Geri Dön

Serviks kanseri squamöz hücreli ve adenokarsinom alt tipleri arasındaki sağkalım verilerinin karşılaştırılması

Comparative analysis of survival outcomes in squamous cell carcinoma and adenocarcinoma subtypes of cervical cancer

  1. Tez No: 1012975
  2. Yazar: CAN GÜMÜŞSUYU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ŞENER GEZER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Onkoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada serviks kanserinde SHK ve adenokarsinom histolojik alt tipleri arasında OS ve RFS sonuçlarının karşılaştırılması ve histolojik alt tipin bağımsız prognostik değerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli ve gözlemsel çalışmaya, 01 Ocak 2017 – 31 Aralık 2024 tarihleri arasında serviks kanseri tanısı alan ve tedavisi merkezimizde gerçekleştirilen toplam 159 hasta dahil edildi. Hastalar histolojik alt tipe göre SHK ve adenokarsinom olarak iki gruba ayrıldı. Klinik, demografik ve patolojik veriler hastane bilgi yönetim sistemi kayıtlarından elde edildi. Tüm hastalar FIGO 2018 evreleme sistemine göre sınıflandırıldı. Sağkalım analizleri Kaplan–Meier yöntemi ile değerlendirildi ve gruplar log rank testi ile karşılaştırıldı. Bağımsız prognostik faktörlerin belirlenmesi amacıyla univariate ve multivariate Cox orantılı hazard regresyon analizleri uygulandı. Ayrıca FIGO evresine göre stratifiye alt grup analizleri gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 159 hastanın 66'sı (%41,5) adenokarsinom, 93'ü (%58,5) SHK tanısı aldı. Kaplan–Meier analizlerinde histolojik alt tipler arasında OS (p=0,313) ve RFS (p=0,352) açısından anlamlı fark saptanmadı. FIGO evresine göre yapılan erken (IA–IB), orta (IIA–IIB) ve ileri evre (III–IV) alt grup analizlerinde de histolojik alt tipler arasında sağkalım açısından anlamlı fark izlenmedi (tüm p>0,05). Multivariate Cox regresyon analizinde FIGO evresi OS açısından bağımsız prognostik faktör olarak saptandı (HR=1,215; %95 CI: 1,012–1,460; p=0,037). Histolojik alt tipin ise hem OS (HR=0,985; p=0,971) hem de RFS (HR=0,692; p=0,306) açısından bağımsız prognostik etkisi gösterilemedi. İleri evre hastalarda cerrahi (HR=0,113; p=0,005) ve KRT (HR=0,248; p=0,035) OS üzerinde anlamlı koruyucu etki gösterdi. Sonuç: Bu çalışmada serviks kanserinde SHK ve adenokarsinom histolojik alt tipleri arasında sağkalım açısından bağımsız anlamlı fark saptanmamıştır. Histolojik alt tipin tek başına prognostik belirleyici olmadığı, buna karşılık FIGO evresi, LNM ve uygulanan tedavi modalitelerinin prognoz üzerinde daha belirleyici rol oynadığı gösterilmiştir. Bu bulgular, serviks kanserinde tedavi kararlarının yalnızca histolojik alt tipe dayandırılmaması gerektiğini ve hastalık evresi ile tümör biyolojisinin birlikte değerlendirilmesinin önemini desteklemektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study was to compare overall survival (OS) and recurrence-free survival (RFS) outcomes between squamous cell carcinoma (SCC) and adenocarcinoma histological subtypes in cervical cancer and to evaluate the independent prognostic value of histological subtype. Materials and Methods: This retrospective, single-center, observational study included a total of 159 patients diagnosed with cervical cancer and treated at our center between January 1, 2017, and December 31, 2024. Patients were divided into SCC and adenocarcinoma groups according to histological subtype. Clinical, demographic, and pathological data were obtained from the hospital information management system records. All patients were staged according to the FIGO 2018 staging system. Survival analyses were performed using the Kaplan–Meier method, and groups were compare dusing the log-rank test. Univariate and multivariate Cox proportional hazards regression analyses were conducted to identify independent prognostic factors. Additionally, stratified subgroup analyses according to FIGO stage were performed. Results: Of the 159 patients included in the study, 66 (41.5%) were diagnosed with adenocarcinoma and 93 (58.5%) with SCC. Kaplan–Meier analyses demonstrated no significant difference between histological subtypes in terms of OS (p=0.313) or RFS (p=0.352). Similarly, no significant survival difference was observed between histological subtypes in subgroup analyses stratified by FIGO stage as early-stage (IA–IB), intermediate stage (IIA–IIB), and advanced-stage (III–IV) disease (all p>0.05). In multivariate Cox regression analysis, FIGO stage was identified as an independent prognostic factor for OS (HR=1.215; 95% CI: 1.012–1.460; p=0.037). Histological subtype was not found to have an independent prognostic effect on either OS (HR=0.985; p=0.971) or RFS (HR=0.692; p=0.306). In advanced-stage patients, surgery (HR=0.113; p=0.005) and chemoradiotherapy (HR=0.248; p=0.035) showed significant protective effects on OS. Conclusion: In this study, no independent significant difference in survival outcomes was found between SCC and adenocarcinoma histological subtypes in cervical cancer. Histological subtype alone was not identified as an independent prognostic determinant, whereas FIGO stage, lymph node metastasis, and treatment modalities played more decisive roles in prognosis. These findings suggest that treatment decisions in cervical cancer should not be based solely on histological subtype and highlight the importance of a comprehensive evaluation including disease stage and tumor biology.

Benzer Tezler

  1. Akciğerin ileri evre skuamöz hücreli karsinomunda dek gen değişikliklerinin prognoz ve immünoterapi tedavisi ile ilişkisi

    Dek gene rearrangement in advanced stage squamous cell carcinoma of the lung the relationship with prognosis and immunotherapy treatment

    HANDE KARABAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PatolojiPamukkale Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FERDA BİR

  2. Serviks kanseri tanısı alan hastalarda difüzyon mr bulguları ve evrelendirmeye katkısı

    The findings and contribution of the diffusion MRI to the staging in patients with diagnosis of cervical cancer

    TUNA DEMİRBAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Radyoloji ve Nükleer TıpSağlık Bakanlığı

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. AHMET TAN CİMİLLİ

  3. Serviks kanserinde cornifelin (CNFN) proteininin immunohistokimyasal olarak ekspresyon düzeylerinin tayini ve ekspresyon düzeylerinin klinik açıdan önemi

    Determination of immunohistochemical expression levels of cornifelin (CNFN) protein in cervical cancer and the clinical importance of expression levels

    FARUK KEMAL BENİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NİLÜFER ÇETİNKAYA KOCADAL

  4. Uterin serviks kanserinde operasyon öncesi PET/ BT ve MRG görüntülemelerindeki lenf nodu pozitifliği ile operasyon sonrası patolojı sonuçlarında tespit edilen lenf nodu metastazının retrospektif olarak karşılaştırılması

    Retrospective comparison of lymp node position in pre-operational PET/CT and mri imaging and lymph node metastasis detected in post-operational pathology results in uterine cervical cancer

    ÜNZÜLE KORKMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Kadın Hastalıkları ve DoğumAkdeniz Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TAYUP ŞİMŞEK

  5. Erken evre serviks kanseri hastalarında lenf nodu tutulumu için risk faktörleri

    Risk factors for lymph node involvement in early stage cervical cancer patients

    UMUT ERKÖK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    DOÇ. BÜLENT ÖZDAL