Antropolojide ırk paradigmasının değişimi
The evolution of the paradigm of race in anthropology
- Tez No: 1012356
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ALİ RIZA CAN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Antropoloji, Anthropology
- Anahtar Kelimeler: Antropoloji, Irk, Anthropology, Race
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Antropoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tez çalışması, antropoloji disiplininde ırk kavramının mutlak biyolojik ve nesnel bir gerçeklik olmaktan ziyade otoriteler tarafından kitleleri tasnif etmek, yönetmek ve ötekileştirmek amacıyla inşa edilmiş stratejik bir biyo-politik aygıt olduğu argümanından yola çıkmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Batı emperyalizmini meşrulaştıran bu hiyerarşik ırk paradigmasının, Thomas Kuhn'un bilimsel devrimler kuramı ve Michel Foucault'nun biyo-iktidar kavramsallaştırması ışığında küresel ve yerel ölçekte geçirdiği tarihsel dönüşümü analiz etmektir. Tez kapsamında, 19. yüzyılda sömürgeci bir araç olarak kurgulanan Fiziki antropolojinin, Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde tamamen farklı bir motivasyonla nasıl işlevsel kılındığı incelenmiştir. Batı'nın oryantalist ve dışlayıcı söylemlerine karşı genç Cumhuriyet Türkiye Antropoloji Tetkikat Merkezi, Türk Antropoloji Mecmuası ve geniş çaplı antropometrik anketler aracılığıyla antropolojiyi Batı'ya karşı bilimsel bir savunma refleksi ve varoluşsal bir meşruiyet kalkanı olarak araçsallaştırmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında biyolojik ırk kurgusunun çökmesi ve 1950 UNESCO Irk Bildirgeleri ile birlikte küresel antropolojide köklü bir epistemolojik kopuş yaşanmıştır. Çalışma, Batı antropolojisi kendi karanlık geçmişiyle yüzleşirken Türk antropolojisinin yaşanan dönüşümle yüzleşmek yerine geçmişini yok sayarak sosyo-kültürel alanlara yönelmesini eleştirel bir yaklaşımla incelemektedir. Netice itibariyle ırk paradigmasının biyolojik olarak reddedilmesinin yapısal eşitsizliklerin ve biyo-iktidarın sona erdiği anlamına gelmediğini ortaya koymaktadır. Klasik antropolojinin bedeni ölçen ve tasnif eden tahakküm pratiği günümüzde yok olmamış kültürel özcülük, sosyal eşitsizliklerin hücresel bedenleşmesi ve 'Yeni Jim Code' olarak adlandırılan dijital-algoritmik ırkçılık formlarına bürünerek daha görünmez bir rasyonaliteyle yeniden üretilmiştir.
Özet (Çeviri)
This thesis proceeds from the argument that, within the discipline of anthropology, the concept of race is not an absolute biological and objective reality, but rather a strategic biopolitical device constructed by authorities for the purpose of classifying, managing, and othering the masses. The primary aim of the study is to analyze the historical transformation of this hierarchical racial paradigm, which legitimized Western imperialism, at both global and local scales in light of Thomas Kuhn's theory of scientific revolutions and Michel Foucault's conceptualization of biopower. Within the scope of the thesis, the study examines how physical anthropology, which was conceived as a colonial tool in the 19th century, was made functional with a completely different motivation in Early Republican-era Türkiye. In response to the West's orientalist and exclusionary discourses, the young Republic instrumentalized anthropology as a scientific defensive reflex against the West and an existential shield of legitimacy through the Turkish Anthropology Research Center, the Turkish Anthropology Journal, and massive anthropometric surveys. Following the collapse of the biological concept of race after World War II and the 1950 UNESCO Race Declarations, a profound epistemological rupture occurred in global anthropology. This study critically examines how, while Western anthropology confronted its own dark past, Turkish anthropology responded to this transformation not with an open reckoning but through disciplinary amnesia, quietly abandoning laboratories to turn toward socio-cultural studies. Ultimately, it demonstrates that the biological rejection of the race paradigm does not signify the end of structural inequalities and bio-power. The hegemonic practice of classical anthropology which measured and classified the body has not disappeared rather, it has been reproduced with a more invisible rationality, taking the forms of cultural essentialism, the cellular embodiment of social inequalities, and digital-algorithmic racism, referred to as the“New Jim Code”.
Benzer Tezler
- Kelami açıdan modern antropolojinin ırk tasavvuru
The concept of race in modern anthropology from a theological (Kalâm) perspective
İBRAHİM KOÇUŞAĞI
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
AntropolojiGaziantep İslam Bilim ve Teknoloji ÜniversitesiTemel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MAHSUM AYTEPE
- Türkiye'de antropolojinin kurulma ve kurumsallaşma sorunlarına tarihsel bir yaklaşım: DTCF örneği
A historical approach to problems of establishment and institutionalization of anthropology in Turkey: The case of Faculty of Language and History-Geography (DTCF)
HASAN MÜNÜSOĞLU
Yüksek Lisans
Türkçe
2010
Türk İnkılap TarihiAnkara ÜniversitesiAtatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TAYFUN ATAY
- Epigenetik osteolojik yapıların adli antropolojik değerlendirilmesi
Forensic anthropological assessment of epigenetic osteological traits
ATİYE BAHAR MERGEN
Doktora
Türkçe
2012
Adli Tıpİstanbul ÜniversitesiSosyal Bilimler Ana Bilim Dalı
PROF. MEHMET YAŞAR İŞCAN
- Irk kavramı ve Türkiye'de biyolojik antropoloji çalışmaları
The concept of race and biological anthropology in Turkey
EVRİM YABAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2005
AntropolojiHacettepe ÜniversitesiAntropoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. SUAVİ AYDIN
- Erken Cumhuriyet Dönemi ulus inşa sürecinde ırk ve ırkçılık (1923-1938)
In the Early Repuclic Period in the nation-building process race and racism(1923-1938)
EMİNE ERDEN KAYA
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
Siyasal BilimlerGazi ÜniversitesiKamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞENOL DURGUN