Geri Dön

İntratümöral uygulamaya yönelik hidrojel formülasyonlarının geliştirilmesi

Development of hydrogel formulations for intratumoral application

  1. Tez No: 1012406
  2. Yazar: BİLGE AKYAR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CANAN HASÇİÇEK
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Eczacılık ve Farmakoloji, Pharmacy and Pharmacology
  6. Anahtar Kelimeler: Doksorubisin, Doxorubicin
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Farmasötik Teknoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Kanser, her yıl dünyada milyonlarca insanın ölümüne sebep olan vücudun hemen hemen her organında veya dokusunda anormal hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüyüp normal sınırlarını aşarak vücudun bitişik bölgelerini işgal etmesi ve/veya diğer organlara yayılmasıyla ortaya çıkabilen geniş bir hastalık grubudur. Kanser tedavisi için cerrahi operasyon, radyoterapi ve kemoterapi gibi geleneksel yöntemler kullanılmaktadır. Konvansiyonel kemoterapötik ajanların çoğu zayıf farmakokinetik profile sahiptir ve kanserli hücrelerin yok edilmesi amacıyla damar veya deri altı yoluyla kullanılır. Ancak damar veya deri altı yoluyla verilen kemoterapötik ilaçların çoğu sistemik dolaşımdan sonra tümörlü bölgeye ulaştığından hem terapötik etkisi azalmakta hem de sağlıklı dokulara zarar verebilmektedir. Kemoterapötik ilaçların sağlıklı dokular ve organlar üzerinde neden olduğu ciddi yan etkiler kanser hastalarının yüksek ölüm oranlarının arkasındaki ana neden olarak görülmektedir. Bu noktada, son yıllarda kemoterapötik ilaçların hidrojeller ile lokal olarak verilmesi, kanser tedavisi için umut verici bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Enjekte edilebilir hidrojeller, istenen anti kanser ilaçların intratümöral uygulamaları ile lokal depo sistemleri oluşturabildikleri ve sürekli/ uzun süreli ilaç salımını sağlayarak terapötik klinik sonuçlara önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Doksorubisin, kanser kemoterapisinde kullanılan antrasiklin türevi bir antibiyotiktir ve akciğer, gastrointestinal, meme ve mesane kanserlerinin yanı sıra malign lenfoma ve osteosarkom dâhil olmak üzere çeşitli kanser türlerinde tedavide kullanılmaktadır. Ancak doksorubisin güçlü bir anti-tümör etki gösterse de, hastaların tedaviye devam etmesini engelleyen kümülatif doza bağlı kardiyak yan etkiler göstermektedir. Bu toksisitenin azaltılması ve terapötik etkinliği artırmak amaçlı birçok çalışma yürütülmektedir. Kanser tedavisinin klinik uygulamaları göz önüne alındığında enjekte edilebilir, pH, sıcaklık gibi etkenlere duyarlı, intratümöral uygulanabilen, kontrollü ve uzun süreli ilaç salımı sağlayabilen hidrojel sistemleri umut vaat etmektedir. Bu tez çalışmasında, katı tümörlerin lokal tedavisine yönelik doksorubisin içeren hidrojel formülasyonları geliştirilmiştir. İntratümöral uygulanması planlanan formülasyonlar ile yüksek tümör içi lokal konsantrasyon, düşük sistemik toksisite ve uzun süreli ilaç salımı amaçlanmıştır. Hazırlanan hidrojeller fiziko-kimyasal özellikleri açısından değerlendirilerek optimum formülasyon belirlenmiş ve seçilen formülasyonun HCT116, A549, MCF7 hücre hatları üzerindeki antiproliferatif etkilerini değerlendirmek amacıyla çeşitli hücresel ve moleküler analizler gerçekleştirilmiştir. Formülasyonların, hücre canlılığı, proliferasyonu, migrasyonu ve hücre ölüm mekanizmalarının farklı yönlerini değerlendirmek üzere çalışmalar yürütülmüştür.

Özet (Çeviri)

Cancer is a broad group of diseases that can occur in almost every organ or tissue of the body through the uncontrolled growth of abnormal cells that exceed their normal boundaries and invade adjacent regions and/or spread to other organs. For cancer treatment, conventional methods such as surgical operation, radiotherapy, and chemotherapy are used. Most conventional chemotherapeutic agents have poor pharmacokinetic profiles and are administered intravenously or subcutaneously in order to destroy cancer cells. However, since most chemotherapeutic drugs administered intravenously or subcutaneously reach the tumor region after systemic circulation, both their therapeutic effect decreases and they may damage healthy tissues. The severe side effects of chemotherapeutic drugs on healthy tissues and organs are considered the main reason behind the high mortality rates of cancer patients. At this point, in recent years, the local administration of chemotherapeutic drugs with hydrogels has emerged as a promising approach for cancer treatment. Injectable hydrogels can form local depot systems through intratumoral applications of the desired anticancer drugs, and by providing continuous/long-term drug release, they contribute significantly to therapeutic clinical outcomes. Doxorubicin is an anthracycline-derived antibiotic used in cancer chemotherapy and is employed in the treatment of various cancer types, including lung, gastrointestinal, breast, and bladder cancers, as well as malignant lymphoma and osteosarcoma. However, although doxorubicin exhibits strong antitumor effects, it shows cumulative dose-dependent cardiac side effects that prevent patients from continuing treatment. Many studies are being conducted to reduce this toxicity and increase therapeutic efficacy. Considering the clinical applications of cancer treatment, injectable hydrogel systems that are sensitive to factors such as pH and temperature, suitable for intratumoral administration, and capable of providing controlled and long-term drug release are promising. In this thesis study, doxorubicin-loaded hydrogel formulations have been developed for the local treatment of solid tumors. The formulations were designed for intratumoral delivery to enhance local drug exposure in the tumor tissue, reduce systemic toxicity, and maintain a sustained release profile. The prepared hydrogels were evaluated in terms of their physicochemical properties to determine the optimal formulation, and a series of cellular and molecular analyses were conducted to assess the antiproliferative effects of the selected formulation on HCT116, A549, and MCF7 cell lines. Comprehensive studies were performed to investigate various aspects of cell viability, proliferation, migration, and cell death mechanisms associated with the formulations.

Benzer Tezler

  1. İntratümöral uygulamaya yönelik nanolipozom formülasyonlarının geliştirilmesi

    Development of nanoliposome formulations for intratumoral application

    ÜMRAN YAMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Eczacılık ve FarmakolojiHacettepe Üniversitesi

    Nanobilim ve Nanoteknoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İPEK EROĞLU

  2. Ratlarda intratestiküler uygulanacak karboplatinin intralenfatik taşınması sonrası retroperitoneal lenf nodlarındaki konsantrasyonunun farmakokinetik incelenmesi

    Pharmacokinetics and tissue distribution of intratesticular applied carboplatin in rats

    ANAR İSMAYILOV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    ÜrolojiGata

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM YILDIRIM

  3. Karaciğer metastazlarında düşük dozlu perfüzyon BT'nin değişkenliği ve tekrarlanabilirliği

    Liver metastases in the Low-Dose CT Perfusion Variability and Repeatability

    OSMAN MELİH TOPCUOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Radyoloji ve Nükleer TıpHacettepe Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA NASUH ÖZMEN

  4. Sıçan C6 glikom modelinde interlökin-12 ile immunoterapi

    Systemic and intratumoral interleukin-12 treatment against intracranial C6 glioma in rats

    NECMETTİN TANRIÖVER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Nöroşirürjiİstanbul Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. ZİYA AKAR

  5. Glioblastomlarda PD-1, PDL-1 ve mikroçevrenin önemi

    İmportance of PD-1, PDL-1 and microenviroment in glioblastomas

    SEMA ASLAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    PatolojiSivas Cumhuriyet Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HATİCE REYHAN EĞİLMEZ