Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde solunum sıkıntısı nedeniyle yatan hastalarda prealbumin düzeyleri ile hastanede yatış süreleri ve mortalite ilişkisi
Relationship between prealbumin levels and length of hospital stay and mortality in children hospitalized in the pediatri̇c intensive care unit due to respiratory distress
- Tez No: 1013994
- Danışmanlar: PROF. DR. HASAN AĞIN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Solunum sıkıntısı, solunum desteği, prealbumin, negatif akut faz reaktanı, prognoz, Respiratory distress, respiratory support, prealbumin, negative acute phase reactant, prognosis
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Çocuk Yoğun Bakım Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde Solunum Sıkıntısı Nedeniyle Yatan Hastalarda Prealbumin Düzeyleri ile Hastanede Yatış Süreleri ve Mortalite İlişkisi ÖZET Amaç: Solunum sıkıntısı çocuklarda önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir, erken tanınması ve etkin tedavi edilmesi mortalitenin azaltılmasında en önemli unsurdur. Bu nedenle prognozu öngörme gücü yüksek biyobelirteçler kritik hasta yönetiminde erken müdahale sağlayarak morbidite ve mortalitenin azalmasında etkili olabilir. Solunum sıkıntısı nedeniyle Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırılan çocuklarda erken dönemde (ilk 24 saat) ölçülen prealbumin düzeylerinin ventilatör ihtiyacı ile ilişkisini değerlendirmek, ÇYBÜ kalış süresi ve mortalite üzerindeki öngörücü değerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli, gözlemsel kohort çalışmaya; S.B.Ü. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'nde 01.04.2025–01.10.2025 tarihleri arasında orta–ağır solunum sıkıntısı nedeniyle izlenen, 1 ay–18 yaş aralığındaki hastalar dahil edilmiştir. Solunum sıkıntısının şiddeti, başvuru anında Modified Respiratory Distress Assessment Instrument (mRDAI) ve Pediatric Respiratory Severity Score (PRESS) kullanılarak değerlendirilmiştir. Belirlenen hasta grubunda, yoğun bakıma kabul zamanı başlangıç noktası olarak kabul edilmiş; hastaların serum prealbumin düzeyleri yatış sırasında ve ilk 24 saat içinde ölçülmüş, C-reaktif protein (CRP) için yatıştan sonraki ilk 72 saat içinde saptanan en yüksek değer, prokalsitonin için ise yatıştan sonraki ilk 48–50 saat içinde saptanan en yüksek değer kaydedilmiştir. Aynı dönemde alınan solunum yolu polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) sonuçları ve SpO₂/FiO₂ oranları analizlere dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri, eşlik eden ek hastalık varlığı, uygulanan solunum desteği türü ve süresi (HFNC, non-invaziv veya invaziv mekanik ventilasyon), yoğun bakım yatış süresi ve hastane içi mortalite verileri standartlaştırılmış Olgu Rapor Formu'na kaydedilmiştir. Bulgular : Çalışmaya dahil edilen 108 hastanın yaş dağılımı incelendiğinde; hastaların 38'i (%35,2) <1 yaş, 38'i (%35,2) 1–5 yaş, 23'ü (%21,3) 6–12 yaş ve 9'u (%8,3) >12 yaş grubunda yer almaktaydı. Olguların %56,5'i erkek, %43,5'i kız idi. Hastane içi mortalite oranı %8,3 olarak saptandı. Yoğun bakım yatış süresi ortancası 8 gün (1–137), mekanik ventilasyon süresi ortancası ise 4 gün (1–25) olarak bulundu. Yoğun bakıma kabul sırasında ölçülen serum prealbumin düzeyleri ile yoğun bakım yatış süresi (ρ=−0,140, p=0,149) ve mekanik ventilasyon süresi (ρ=−0,011, p=0,916) arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmadı. Yatıştan sonraki ilk 72 saat içinde ölçülen en yüksek CRP değerleri ile yoğun bakım yatış süresi arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon saptandı (ρ=0,367, p<0,001). Bununla birlikte peak CRP ile mekanik ventilasyon süresi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p=0,940). Mortalite açısından değerlendirildiğinde, ölen hastalarda prealbumin düzeyi sağ kalan hastalara göre anlamlı olarak daha düşük bulundu (p=0,029). Buna karşılık CRP ve prokalsitonin düzeyleri ile mortalite arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (sırasıyla p=0,075 ve p=0,132). Başvuru anında hesaplanan mRDAI ve PRESS skorları mortalite ile anlamlı ilişki gösterdi (sırasıyla p=0,009 ve p=0,043). Prealbumin düzeyi ile bu skorlar arasında anlamlı korelasyon bulunmadı (p>0,05). mRDAI ve PRESS skorları ile SpO₂/FiO₂ oranı arasında ise anlamlı negatif korelasyon saptandı (her ikisi için p<0,001). Mortaliteyi öngörmede yapılan ROC analizinde en yüksek ayırt ediciliğe mRDAI skoru sahipti (AUC=0,76; %95 GA: 0,50–0,96; p=0,009). Bunu sırasıyla SpO₂/FiO₂ oranı (AUC=0,73; p=0,021) ve prealbumin düzeyi (AUC=0,72; p=0,029) izledi. PRESS skoru (AUC=0,67; p=0,043) ve CRP düzeyi (AUC=0,68; p=0,075) orta düzey ayırt edicilik gösterirken, prokalsitonin düzeyinin mortaliteyi öngörmede anlamlı performans göstermediği saptandı (AUC=0,66; p=0,132). Mortalite için yapılan çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, prealbumin düzeyi ve mRDAI skoru bağımsız belirteçler olarak saptandı. Prealbumin düzeyindeki artış mortalite olasılığını azaltırken (OR=0,81; %95 GA: 0,67–0,97; p=0,024), mRDAI skorundaki artış mortalite olasılığını artırmaktaydı (OR=2,01; %95 GA: 1,02–3,96; p=0,044). SpO₂/FiO₂ oranı ise bağımsız belirteç olarak bulunmadı (p=0,979). Sonuç: Orta ve ağır solunum sıkıntısı nedeniyle Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırılarak solunum desteği ile izlenen hastalarda, erken dönemde ölçülen prealbumin düzeyi mortalite ile ilişkili bulunmuş; ancak yatış süresi ve mekanik ventilasyon süresi ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Buna karşın mRDAI skoru ve SpO₂/FiO₂ oranı mortaliteyi öngörmede daha yüksek ayırt edici güce sahip parametreler olarak öne çıkmaktadır. Çok değişkenli analizde prealbumin düzeyinin bağımsız bir prognostik belirteç olarak saptanması, bu biyobelirtecin klinik şiddet göstergelerinden bağımsız olarak mortalite riskini yansıtabileceğini düşündürmektedir.
Özet (Çeviri)
RELATİONSHİP BETWEEN PREALBUMİN LEVELS AND LENGTH OF HOSPİTAL STAY AND MORTALİTY İN CHİLDREN HOSPİTALİZED İN THE PEDİATRİC INTENSİVE CARE UNİT DUE TO RESPİRATORY DİSTRESS ABSTRACT Objective: Respiratory distress is an important cause of morbidity and mortality in children, and its early recognition and effective treatment are among the most important factors in reducing mortality. Therefore, biomarkers with a high prognostic value may enable early intervention in the management of critically ill patients and contribute to the reduction of morbidity and mortality. This study aimed to evaluate the relationship between prealbumin levels measured in the early period (within the first 24 hours) in children admitted to the Pediatric Intensive Care Unit due to respiratory distress and ventilator requirement, and to determine the predictive value of prealbumin levels on PICU length of stay and mortality. Materials and Methods: In this retrospective, single-center, observational cohort study, patients aged 1 month to 18 years who were followed for moderate–severe respiratory distress in the Pediatric Intensive Care Unit of S.B.Ü. İzmir Dr. Behçet Uz Children's Diseases and Surgery Training and Research Hospital between 01.04.2025 and 01.10.2025 were included. The severity of respiratory distress was assessed at admission using the Modified Respiratory Distress Assessment Instrument (mRDAI) and the Pediatric Respiratory Severity Score (PRESS). In the defined patient group, the time of admission to the intensive care unit was accepted as the starting point; serum prealbumin levels were measured at admission and within the first 24 hours, the highest value detected within the first 72 hours after admission was recorded for C-reactive protein (CRP), and the highest value detected within the first 48–50 hours after admission was recorded for procalcitonin. Respiratory tract polymerase chain reaction (PCR) results and SpO₂/FiO₂ ratios obtained during the same period were included in the analyses. Demographic characteristics of the patients, the presence of comorbidities, the type and duration of respiratory support applied (HFNC, non-invasive or invasive mechanical ventilation), PICU length of stay and in-hospital mortality veri were recorded in a standardized Case Report Form. Results: A total of 108 patients were included in the study. According to age distribution, 38 patients (35.2%) were <1 year, 38 (35.2%) were 1–5 years, 23 (21.3%) were 6–12 years, and 9 (8.3%) were >12 years old. Of the patients, 56.5% were male and 43.5% were female. The in-hospital mortality rate was 8.3%. The median length of stay in the intensive care unit was 8 days (range: 1–137), and the median duration of mechanical ventilation was 4 days (range: 1–25). No statistically significant correlation was found between serum prealbumin levels measured at admission and length of ICU stay (ρ=−0.140, p=0.149) or duration of mechanical ventilation (ρ=−0.011, p=0.916). Peak CRP levels measured within the first 72 hours after admission showed a moderate positive correlation with length of ICU stay (ρ=0.367, p<0.001). However, no significant association was found between peak CRP levels and duration of mechanical ventilation (p=0.940). In terms of mortality, prealbumin levels were significantly lower in non-survivors compared to survivors (p=0.029). In contrast, no statistically significant association was found between CRP or procalcitonin levels and mortality (p=0.075 and p=0.132, respectively). mRDAI and PRESS scores calculated at admission were significantly associated with mortality (p=0.009 and p=0.043, respectively). However, no significant correlation was found between prealbumin levels and these scores (p>0.05). Both mRDAI and PRESS scores showed a significant negative correlation with the SpO₂/FiO₂ ratio (p<0.001 for both). In ROC analysis for predicting mortality, mRDAI demonstrated the highest discriminative ability (AUC=0.76; 95% CI: 0.50–0.96; p=0.009), followed by the SpO₂/FiO₂ ratio (AUC=0.73; p=0.021) and prealbumin level (AUC=0.72; p=0.029). PRESS score (AUC=0.67; p=0.043) and CRP level (AUC=0.68; p=0.075) showed moderate discriminative ability, while procalcitonin did not demonstrate significant predictive performance for mortality (AUC=0.66; p=0.132). In multivariable logistic regression analysis, prealbumin level and mRDAI score were identified as independent predictors of mortality. An increase in prealbumin level was associated with a decreased risk of mortality (OR=0.81; 95% CI: 0.67–0.97; p=0.024), whereas an increase in mRDAI score was associated with an increased risk of mortality (OR=2.01; 95% CI: 1.02–3.96; p=0.044). The SpO₂/FiO₂ ratio was not identified as an independent predictor (p=0.979). Conclusion: In patients admitted to the Pediatric Intensive Care Unit with moderate to severe respiratory distress and managed with respiratory support, early prealbumin levels were associated with mortality but not with length of stay or duration of mechanical ventilation. In contrast, mRDAI score and SpO₂/FiO₂ ratio emerged as more powerful predictors of mortality. The identification of prealbumin as an independent prognostic marker in multivariable analysis suggests that it may reflect mortality risk independently of clinical severity indicators.
Benzer Tezler
- Çocuk yoğun bakımda solunum sıkıntısı ile yatan hastalarda hemogramdan türetilen inflamatuar biyobelirteçler ile klinik seyir arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between hemogram-derived inflammatory biomarkers and clinical outcomes in pediatric intensive care patients with respiratory distress
SEDEF KESTELLİOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıBolu Abant İzzet Baysal ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEYRİ ARZU YOLDAŞ
- Çocuk yoğun bakım servisinde solunum sıkıntısı ve yetmezliği nedeniyle yüksek akışlı nazal kanül ile oksijen tedavisi alan olgularda tedavi başarısızlığına neden olan faktörlerin belirlenmesi
In the pediatric intensive care unit, determination of factors causing therapy failure in patients who treated with high flow nasal cannula for respiratory distress and failure
DERŞAN ONUR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. RANA İŞGÜDER
- Çocuk acil serviste ve çocuk yoğun bakım ünitesinde yüksek akımlı nazal kanül oksijen tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Evaluation of the efficacy of HİGH flow nasal cannula oxygen therapy in the pediatric emergency department and pediatric intensive care unit
GİZEM İLERİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıManisa Celal Bayar ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ NESLİHAN ZENGİN
- Çocuk yoğun bakım ünitesine yatan hastaların solunum yolu multiplex pcr sonuçlarının incelenmesi
Evaluation of respiratory tract multiplex pcr results in pediatric intensive care unit patients
MEHMET FATİH AYBAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜRKAN ATAY
- Çocuk yoğun bakım ünitesinde yüksek akımlı nazal kanül oksijenizasyon tedavisi verilen hastaların değerlendirilmesi
Evaluation of patients receiving high-flow nasal cannula oxygenation therapy in a pediatric intensive care unit
GÜLÜMAY VURAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ORKUN TOLUNAY