Borderzone enfarktlarında hacim ve lokalizasyonun prognoza etkileri
Impact of lesion volume and localization on prognosis in borderzone infarcts
- Tez No: 1014529
- Danışmanlar: PROF. DR. FATMA MÜNEVVER GÖKYİĞİT
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nöroloji, Neurology
- Anahtar Kelimeler: Borderzone enfarkt, watershed enfarkt, enfarkt hacmi, volümetrik değerlendirme, prognoz, iskemik inme, NIHSS (National Institutes of Health Stroke Scale), mRS (modifiye Rankin Skalası), Borderzone infarction, watershed infarction, infarct volume, volumetric assessment, prognosis, ischemic stroke, NIHSS (National Institutes of Health Stroke Scale), mRS (modified Rankin Scale)
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Gaziosmanpaşa Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Nöroloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Nöroloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Amaç: Borderzone enfarktlar iki arteriyel sulama alanının birleşim bölgelerinde gelişen özel bir inme grubudur. Literatürde bu enfarkt grubunun daha çok klinik ve radyolojik özellikleri ile etiyolojisi üzerinde durulmuştur. Lezyon lokalizasyonu ve hacminin birlikte değerlendirilerek prognoza etkisinin araştırıldığı çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı serebral ve serebellar enfarkt tanısı alan hastalarda borderzone enfarktın anatomik lokalizasyonu ve hacmi ile klinik bulgular, etiyolojik özellikler ve erken/orta dönem klinik sonlanım arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, hastanemiz nöroloji kliniğine başvuran, serebral veya serebellar borderzone enfarkt tanısı alan 66 hasta üzerinde prospektif olarak yürütüldü. Hastaların demografik verileri, risk faktörleri, başvuru anındaki nörolojik muayene bulguları, giriş NIHSS ve mRS skorları kaydedildi. Ayrıntılı biyokimyasal ve kardiyak değerlendirmeler yapıldı, vasküler görüntülemeler değerlendirildi. İnmenin etiyolojik sınıflaması TOAST sınıflamasına göre yapıldı. Borderzone enfarkt lokalizasyonları kortikal (anterior ve posterior), internal, mikst (kortikal + internal) ve serebellar olarak sınıflandırıldı. Akut enfarktın hacmi; DWI sekansı üzerinden 3D Slicer programı ile manuel segmentasyon yöntemi ile ölçüldü, borderzone enfarkt hacmi, eşlik eden diğer damar alanı enfarkt hacmi ve toplam enfarkt hacmi ayrı ayrı hesaplandı. Hastalar birinci ve altıncı ay kontrollerinde yeniden değerlendirilerek NIHSS ve mRS skorları ayrıca kaydedildi. mRS skoru 0-2 aralığında iyi, 3-6 aralığında kötü klinik sonlanım olarak tanımlandı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 67,56±12,71 yıl olup, %57,6'sı erkekti. En sık eşlik eden risk faktörleri arasında hiperlipidemi (%87,9), HT (%68,2), metabolik sendrom (%68,2) ve DM (%40,9) saptandı. En sık etiyolojik neden büyük damar aterosklerozuydu (%40,9). En sık kortikal borderzone enfarktı görüldü (%78,8). Olguların %22,7'sinde başka damar alanında eşlik eden enfarkt mevcuttu. İnternal borderzone enfarktında HT (p=0,027) ve mikst borderzone enfarktında (kortikal + internal) anemi (p=0,017) anlamlı şekilde yüksek bulundu. Serebellar borderzone enfarkt düşük giriş DKB (p=0,005) ve düşük borderzone enfarkt hacmi (p<0,001) ile ilişkiliydi. Anterior kortikal borderzone enfarkt grubunda motor defisit daha sık (p<0,001) ve giriş NIHSS daha yüksekti (p=0,049). Serebellar borderzone enfarkt grubunda ise giriş NIHSS anlamlı düşük bulundu (p=0,004). Lokalizasyon ile 1.ay ve 6.ay mRS arasında anlamlı ilişki görülmedi, ancak kortikal borderzone enfarkt grubunda 6.ay NIHSS değeri 1.aya göre anlamlı düşüş gösterdi (p=0,046). Borderzone enfarkt hacmi ile giriş NIHSS (p<0,001) ve 1.ay NIHSS (p=0,009) arasında anlamlı ilişki bulundu. Toplam enfarkt hacmi ise giriş NIHSS (p=0,003), 1.ay NIHSS (p=0,011) ve 6. ay NIHSS (p=0,039) ile anlamlı ilişki gösterdi. 1.ayda kötü klinik sonlanımı olan hastalarda borderzone ve toplam enfarkt hacimleri anlamlı yüksek bulundu (sırasıyla p=0,029, p=0,018). 6.ay mRS ile enfarkt hacimleri arasında anlamlı ilişki görülmedi. Eşlik eden diğer damar alanı enfarkt hacmi, klinik sonlanımla doğrudan ilişkili bulunmadı ancak toplam enfarkt yükünü artıran bir bileşendi. İntrakraniyal büyük damar darlığı olan hastalarda eşlik eden diğer damar alanı enfarkt hacmi anlamlı olarak yüksekti (p=0,002) ve darlık derecesiyle anlamlı korelasyon gösterdi (r=0,655; p<0,001). Sonuç: Bu çalışma, borderzone enfarktlarında lezyonun lokalizasyonunun başvuru anındaki klinik tabloyu etkilediğini ancak erken ve orta dönem klinik sonlanımı tek başına açıklayamadığını ortaya koymuştur. Borderzone ve toplam enfarkt hacminin başlangıçtaki klinik tablo ile erken/orta dönem klinik sonlanımı etkilediği gösterilmiştir. Bu nedenle borderzone enfarktı olan hastalarda tek başına lokalizasyon değerlendirmesi ile sınırlı kalmadan ayrıntılı etiyolojik değerlendirmenin de yapılması ve volümetrik incelemenin nicel bir prognostik belirteç olarak kullanılması önerilmektedir.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Background: Borderzone infarcts constitute a distinctive subgroup of ischemic stroke that occur in the junctional regions between two arterial perfusion territories. Previous studies have predominantly focused on the clinical and radiological characteristics and etiological mechanisms of this infarct pattern. However, studies evaluating the combined effects of lesion localization and infarct volume on prognosis remain limited. The aim of this study was to investigate the association of the anatomical location and volume of borderzone infarcts with clinical findings, etiological characteristics, and early- to mid-term outcomes in patients with cerebral or cerebellar borderzone infarction. Materials and Methods: This prospective study was conducted in 66 patients who presented to our neurology department and were diagnosed with cerebral or cerebellar borderzone infarction. Demographic data, vascular risk factors, neurological examination findings at admission, and baseline NIHSS and mRS scores were recorded. Detailed biochemical and cardiac evaluations were performed, and vascular imaging findings were assessed. Stroke etiology was classified according to the TOAST criteria. Borderzone infarcts were categorized as cortical (anterior and posterior), internal, mixed (cortical + internal), and cerebellar. Acute infarct volume was measured on DWI sequences using a manual segmentation method with the 3D Slicer software, and borderzone infarct volume, concomitant infarct volume in other vascular territories, and total infarct volume were calculated separately. Patients were re-evaluated at the first- and sixth-month follow-up visits, and NIHSS and mRS scores were recorded again. An mRS score of 0–2 was defined as a good clinical outcome, whereas a score of 3–6 was defined as a poor clinical outcome. Results: The mean age of the patients was 67.56±12.71 years, and 57.6% were male. The most common accompanying vascular risk factors were hyperlipidemia (87.9%), hypertension (68.2%), metabolic syndrome (68.2%), and diabetes mellitus (40.9%). The most frequent etiological subtype was large artery atherosclerosis (40.9%). Cortical borderzone infarction was the most common localization (78.8%). Concomitant infarction in another vascular territory was present in 22.7% of the patients. Hypertension was significantly more frequent in patients with internal borderzone infarction (p=0.027), whereas anemia was significantly more common in patients with mixed borderzone infarction (cortical + internal) (p=0.017). Cerebellar borderzone infarction was associated with lower baseline diastolic blood pressure (p=0.005) and lower borderzone infarct volume (p<0.001). In the anterior cortical borderzone infarction group, motor deficit was more frequent (p<0.001) and baseline NIHSS scores were higher (p=0.049). In contrast, baseline NIHSS scores were significantly lower in the cerebellar borderzone infarction group (p=0.004). No significant association was found between localization and 1-month or 6-month mRS scores; however, in the cortical borderzone infarction group, the 6-month NIHSS score showed a significant decrease compared with the 1-month value (p=0.046). Borderzone infarct volume was significantly associated with baseline NIHSS (p<0.001) and 1-month NIHSS (p=0.009). Total infarct volume was significantly associated with baseline NIHSS (p=0.003), 1-month NIHSS (p=0.011), and 6-month NIHSS (p=0.039). In patients with poor clinical outcome at 1-month, both borderzone infarct volume and total infarct volume were significantly higher (p=0.029 and p=0.018, respectively). No significant association was observed between infarct volumes and 6-month mRS scores. Concomitant infarct volume in another vascular territory was not directly associated with clinical outcome; however, it contributed to the overall infarct burden. In patients with intracranial large artery stenosis, concomitant infarct volume in another vascular territory was significantly higher (p=0.002) and showed a significant correlation with the degree of stenosis (r=0.655; p<0.001). Conclusion: This study demonstrated that, in borderzone infarctions, lesion localization influences the clinical presentation at admission but does not independently explain early- and mid-term clinical outcomes. Both borderzone infarct volume and total infarct volume were shown to affect the initial clinical presentation as well as early- and mid-term clinical outcomes. Therefore, in patients with borderzone infarction, a detailed etiological evaluation beyond localization alone is recommended, and volumetric assessment may be considered a useful quantitative prognostic marker.
Benzer Tezler
- Karotis aterosklerozunun dopler bulguları, risk faktörleri ve iskemik strokdaki rolü
Başlık çevirisi yok
TEMEL TOMBUL
- Etiyolojisinde paroksismal atrial fibrilasyon (PAF) saptanan inme hastalarının risk faktörlerinin incelenmesi ve inme hastalarında PAF riski hesaplama skoru oluşturulması
Evaluation of risk factors in stroke patients with paroxysmal atrial fibrillation (PAF) and development of a risk score for PAF
BEGÜM YARALIOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
NörolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiNöroloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ONUR AKAN
- Hegemonya ile sınır güvenliği: AB komşuluk politikasının Akdeniz havzası uygulamalarının eleştirel teorinin hegemonya kavramı açısından değerlendirilmesi
Border security with hegemony : Evaluation of implementations of the European neighbourhood policy in the Mediterranean basin in critical theory 's concept of hegemony
CEMHAN KOCABAŞ
Doktora
Türkçe
2016
Uluslararası İlişkilerKaradeniz Teknik ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HAYATİ AKTAŞ
- Sınır ticaretinin geliştirilmesi ve sınırların serbest yerler haline dönüştürülmesi
Development of border trade and to convert free trade zone
AYŞE NUR MERCAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2011
EkonomiGaziantep Üniversitesiİktisat Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. CUMA BOZKURT