Nostalji temelli bir müzik olgusu: Tarihsel bilgili performans
A nostalgia-based musical phenomenon: Historically informed performance
- Tez No: 1016213
- Danışmanlar: PROF. DR. BİLEN IŞIKTAŞ
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Müzik, Music
- Anahtar Kelimeler: Nostalji, Nostalgia
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Müzikoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Müzik eserlerini bestelendikleri çağın şartlarına ve icra şekillerine olabildiğince sadık kalarak, otantik sazlarla veya asıllarına uygun olarak üretilen kopyalarıyla icra etmeyi hedefleyen tarihsel bilgili performans, bu çalışmada nostalji temelli bir müzik kültürü olarak ele alınmıştır. Müzik kültürünün temellerini ortaya koymak için, erken dönem müziği canlanışıyla alâkalı birincil ve ikincil kaynaklardan elde edilen veriler disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınmış ve müzik kültürünün zamanın ruhuyla ilişkisi incelenmiştir. Müzik kültürünün 21. yüzyıldaki durumunu anlamak ve TBP'yi kültürel performans olarak incelemek için erken dönem müziği kültürü içerisindeki müzisyen, lutiye ve dinleyicilerden oluşan farklı ülkelerden toplam 12 katılımcı ile telefon, e-posta ve yüz yüze görüşme yoluyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış kişisel görüşmeler içerik analizine tabi tutulmuş, müzik kültürünün geçmişi ve bugünü arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Müzik kültürünün iki temel unsuru olarak belirlenen tarihselcilik ve nostaljinin TBP ile olan ilişkisinin açıklanmasının ardından TBP'nin tarihsel anlatımına geçilmiştir. 19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi ile ilişkilendirilen modernitenin geçmişten ani kopuşa yol açması, erken dönem müziği canlanışının temel sebeplerinden biri olarak saptanmıştır. Hayatın her alanına yansıyan makineleşme, standartlaşma ve teknolojik gelişmenin ses dünyasını değiştirmesi zamanın ruhuyla birlikte ele alınmış ve modernite öncesindeki dünyayı yeniden canlandırma hedefinin erken dönem müziği/eski müzik kültürüyle ilişkisi ortaya konmuştur. Klasik Batı Müziği'nde büyük orkestraları, modern sazları ve gösterişli konser salonlarını temsil eden Romantik Dönem etkisindeki ana akım dünyasının erken dönem müziği canlanışı ile hem düşünce hem de icra şekli anlamında ayrışmasının temelinde de tarihselci ve nostalji temelli güdülerin olduğu öne sürülmüştür. Bu ayrışma her ne kadar 20. yüzyıldaki kadar keskin olmasa da müzik kültürünün çekirdeğindeki farklı olma halinin hala etkili olduğu belirlenmiştir. Eserlerin bestelendikleri çağın koşullarına uygun şekilde duyurulması hedefinin oldukça zor olduğunun bilinmesine karşın, müzik kültüründe yerleşmiş olan güçlü bir otantisite algısı söz konusudur. Bu çalışmada otantik icranın unsurları; çalgılar, müzisyen sayısı, icra şekli, tampereman, perde standardı (tarihsel olarak kabul edilen La=415), mekân ve kostüm olarak belirlenmiştir. Bu unsurlar, geçmiş estetiğin sesini şimdiki zamanda olabildiğince tarihsel şekilde deneyimlemek için kullanılmaktadır. Kişisel görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre bu müzik kültürünün içinde bulunanların geçmiş zamanla kurdukları ilişki bazen benzeşmekte bazen de farklılaşmaktadır. İcra esnasında geçmiş zaman boyutunda hissetme halinde olduğunu söyleyen ve bu şekilde hissetmediğini ifade edenler aynı müzik kültürünün içerisindeki kişilerdir. Geçmişin estetiğine tarihsel verilerin yanında sezgi ve duygularıyla yaklaşanlarla, erken dönem müziğine tamamen pozitivist ve soğuk kanlı bakanlar aynı anda bu kültürün içerisinde yer almaktadır. Katılımcıların büyük oranda benzeştikleri taraf ise modern zamanda kaybolmuş olan bir şeylere yaptıkları vurgudur. Pazar taleplerinin müziğin özüne zarar vermesi, usta-çırak ilişkinin eskisi kadar diri olmaması, insanların pazarlama ürünü olmayan organik bir deneyimin arayışında olmaları, eski zamanın şimdiye kıyasla daha yavaş akması ve daha az koşturmacanın olması vb. temalar dile getirilmiştir. Buna ek olarak erken dönem müziğinin ana akımın muhafazakâr sınırlarından özgürleşme alanı olarak yorumlanması da dikkat çekicidir. Modernite öncesindeki eski müziğin estetiği özgürlük, organik içerik vb. kavramlarla anılmaktadır. 21. Yüzyıldaki bu tip tutumların 20. Yüzyıldaki erken dönem müziği mensuplarının söylemleri ile benzeştiği tespit edilmiştir. Moderniteye eleştiri ve ana akıma tepki anlamında benzerlikler söz konusudur. Dinleyicilerin yaklaşımı çok daha duygusaldır. Eski müziğe yoğun bir mistik bir anlam yüklenmesi, dinleme esnasında eski müziğin ihtişamının hissedilmesi, TBP icrasının kişiyi sıcak bir kucaklamayla adeta köyünde hissettirmesi gibi dikkat çekici temalar dinleyicilerle yapılan görüşmelerde ortaya çıkmıştır. Eski müziğin çekiciliğinden bahsederken mimari gibi müzik dışı unsurlara atıf yapılması da dikkat çekicidir. Bazı görüşmelerde geçmiş zamanın estetiğini modern çağa tercih ettiğini ifade edenler, bunu mimari ve müzik üzerinden anlatmayı tercih etmiştir. 19. yüzyılda doğan, 20. yüzyılda gelişen ve nihayetinde 21. yüzyıla kadar ulaşan bu müzik kültürünün nostalji temelli ve tarihselci eğiliminin, yeni bir kavramla tanımlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yunanca kökenli nostalji kelimesinin anlamı olan“ev veya yurt özleminden dolayı duyulan acı/hüzün”, bu çalışmada geçmiş zamanın müzik estetiğine duyulan yoğun ilgi veya geçmişin otantik müziğini keşfetme tutkusu olarak ele alınmıştır. Görüldüğü üzere geçmiş algısına ilişkin benzeşen ve benzeşmeyen noktalar bir arada yer almaktadır. 21. yüzyılda bir hasretin veya kederli ruh halinin var olması da zorunlu değildir. Katılımcıların çoğu modern çağın refah düzeyini kabul etmişlerdir. Geçmiş zamanın sert koşullarına değil onun estetiğine merak duyulur. TBP bu bakımdan, Türk Dil Kurumu'nun nostaljinin Türkçe kelime karşılığı olarak belirlediği“Gündedün”ile açıklanmıştır. Kelimenin odağında iki farklı zaman boyutu vardır. Geçmiş ve şimdiki zaman aynı kelimede birleştirilmiştir. Bu kelime müzik kültürünü çok iyi tanımlamaktadır. Geçmiş zamandan gelen tarihsel veriler, otantik sazlar ve geçmiş estetiğin icra şekli, şimdiki zamanın yaratıcılığı ve tarihsel farkındalığa dayanan öznellik ile birleşir. Svetlana Boym'un yeniden kurucu nostalji kavramını ortaya atması ve nostaljiyi tanımlarken insanların geçmişe gerçek haliyle değil de olabileceği haliyle ilgi duyduklarını söylemesi, bu müzik kültürünün kurgusal ve varsayımsal tarafını da hatırlatmaktadır. Tarihsel farkındalığa dayanan öznellikten kasıt budur. Bütün bu verilerin ışığında nostalji temelinden gelen Gündedün Performansı şu şekilde tanımlanmıştır: Geçmiş ve şimdiki zamanın teknik, görsel, tınısal vb. unsurlarının farklılıklarını, geçmişi önceleyerek temada egemen kılan, bunun yanında tarihsel verilerin nesnel doğruluğunu öznel tercihlerle şimdiki zamanda harmanlayan müzik icrası.
Özet (Çeviri)
In this study, historically informed performance—an approach that aims to perform musical works in a manner consistent with the conditions and performance practices of the period in which they were composed, using authentic instruments or accurately reconstructed copies—is examined as a nostalgia-based musical culture. In order to identify the foundations of this musical culture, data obtained from primary and secondary sources related to the early music revival were analyzed through an interdisciplinary framework, and the relationship between musical culture and the spirit of its time was explored. To understand the position of this musical culture in the 21st century and to investigate historically informed performance as a form of cultural performance, semi-structured interviews were conducted with a total of twelve participants—musicians, luthiers, and listeners—from different countries via telephone, e-mail, and face-to-face meetings. These interviews were subjected to content analysis with the aim of revealing the connection between the past and present of this musical culture. Following the explanation of the relationship between historicism and nostalgia—identified as the two fundamental components of musical culture—and historically informed performance (HIP), the study proceeds to the historical narrative of HIP. Modernity, associated with the Industrial Revolution of the nineteenth century and characterized by an abrupt rupture from the past, is identified as the one of the primary catalysts of the early music revival. The transformation of the sonic world through mechanization, standardization, and technological developments, which permeated all aspects of life, is examined in relation to the spirit of the age; in this context, the aspiration to revive the pre-modern world is shown to be closely intertwined with the emergence of early music culture. It is argued that the divergence of the mainstream classical music world—shaped by the Romantic era, large orchestras, modern instruments, and grand concert halls—from the early music revival, both in terms of thought and performance practice, is rooted in motivations based on historicism and nostalgia. Although this divergence is not as pronounced as it became in the twentieth century, the tendency toward otherness embedded in the core of musical culture remains influential. Despite the well-recognized difficulty of recreating works in complete accordance with the conditions of the eras in which they were composed, there persists a strong perception of authenticity within musical culture. In this study, the elements of authentic performance are identified as instruments, number of musicians, performance practice, temperament, pitch standart (historical tuning A=415), place and costume. These elements are employed to enable the present-day experience of past aesthetics in the most historically grounded manner possible. Findings from the interviews show that individuals within this musical culture relate to the past in both similar and different ways. Some performers report feeling situated in a past temporal dimension during performance, while others do not—yet both groups belong to the same cultural sphere. Likewise, those who approach past aesthetics through intuition and emotion coexist with those who view early music through a strictly positivist lens. A major point of convergence, however, is the sense that something has been lost in modern times. Participants frequently mentioned market pressures undermining musical essence, the weakening of master–apprentice traditions, the search for non-commercial“organic”experiences, and the perception that the past moved at a slower, less hectic pace. Early music was also described as a space of liberation from the conservative limits of the mainstream. The aesthetics of pre-modern music were associated with freedom and organic qualities. These attitudes in the twenty-first century echo those of early music practitioners in the twentieth, showing similar critiques of modernity and reactions against the mainstream. The approach of listeners is considerably more emotional. Interviews conducted with them reveal striking themes such as the attribution of an intense mystical significance to early music, the experience of sensing the grandeur of old music during listening, and the feeling that a HIP performance embraces the listener warmly, almost transporting them back to their native village. Another noteworthy point is the frequent reference to non-musical elements—such as architecture—when describing the appeal of early music. In some interviews, participants who stated that they preferred the aesthetics of the past to those of the modern age expressed this preference by drawing parallels between architecture and music. This study concludes that the nostalgia-driven and historicist tendencies of a musical culture that emerged in the nineteenth century and continued into the twentieth and twenty-first centuries require a new conceptual term. Here nostalgia—originally meaning“pain felt from longing for home”—is reframed as a strong attraction to past musical aesthetics and to the idea of authentic sound. Within this culture, attitudes toward the past may overlap or diverge; longing or melancholy is not essential, as most participants appreciated modern comfort yet remained drawn to the aesthetics of earlier periods. In this context, HIP is interpreted through the Turkish term gündedün (combination of gün -day- and dün -yesterday-) designated by the Turkish Language Association as the equivalent of nostalgia. The term unites past (dün) and present (gün) within a single expression, making it an apt descriptor of a culture in which historical data, authentic instruments, and period practices intersect with contemporary creativity and historically aware subjectivity. Svetlana Boym's concept of restorative nostalgia—her claim that people imagine the past not as it was but as it could have been—emphasizes the constructed aspect of this culture and supports the notion of historically informed subjectivity. Accordingly, Gündedün Performance is defined as a musical practice that prioritizes the past while blending historical evidence with present-day subjective interpretation, and that highlights the differences between past and present in technical, visual, and timbral terms.
Benzer Tezler
- Yaratıcı manipülasyonlar: TikTok'ta kullanıcı türevli müzikal meme'ler
Creative manipulations: User-generated musical memes on TikTok
CEVHER SARIGÜL
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Müzikİstanbul Teknik ÜniversitesiMüzikoloji ve Müzik Teorisi Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DOÇ. DR. ZEYNEP GONCA İNCEDERE
- Spatial analysis of musical diaspora culture
Müziğe bağlı diaspora kültürünün mekansal analizi
DENİZ ULUKSAR
Yüksek Lisans
İngilizce
2020
Müzikİstanbul Teknik Üniversitesiİç Mimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERVİN GARİP
- Postmodern dönemde nostalji: Nostaljik tüketim üzerine kuramsal bir analiz
Nostalgia in postmodern period: A theoretical analysis on nostalgic consumption
LEYLA KORKMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2020
SosyolojiErciyes ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KORAY DEĞİRMENCİ
- Retro pazarlama perspektifinden marka gençleştirme stratejisi: Bir olgubilim çalışması
Brand rejuvenation strategy from a retro marketing perspective: A phenomenon study
ARDA ŞENGEL
- Retro pazarlama ve markaların retro pazarlama uygulamalarına ilişkin bir araştırma
Retro marketing and research on brands' retro marketing applications
BURAK ÇEBER
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
ReklamcılıkKocaeli Üniversitesiİletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET CEM PEKMAN