Metabolik hastalık nedeniyle takipli hastaların göz bulgularının değerlendirilmesi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 1023822
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BERRAK BİLGİNER GÜRBÜZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Kalıtsal metabolik hastalık, göz tutulumu, oküler bulgular, lizozomal depo hastalıkları, mitokondriyal hastalıklar, erken tanı, multidisipliner yaklaşım, Inherited metabolic disease, ocular involvement, ocular findings, lysosomal storage diseases, mitochondrial diseases, early diagnosis, multidisciplinary approach
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Kalıtsal metabolik hastalıklar (KMH); enzim, taşıyıcı protein veya kofaktör düzeyindeki genetik kusurlar neticesinde hücresel homeostazın bozulmasıyla karakterize, geniş ve heterojen bir hastalık grubudur. Bu hastalıkların patofizyolojisindeki temel mekanizmalar; toksik substrat birikimi, gerekli metabolitlerin yetersizliği ya da alternatif metabolik yolakların aktive olması şeklinde özetlenebilir. Tek tek bakıldığında nadir görülseler de, kümülatif insidansları toplumda önemli bir sağlık yükü oluşturmaktadır. Son yıllarda moleküler genetik ve tanısal yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde tanımlanan kalıtsal metabolik hastalık sayısı belirgin şekilde artmış olup, güncel kaynaklarda bu sayı 1500'ün üzerine çıkmıştır. Bu hastalıkların büyük çoğunluğu otozomal resesif kalıtım göstermekte olup, özellikle akraba evliliğinin sık olduğu toplumlarda görülme sıklığı daha yüksektir.Türkiye'de akraba evlilik oranlarının görece yüksek olması, KMH'ların epidemiyolojik önemini daha da artırmaktadır. KMH'lar prenatal dönemden erişkin yaşa kadar geniş bir klinik spektrumda ortaya çıkabilmekte ve sıklıkla multisistemik tutulum göstermektedir. Bu sistemler arasında göz, yüksek metabolik aktivitesi ve merkezi sinir sistemi ile olan yakın ilişkisi nedeniyle metabolik bozukluklardan erken ve belirgin şekilde etkilenebilen organlardan biridir. Literatürde, kalıtsal metabolik hastalıkların yaklaşık üçte birinde oküler bulguların eşlik ettiği bildirilmektedir. Metabolik hastalıklarda görülen oküler bulgular çoğunlukla bilateral ve simetrik olup; optik atrofi, retina dejenerasyonu, kornea opasiteleri, katarakt, makulada kiraz kırmızısı leke ve lens dislokasyonu gibi geniş bir klinik yelpazede izlenebilmektedir. Bu bulgular her ne kadar doğrudan yaşamı tehdit etmese de, ciddi görme kaybına yol açabilmekte ve hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. KMH'lı çocuklarda rutin, ayrıntılı ve periyodik oftalmolojik inceleme, hem erken tanı hem de hastalık progresyonunun izlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca oküler bulguların tanınması aynı zamanda sistemik hastalığın erken tanısı açısından da kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada; metabolik hastalıklarda görülen oküler bulguların çeşitliliğini ve sıklığını belirlemek, bu bulguların sistemik hastalık seyri ve erken tanıdaki prognostik değerini akademik veriler ışığında değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Metabolizma Kliniği'nde, 1 Ocak 2022–1 Mart 2026 tarihleri arasında kesinleşmiş metabolik hastalık tanısı ile izlenen ve en az bir kez göz muayenesi olan hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Metabolik hastalık tanısı kesinleşmemiş hastalar ile göz bulgusu olmayan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Hastaların yaşları, cinsiyetleri, tanı yaşları, doğum haftaları, doğum ağırlıkları ,akraba evliliği öyküsü , aile öyküsü , göz bulguları, göz bulgusu tanı yaşı değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 590 hastanın yaş ortalaması 10,98 ± 8,89 yıl olup hastaların %53,9'u erkek, %46,1'i kız cinsiyetindedir. Patofizyolojik sınıflamaya göre olguların %49,2'si enerji metabolizması tipi, %27,1'i kompleks molekül tipi ve %23,7'si intoksikasyon tipi KMH grubunda yer almaktadır. Değerlendirilen 590 hastanın 90'ında (%15,3) göz tutulumu saptanmıştır. Göz tutulumu oranı kompleks molekül tipi KMH'larda istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksek (%46,7), enerji metabolizması tipi KMH'larda ise daha düşük (%23,3) seyretmiştir (p<0,001). Göz tutulumu olan hastaların %47,8'inde oküler bulgu tanı anında mevcut iken %52,2'sinde izlem sürecinde ortaya çıkmıştır. Göz bulgusunun ortaya çıkış yaşı ortancası 4,00 yıl olup bu değer hem klinik bulgu başlama yaşı ortancasından (1,00 yıl) hem de tanı yaşı ortancasından (1,20 yıl) istatistiksel olarak anlamlı biçimde geçtir; söz konusu bulgu, oküler tutulumun KMH'larda bağımsız bir latent dönem içerdiğini düşündürmektedir. Göz tutulumu saptanan grupta tanı yaşı ortancası (3,00 yıl), göz tutulumu saptanmayan gruba (1,00 yıl) kıyasla anlamlı biçimde daha geç bulunmuştur (p<0,001). Göz tutulumu olan 90 hastada en sık saptanan oküler bulgular sırasıyla optik sinir tutulumu (%26,7), kornea tutulumu (%25,6) ve lens tutulumu (%20,0) olmuştur. Metabolik hastalık ana sınıflamasına göre gerçekleştirilen karşılaştırmalarda kornea tutulumu (p=0,006), lens tutulumu (p<0,001), optik sinir tutulumu (p=0,001) ve kiraz kırmızısı makula bulgusu (p=0,031) açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kornea tutulumu kompleks molekül tipi KMH'larda, ağırlıklı olarak lizozomal depo hastalıkları kapsamındaki Mukopolisakkaridoz ve Fabry hastalığında ön plana çıkarken; lens tutulumu intoksikasyon tipi KMH'larda, başta galaktozemi (%38,9) ve homosistinüri (%27,8) olmak üzere en yüksek oranda saptanmıştır. Optik sinir tutulumu enerji metabolizması tipi KMH'larda, özellikle mitokondriyal hastalıklarda (%33,3) belirgin biçimde daha sık izlenmiştir. Kiraz kırmızısı makula bulgusu ise yalnızca kompleks molekül tipi KMH'larda gözlenmiş olup tüm olgular Tay-Sachs (n=3), Sandhoff (n=2) ve Niemann-Pick tip A (n=1) tanısı taşıyan lizozomal depo hastalığı grubuna ait olmuştur. Retina tutulumu, iris tutulumu, glokom, kayma/şaşılık ve anormal göz hareketi/bakış kısıtlılığı açısından KMH grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Bu çalışma, KMH'larda oküler tutulumun hastalık tipine bağlı olarak öngörülebilir ve özgün bir dağılım sergilediğini sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Kompleks molekül tipi KMH'larda kornea ve kiraz kırmızısı makula patolojileri; enerji metabolizması tipi KMH'larda optik sinir tutulumu; intoksikasyon tipi KMH'larda ise lens patolojileri belirleyici bulgular olarak öne çıkmaktadır. Göz bulgularının yaklaşık yarısının tanı anında mevcut olması, diğer yarısının ise izlem sürecinde gelişmesi; KMH tanısıyla takip edilen tüm hastaların hem tanı döneminde hem de uzun süreli izlem boyunca hastalık tipine özgü protokollerle periyodik oftalmolojik değerlendirmeye alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Çocuk metabolizma uzmanları ile göz hekimleri arasında kurulacak etkin ve sürdürülebilir multidisipliner iş birliği; erken tanı, zamanında tedavi müdahalesi ve uzun dönemli görsel prognozun korunması açısından vazgeçilmez bir gereklilik olmayı sürdürmektedir.
Özet (Çeviri)
Background and Aim: Inherited metabolic diseases (IMDs) constitute a broad and heterogeneous group of disorders characterized by disruption of cellular homeostasis resulting from genetic defects at the level of enzymes, carrier proteins, or cofactors. The fundamental pathophysiological mechanisms underlying these diseases can be summarized as toxic substrate accumulation, deficiency of essential metabolites, or activation of alternative metabolic pathways. Although individually rare, their cumulative incidence constitutes a significant health burden in the population. In recent years, advances in molecular genetics and diagnostic methods have markedly increased the number of identified inherited metabolic diseases, with current literature reporting more than 1,500 distinct entities. The majority of these conditions follow an autosomal recessive inheritance pattern and occur with higher frequency in societies where consanguineous marriages are common. The relatively high rate of consanguineous marriages in Turkey further amplifies the epidemiological significance of IMDs. IMDs may present across a wide clinical spectrum from the prenatal period to adulthood and frequently demonstrate multisystemic involvement. Among the affected organ systems, the eye owing to its high metabolic activity and close relationship with the central nervous system is one of the organs that can be affected early and prominently by metabolic disorders. The literature reports that ocular findings accompany approximately one-third of all inherited metabolic diseases. Ocular manifestations in metabolic diseases are generally bilateral and symmetric, encompassing a wide clinical spectrum including optic atrophy, retinal degeneration, corneal opacities, cataract, macular cherry-red spot, and lens dislocation. Although these findings are not directly life-threatening, they can lead to serious visual impairment and significantly affect patients' quality of life. Routine, detailed, and periodic ophthalmological examination in children with IMDs is of great importance both for early diagnosis and for monitoring disease progression. Furthermore, recognition of ocular findings is critically important for early diagnosis of systemic disease. This study aimed to determine the variety and frequency of ocular findings in metabolic diseases and to evaluate their prognostic value in the course of systemic disease and early diagnosis in the light of academic data. Materials and Methods: Patients who were followed with a confirmed diagnosis of metabolic disease at the Ankara Bilkent City Hospital Pediatric Metabolism Clinic between January 1, 2022 and March 1, 2026, and who had undergone at least one ophthalmological examination, were retrospectively reviewed. Patients without a confirmed metabolic disease diagnosis and patients without ocular findings were excluded from the study. Patients' ages, genders, age at diagnosis, gestational ages, birth weights, history of consanguinity, family history, ocular findings, and age at onset of ocular findings were evaluated. Results: The mean age of the 590 patients included in the study was 10.98 ± 8.89 years; 53.9% were male and 46.1% were female. According to pathophysiological classification, 49.2% of cases belonged to the energy metabolism type, 27.1% to the complex molecule type, and 23.7% to the intoxication type IMD group. Ocular involvement was detected in 90 of the 590 patients evaluated (15.3%). The rate of ocular involvement was statistically significantly higher in complex molecule type IMDs (46.7%) and lower in energy metabolism type IMDs (23.3%) (p<0.001). In 47.8% of patients with ocular involvement, the ocular finding was present at the time of diagnosis, while in 52.2% it emerged during follow-up. The median age of onset of ocular findings was 4.00 years, which was statistically significantly later than both the median age of clinical symptom onset (1.00 year) and the median age at diagnosis (1.20 years); this finding suggests that ocular involvement has an independent latent period in IMDs. The median age at diagnosis in the group with ocular involvement (3.00 years) was found to be significantly later compared to the group without ocular involvement (1.00 year) (p<0.001). The most frequently detected ocular findings in the 90 patients with ocular involvement were, in order: optic nerve involvement (26.7%), corneal involvement (25.6%), and lens involvement (20.0%). Statistically significant differences between groups were found for corneal involvement (p=0.006), lens involvement (p<0.001), optic nerve involvement (p=0.001), and macular cherry-red spot (p=0.031) in comparisons performed according to the main metabolic disease classification. Corneal involvement was most prominent in complex molecule type IMDs, particularly in Mucopolysaccharidosis and Fabry disease within the lysosomal storage diseases; lens involvement was detected at the highest rate in intoxication type IMDs, primarily galactosemia (38.9%) and homocystinuria (27.8%). Optic nerve involvement was significantly more frequent in energy metabolism type IMDs, especially in mitochondrial diseases (33.3%). The macular cherry-red spot finding was observed exclusively in complex molecule type IMDs, with all cases belonging to the lysosomal storage disease group comprising Tay-Sachs (n=3), Sandhoff (n=2), and Niemann-Pick type A (n=1). No statistically significant differences were found between IMD groups regarding retinal involvement, iris involvement, glaucoma, strabismus/squint, or abnormal eye movement/gaze restriction (p>0.05). Conclusion: This study systematically demonstrates that ocular involvement in IMDs exhibits a predictable and distinctive distribution according to disease type. Corneal and macular cherry-red spot pathologies are the defining findings in complex molecule type IMDs; optic nerve involvement predominates in energy metabolism type IMDs; and lens pathologies are the leading findings in intoxication type IMDs. The fact that approximately half of ocular findings are already present at the time of diagnosis while the other half develop during follow-up clearly indicates that all patients followed with an IMD diagnosis should undergo periodic ophthalmological evaluation using disease-specific protocols, both at the time of diagnosis and throughout long-term follow-up. Effective and sustainable multidisciplinary collaboration between pediatric metabolism specialists and ophthalmologists remains an indispensable requirement for early diagnosis, timely therapeutic intervention, and preservation of long-term visual prognosis.
Benzer Tezler
- The role of oxidative stress factors in the pathophysiology of Ocular Rosacea, analysis of tears and other materials
Oküler Rosacea patofizyolojisinde oksidatif stres faktörlerinin rolü, gözyaşı ve diğer materyallerin analizi
NİLÜFER YEŞİLIRMAK
Doktora
İngilizce
2023
BiyokimyaGazi ÜniversitesiTıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NESLİHAN BUKAN
PROF. DR. JEAN-LOUIS BOURGES
- Familyal parsiyel lipodistrofi hastalarında metabolik kontrole yönelik almakta oldukları tedavilerin etkinliğinin retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of the efficacy of various treatments for metabolic control in patients with familial partial lipodystrophy
HATİCE TUĞBA YAZIR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BARIŞ AKINCI
- Yenidoğan döneminde tanı alan organik asidemili hastaların klinik, laboratuvar özelliklerinin ve prognozunun belirlenmesi
Evaluation of clinical, laboratory characteristics and prognosis of patients diagnosed with organic acidemia during the neonatal period
YAĞMUR ÜNSAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT YURDAKÖK
- Kistik fibrozis tanılı hastalarda glukoz metabolizmasının değerlendirilmesi
Evaluation of glucose metabolism in patients with cystic fibrosis
ONUR GÖZMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Göğüs HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DENİZ DOĞRU ERSÖZ
- Hematopoetik kök hücre nakli yapılan hasstalarda metabolik sendrom gelişimi, risk faktörleri ve kan basıncı değişkenliği ile ilişkisi
The relationship between metabolic syndrome develeopment, risk factors with blood pressure variability in hematopoietic stem cell transplantation patients
ŞEYMA YILDIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
NefrolojiGazi Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÜLVER BOZTEPE DERİCİ