Geri Dön

Yeni epilepsi tanısı almış hastaların serum endokan ve D vitamini düzeyinin değerlendirilmesi

Evaluation of serum endocan and vitamin D levels in newly diagnosed epilepsy patients

  1. Tez No: 1014421
  2. Yazar: FURKAN KUMURCU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FATMA ŞİMŞEK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nöroloji, Neurology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Atatürk Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Nörobilim Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Nörobilim Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yeni Epilepsi Tanısı Almış Hastaların Serum Endokan ve D Vitamini Düzeyinin Değerlendirilmesi Amaç: Epilepsi klinik olarak tanısı konulan bir hastalık olup, tanıyı desteklemede kullanılan laboratuvar yöntemleri bulunmaktadır. Fakat tanıda rutin kullanılan hastalığın varlığını destekleyecek bir biyobelirteç bulunmamaktadır. Bu prospektif çalışmada, epilepsi tanısı yeni konmuş bireyler ve sağlıklı kontrol grubunun endokan ve D vitamininin (25-dihidroksi vitamin D [25(OH)(2)D]) serum düzeyleri karşılaştırılacaktır. Amacımız; endokan ve D vitamini serum düzeylerinin yeni tanı almış epilepsi hastalarında tanıda kullanılabilecek bir biyobelirteç olup olmadığını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız randomize, kontrollü, prospektif ve tek kör bir çalışmadır. Çalışmamıza yeni epilepsi tanısı alan 45 hasta ve 45 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Hasta ve kontrol grubunun yaş, cinsiyet, boy, kilo, EEG bilgisi, ek hastalık durumu, nöbet tipi, nöbet sıklığı gibi özellikleri kayıt altına alındı. Hasta ve kontrol grubundan serum endokan ve vitamin D düzeylerini çalışmak için venöz kan örnekleri alındı. Serum endokan düzeyleri SRB-T-87983 stok kodlu Human endothelial cell-specific molecule 1 (ESM-1) ELISA hazır ticari kit ile ölçüldü. Veriler SPSS 22 istatistik programı kullanılarak değerlendirildi. P<0,05 olan veriler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Gruplar arasında cinsiyet, yaş, boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ) açısından istatistiksel olarak fark bulunmamıştır. Endokan için kestirimde en uygun eşik değer ≤390 pg/mL olarak belirlenmiş olup bu noktada duyarlılık %66,67; özgüllük %71,11; endokan seviyeleri hastalarda ortalama 428,2±401,9 pg/mL, ortanca 259,3 (52,1–1815,0); kontrol grubunda ortalama 955,6±1153,3 pg/mL, ortanca 523,3 (121,6–4921,9) olarak ölçülmüş ve kontrol grubunda anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p=0,001). Vitamin D seviyeleri kontrol grubuna kıyasla hasta grubunda daha düşük görülmekle beraber istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p=0,862). Cinsiyet açısından endokan seviyesi kadınlarda daha yüksek çıkmakla beraber hem hasta grubunda (p=0,242) hem de kontrol gurubunda (p=0,779) istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Vitamin D seviyeleri her iki cinsiyette toplum ortalamasının altında olduğu görülmekle beraber anlamlı sonuç bulunmadı. Yaş, boy, kilo, VKİ açısından hem endokan hem vitamin D seviyelerinde, hasta ve kontrol gruplarında anlamlı fark görülmedi. Gün bazında tüm hastaların hastalık süreleri ve bu sürede geçirilen nöbet sayıları hesaplandı, endokan düzeyleri ile karşılaştırıldığında; nöbet sıklığı (Rho=0,189; p=0,214) ve şikâyet süresi (Rho=0,117; p=0,442) açısından istatiksel olarak anlamlı sonuç bulunamadı. Nöbet tipleri kendi içinde (p=0,225) ve JTK-diğer nöbet tipleri olarak (p=0,342) kıyaslandığında endokan seviyeleri açısından anlamlı fark bulunamadı. Sonuç: Çalışmamızda yeni tanı, tedavi almamış epilepsi hastalarında endokan seviyesi sağlıklı kontrollerden daha düşük ve istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Vitamin D seviyeleri kontrol grubuna kıyasla hasta grubunda daha düşük görülmekle beraber istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Bu bulgular epilepsinin erken döneminde sistemik endotelyal aktivasyonun baskılandığını veya henüz belirginleşmediğini düşündürmektedir. Nöronal yolaklarda endokanın ve vitamin D'nin rollerinin daha iyi aydınlatılması için epilepsi hastalığının farklı dönemlerinde bu değerlerin incelendiği daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Evaluation of Serum Endocan and Vitamin D Levels in Newly Diagnosed Epilepsy Patients Objective: Epilepsy is a clinically diagnosed disease, and there are laboratory methods used to support the diagnosis. However, there is no routinely used biomarker to support the existence of the disease in diagnosis. In this prospective study, the serum levels of endocan and vitamin D (25-hydroxyvitamin D [25(OH)D]) will be compared between newly diagnosed epilepsy individuals and a healthy control group. Our aim is to investigate whether endocan and vitamin D serum levels can be used as a biomarker in the diagnosis of newly diagnosed epilepsy patients. Material and Method: Our study is a randomized, controlled, prospective, and single-blind study. Forty-five newly diagnosed epilepsy patients and 45 healthy volunteers were included in our study. Characteristics such as age, gender, height, weight, EEG information, presence of comorbidity, seizure type, and seizure frequency of the patient and control groups were recorded. Venous blood samples were taken from the patient and control groups to study serum endocan and vitamin D levels. Serum endocan levels were measured using the Human endothelial cell-specific molecule 1 (ESM-1) ELISA ready commercial kit with stock code SRB-T-87983. Data were evaluated using the SPSS 22 statistical program. Data with P<0.05 were considered statistically significant. Results: No statistically significant difference was found between the groups in terms of gender, age, height, weight, and body mass index (BMI). The optimal cutoff value for endocan was determined as ≤390 pg/mL, with a sensitivity of 66.67% and a specificity of 71.11%. Mean serum endocan levels were 428.2±401.9 pg/mL (median: 259.3 [52.1–1815.0]) in the patient group and 955.6±1153.3 pg/mL (median: 523.3 [121.6–4921.9]) in the control group, with significantly higher values in the controls (p=0.001). Although Vitamin D levels were observed to be lower in the patient group compared to the control group, no statistically significant difference was found (p=0.862). Although endocan levels were higher in women in terms of gender, they were not statistically significant in either the patient group (p=0.242) or the control group (p=0.779). Although Vitamin D levels were observed to be below the population average in both genders, no significant results were found. No significant difference was observed in both endocan and vitamin D levels in the patient and control groups in terms of age, height, weight, and BMI. The disease durations of all patients in days and the number of seizures experienced during this period were calculated and compared with endocan levels; no statistically significant results were found in terms of seizure frequency (Rho=0,189; p=0.214) and duration of complaint (Rho=0.117; p=0.442). No significant difference was found in endocan levels when seizure types were compared among themselves (p=0.225) and as GTCS-other seizure types (p=0.342). Conclusion: In our study, endocan levels were found to be lower in newly diagnosed, treatment-naive epilepsy patients compared to healthy controls, and this difference was statistically significant. Although vitamin D levels were also lower in the patient group compared to the control group, no statistically significant difference was found. These findings suggest that systemic endothelial activation is suppressed or has not yet become evident in the early stage of epilepsy. Further studies are needed in which these parameters are examined at different stages of epilepsy in order to better elucidate the roles of endocan and vitamin D in neuronal pathways.

Benzer Tezler

  1. Çocuk nöroloji polikliniğinde 2009-2012 yılları arasında dirençli epilepsi tanısı alan hastaların etiyolojik değerlendirilmesi

    Etiologic evaluation of patients diagnosed as refractory epilepsy in outpatient polyclinic of pediatric neurology between 2009-2012

    FATMA ÇETİNKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıUludağ Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET SAİT OKAN

  2. Epileptik hastalarda ghrelin düzeyinin belirlenmesi ve ghrelin düzeyinin nöbet oluşumundaki etkileri

    Determination of ghrelin level in epileptic patients and the effect of ghrelin level on the formation of epileptic attack

    ESMA CANSU MUTLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCumhuriyet Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. F. DİLARA İÇAĞASIOĞLU

  3. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun patogenezinde nöroinflamasyonun rolü ve EEG'deki epileptik aktivite ile ilişkisi

    Başlık çevirisi yok

    GÜLBERK TAHAOĞLU BARIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMA SALTIK

  4. Epileptik ensefalopati: Glial aktivite faktörleri biyobelirteç olarak kullanılabilir mi?

    Epileptic encephalopathy: Can glial activity factors be used asbiomarkers?

    MINARA CHARKAZZADE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Nörolojiİstanbul Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. PINAR TOPALOĞLU

  5. Rolandik epilepsi tanılı çocukların serum çinko düzeyinin değerlendirilmesi

    Evaluation of serum zinc levels in children with rolandic epilepsy

    DUYGU GÜNEŞ GÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT ELEVLİ

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SENEM AYÇA