Hipotiroidizmi olan ve olmayan erişkinlerin kardiyovasküler hastalık risklerinin Plazma Aterojenik İndeksi ve Trigliserid-Glikoz İndeksleri ile karşılaştırılması
Comparative evaluation of cardiovascular risk in hypothyroid and euthyroid adults using the plasma atherogenic index and triglyceride–glucose indices
- Tez No: 1012625
- Danışmanlar: UZMAN ÖZLEM SUVAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Hipotiroidi, Plazma aterojenik indeksi, Trigliserid-glukoz indeksi, Kardiyovasküler risk, Hypothyroidism, Atherogenic Index of Plasma, Triglyceride-Glucose Index, Cardiovascular risk
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Aile Hekimliği Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmada, Aile Hekimliği polikliniğine başvuran hipotiroidi tanılı yetişkin bireylerde kardiyovasküler riskin öngörülmesinde yeni nesil metabolik belirteçler olan Plazma Aterojenik İndeksi (AIP) ve Trigliserid-Glukoz (TyG) indeksinin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Gözlemsel, analitik ve retrospektif tasarıma sahip bu çalışma, 01.09.2024–01.09.2025 tarihleri arasında Ankara ilinde bulunan SBÜ'ye bağlı Ankara Etlik Şehir Hastanesi Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran, 18–65 yaş aralığında 71 hipotiroidi tanılı hasta ve 71 ötiroid, toplam 142 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri, tiroid fonksiyon testleri (TSH, sT4, Anti-TPO), tiroid USG sonuçları ve lipid profilleri kaydedilmiştir. AIP ve TyG indeksleri standart formüller kullanılarak hesaplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, Mann–Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi, ROC eğrisi analizi ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 35,5±9,26 olup, gruplar arasında cinsiyet ve ek hastalıklar açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Hipotiroidi grubunda TSH, Anti-TPO, total kolesterol (p=0,001) ve LDL kolesterol (p<0,001) düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. AIP ve TyG indeksleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Korelasyon analizinde yaş ile LDL (r=0,530), AIP (r=0,306) ve TyG (r=0,347) arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. ROC analizi sonucunda LDL düzeyinin hipotiroidi varlığını öngörmede anlamlı ayırt edici güce sahip olduğu (AUC: 0,684; p<0,001; kesim değeri: 110,5 mg/dl) belirlenmiştir. Buna karşın AIP ve TyG indekslerinin tanısal performansı anlamlı bulunmamıştır. Lojistik regresyon analizinde yalnızca LDL düzeyinin hipotiroidi varlığı için bağımsız bir yordayıcı olduğu saptanmıştır (OR: 1,020; p=0,004). Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, hipotiroidi hastalarında LDL ve total kolesterol yüksekliğinin temel metabolik sorun olmaya devam ettiğini göstermektedir. Yeni nesil indeksler olan AIP ve TyG'nin, bu hasta grubunda geleneksel lipid parametrelerine kıyasla ek bir tanısal üstünlük sağlamadığı görülmüştür. Bununla birlikte, bu indekslerin özellikle yüksek TSH düzeyine sahip ve ileri yaş grubundaki hastalarda uzun dönem kardiyometabolik riskin izlenmesinde daha yararlı olabileceği düşünülmektedir. Hipotiroidi yönetiminde LDL düzeylerinin yakın takibi, kardiyovasküler riskin azaltılmasında önemini korumaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: This study aimed to evaluate the effectiveness of novel metabolic markers, namely the Atherogenic Index of Plasma (AIP) and the Triglyceride-Glucose (TyG) index, in predicting cardiovascular risk in adult patients diagnosed with hypothyroidism who presented at a Family Medicine outpatient clinic. Materials and Methods: This retrospective, observational, and analytical study was conducted between September 1, 2024, and September 1, 2025, at the University of Health Sciences, Ankara Etlik City Hospital. The study cohort comprised 142 participants aged 18 to 65 years, partitioned into two distinct groups: 71 patients diagnosed with hypothyroidism and a control group of 71 euthyroid individuals, all of whom presented at the Department of Family Medicine outpatient clinics. Sociodemographic characteristics, thyroid function tests (TSH, fT4, Anti-TPO), thyroid ultrasound (USG) findings, and lipid profiles were recorded. AIP and TyG indices were calculated using standard formulas. Statistical analyses included descriptive statistics, independent samples t-test, Mann–Whitney U test, Spearman correlation analysis, ROC curve analysis, and logistic regression analysis. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. Results: The study population had a mean age of 35.5 ± 9.26 years, with no statistical disparities between the groups regarding gender distribution or comorbid profiles. While TSH and Anti-TPO levels were expectedly elevated, the hypothyroid cohort also exhibited significantly higher concentrations of total cholesterol (p=0.001) and LDL cholesterol (p<0.001) relative to the control group. Conversely, the AIP and the TyG index demonstrated no statistically significant intergroup variation (p>0.05). Correlation analysis identified significant positive associations between age and LDL (r=0.530), AIP (r=0.306), and TyG (r=0.347). Receiver Operating Characteristic (ROC) curve analysis further established that LDL maintained significant discriminative efficacy in predicting hypothyroidism (AUC: 0.684; p<0.001; cut-off: 110.5 mg/dL), whereas the AIP and TyG indices lacked diagnostic significance. Finally, multivariate logistic regression analysis confirmed that only LDL functioned as an independent predictor of hypothyroidism (OR: 1.020; p=0.004) Conclusion: The findings of this study underscore that elevated LDL and total cholesterol concentrations persist as the predominant metabolic aberrations in patients diagnosed with hypothyroidism. Within this cohort, the Atherogenic Index of Plasma and the Triglyceride-Glucose index yielded no incremental diagnostic utility beyond conventional lipid parameters. Nevertheless, these indices may serve as viable biomarkers for longitudinal cardiometabolic risk stratification, particularly in elderly populations or those presenting with markedly elevated TSH levels. Consequently, rigorous surveillance of LDL trajectories remains a cornerstone in mitigating cardiovascular risk during the clinical management of hypothyroidism
Benzer Tezler
- Prostat adenokarsinomlarında psa değerlerinin gleason skor ve klinik evre ile ilişkisi
The relation between psa and gleason score and clinical phase in prostate adenocarsinoma
HACI HASAN ESEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2005
PatolojiSelçuk ÜniversitesiPatoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. MUSTAFA CİHAT AVUNDUK
- Çocukluk çağı aşikar ve subklinik hipotiroidili olgularda görülen aneminin karakteristik özellikleri
Characteristics of anemia in overt and subclinical hypothyroid patients in childhood
ÖZLEM DEMİRKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıUfuk ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
PROF. DR. TANSU SİPAHİ
- Primer hipotiroidizimde elektromiyografik değişikliklerin değerlendirilmesi
Evaluation of changes in primary hypothyroidism electromyographic
HAZAN KARADENİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıGaziantep Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MESUT ÖZKAYA
- Hipotiroidizmi olan ve olmayan ötiroidik tip 2 diyabetik hastalarda kan şeker regülasyonunun değerlendirilmesi
Evaluation of glycemic regulation in euthyroid type 2 diabetic patients with and without history of hypothyroidism
ŞİRİN TOKA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AKIN DAYAN
- Yaşlılarda hipotiroidizmin santral ve periferik ateroskleroza etkileri
Effects of hypothyroidism on central and peripheral atherosclerozis for older patients
BERNA EVRANOS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
GeriatriAnkara Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TESLİME ATLI