Eozinofilik ve non-eozinofilik KAOH'lı hastalarda pulmoner arter çapı ve pulmoner arter çapı/aort çapı oranının klinik, solunum fonksiyon testleri ve arter kan gazları ile ilişkisi
The relationship of pulmonary artery diameter and pulmonary artery-to-aorta diameter ratio with clinical characteristics, pulmonary function tests, and arterial blood gases in eosinophilic and non-eosinophilic COPD patients
- Tez No: 1016380
- Danışmanlar: PROF. DR. AYDANUR EKİCİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: KOAH, eozinofilik fenotip, pulmoner arter çapı, pulmoner arter/aort oranı, pulmoner hipertansiyon, solunum fonksiyon testi, arter kan gazı, COPD, eosinophilic phenotype, pulmonary artery diameter, pulmonary artery to aorta ratio, pulmonary hypertension, pulmonary function tests, and arterial blood gas
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Kırıkkale Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), ileri evrelerinde pulmoner vasküler yeniden yapılanma ve pulmoner hipertansiyon gelişimine zemin hazırlayan heterojen bir hastalıktır. Bu çalışmada, eozinofilik ve non-eozinofilik KOAH fenotipleri arasında Bilgisayarlı Tomografi (BT) ile ölçülen ana pulmoner arter (PA) çapı ve pulmoner arter/aort (PA/A) oranı bakımından fark olup olmadığının araştırılması; ayrıca bu radyolojik belirteçlerin klinik parametreler, solunum fonksiyon testi (SFT) ve arter kan gazı (AKG) bulguları ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Post-bronkodilatör FEV₁/FVC < %70 kriterine göre KOAH tanısı almış 151 olgu retrospektif olarak incelendi. Hastalar, periferik kan eozinofil düzeyine göre 300/µL ve 150/µL eşik değerleri kullanılarak eozinofilik ve non-eozinofilik fenotiplere ayrıldı. Demografik veriler, Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) evresi, Modified Medical Research Council Dyspnea Scale (mMRC) ve COPD Assessment Test (CAT) skorları, hastane yatış sıklığı, uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) kullanımı, komorbiditeler, SFT (FEV₁%, FVC%, DLCO%, DLCO/VA%), AKG (pH, paO₂ mmHg, paCO₂ mmHg, HCO₃ mmol/L, satürasyon %) ve ekokardiyografik sistolik pulmoner arter basıncı (sPAB) verileri kaydedildi. Toraks BT görüntülerinde ana PA çapı ve çıkan aort çapı standart kesitlerden ölçülerek PA/A oranı hesaplandı; analizlerde 29 mm PA çapı eşiği ile 0,90 ve 1,00 PA/A eşik değerleri birlikte kullanıldı. Sağkalım analizi Kaplan-Meier yöntemiyle gerçekleştirildi. Bulgular: Eozinofilik ve non-eozinofilik gruplar arasında PA çapı ve PA/A oranı sürekli değişken olarak karşılaştırıldığında anlamlı fark saptanmadı; ancak 300/µL eşik değerinde PA/A ≥0,90 oranı eozinofilik grupta anlamlı düzeyde daha yüksekti. PA/A ≥1,00 olan olgularda daha ileri GOLD evresi, daha yüksek mMRC skoru, daha düşük FEV₁% ve DLCO% değerleri, daha fazla hastane yatışı ve daha yüksek sPAB değerleri izlendi. PA/A ≥0,90 olan grupta ise daha belirgin hipoksemi, daha yüksek HCO₃ mmol/L düzeyi, daha sık USOT kullanımı ve daha yüksek semptom yükü dikkati çekti. PA çapı ≥29 mm olan olgular; daha düşük FEV₁% ve parmak ucu satürasyonu, daha yüksek paCO₂ mmHg ve HCO₃ mmol/L, daha düşük paO₂ mmHg, daha sık USOT gereksinimi ve daha fazla yatış sayısı ile karakterize bulundu. KaplanMeier analizinde PA/A oranı ile mortalite arasında anlamlı ilişki gösterilemezken; mortalite ileri yaş, düşük oksijen satürasyonu ve yüksek mMRC skoru ile ilişkili saptandı. Sonuç: Periferik kan eozinofil düzeyine dayalı fenotipleme, KOAH'ta pulmoner vasküler genişlemeyi tek başına açıklayan bir belirteç olarak görünmemektedir. Buna karşılık BT ile ölçülen PA çapı ve PA/A oranı; hava akımı kısıtlılığı, gaz değişimi bozukluğu, difüzyon kaybı, semptom yükü, USOT gereksinimi ve hastane yatış sıklığı ile yakın ilişki göstermekte olup pulmoner vasküler etkilenmenin değerlendirilmesinde non-invaziv ve klinik açıdan değerli belirteçlerdir. PA/A için 0,90 eşiği erken fizyolojik bozulmayı, 1,00 eşiği ise daha ileri vasküler yeniden yapılanmayı yansıtmakta ve bu iki değer birbirini tamamlayıcı klinik bilgi sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) is a heterogeneous disorder that, in its advanced stages, predisposes to pulmonary vascular remodeling and pulmonary hypertension. This study aimed to investigate whether the main pulmonary artery (PA) diameter and the pulmonary artery to aorta (PA/A) ratio measured on computed tomography (CT) differ between eosinophilic and non-eosinophilic COPD phenotypes and to evaluate the relationship of these radiological markers with clinical parameters, pulmonary function tests (PFTs), and arterial blood gas (ABG) findings. Materials and Methods: A total of 151 patients with COPD (post-bronchodilator FEV₁/FVC < 70%) were retrospectively evaluated. Patients were classified as eosinophilic or noneosinophilic using peripheral blood eosinophil cut-off values of both 300/µL and 150/µL. Demographic data; Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) stage; Modified Medical Research Council Dyspnea Scale (mMRC) and COPD Assessment Test (CAT) scores; hospitalization frequency; long-term oxygen therapy (LTOT) use; comorbidities; PFTs (FEV₁%, FVC%, DLCO%, DLCO/VA%); ABG parameters (pH, pO₂mmHG, paCO₂ mmHg, HCO₃ mmol/L, saturation%); and echocardiographic systolic pulmonary artery pressure (sPAP) were recorded. Main PA and ascending aorta diameters were measured from standardized axial CT images, and the PA/A ratio was calculated. A PA diameter threshold of 29 mm together with PA/A cutoffs of 0.90 and 1.00 was applied. Survival analysis was performed using the Kaplan-Meier method. Results: When PA diameter and PA/A ratio were analyzed as continuous variables, no significant difference was observed between eosinophilic and non-eosinophilic groups; however, using the 300/µL eosinophil cut-off, the proportion of patients with PA/A ≥ 0.90 was significantly higher in the eosinophilic group. Patients with a PA/A ratio ≥ 1.00 had more advanced GOLD stages, higher mMRC scores, lower FEV₁% and DLCO% values, more frequent hospitalizations, and higher sPAP values. Patients with PA/A ≥ 0.90 showed more pronounced hypoxemia, higher HCO₃ mmol/L levels, more frequent LTOT use, and a higher symptom burden. Patients with PA diameter ≥ 29 mm were characterized by lower FEV₁% and fingertip oxygen saturation, higher paCO₂ mmHg and HCO₃ mmol/L, lower paO₂ mmHg, more frequent LTOT requirement, and increased hospitalization rates. Kaplan-Meier analysis showed no significant association between PA/A ratio and mortality, whereas mortality was associated with advanced age, low oxygen saturation, and higher mMRC scores. Conclusion: Phenotyping based on peripheral blood eosinophil counts does not, by itself, account for pulmonary vascular enlargement in COPD. In contrast, CT-derived PA diameter and PA/A ratio are closely related to the severity of airflow limitation, gas exchange impairment, diffusion loss, symptom burden, LTOT requirement, and hospitalization frequency and represent non-invasive and clinically valuable markers of pulmonary vascular involvement. The 0.90 threshold for PA/A reflects early physiological deterioration, whereas the 1.00 threshold indicates more advanced vascular remodeling; these two cut-offs provide complementary clinical information.
Benzer Tezler
- Eozinofilik ve non eozinofilik ağır alerjik astımda nötrofil/ lenfosit ve eozinofil/lenfosit oranı omalizumab tedavi yanıtını öngörebilir mi?
Can neutrophil/lymphocyte and eosinophil/ lymphocyte ratio predict omalizumab treatment response in eosinophilic and non eosinophilic severe allergic asthma?
HASAN ÖZGEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İSMET BULUT
- Eozinofilik ve non-eozinofilik KOAH'lı olguların alevlenmeler, yaşam kalitesi ve tedaviye yanıt açısından karşılaştırılması: Prospektif çalışma
Comparison of eosinophilic and non-eosinophilic cases with chronic obstructive pulmonary disease (COPD) in terms of clinical arrival, exacerbations, quality of life and response to treatment: A prospective study
YAĞMUR KAPTAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Göğüs HastalıklarıEge ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALEV GÜRGÜN
- Stabil dönemde eozinofilik ve non-eozinofilik KOAH'lılardaklinik, fonksiyonel ve sistemik inflamatuar parametreler
The clinical, functional and systemic inflammatory parameters of eosinophilic COPD patients in stable stage may be different from non-eosinophilic COPD patients
GILMAN TUĞÇE OYMAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Göğüs HastalıklarıKırıkkale ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET SAVAŞ EKİCİ
- Efüzyonlu otitis media`nın eşlik ettiği perinneal alerjik rinit ve non-allerjik rinit eozinofilik sendrom(nares)`lu hastaların beslenmesinden şeker, süt ve transyağ asitlerinin kesilmesinin serum interlökin(IL-4) ve interlökin(IL-31) düzeylerine etkisi
The effect of restriction of diet sugar, milk and trans fatty acids intake on serum IL-4 and IL-31 levels in patient`s with,effusion otitis media accompanied by perinneal allergic rhinitis and nonallergic rhinitis with eoiniphilic syndrom
ŞEHRİ BURCU ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Kulak Burun ve Boğazİstanbul ÜniversitesiKulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SALİH ÇANAKÇIOĞLU
- Acil servise kronik obstrüktif akciğer hastalığı atağında başvurup solunum yetmezliği olan hastalarda non invaziv mekanik ventilasyon (NIMV) yanıtı eozinofilik endotipte, nötrofilik endotipe göre daha iyidir
Non-invasive mechanical ventilation response in patients with acute respiratory failure applied to the emergency service for copd eosinophilic endotype is better than neutrophi̇li̇c endotype
ABDURRAHMAN YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
UZMAN FATMA ARMAĞAN HAZAR
UZMAN SİNEM GÜNGÖR