirleyen isimlerden biri ve dönemin düşünce sahasında cereyan eden önemli tartışmalarda baş aktör olarak değerlendirilmesi gerekli olan bir siyaset düşünürüydü. Kemal'in siyaset yaklaşımı, dönemin uluslararası gündemiyle de ilişkili olarak anayasal ve meşruti bir yönetim anlayışıyla çevrelenmişti. Vatan, millet, efkâr-ı umumiye, hürriyet, müsavat, terakki ve meşveret kavramlarıyla zenginleştirilmiş bir modeldi. Kemal'in doğduğu imparatorluk; belirli bazı temel sorunlara cevap arayan, siyasal bir dönüşümün ayak seslerinin duyulduğu, toplumun sesinin giderek yükseldiği ve etkin bir muhalefetin gün yüzüne çıkmaya başladığı bir iç muhasebe ile meşguldü. Basın ve matbuatın yeni yeni yaygınlaştığı dönemde Kemal, bir yazar olarak gazetelerin gücünü sonuna kadar kullanmış ve bu gücü kendi siyasal yaklaşımını anlatmak için bir araç haline getirmişti. Tasvîr-i Efkâr'da başlayan yazarlık tecrübesi, Londra'da Hürriyet ve dönüşte İstanbul'da İbret gazeteleriyle dozu artarak devam etmiş, tüm bu birikim ise geride önemli bir literatür bırakmasını sağlamıştı. Bu anlamda Kemal'in siyaset düşüncesi, kendi hayat tecrübesinden beslenen ve yeni kavramlarla şekillenen bir içerik taşımaktadır. Bu yaklaşımı kavrayabilmek için, Kemal'in içinde bulunduğu ve onu etkileyen bağlam ile bu bağlamla birlikte ortaya çıkan eylemi eş zamanlı olarak ele almayı mümkün kılan bir yorum çerçevesine ihtiyaç vardır. Siyasal düşünceler tarihine dair evrenselci ve anakronik yaklaşımları eleştiren ve kendi alternatif inceleme yöntemini ortaya koyan Cambridge Okulu, özellikle Quentin Skinner'ın çalışmalarında sistematikleşen alternatif yaklaşımıyla bağlam-eylem ilişkisine odaklanır. Bu yaklaşım bir siyaset düşünürünü anlamayı mümkün kılacak alternatif bir çerçeve sunar. Bu tez, ilgili yaklaşımla Namık Kemal'in siyaset düşüncesine odaklanmaktadır. Bu anlamda, Kemal'in bir siyaset düşünürü olarak değerlendirmeyi mümkün kılan kavrayışının üç temel sorunsal ve dinamik üzerine konumlandığını iddia etmektedir: Etkin Bir Kamuoyu, Milletin Hükümete Nezareti, İslâmî Modernleşme. Kemal'in yaklaşımına göre; etkin bir kamuoyu (efkâr-ı umumiye), hükümetin ve hâkimiyetin kaynağı olarak denetleyici bir nezaret konumunda olmalıdır. Bu konum, bütüncül bir eğitim programı ve kamusal alanın dönüşümüyle anlam kazanır. Kemal'in bir entelektüel ve düşünür olarak kamusal yönünü de açığa çıkarır. Milletin hükümete nezareti ise usul-i meşveret ile gerçekleşir. Usul-i meşveret ortak bir vatan ve etkin bir eyleyici olarak millet fikrinin yönetim biçimini oluşturur. Son olarak Avrupa'nın teknik ve bilimsel ilerleyişinin neden ve nasıl ele alınması gerektiğini gerekçelendiren, ayrıca Osmanlı'nın geleneksel birikimini tarihi gerçeklik içinde yeniden ele alan İslâmî modernleşme fikri ise İslâm'ın modernleşme tecrübesiyle uyumlu kaidelerini hatırlatma çabasıdır. Bu üç temel sorunsal ve yaklaşım birlikte düşünüldüğünde Kemal'in neden bir siyaset düşünürü olarak ele alınması gerektiğinin cevabını ortaya çıkarır.

Özet (Çeviri)

The nineteenth century in the Ottoman Empire was a period in which modernization emerged as a fundamental issue, significant institutional reforms were implemented, social life underwent profound transformations, and political thought was shaped by these experiences. This phase of transformation and modernization, known as the Tanzimat Period, gave rise to a new class of intellectuals, bureaucrats, and writers, representing the most striking aspect of the intellectual sphere. As representatives of a significant movement within this new category of journalist-writers, the Young Ottomans not only articulated an oppositional stance but also put forward their own alternative political conceptions through their prolific contributions to the intellectual climate of the period. Distinguished by the strength of his pen and his exceptional position among the Young Ottomans, Namık Kemal was a political thinker whose original political vision, together with the actions it entailed, established him as a prominent figure in the political debates of the era. In this respect, Kemal should be regarded as one of the pivotal figures who determined the“modern orientation”of nineteenth-century political thought in the post-Tanzimat period. Kemal's political vision was framed by a constitutional and parliamentary understanding of governance, closely connected to the international agenda of the period. This vision was enriched by concepts such as homeland (vatan), nation (millet), public opinion (efkâr-ı umumiye), liberty (hürriyet), equality (müsavat), progress (terakki), and consultation (meşveret). The empire into which Kemal was born was engaged in an internal reckoning, seeking responses to fundamental problems, during which the signs of political transformation became increasingly audible, the voice of society grew stronger, and an effective opposition began to emerge. At a time when the press and print culture were becoming increasingly widespread, Kemal fully utilized the power of newspapers as a writer and transformed this medium into an instrument for articulating his political ideas. His literary career, which began with Tasvîr-i Efkâr, continued with increasing intensity through Hürriyet in London and later İbret in Istanbul, ultimately enabling him to leave behind a substantial body of political literature. In this sense, Kemal's political thought was shaped by his personal life experiences and articulated through newly emerging concepts. In order to comprehend this approach, an interpretive framework is required that allows for the simultaneous examination of the context in which Kemal was situated and the actions that emerged from this context. Critical of universalist and anachronistic approaches to the history of political thought, the Cambridge School—particularly as systematized in the works of Quentin Skinner—emphasizes the relationship between context and action. This approach provides an alternative framework for understanding a political thinker. Accordingly, this thesis focuses on Namık Kemal's political thought through this analytical perspective. In this regard, this thesis argues that Kemal's political understanding, which enables him to be evaluated as a political thinker, is structured around three fundamental dynamics: an effective public opinion, the nation's supervision of the government, and Islamic modernization. According to Kemal, an effective public opinion (efkâr-ı umumiye) should function as a supervisory authority as the source of government and sovereignty, a role that gains meaning through a comprehensive educational program and the transformation of the public sphere. This process also reveals Kemal's public aspect as an intellectual and a thinker. The nation's supervision of the government is realized through the method of consultation (usul-i meşveret), which constitutes a mode of governance grounded in the idea of a common homeland and the nation as an active political agent. Finally, the notion of Islamic modernization—while justifying how and why Europe's technical and scientific progress should be approached and re-examining the Ottoman traditional legacy within its historical reality—represents an effort to recall the principles of Islam that are compatible with the experience of modernization. Considered together, these three fundamental dynamics explain why Namık Kemal should be regarded as a political thinker.

Benzer Tezler

  1. Meşrutiyet entelektüelinin modern devlet tasavvuruna yaklaşımı

    The approach of the intellectual in the Constitutional period to the imagination of the modern state

    OZAN KORHAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Felsefeİstanbul Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CAHİD ŞENEL

  2. İkinci Meşrutiyet Dönemi batıcılık düşüncesi

    The idea of westernization during the Second Constitutional period of the Ottoman Empire

    ABDULLAH BAKTIR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    TarihErciyes Üniversitesi

    İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞEFAETTİN SEVERCAN

  3. 20. yüzyılın başında turancılık düşüncesi kaynakları ve gelişimi

    Turantiship thinking resources and development at the 20th century

    SİNAN DEMİRTÜRK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    TarihGazi Üniversitesi

    Tarih Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. E.SEMİH YALÇIN

  4. Tanzimat sonrası dönemde yeni metot arayışı

    The search for a new method in the post-Tanzimat period

    AYŞE GAYIRHAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    FelsefeKırklareli Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET ÇAPKU

  5. Tanzimat Dönemi iktisat-yönetim ilişkisinin siyaset ve idari reform düşüncesi bağlamında değerlendirilmesi (1839-1876)

    The the assessmment of economics-administration relationship in the context of political and administrative reform thought in the Tanzimat Period (1839-1876)

    SİNAN SUNAR

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kamu YönetimiKütahya Dumlupınar Üniversitesi

    Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜR ÖNDER