Geri Dön

Kliniğimizde yüksek riskli servikal değişiklik nedeniyle LEEP konizasyon operasyonu yapılan hastaların operasyon sonrası kısa dönem co-test sonuçlarının değerlendirilmesi ve LEEP operasyonunun HPV eradikasyonu üzerindeki etkisi

Evaluation of short-term postoperative co-testing results and the effect of LEEP conization on HPV eradication in patients undergoing LEEP conization for high-grade cervical lesions at our clinic

  1. Tez No: 1016383
  2. Yazar: DİYAR CANAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ARZU BİLGE TEKİN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Human Papilloma Virüs (HPV), özellikle serviks kanseri başta olmak üzere anogenital ve orofaringeal kanserlerin gelişiminde önemli rol oynayan yaygın bir virüstür. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında en sık görülen etkenlerden biri olup, çoğu birey yaşamının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. HPV'nin 200'den fazla tipi tanımlanmıştır ve bunlar düşük riskli ve yüksek riskli tipler olarak sınıflandırılır. Düşük riskli tipler (özellikle HPV 6 ve 11) genellikle genital siğillere yol açarken, yüksek riskli tipler (özellikle HPV 16 ve 18) servikal intraepitelyal neoplazi ve serviks kanseri ile güçlü ilişki gösterir. HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu bağışıklık sistemi tarafından temizlenirken, persistan enfeksiyonlar malign dönüşüm açısından risk taşır. Bu nedenle HPV enfeksiyonunun erken tanınması ve uygun şekilde izlenmesi büyük önem taşır. Servikal kanser tarama programları, HPV ilişkili lezyonların erken dönemde saptanmasını sağlayarak mortaliteyi azaltmaktadır. HPV'den korunmada en etkili yöntemlerden biri aşılamadır ve özellikle cinsel aktivite başlamadan önce uygulanması önerilmektedir. Bunun yanı sıra düzenli tarama testleri (Pap smear ve HPV DNA testi) erken tanı açısından kritik rol oynar. Kondom kullanımı bulaş riskini azaltmakla birlikte tam koruma sağlamaz. Cinsel partner sayısının sınırlandırılması ve güvenli cinsel davranışlar da korunmada önemlidir. Tüm korunma yöntemlerine rağmen Hpv bulaşı ve sitolojide yüksek riskli değişiklik olduğunda en önemli müdahele serviksin sirküler şekilde çıkarıldığı LEEP konizasyon işlemi olmaktadır. Bu çalışmada amaç LEEP operasyonu sonrası kısa dönemde (6.ay) Cotest sonuçlarının değerlendirilmesi ve bu operasyonun sitolojik regresyon ile birlikte hpv eradikasyonuna katkı sağlayıp sağlamadığını görmektir. Gereç ve Yöntem: Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Mayıs 2020 ve 1 Mayıs 2025 tarihleri arasında kadın hastalıkları ve doğum kliniğimizde LEEP operasyonu yapılan ve postoperatif 6.ay smear kontrolü yapılan 90 hastanın cotest sonuçlarını inceledik.Bu incelemede operasyon sonrası sitolojide iyileşme, hpv eradikasyonu yüzdelerini hesapladık. Bulgular :Bu çalışmada toplam 90 hastada LEEP işleminin sitolojik, histopatolojik ve HPV eradikasyonu üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Hastaların büyük çoğunluğunda LEEP sonrası hem sitolojik iyileşme hem de HPV eradikasyonu sağlanmış olup, HPV eradikasyon oranı % 84.4 ve sitolojik regresyon oranı %74.4 olarak bulunmuştur. Preoperatif ve postoperatif smear sonuçları ile HPV dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanması, LEEP işleminin sitolojik ve virolojik açıdan etkinliğini göstermektedir. LEEP sonrası histopatolojik incelemede hastaların %61.1'inde yüksek dereceli lezyon (CIN2–CIN3) saptanmıştır. Kolposkopi bulguları ile LEEP patoloji sonuçları arasında anlamlı bir ilişki ve uyum bulunmamış, kolposkopinin lezyon derecesini belirlemede sınırlı doğruluğa sahip olabileceği gösterilmiştir. HPV tipi ile kolposkopi ve patoloji sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamış olmakla birlikte, HPV 16 pozitif hastalarda yüksek dereceli lezyon oranlarının nispeten daha yüksek olduğu dikkat çekmiştir. Yaş, gravida ve parite gibi demografik değişkenlerin HPV eradikasyonu ile ilişkili olmadığı bulunmuştur. Lojistik regresyon analizinde diyabetes mellitus ile HPV eradikasyonu arasında zayıf bir ilişki gözlenmiş ancak bu ilişki çok değişkenli analizde anlamlılığını kaybetmiştir. LEEP öncesi sitolojik bulgular HPV eradikasyonu ile ilişkili bulunmazken, LEEP sonrası sitolojik durumun HPV persistansı ile anlamlı şekilde ilişkili olduğu gösterilmiştir. Genel olarak LEEP işleminin servikal lezyonların tedavisinde ve HPV enfeksiyonunun kontrolünde etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç: Bu çalışmada HPV tipine göre LEEP sonrası eradikasyon durumları değerlendirildiğinde, yüksek riskli HPV pozitif hastaların büyük çoğunluğunda eradikasyon sağlandığı, daha düşük oranda ise persistans izlendiği saptanmıştır. HPV 16 pozitif hastalarda eradikasyon oranının diğer gruplara kıyasla daha düşük olduğu, buna karşılık HPV 18/45 pozitif hastaların tamamında eradikasyon sağlandığı görülmüştür. Bununla birlikte genel değerlendirmede hastaların %84.4'ünde HPV eradikasyonu sağlanmış olup, HPV tipi ile eradikasyon oranı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. LEEP sonrası sitolojik değerlendirmede hastaların büyük çoğunluğunda normal sitoloji izlenirken, daha düşük oranlarda servisit, ASCUS, LSIL ve nadiren HSIL saptanmıştır. LEEP öncesi ve sonrası smear sitoloji dağılımları karşılaştırıldığında, postoperatif dönemde sitolojik sonuçlarda istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular LEEP işleminin yalnızca histopatolojik değil, aynı zamanda sitolojik açıdan da etkin bir tedavi yöntemi olduğunu göstermektedir. HPV durumu ile sitolojik değişim arasındaki ilişki incelendiğinde, HPV eradikasyonu sağlanan hastalarda sitolojik regresyon oranının belirgin şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Genel dağılımda hastaların çoğunluğunda sitolojik regresyon gözlenirken, daha az sayıda hastada stabil seyir ve progresyon izlenmiştir. Bu durum, HPV eradikasyonunun sitolojik iyileşme ile yakından ilişkili olduğunu düşündürmektedir. Bu doğrultuda, HPV persistansı olmayan hastalarda postoperatif takip sıklığının azaltılabileceği yönünde klinik değerlendirmeler yapılabilir. Demografik özellikler açısından değerlendirildiğinde, HPV eradikasyonu olan ve olmayan hastalar arasında yaş ve gravida bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Kronik hastalıklar incelendiğinde ise diyabetes mellitus varlığı ile HPV eradikasyonu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, ancak hipertansiyon, tiroid hastalıkları, astım ve diğer kronik hastalıklar ile anlamlı bir ilişki gösterilememiştir. Bu bulgular, bazı sistemik hastalıkların HPV persistansı üzerinde etkili olabileceğini düşündürmekle birlikte, bu ilişkinin daha geniş örneklemli çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, LEEP işleminin HPV eradikasyonu ve sitolojik iyileşme üzerinde yüksek oranda etkili olduğu, HPV tipinin tek başına belirleyici olmadığı ve HPV eradikasyonunun sitolojik düzelme ile yakından ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu bulgular, LEEP sonrası takip stratejilerinin bireyselleştirilmesi açısından klinik olarak önem taşımaktadır.

Özet (Çeviri)

Introduction:: Human Papillomavirus (HPV) is a common virus that plays an important role in the development of anogenital and oropharyngeal cancers, especially cervical cancer. It is one of the most common sexually transmitted infections, and most individuals encounter HPV at some point in their lives. More than 200 types of HPV have been identified and are classified as low-risk and high-risk types. Low-risk types (particularly HPV 6 and 11) are generally associated with genital warts, whereas high-risk types (especially HPV 16 and 18) are strongly associated with cervical intraepithelial neoplasia and cervical cancer. While most HPV infections are cleared by the immune system, persistent infections carry a risk of malignant transformation. Therefore, early detection and appropriate follow-up of HPV infection are of great importance. Cervical cancer screening programs reduce mortality by enabling early detection of HPV-related lesions. One of the most effective methods of protection against HPV is vaccination, which is especially recommended before the onset of sexual activity. In addition, regular screening tests (Pap smear and HPV DNA testing) play a critical role in early diagnosis. Although condom use reduces the risk of transmission, it does not provide complete protection. Limiting the number of sexual partners and practicing safe sexual behaviors are also important for prevention. Despite all preventive measures, when HPV infection occurs and high-risk cytological changes are detected, the most important intervention is the LEEP conization procedure, in which the cervix is excised in a circular manner. The aim of this study is to evaluate the co-test results at the short-term (6th month) follow-up after LEEP operation and to determine whether this procedure contributes to HPV eradication along with cytological regression. Materials and Methods: We evaluated the co-test results of 90 patients who underwent LEEP procedures in the Department of Obstetrics and Gynecology at Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Training and Research Hospital between May 1, 2020, and May 1, 2025, and who had a postoperative 6-month smear follow-up. In this analysis, postoperative cytological improvement and HPV eradication rates were calculated. Results: In this study, the effects of LEEP on cytological, histopathological, and HPV eradication outcomes were evaluated in a total of 90 patients. In the majority of patients, both cytological improvement and HPV eradication were achieved after LEEP, with an HPV eradication rate of 84.4% and a cytological regression rate of 74.4%. The statistically significant differences between preoperative and postoperative smear results and HPV distributions indicate that LEEP is effective both cytologically and virologically. Histopathological examination after LEEP revealed high-grade lesions (CIN2–CIN3) in 61.1% of patients. No significant correlation or agreement was found between colposcopic findings and LEEP pathology results, suggesting that colposcopy may have limited accuracy in determining lesion grade. Although no statistically significant relationship was found between HPV type and colposcopy or pathology results, a relatively higher rate of high-grade lesions was observed in HPV 16-positive patients. Demographic variables such as age, gravida, and parity were not associated with HPV eradication. Logistic regression analysis showed a weak association between diabetes mellitus and HPV eradication; however, this association lost significance in multivariate analysis. While pre-LEEP cytological findings were not associated with HPV eradication, post-LEEP cytological status was significantly associated with HPV persistence. Overall, LEEP was found to be an effective method for the treatment of cervical lesions and control of HPV infection. Conclusion: When post-LEEP eradication status was evaluated according to HPV type, eradication was achieved in the majority of high-risk HPV-positive patients, while persistence was observed at a lower rate. The eradication rate was lower in HPV 16-positive patients compared to other groups, whereas complete eradication was observed in HPV 18/45-positive patients. However, overall, HPV eradication was achieved in 84.4% of patients, and no statistically significant relationship was found between HPV type and eradication rates. In post-LEEP cytological evaluation, normal cytology was observed in most patients, while cervicitis, ASCUS, LSIL, and rarely HSIL were detected at lower rates. Comparison of preoperative and postoperative smear cytology distributions revealed a statistically significant improvement in postoperative cytological outcomes. These findings indicate that LEEP is an effective treatment method not only histopathologically but also cytologically. When the relationship between HPV status and cytological changes was examined, cytological regression was significantly higher in patients with HPV eradication. Overall, most patients showed cytological regression, while fewer exhibited stable disease or progression. This suggests that HPV eradication is closely associated with cytological improvement. Accordingly, it may be considered to reduce the frequency of follow-up in patients without HPV persistence. No statistically significant differences were found between patients with and without HPV eradication in terms of age and gravida. Among chronic diseases, only diabetes mellitus was significantly associated with HPV eradication, whereas no significant associations were found with hypertension, thyroid diseases, asthma, or other chronic conditions. These findings suggest that some systemic diseases may influence HPV persistence; however, this relationship requires confirmation in studies with larger sample sizes. In conclusion, LEEP was found to be highly effective in achieving HPV eradication and cytological improvement, HPV type alone was not a determining factor, and HPV eradication was closely associated with cytological regression. These findings are clinically important for the individualization of post-LEEP follow-up strategies.

Benzer Tezler

  1. Lokal ileri serviks kanserinde radyoterapi

    Radiotherapy in locally advanced cervical cancer

    SÜMERYA DURU BİRGİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    OnkolojiHacettepe Üniversitesi

    Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FERAH YILDIZ

  2. Kolposkopik biyopside yüksek grade servikal intraepitelyal neoplazi saptanan hastalarda konizasyon sonrası yüksek grade servikal intraepitelyal neoplazi yokluğu

    Absence of high grade cervical intraepithelial neoplasia after conization in patients with high grade cervical intraepithelial neoplasia detected on colposcopic biopsy

    MERYEM BETÜL YILDIRIM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ALİ NARİN

  3. Servikal HPV persistansı olan olgularda anal HPV varlığının saptanması

    Detection of anal HPV presence in cases with cervical HPV persistence

    MERT ERDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumPamukkale Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMER TOLGA GÜLER

  4. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde 2010-2017 yılları arasında plasenta perkrata nedeniyle histerektomi yapılan ve organ koruyucu cerrahi uygulanan hastaların morbidite bakımından karşılaştırılması

    Comparing the morbidity of patients who underwent hysterectomy and conservative surgery for placenta percrata between 2010 and 2017 in Harran University Faculty ofMedicine, Department of Obstetrics and Gynecology

    GÜLER ÇAKMAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Kadın Hastalıkları ve DoğumHarran Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NEŞE GÜL HİLALİ