Akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin tedavisinin karaciğer elastisitesine olan etkisinin shear wave elastografi ile incelenmesi
Investigation of the effect of oral isotretinoin treatment on liver elasticity in acne vulgaris patients using shear wave elastography
- Tez No: 870657
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ATİYE AKBAYRAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Akne vulgaris, isotretinoin, karaciğer fibrozisi, share wave elastografi, Acne vulgaris, isotretinoin, liver fibrosis, share wave elastography
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Akne vulgaris; pilosebase üniteyi etkileyen, kronik seyirli inflamatuvar bir hastalıktır. Dünyanın en yaygın sekizinci hastalığı olduğu düşünülmektedir. Daha çok pilosebase ünitenin yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, omuz gibi seboreik alanlarda görülür. Açık ve/veya kapalı komedon ve papül ve/veya püstül gibi elementer lezyonlar ile karakterizedir. Hastalığın görülme sıklığı ve şiddeti erkeklerde 16-19, kızlarda ise 14-17 yaş aralığında en yüksek seviyededir. Erişkin dönemde ise kadınlarda daha sık görülür. Akne patogenezinde dört temel mekanizma rol oynamakta olup; bunlar sebum üretiminin artışı ve içeriğinin değişmesi, pilosebase ünitede Cutibacterium acnes'in kolonizasyonu, foliküler hiperkeratinizasyon ve inflamasyondur. İsotretinoin, genellikle orta ve şiddetli akne vulgariste tercih edilen bir ajan olup, standart tedavi dozu 0,5-1 mg/kg/gün arasındadır. İlacın hedef kümülatif dozu 120-150 mg/kg'dır. Pek çok tedavi yan etkisi olmakla birlikte, bu yan etkilerin çoğu tolere edilebilir düzeydedir. Tedavi başlangıcında karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST), lipit profili (LDL, HDL, trigliserid ve total kolesterol), üre, kreatinin ve B-HCG düzeylerine bakılmalı, tedavi süresince bu parametreler takip edilmelidir. Karaciğer fibrozisi, hepatik hasar sonrası ekstrasellüler matriks birikimi ile karakterize, reversibl bir yara iyileşme yanıtıdır. Kronik karaciğer hasarı olan hemen hemen tüm hastalarda, karaciğer hastalığının nedenine ve konakçı faktörlerine bağlı olarak farklı oranlarda gelişir. Kronik karaciğer hastalıklarının çoğu fibrozis ile ilişkili olup; oluşan bu fibrozis parankimal hasar ve inflamasyon ile karakterizedir. Uzun süreli alkol kullanımı, biliyer hastalıklar, otoimmün hepatit, ilaçlar, metabolik bozukluklar ve viral hepatitler karaciğer fibrozisinde etyolojide suçlanan faktörlerdir. Shear Wave Elastografi, noninvaziv bir görüntüleme yöntemi olup; ultrason probu ile gönderilen mekanik uyarılara karşı verilen doku yanıtının değerlendirildiği bir ultrason tekniğidir. İsotretinoin, karaciğerde metabolize olan ve bu organda depolanan bir ilaçtır. Bu sebeple ilacın karaciğerde inflamasyon ve hasara neden olma potansiyelinin olduğu ve bu hasarın, olayın şiddetiyle orantılı olarak fibrozise kadar gidebileceği düşünülebilir. Bu çalışmada isotretinoin kullanımının karaciğer parankiminde sertliğe neden olup III olmadığının Share Wave Elastografi yöntemiyle incelenmesi ve karaciğer sertliğiyle olası ilişkili parametrelerin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmaya toplamda 40 akne vulgaris hastası dahil edilmiş olup; oral isotretinoin tedavi dozu 0,5 mg/kg/gün olarak belirlendi. Hastalık aktivitesi, tedavi başlangıcında ve tedavinin 3. ayının sonunda Global Akne Derecelendirme Sistemi skorlamasıyla değerlendirildi. Hastaların demografik özellikleri, sigara-alkol kullanım durumları, Fitzpatrick deri tipleri, hastalığa yönelik verileri sorgulandı ve kaydedildi. Tedavi başlangıcında ve tedavinin 3. ayının sonundaki hemogram, üre, kreatinin, ALT, AST, GGT, LDL, HDL, trigliserid ve total kolesterol düzeyleri incelendi. Çalışmaya; 18-65 yaş arasında olup klinik olarak akne vulgaris tanısı alan, karaciğer fibrozisi, portal hipertansiyon, obstrüktif kolestaz, karaciğer konjesyonu, akut hepatit, infiltratif karaciğer hastalıkları, hepatik ve splenik inflamasyon yönünden klinik ve/veya hikâyesi negatif olan, hepatosplenomegalisi ve hepatosteatozu olmayan, daha önce HBV ve/veya HCV enfeksiyonu geçirmeyen, vücut kitle indeksi 25'in altında olan, gebelik ve emzirme döneminde olmayan, son 3 ay içerisinde akne vulgaris nedeniyle sistemik ya da topikal tedavi almamış olan, mevcut malignite tanısı ve/veya immünsüpresif durumu olmayan hastalar dahil edildi. Çalışmaya katılan 40 hastanın 27'si (%67,5) kadın, 13'ü (%32,5) erkek olup; hastaların yaş ortalaması 21,87±2,95 yıl; vücut kitle indeksi ortalaması 22,51±1,62 kg/m²; akne vulgaris hastalık süresi ortalaması ise 20,55±9,20 ay idi. Hastaların tedavi başlangıcındaki Global Akne Derecelendirme Skoru ortalaması 24,93±5,18 iken, tedavinin 3. ayının sonunda 15,37±5,23 olup; tedavinin 3. ayının sonundaki skor ortalaması, tedavinin başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (p<0,001). Hastaların, tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama serum trigliserid, total kolesterol, LDL, AST ve GGT düzeyleri, tedavi başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksekti (Sırasıyla p=0,003, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001). Hastaların, tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama serum hemoglobin ve HDL düzeyleri, tedavi başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (Sırasıyla p=0,003, p<0,014). Hastaların tedavi başlangıcındaki ortalama karaciğer stiffness değeri 4,42±0,89 kPa (kilopaskal) iken, tedavinin 3. ayının sonunda 5,59±1,01 kPa olup; tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama karaciğer stiffness değeri, tedavi başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksekti (p<0,001). Tedavinin 3. ayının sonundaki trigliserid ile IV HDL düzeyleri arasında orta düzeyde, ters yönlü (r:-0,330) bir korelasyon vardı (p=0,037). Tedavinin 3. ayının sonundaki total kolesterol ile HDL düzeyleri arasında orta düzeyde, aynı yönlü (r:0,369) bir korelasyon vardı (p=0,019). Tedavinin 3. ayının sonundaki total kolesterol ile LDL düzeyleri arasında yüksek düzeyde, aynı yönlü (r:0,950) bir korelasyon vardı (p=0,000). Tedavinin 3. ayının sonundaki HDL ile GGT düzeyleri arasında orta düzeyde, ters yönlü (r:-0,316) bir korelasyon vardı (p=0,047). Tedavi başlangıcında karaciğer stiffness değeri, her 2 cinsiyette benzerken; tedavinin 3. ayının sonundaki bu değer, erkek cinsiyette kadınlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksekti (p<0,005). Kadın hastaların tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama karaciğer stiffness değeri, erkek hastalardan 1,44 kat daha azdı (GA:-2,625;-0,371) (p:0,015). Tedavi başlangıcında karaciğer stiffness değerleri tüm deri tiplerinde benzerken; tedavinin 3. ayının sonundaki karaciğer stiffness değerleri, Fitzpatrick deri tipi 2 olan hastalarda Fitzpatrick deri tipi 3 veya 4 olan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (p<0,045). Fitzpatrick deri tipi 2 olan hastaların, tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama karaciğer stiffness değeri, Fitzpatrick deri tipi 3 veya 4 olan hastalardan 0,7 kat daha azdı (GA:-1,287;-0,033) (p:0,031). Sonuç olarak, oral isotretinoin tedavisi karaciğer parankiminde sertliğe yol açabilir. Ancak bu sertlik, karaciğerdeki makro hasar ya da lipit değerlerindeki yükselmeyle ilişkili olmayıp, bu olayda farklı mekanizmalar rol oynuyor olabilir. Bu çalışma bildiğimiz kadarıyla oral isotretinoin tedavisinin karaciğer parankiminde sertliğe yol açıp açmadığını inceleyen ilk çalışma olduğundan, bu konunun daha geniş çaplı prospektif çalışmalarla değerlendirilmesi faydalı olabilir. Ayrıca oral isotretinoin kullanımında görülen karaciğer parankim sertliğinin patogenezi, sertliğin olası nedenleri ve reversibl olup olmama durumu da araştırmaya açık konulardır.
Özet (Çeviri)
Acne vulgaris; It is a chronic inflammatory disease that affects the pilosebaceous unit. It is thought to be the eighth most common disease in the world. It is mostly seen in seborrheic areas such as face, neck, back and shoulders, where pilosebaceous units are densely located. It is characterized by elementary lesions such as open and/or closed comedones and papules and/or pustules. The incidence and severity of the disease is at its highest between the ages of 16-19 in boys and between the ages of 14-17 in girls. In adulthood, it is more common in women. Four basic mechanisms play a role in acne pathogenesis; These are increased sebum production and change in its content, colonization of Cutibacterium acnes in the pilosebaceous unit, follicular hyperkeratinization and inflammation. Isotretinoin is generally the preferred agent for moderate and severe acne vulgaris, and the standard treatment dose is between 0.5-1 mg/kg/day. The target cumulative dose of the drug is 120-150 mg/kg. Although there are many treatment side effects, most of these side effects are tolerable. At the beginning of treatment, liver function tests (ALT, AST), lipid profile (LDL, HDL, triglyceride and total cholesterol), urea, creatinine and B-HCG levels should be checked, and these parameters should be monitored throughout the treatment. Liver fibrosis is a reversible wound healing response characterized by extracellular matrix accumulation after hepatic injury. It develops at different rates in almost all patients with chronic liver damage, depending on the cause of liver disease and host factors. Most chronic liver diseases are associated with fibrosis; This fibrosis is characterized by parenchymal damage and inflammation. Long-term alcohol use, biliary diseases, autoimmune hepatitis, drugs, metabolic disorders and viral hepatitis are the factors accused in the etiology of liver fibrosis. Shear Wave Elastography is a noninvasive imaging method; It is an ultrasound technique in which the tissue response to mechanical stimuli sent by an ultrasound probe is evaluated. Isotretinoin is a drug that is metabolized in the liver and stored in this organ. For this reason, it can be thought that the drug has the potential to cause inflammation and VI damage in the liver, and that this damage may progress to fibrosis in proportion to the severity of the event. This study aimed to examine whether isotretinoin use causes stiffness in the liver parenchyma using the Share Wave Elastography method and to evaluate possible parameters related to liver stiffness. A total of 40 acne vulgaris patients were included in the study; The oral isotretinoin treatment dose was determined as 0,5 mg/kg/day. Disease activity was evaluated with Global Acne Rating System scoring at the beginning of treatment and at the end of the 3rd month of treatment. The patients' demographic characteristics, smoking and alcohol use, Fitzpatrick skin types, and disease-related data were questioned and recorded. Hemogram, urea, creatinine, ALT, AST, GGT, LDL, HDL, triglyceride and total cholesterol levels were examined at the beginning of treatment and at the end of the 3rd month of treatment. To work; Between the ages of 18-65, clinically diagnosed with acne vulgaris, having a negative clinical and/or history in terms of liver fibrosis, portal hypertension, obstructive cholestasis, liver congestion, acute hepatitis, infiltrative liver diseases, hepatic and splenic inflammation, and without hepatosplenomegaly and hepatosteatosis, Patients who have not previously had HBV and/or HCV infection, whose body mass index is below 25, who are not in pregnancy or breastfeeding, who have not received systemic or topical treatment for acne vulgaris in the last 3 months, and who do not have a current diagnosis of malignancy and/or immunosuppressive status. was included. Of the 40 patients participating in the study, 27 (67,5%) were female and 13 (32,5%) were male; The average age of the patients is 21.87±2.95 years; average body mass index is 22.51±1.62 kg/m²; The average duration of acne vulgaris disease was 20.55±9.20 months. While the mean Global Acne Rating Score of the patients at the beginning of the treatment was 24.93±5.18, it was 15.37±5.23 at the end of the 3rd month of treatment; The mean score at the end of the 3rd month of treatment was statistically significantly lower than at the beginning of treatment (p<0.001). The average serum triglyceride, total cholesterol, LDL, AST and GGT levels of the patients at the end of the 3rd month of treatment were statistically significantly higher compared to the beginning of treatment (p=0.003, p<0.001, p<0.001, p<0.001, p<0.001, respectively). ). The average serum hemoglobin and HDL levels of the patients at the end of the 3rd month of treatment were statistically significantly lower compared to the beginning of treatment (p=0.003, VII p<0.014, respectively). While the average liver stiffness value of the patients at the beginning of the treatment was 4.42±0.89 kPa (kilopascals), it was 5.59±1.01 kPa at the end of the 3rd month of treatment; The average liver stiffness value at the end of the 3rd month of treatment was statistically significantly higher compared to the beginning of treatment (p<0.001). There was a moderate, inverse correlation (r:-0.330) between triglyceride and HDL levels at the end of the 3rd month of treatment (p = 0.037). There was a moderate, same-directional (r:0.369) correlation between total cholesterol and HDL levels at the end of the 3rd month of treatment (p=0.019). There was a high, same-directional (r:0.950) correlation between total cholesterol and LDL levels at the end of the 3rd month of treatment (p = 0.000). There was a moderate, inverse correlation (r:-0.316) between HDL and GGT levels at the end of the 3rd month of treatment (p = 0.047). While the liver stiffness value was similar in both genders at the beginning of treatment; This value at the end of the 3rd month of treatment was statistically significantly higher in males compared to females (p<0.005). The average liver stiffness value of female patients at the end of the 3rd month of treatment was 1.44 times less than that of male patients (CI: -2.625; -0.371) (p:0.015). While liver stiffness values were similar in all skin types at the beginning of treatment; Liver stiffness values at the end of the 3rd month of treatment were statistically significantly lower in patients with Fitzpatrick skin type 2 than in patients with Fitzpatrick skin type 3 or 4 (p<0.045). The mean liver stiffness value of patients with Fitzpatrick skin type 2 at the end of the 3rd month of treatment was 0.7 times less than that of patients with Fitzpatrick skin type 3 or 4 (CI:-1.287; -0.033) (p:0.031). As a result, oral isotretinoin therapy may lead to stiffness of the liver parenchyma. However, this stiffness is not related to macro damage in the liver or an increase in lipid values, and different mechanisms may play a role in this phenomenon. Since, to our knowledge, this study is the first to examine whether oral isotretinoin treatment causes stiffness in the liver parenchyma, it may be useful to evaluate this issue in larger prospective studies. In addition, the pathogenesis of liver parenchymal stiffness observed in oral isotretinoin use, possible causes of stiffness and whether it is reversible are also open to research.
Benzer Tezler
- Oral izotretinoin kullanan hastalarda karaciğer ve cilt bulgularının shear wave elastografi ile değerlendirilmesi
Evaluation of liver and skin findings in patients using oral isotretinoin via shear wave elastography
RABİA ÇATAL ACAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ORHAN ÖZGÖZTAŞI
- Farklı dozlarda izotretinoin tedavisinin homosistein, B12 ve folik asit üzerine etkisi
The effect of different doses of isotretinoin treatment on homocysteine, vitamin B12 and folic acid
MUHAMMAD KAMAL
Tıpta Uzmanlık
İngilizce
2014
DermatolojiGazi ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
DOÇ. DR. MUHTEREM POLAT
- Orta-şiddetli akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin ile çinko ve oral isotretinoin kombinasyonunun etki, yan etki ve oksidatif stres göstergeleri yönünden karşılaştırılması
Comparison of oral isotretinoin with combination of zinc and oral isotretinoin in terms of effect, side effect, and oxidative stress indicators in patients of moderate-to-severe acne vulgaris
AYŞEGÜL SATILMIŞ KAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
DermatolojiGazi ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. NİLSEL İLTER
- Oral izotretinoin kullanan akne vulgaris hastalarında tat ve koku fonksiyonlarının araştırılması
Evaluation of taste and olfactory functions in acne vulgaris patients on isotretinoin
MERVE KAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYŞE AKBAŞ
- Akne vulgaris tanısı ile oral izotretinoin tedavisi alan hastalarda sistemik inflamasyon göstergesi olarak monosit/ yüksek dansiteli lipoprotein oranının ve diğer biyokimyasal parametrelerin retrospektif incelenmesi
Başlık çevirisi yok
GİZEM ÖZGE ÖZTÜRK AKTAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
DermatolojiManisa Celal Bayar ÜniversitesiDermatoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SERAP ÖZTÜRKCAN