Geri Dön

Rozase hastalarında serum S1000A7 ve S100A15 düzeylerinin değerlendirilmesi ve demodeks enfestasyonu ile ilişkisi

Evaluation of serum S100A7 and S100A15 levels in patients with rosacea and their association with demodex infestation

  1. Tez No: 1021156
  2. Yazar: HANİFE BEYZA DİKEN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÜLCAN SAYLAM KURTİPEK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal Peptid, Demodeks, Rozase, S100A7, S100A15, Antimicrobial Peptide, Demodex, Rosacea, S100A7, S100A15
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Selçuk Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Rozase; yüzün sentrofasiyel bölgesini etkileyen, eritem, papülopüstüler lezyonlar, telenjiektazi ve flaşing ile karakterize, remisyon ve alevlenmelerle seyreden kronik inflamatuar bir deri hastalığıdır. Rozasede demodeks yoğunluğunun arttığı gösterilmiş olup etiyopatogenezi henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Doğuştan ve adaptif immün sistemin rozase patogenezinde rol oynadığı bilinmektedir. Antimikrobiyal peptitler (AMP), doğuştan immün yanıtın önemli bileşenleri olup proinflamatuar ve kemotaktik özellikler göstermektedir. AMP'lerin rozase ve diğer inflamatuar dermatozların patogenezinde önemli rol oynadığı, biyobelirteç veya potansiyel terapötik hedef olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. S100A7 ve S100A15, proinflamatuar ve antimikrobiyal özelliklere sahip AMP'ler olup inflamatuar dermatozların patogenezinde dikkat çekmektedir. Literatürde rozase ve diğer inflamatuar deri hastalıklarında bu proteinlerin doku ekspresyonlarında değişiklikler gösterildiği bildirilmiş olsa da, rozasede serum düzeyleri ve demodeks enfestasyonu ile ilişkilerini inceleyen çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda, rozase hastalarında serum S100A7 ve S100A15 düzeylerinin değerlendirilmesi ve bu protein düzeylerinin hastalık şiddeti, klinik alt tipleri ile demodeks enfestasyonu arasındaki ilişkisinin araştırılması amaçlandı. Araştırma prospektif, kesitsel ve kontrollü olarak yürütüldü. Çalışmamıza, Mayıs-Aralık 2025 tarihleri arasında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Polikliniğine başvuran 87 rozase hastası ve 87 sağlıklı kontrol dahil edildi. Katılımcıların demografik ve klinik verileri kaydedildi. Rozase hastalarının klinik şiddeti NRS skorlama sistemine göre belirlendi, demodeks varlığı standart yüzeysel deri biyopsisi yöntemiyle incelendi ve serum S100A7 ile S100A15 düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçüldü. İstatistiksel analizlerde SPSS 26 programı kullanıldı ve p < 0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Çalışma sonucunda, serum S100A15 düzeyleri rozase hastalarında (9,74 ± 2,71 ng/mL) kontrol grubuna (12,49 ± 3,31 ng/mL) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p < 0,001). Serum S100A7 düzeyleri rozase hastalarında sağlıklı kontrollere göre daha düşük bulunmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p = 0,144). Lojistik regresyon analizinde, serum S100A15 düzeyindeki her 1 ng/mL artışın rozase hasta olma olasılığını yaklaşık %28,6 azalttığı belirlendi. ROC analizinde ise S100A15'in 11,63 ng/mL kesme noktasında %82,8 duyarlılıkla ayırt edici performans gösterdiği saptandı. Her iki proteinin serum düzeyleri ile hastalık şiddeti ve hastalık alt tipleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p > 0,05). Demodeks pozitif hastalarda serum S100A15 düzeylerinin negatif hastalara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek olduğu görüldü (p = 0,021). Hasta grubunda demodeks pozitifliği %72,4 olarak saptandı ve demodeks pozitif hastalarda hastalık şiddet skorunun negatif hastalara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi (p = 0,004). Sonuç olarak, S100A15'in rozase ve demodeks enfestasyonunda sistemik immün yanıt ile ilişkili olabileceğini, S100A7'nin ise daha çok lokal inflamatuar süreçlerde rol oynayabileceğini düşünmekteyiz. Bu proteinlerin rozase patogenezinde etkili olabileceği, potansiyel biyobelirteçler ve terapötik hedefler arasında yer alabileceği kanaatindeyiz. Ancak serum düzeylerindeki değişimlerin altında yatan mekanizmaların aydınlatılabilmesi için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Rosacea is a chronic inflammatory skin disease characterized by erythema, papulopustular lesions, telangiectasia, and flushing, predominantly affecting the centrofacial region of the face and exhibiting periods of remission and exacerbation. Increased demodex density has been demonstrated in rosacea; however, its etiopathogenesis has not yet been fully elucidated. Both innate and adaptive immune systems are known to play a role in the pathogenesis of rosacea. Antimicrobial peptides (AMPs), which are important components of the innate immune response, exhibit proinflammatory and chemotactic properties. AMPs are thought to play a significant role in the pathogenesis of rosacea and other inflammatory dermatoses and may serve as biomarkers or potential therapeutic targets. S100A7 and S100A15 are AMPs with proinflammatory and antimicrobial properties that have attracted attention in the pathogenesis of inflammatory dermatoses. Although previous studies have reported alterations in the tissue expression of these proteins in rosacea and other inflammatory skin diseases, there are no studies investigating their serum levels and relationship with demodex infestation in rosacea. Therefore, the present study aimed to evaluate serum S100A7 and S100A15 levels in patients with rosacea and to investigate the associations of these protein levels with disease severity, clinical subtypes, and demodex infestation. This prospective, cross-sectional, controlled study included 87 patients with rosacea and 87 healthy controls who presented to the Dermatology Outpatient Clinic of Selçuk University Faculty of Medicine Hospital between May and December 2025. Demographic and clinical data of the participants were recorded. Clinical severity of rosacea was assessed according to the NRS grading system, demodex presence was evaluated using the standardized skin surface biopsy method, and serum S100A7 and S100A15 levels were measured by ELISA. Statistical analyses were performed using SPSS version 26, and a p value < 0.05 was considered statistically significant. Serum S100A15 levels were found to be significantly lower in rosacea patients (9.74 ± 2.71 ng/mL) compared to the control group (12.49 ± 3.31 ng/mL) (p < 0.001). Although serum S100A7 levels were lower in rosacea patients than in healthy controls, this difference was not statistically significant (p = 0.144). Logistic regression analysis demonstrated that each 1 ng/mL increase in serum S100A15 level decreased the likelihood of having rosacea by approximately 28.6%. ROC analysis revealed that S100A15 showed discriminative performance with 82.8% sensitivity at a cut-off value of 11.63 ng/mL. No statistically significant association was found between serum levels of either protein and disease severity or clinical subtypes (p > 0.05). Serum S100A15 levels were significantly higher in demodex-positive patients compared to demodex-negative patients (p = 0.021). Demodex positivity was detected in 72.4% of the patient group, and disease severity scores were significantly higher in demodex-positive patients than in demodex-negative patients (p = 0.004). In conclusion, our findings suggest that S100A15 may be associated with the systemic immune response in rosacea and demodex infestation, whereas S100A7 may predominantly play a role in local inflammatory processes. We believe that these proteins may play a role in the pathogenesis of rosacea and may serve as potential biomarkers and therapeutic targets. However, further comprehensive studies are needed to clarify the mechanisms underlying the alterations in serum levels.

Benzer Tezler

  1. Rozase hastalarında serum TWEAK ve TRAIL düzeylerinin incelenmesi

    Investigation of serum TWEAK and TRAIL levels in Rosacea patients

    İMGE DURMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Dermatolojiİnönü Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DURSUN TÜRKMEN

  2. Rozase hastalarında serum leptin, adiponektin ve IL-6 seviyelerinin metabolik sendrom ile ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the association between serum leptin, adiponectin and IL-6 levels and metabolic syndrome in patients with rosacea

    HALİL YAMAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    DermatolojiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. RECEP DURSUN

  3. Rozase hastalarında fekal ve serum kalprotektin düzeyinin değerlendirilmesi

    Evaluation of fecal and serum calprotectin levels in rosase patients

    OSMAN EZİM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    DR. BİLGEN ERDOĞAN

  4. Rozase hastalarında eşlik eden komorbiditelerin ve serum enflamatuvar/antienflamatuvar biyobelirteçlerin birbirleriyle ve rozase hastalık şiddeti ile ilişkisi

    Associations between comorbidities, serum inflammatory and anti-inflammatory biomarkers, and disease severity in patients with rosacea

    GÜLFEM KÜBRA SÜRÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    DermatolojiSivas Cumhuriyet Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELİH AKYOL

  5. Eritematotelenjiektatik tip rozase hastalarında serum triptaz düzeylerinin araştırılması

    Investigation of serum tryptase levels in erythematotelangiectatic TYPE rosacea patients

    GÜLŞAH KOÇAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    DermatolojiKırıkkale Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZGÜR GÜNDÜZ