Geri Dön

Kan basıncı fenotipleri ve hepatosteatoz: Dipper ve non-dipper hipertansiyonun hepatosteatoz ve biyokimyasal belirteçlerle ilişkisi

Blood pressure phenotypes and hepatosteatosis: The relationship of dipper and non-dipper hypertension with hepatosteatosis and biochemical markers

  1. Tez No: 1015019
  2. Yazar: PINAR DENİZ YEŞİLYURT
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. GÜLŞAH ŞAŞAK KUZGUN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Hepatosteatoz, Hipertansiyon, Hypertension
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Medeniyet Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: İç Hastalıkları Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Hipertansiyon, arteriyel kan basıncının fizyolojik sınırların üzerinde seyretmesiyle karakterize kronik bir hastalıktır. Sıklıkla belirti vermeden uzun vadede hedef organ hasarına yol açması nedeniyle sessiz katil olarak nitelendirilmekte; önemli bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmektedir. Hipertansiyon ile kronik böbrek hastalığı, birbirinin hem nedeni hem de sonucu olabilen ve karşılıklı etkileşim içinde seyreden iki klinik durumdur. Sağlıklı bireylerde gece kan basıncının gündüze kıyasla %10-20 oranında azalması beklenir; bu fizyolojik düşüşün görülmemesi non-dipper kan basıncı paterni olarak tanımlanmakta ve artmış kardiyovasküler risk ile ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmada, evre 3 kronik böbrek hastalığı ve hipertansiyon tanılı hastalarda 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı izlemi ile dipper ve non-dipper kan basıncı fenotipleri belirlenmiş; non-dipper paternin koroner arter hastalığı, karaciğer yağlanması ve biyokimyasal belirteçler ile ilişkisi araştırılmıştır. Bu retrospektif, tek merkezli çalışmaya Nisan 2026 öncesinde nefroloji polikliniğine başvuran, ambulatuvar kan basıncı izlemi yapılmış evre 3 kronik böbrek hastalığı ve hipertansiyon tanılı 117 hasta dahil edilmiştir. Sekonder hipertansiyon, kronik karaciğer hastalığı, vücut kitle indeksi 35'in üzerinde olanlar, malignite ve steroid kullanımı çalışma dışı bırakılma kriterleri olarak belirlenmiştir. Karaciğer yağlanması dereceleri ultrasonografi ile değerlendirilmiş; glukoz, hemoglobin A1c, lipid profili, C-reaktif protein ve kullanılan antihipertansif, antidiyabetik ve antilipemik ilaçlar kaydedilmiştir. Çalışma, Helsinki Deklarasyonu ilkelerine uygun yürütülmüş ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Sağlık Araştırmaları Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Çalışmamızda non-dipper kan basıncı paterni %82,9 oranında saptanmıştır. Koroner arter hastalığı varlığı ve karaciğer yağlanması derecesi non-dipper patern ile anlamlı ilişki sergilemiştir. Ofis kan basıncı normotansif görünen hastaların büyük çoğunluğunda non-dipper paterninin gözlenmesi, bu hastalarda ofis ve ev ölçümlerinin gerçek kan basıncı yükünü yansıtmada yetersiz kalabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca trigliserit/HDL-kolesterol oranı, C-reaktif protein, insülin direnci, hemoglobin A1c ve vücut kitle indeksi arasındaki anlamlı ilişkiler, metabolik bozuklukların ortak mekanizmalar üzerinden etkileşim içinde olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, evre 3 kronik böbrek hastalığı ve hipertansiyon tanılı hastalarda, özellikle karaciğer yağlanması ve koroner arter hastalığı varlığında, 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı izlemi ile sirkadiyen kan basıncı paterninin değerlendirilmesi, hedef organ hasarının ve kardiyovasküler olayların önlenmesi açısından klinik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.

Özet (Çeviri)

Hypertension is a chronic disease characterized by arterial blood pressure levels above physiological limits. Because it often remains asymptomatic while causing long-term target organ damage, it is referred to as a“silent killer”and is considered a major public health problem. Hypertension and chronic kidney disease are two clinical conditions that may act as both cause and consequence of each other and interact closely. In healthy individuals, nocturnal blood pressure is expected to decrease by 10–20% compared with daytime levels. The absence of this physiological decline is defined as a non-dipper blood pressure pattern and is associated with an increased cardiovascular risk. In this study, dipper and non-dipper blood pressure phenotypes were determined by 24-hour ambulatory blood pressure monitoring in patients with stage 3 chronic kidney disease and hypertension, and the association of the non-dipper pattern with coronary artery disease, hepatic steatosis, and biochemical markers was investigated. This retrospective, single-center study included 117 patients with stage 3 chronic kidney disease and hypertension who attended the nephrology outpatient clinic before April 2026 and underwent ambulatory blood pressure monitoring. Patients with secondary hypertension, chronic liver disease, body mass index greater than 35 kg/m², malignancy, or steroid use were excluded. The degree of hepatic steatosis was assessed by ultrasonography. Glucose, hemoglobin A1c, lipid profile, C-reactive protein levels, and the use of antihypertensive, antidiabetic, and lipid-lowering medications were recorded. The study was conducted in accordance with the Declaration of Helsinki and was approved by the Ethics Committee for Non-Interventional Health Research of Istanbul Medeniyet University Faculty of Medicine. A non-dipper blood pressure pattern was identified in 82.9% of the patients. The presence of coronary artery disease and the degree of hepatic steatosis were significantly associated with the non-dipper pattern. The observation of a non-dipper pattern in most patients with normotensive office blood pressure measurements suggests that office and home measurements may be insufficient to reflect the actual blood pressure burden in this population. Furthermore, significant associations among the triglyceride/HDL-cholesterol ratio, C-reactive protein, insulin resistance, hemoglobin A1c, and body mass index indicate that metabolic abnormalities interact through common underlying mechanisms. In conclusion, in patients with stage 3 chronic kidney disease and hypertension, particularly those with hepatic steatosis and coronary artery disease, assessment of circadian blood pressure patterns by 24-hour ambulatory blood pressure monitoring appears to be a clinical necessity for preventing target organ damage and cardiovascular events.

Benzer Tezler

  1. 10-18 yaş arasındaki çocuklarda bilgisayar oyunu oynamanın çocukların kan basıncı üzerine etkisi

    Effects of computer game playing on ambulatory and office blood pressure in children aged 10–18 years

    DOĞA MAVİ ÖZTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. MUHARREM BOSTANCI

    DR. OKAN AKACI

  2. Eozinofilik ve non-eozinofilik KAOH'lı hastalarda pulmoner arter çapı ve pulmoner arter çapı/aort çapı oranının klinik, solunum fonksiyon testleri ve arter kan gazları ile ilişkisi

    The relationship of pulmonary artery diameter and pulmonary artery-to-aorta diameter ratio with clinical characteristics, pulmonary function tests, and arterial blood gases in eosinophilic and non-eosinophilic COPD patients

    ŞEYMA YAYAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Göğüs HastalıklarıKırıkkale Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYDANUR EKİCİ

  3. Metabolik sendromlu hastalarda paraoksonaz 1 aktiviteleri ve fenotiplerinin araştırılması

    Investigation of paraoxonase 1 activities and phenotypes in patients with metabolic syndrome

    SEMRA TÜRKOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    BiyokimyaFırat Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. FERİT GÜRSU

  4. Polikistik over sendromunun farklı fenotiplerindeki kardiovasküler risk faktörleri ve bunların değişik laboratuar parametreleri ile ilişkisi

    Cardiovascular risk factors in different phenotypes of polycstic over syndrome and their relationship with different laboratory parameters

    ERSON AKSU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Kadın Hastalıkları ve DoğumNamık Kemal Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ABDULAZİZ GÜL

  5. Polikistik over sendromlu hastalarda clusterin seviyesi ve metabolik sendromla ilişkisinin belirlenmesi

    Clusterin level in patients with polycystic over syndrome and determination of its relationship with metabolic syndrome

    RABİA BETÜL ASAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BURCU DİNÇGEZ