Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF-A) ve kinaz insert alan reseptörü (KDR) polimorfizmlerinin bipolar bozukluk ile ilişkisi
The relationship between vascular endothelial growth factor (VEGF-A) and kinase insert field receptor (CDR) polymorphisms with bipolar disorder
- Tez No: 1013734
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ RİFAT TARHAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Bipolar bozukluk ve İlişkili Bozukluklar, Vasküler endotelyal growth faktör (VEGF), VEGF-A, Kinaz insert alan domain reseptörü (KDR), Single Nükleotid Polimorfizmi (SNP), Büyüme Faktörleri, Biyobelirteç, Bipolar disorder and Related Disorders, Vascular endothelial growth factor (VEGF), VEGF-A, Kinase insert-receiving domain receptor (CDR), Growth Factors, Single Nucleotide Polymorphism (SNP)
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bipolar bozuklukta genetik etkenlere dair aile çalışmaları, evlat edinme çalışmaları, ikiz çalışmaları ve bağlantı çalışmaları yapılmış, bipolar bozukluk ile ilişkili ve bipolar bozukluk ile şizofreni arasında ortak kromozomal bölgeler ve genler saptanmıştır. Vasküler endotelyal büyüme faktörünün (VEGF-A) ve reseptörü kinaz insert alan reseptörünün (KDR) pek çok hastalıktaki rolünü araştıran çalışmalar mevcut olup, şizofrenideki spesifik polimorfizmlerin şizofreninin gelişimi ve şiddetiyle bağlantılı olduğu ve anjiyogenez ile immünolojik süreçlerin patolojide potansiyel sorumlu olabileceği sonucuna varılmıştır (Saoud et al., 2022). Bu çalışmada Türk popülasyonunda VEGF-A geni (rs3025039) ile KDR genindeki (rs1870377) tek nükleotid polimorfizmleri ile bipolar bozukluk arasındaki potansiyel ilişkiyi analiz etmek amaçlandı. v Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği'ne ve Polikliniği'ne başvuranlar ile Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı ve DSM-5 tanı ölçütlerine göre Bipolar Bozukluk tanısı olan toplam 86 hasta ve bu hastalarla yaş ve cinsiyet olarak eşleştirilmiş 86 sağlıklı kontrol grubu ile toplam 172 katılımcı ile yürütüldü, katılımcılardan periferik kan örneği alınarak, örneklerden genomik DNA elde edildi ve seçilen tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP'ler) genotiplemesi Polimeraz Zincir Reaksiyonu- Polimeraz Zincir Reaksiyonu-Restriksiyon Fragman Uzunluğu Polimorfizmi (PCR-RFLP) yöntemi kullanılarak yapıldı. Her SNP için primer tasarımı ve restriksiyon enzimleri belirlenmiş protokolleri takip etti. Katılımcılara Beck Depresyon Ölçeği ve Young Mani Derecelendirme Ölçeği uygulandı, sosyodemografik veri formu dolduruldu ve elde edilen genetik veriler ile birlikte analiz edildi. Bulgular: KDR rs1870377 ve VEGF-A rs3025039 polimorfizmlerinin bipolar bozukluk için doğrudan bir risk faktörü olmadığı, genetik faktörlerin tek başına değil, sosyodemografik ve klinik değişkenlerle birlikte değerlendirilmesi halinde potansiyel öngörücü olabileceği saptandı. Doğrudan genotip dağılımları incelendiğinde anlamlı fark bulunmazken, VEGF-A rs3025039 dominant modelinde erkeklerde CT+TT genotip grubunun bipolar bozukluk varlığı ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptandı. VEGF-A rs3025039 dominant modelinin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu ve ekonomik durumun birlikte değerlendirildiği lojistik regresyon analizinde CT+TT genotip grubunun CC genotipine göre bipolar bozukluk olasılığını anlamlı düzeyde artırdığı saptandı. VEGF-A rs3025039 dominant modelinde klinik özellikler değerlendirildiğinde, bipolar bozukluk ve ailede psikiyatrik hastalık öyküsü olması durumu CC genotip grubunda anlamlı olarak yüksekti. Sonuç: KDR rs1870377 ve VEGF-A rs3025039 polimorfizmlerinin bipolar bozukluk için doğrudan genotip dağılımları incelendiğinde bir risk faktörü olarak değerlendirilemeyeceği, ancak bozukluğun multifaktöriyel yapısı ile uyumlu olarak, sosyodemografik veriler ve klinik özellikler birlikte değerlendirildiğinde VEGF-A rs3025039 dominant modelinde erkeklerde CT+TT genotip grubunun bipolar bozukluk varlığı ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, potansiyel öngörücü olarak değerlendirilebileceği, bozukluğun doğası gereği biyobelirteçlerin farklı vi sosyodemografik özellikler başlıkları altında değerlendirilmesi gerekebileceği sonucuna varılmıştır.
Özet (Çeviri)
Aim: Family studies, adoption studies, twin studies and linkage studies have been conducted on genetic factors in bipolar disorder, and common chromosomal regions and genes associated with bipolar disorder and between bipolar disorder and schizophrenia have been determined. There are studies investigating the role of vascular endothelial growth factor (VEGF-A) and its receptor KDR in many diseases, and it has been concluded that specific polymorphisms in schizophrenia are associated with the development and severity of schizophrenia and that angiogenesis and immunological processes may be potentially responsible for pathology. (Saoud et al., 2022) In this study, it was aimed to analyze the potential relationship between single nucleotide polymorphisms in the VEGF-A gene (rs3025039) and the KDR gene (rs1870377) and bipolar disorder in the Turkish population. viii Materials and Methods: Our study was conducted with a total of 86 patients who applied to the Psychiatry Clinic and Polyclinic of Karabük University Training and Research Hospital, Community and Mental Health Center and diagnosed with Bipolar Disorder according to DSM-5 diagnostic criteria, and 86 healthy control groups matched with these patients in terms of age and gender, and a total of 172 participants. Genomic DNA was obtained from the samples, and genotyping of the selected single nucleotide polymorphisms (SNPs) was performed using the Polymerase Chain Reaction-Polymerase Chain Reaction-Restriction Fragment Length Polymorphism (PCR-RFLP) method. For each SNP, primer design and restriction enzymes were handled according to established protocols. Beck Depression Scale and Young Mania Rating Scale were applied to the participants, a sociodemographic data form was filled out and analyzed together with the genetic data obtained. Results: It was determined that KDR rs1870377 and VEGF-A rs3025039 polymorphisms are not a direct risk factor for bipolar disorder, and that genetic factors may be potential predictors if evaluated together with sociodemographic and clinical variables rather than alone. While there was no significant difference when the direct genotype distributions were examined, it was found that the CT+TT genotype group was significantly associated with the presence of bipolar disorder in men in the VEGF-A rs3025039 dominant model. In the logistic regression analysis of the VEGF-A rs3025039 dominant model, in which age, gender, education level, and economic status were evaluated together, it was found that the CT+TT genotype group significantly increased the likelihood of bipolar disorder compared to the CC genotype. When clinical features were evaluated in the VEGF-A rs3025039 dominant model, bipolar disorder and family history of psychiatric illness were significantly higher in the CC genotype group. Conclusion: KDR rs1870377 and VEGF-A rs3025039 polymorphisms cannot be considered as a risk factor for bipolar disorder when their direct genotype distributions are examined, but in line with the multifactorial structure of the disorder, when sociodemographic data and clinical characteristics are evaluated together, the CT+TT genotype group in men in the VEGF-A rs3025039 dominant model is significantly ix associated with the presence of bipolar disorder and can be considered as potential predictors, It was concluded that due to the nature of the disorder, biomarkers may need to be evaluated under different sociodemographic characteristics.
Benzer Tezler
- Kırım kongo kanamalı ateş hastalığı ile VEGF-KDR sinyal yolu genlerinin ilişkisinin araştırılması
Investigation of the relationship of criminal congo bleeding fever disease and VEGF-KDR signal path genes
LALEH BAHRIKAREHMI
Doktora
Türkçe
2021
Tıbbi BiyolojiOndokuz Mayıs ÜniversitesiTıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SERBÜLENT YİĞİT
- Tavşan kulağı modelinde multi target tirozin kinaz inhibitörü regorafenib'in hipertrofik skar üzerine etkisi
Effect of multi target tyrosine kinase inhibitor regorafenib on hypertrophicscar model in the rabbit EAR
ÖZGÜN İLKE KARAGÖZ CEYLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiÇukurova ÜniversitesiPlastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EROL KESİKTAŞ
- Diyabetik ve diyabetik retinopatili hastalarda growth arrest spesific protein 6 (GAS6) ve tirozin kinaz reseptörü AXL seviyelerinin değerlendirilmesi
Evaluation of growth arrest specific protein 6 (GAS6) and tyrosin kinase receptor AXL levels in patients with diabetic and diabetic retinopathy
ZEYNEP BEYZA AKDENİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göz HastalıklarıErciyes ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HATİCE ARDA
- Psöriazis'li hastalarda vasküler endotelyal büyüme faktör polimorfizminin araştırılması
Başlık çevirisi yok
TUBA BOZDUMAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
BiyokimyaHacettepe ÜniversitesiTemel Tıp Bilimleri Bölümü
DOÇ. DR. İNCİLAY LAY
- Korneal neovaskülarizasyonda interferon alfa 2b'nin etkisi
Effects of interferon alpha 2B on corneal neovascularization
MÜJDAT KARABULUT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Göz HastalıklarıAdnan Menderes ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HARUN ÇAKMAK