Geri Dön

Akne hastalarında topikal tedavi yanıtını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Evaluation of factors affecting response to topical treatment in acne patients

  1. Tez No: 1022417
  2. Yazar: ECE IŞIK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. YEŞİM AKPINAR KARA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Akne vulgaris, topikal tedavi, tedavi yanıtı, tedavi uyumu, yaşam kalitesi, akne şiddeti, yaşam tarzı faktörleri, Global Akne Derecelendirme Sistemi (GADS), Dermatoloji Yaşam Kalite İndeksi (DYKİ), Acne vulgaris, topical treatment, treatment response, treatment adherence, quality of life, acne severity, lifestyle factors, Global Acne Grading System (GAGS), Dermatology Life Quality Index (DLQI)
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu tez çalışmasında, akne vulgaris tanısıyla yalnızca topikal tedavi başlanan erişkin hastalarda tedavi yanıtını etkileyen demografik, klinik ve yaşam tarzı faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Elde edilecek bulguların topikal akne tedavisine yanıtı etkileyen faktörleri ortaya koyarak klinik yönetim, hasta uyumunun artırılması ve daha etkili tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji kliniğinde yürütülen prospektif gözlemsel anket çalışması olarak planlandı. Çalışmaya, 18 yaş ve üzeri, akne vulgaris tanısı almış, yalnızca topikal tedavi başlanmış, dışlama kriterlerini taşımayan ve başvuru günü araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 90 hasta dahil edildi. Hastalar tedavi başlangıcında ve rutin kontrol zamanı olan 8. haftada değerlendirildi. Akne şiddeti, Global Akne Derecelendirme Sistemi (GADS) kullanılarak standardize biçimde ölçüldü ve hastalar tedaviye yanıt verenler ile vermeyenler olmak üzere iki gruba ayrıldı. Katılımcılardan sosyodemografik özellikler ile beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı, stres düzeyi, kozmetik ürün kullanımı ve tedavi uyumuna ilişkin veriler yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplandı ve iki grup arasında karşılaştırıldı. Ayrıca hastaların yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla tedavi başlangıcında ve 8. haftada Dermatoloji Yaşam Kalite İndeksi (DYKİ) uygulandı. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. Bulgular: Çalışmamıza toplam 90 akne vulgaris hastası dahil edildi. Katılımcıların %63,3'ü kadın, %36,7'si erkek olup hastaların %62,2'si 18–24 yaş grubundaydı. Tedavi öncesi Global Akne Derecelendirme Sistemi değerlendirmesinde hastaların %67,8'i hafif, %28,9'u orta ve %3,3'ü şiddetli akne grubunda yer alırken, 8 haftalık tedavi sonrasında hafif akne oranı %87,8'e yükseldi ve şiddetli aknesi olan hasta kalmadı. Demografik faktörler değerlendirildiğinde cinsiyet, yaş grubu, aile öyküsü ve akne başlangıç yaşı ile tedavi yanıtı arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Klinik faktörler değerlendirildiğinde akne tipi, tutulum 11 bölgesi ve topikal tedavi türü ile tedavi başarısı arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Buna karşın skar varlığı bulunan hastalarda tedavi başarısının daha düşük olduğu izlendi. Tedaviye yanıt açısından yapılan karşılaştırmada, topikal tedaviyi düzenli kullanan hastalarda klinik yanıtın anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı. Tedavi uyumsuzluğunun en sık nedenleri yan etki gelişimi ve tedavinin etkisiz bulunduğu düşüncesi olarak belirlendi. Yaşam tarzı faktörleri değerlendirildiğinde sigara kullanımı ve alkol tüketimi ile tedavi başarısı arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Bununla birlikte, sigara kullanan hastalarda günlük sigara sayısındaki artışın tedavi yanıtını olumsuz etkilediği gözlendi. Yüksek stres düzeyi ve düzensiz cilt bakım alışkanlıklarının da tedavi başarısını azalttığı izlendi. Buna karşın düzenli yüz yıkama jeli kullanımı ve tedavi önerilerine uyum gösteren hastalarda klinik düzelmenin daha belirgin olduğu saptandı. Beslenme alışkanlıkları arasında süt ürünleri, rafine şekerli gıdalar ve fast food tüketimi ile tedavi yanıtı arasında belirgin ilişki izlenmedi. Dermatoloji Yaşam Kalite İndeksi sonuçlarına göre aknenin hastaların önemli bir bölümünde orta ve üzeri düzeyde yaşam kalitesi kaybına yol açtığı görüldü. Tedavi sonrasında klinik düzelme gösteren hastalarda yaşam kalitesi skorlarında iyileşme izlendi. Sonuç: Çalışmamız, topikal akne tedavisinde klinik başarıyı belirleyen en önemli unsurun hasta uyumu olduğunu; demografik özellikler, akne tipi ve reçete edilen tedavi seçeneklerinin tek başına tedavi yanıtını belirlemediğini ortaya koydu. Buna karşılık skar varlığı, günlük sigara tüketim miktarı, yetersiz cilt bakım alışkanlıkları ve tedavi uyumsuzluğunun klinik başarıyı olumsuz etkilediği gösterildi. Ayrıca klinik iyileşme sağlanan hastalarda yaşam kalitesinin de paralel olarak düzeldiği saptandı. Literatürde topikal akne tedavisine yanıtı demografik, klinik, yaşam tarzı ve yaşam kalitesi değişkenleriyle birlikte prospektif olarak değerlendiren sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle çalışmamızın sonuçlarının bilimsel literatüre ve klinik uygulamalara katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Özet (Çeviri)

Objective: This thesis aimed to investigate the demographic, clinical, and lifestyle factors affecting treatment response in adult patients with acne vulgaris who were initiated on topical therapy alone. It was anticipated that the findings would contribute to identifying the determinants of response to topical acne treatment, thereby improving clinical management, enhancing patient adherence, and guiding the development of more effective therapeutic approaches. Materials and Methods: This study was designed as a prospective observational survey conducted at the Dermatology Clinic of University of Health Sciences (UHS) Ankara Training and Research Hospital. A total of 90 patients aged 18 years and older, diagnosed with acne vulgaris, initiated exclusively on topical treatment, not meeting exclusion criteria, and consenting to participate on the day of admission were included. Patients were evaluated at baseline and at the routine follow-up visit in the 8th week. Acne severity was assessed in a standardized manner using the Global Acne Grading System (GAGS), and patients were classified into responder and non-responder groups according to treatment outcome. Sociodemographic characteristics, dietary habits, smoking and alcohol consumption, stress level, cosmetic product use, and treatment adherence data were collected using a structured questionnaire and compared between the two groups. In addition, the Dermatology Life Quality Index (DLQI) was administered at baseline and at week 8 to assess quality of life. The obtained data were analyzed using appropriate statistical methods. Results: A total of 90 patients with acne vulgaris were included in the study. Of the participants, 63.3% were female and 36.7% were male, while 62.2% were in the 18–24 age group. According to pretreatment GAGS assessment, 67.8% of patients had mild acne, 28.9% moderate acne, and 3.3% severe acne. After 8 weeks of treatment, the proportion of mild acne increased to 87.8%, and no patients remained in the severe acne category. No significant association was found between treatment response and demographic factors such as sex, age group, family history, or age at acne onset. Similarly, no significant relationship was observed between 13 treatment success and clinical factors including acne type, involved body region, or type of topical treatment. However, patients with acne scarring demonstrated lower treatment success rates. Regular use of topical treatment was significantly associated with better clinical response. The most common reasons for treatment non-adherence were adverse effects and the perception of treatment inefficacy. Regarding lifestyle factors, no significant relationship was found between treatment success and smoking or alcohol consumption. Nevertheless, an increase in the number of cigarettes smoked daily negatively affected treatment response. High stress levels and irregular skincare habits were also associated with reduced treatment success. In contrast, regular use of facial cleansing gel and adherence to treatment recommendations were associated with more marked clinical improvement. No clear association was observed between treatment response and consumption of dairy products, refined sugary foods, or fast food. According to DLQI results, acne caused moderate or greater impairment in quality of life in a substantial proportion of patients. Improvement in quality-of-life scores was observed in patients who achieved clinical improvement after treatment. Conclusion: Our study demonstrated that the most important determinant of clinical success in topical acne treatment is patient adherence, whereas demographic characteristics, acne type, and prescribed treatment options alone do not determine treatment response. In contrast, the presence of scarring, daily cigarette consumption, inadequate skincare habits, and poor treatment adherence were shown to negatively affect clinical success. Furthermore, quality of life improved in parallel with clinical recovery. There are limited prospective studies in the literature evaluating response to topical acne treatment together with demographic, clinical, lifestyle, and quality- of-life variables. Therefore, we believe that the results of our study will contribute to the scientific literature and clinical practice.

Benzer Tezler

  1. Akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin tedavisinin karaciğer elastisitesine olan etkisinin shear wave elastografi ile incelenmesi

    Investigation of the effect of oral isotretinoin treatment on liver elasticity in acne vulgaris patients using shear wave elastography

    TAHİR KÖK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    DermatolojiTokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ATİYE AKBAYRAK

  2. Hidradenitis süpürativa hastalarında adalimumabın etkinliği ve güvenilirliğinin gerçek yaşam verileri ile değerlendirilmesi

    Evaluation of the efficacy and safety of adalimumab in patients with hidradenitis suppurativa with real-life data

    HİLAL ÖZDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    DermatolojiOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MÜGE GÜLER ÖZDEN

  3. Akne vulgaris patogenezinde D vitamini ve IL-17'nin rolünün değerlendirilmesi

    Assessment of the role of vitamin D and IL-17 in the pathogenesis of acne vulgaris

    AHMET ERDAL TOPAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    DermatolojiAdnan Menderes Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EKİN BOZKURT ŞAVK

  4. Akne vulgaris tedavisinde oral azitromisin ile topikal adapalen ve oral doksisiklin ile topikal adapalenin etkinliğinin, güvenirliğinin karşılaştırılması ve bu tedavilerin yaşam kalitesi üzerine etkilerinin ölçülmesi

    Comparison of safety and efficacy of oral azithromycin-topical adapalene and oral doxycycline-topical adapalene in the treatment of acne vulgaris and determination the effects of these treatments on quality of life.

    SERAP KAYHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    DermatolojiEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İLHAM SABUNCU

  5. Akne vulgaris tedavisinde topikal klindamisin ve %5 benzoil peroksit kombinasyonu jel ile nadifloksasin krem ve %5 benzoil peroksit jel kombinasyonunun tedavideki etkinliğinin ve güvenilirliğinin değerlendirilmesi

    Therapeutic evaluation of the safety and efficacy of combination gel of topical clindamycin and 5% benzoyl peroxide and combination of nadifloxacin cream and 5% benzoyl peroxide gel in the treatment of acne vulgaris.

    ASLIHAN KIRKAĞAÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    DermatolojiEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZEYNEP NURHAN SARAÇOĞLU