Geri Dön

Sartre'ın felsefesinde özgürlük ve etik problemi olarak kötü inanç

Bad faith as a problem of freedom and ethics in Sartre's philosophy

  1. Tez No: 1023927
  2. Yazar: HASAN ENGİN ŞENER
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ÇETİN TÜRKYILMAZ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Felsefe, Philosophy
  6. Anahtar Kelimeler: Felsefe, Philosophy
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Hacettepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Felsefe Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışma, Jean-Paul Sartre'ın hem Varlık ve Hiçlik'teki hem de Etik İçin Defterler'deki etik anlayışı bağlamında, ontolojik bir temelden hareketle kötü inanç eğilimini, bir başka ifadeyle“özgürlüğe mahkum”insanın özgürlükten kaçma eğilimini ve bu eğilim karşısında otantik bir yaşamın nasıl inşa edilebileceğini incelemektedir. İnsan, dünyaya fırlatılmış ve temelsiz bir kendi-için varlıktır. Ontolojik olarak mutlak bir şekilde özgür olan insan, bu fırlatılmışlığın ve temelsizliğin getirdiği varoluşsal kaygıdan kurtulmak için kendini olgusallığı ile sabitlemeye çalışır ya da ciddiyet ruhuyla değerleri değişmez sabitler olarak kabul ederek, kendinde-varlık gibi kapalı ve tam olmaya çalışarak“kendinde-kendi-için-varlık”olma projesine sığınır. Sartre'a göre bu temel projenin adı kötü inançtır. Sartre Varlık ve Hiçlik'te bir uyku durumu olarak betimlediği bu eğilimin evrensel olduğunu öne sürse de, Etik İçin Defterler'deki etik anlayışında bu uyku durumundan“suç ortağı olmayan refleksiyon”(saf düşünüm) ile uyanmanın, bir başka ifadeyle etik dönüşümün mümkün olduğunu iddia eder. Etik İçin Defterler'deki etik anlayışında etik dönüşüm artık sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsaldır da. Otantik yaşam başkalarının özgürlüğünün birey için bir koşul haline geldiği, cömertliğin en temel ilke olarak kabul edildiği bir“çağrı”da bulunmayı gerektirir. Otantiklik bu bağlamda sabit bir karakter olmayıp sürekli kötü inanç ile yüzleşilmesi gereken, her defasında yeniden kazanılması ve korunması gereken yarı-istikrarlı dinamik bir dengedir. Sonuç olarak bu çalışmada kötü inancın zorunluluk değil, yapısal bir imkan olduğu, ayrıca ahlaki dönüşümün Tanrı olma projesinden bir kopuş değil, onun zorunluluk statüsünün etik epokhē ile askıya alınması ile mümkün olduğu savunulmuştur. Artık insan nafile bir tutku değildir.

Özet (Çeviri)

This study examines the tendency toward bad faith -in other words, the inclination of the human being,“condemned to be free,”to escape from freedom- within the context of both Jean-Paul Sartre's Being and Nothingness and Notebooks for an Ethics, proceeding from an ontological foundation, and explores how an authentic life can be constructed in the face of this tendency. Human beings are thrown into the world and are groundless“being-for-itself.”To escape the existential“anguish”brought about by this thrownness and lack of foundation, the human being, who is ontologically and absolutely free, attempts to fixate themselves through their facticity. Alternatively, by adopting the spirit of seriousness and accepting values as immutable constants, they seek refuge in the project of becoming a“being-in-itself-for-itself,”striving to be closed and complete like a“being-in-itself.”According to Sartre, this fundamental project is termed“bad faith.”While Sartre suggests in his Being and Nothingness that this tendency -which he describes as a state of sleep- is universal, he asserts in his Notebooks for an Ethics that awakening from this state is possible through“non-complacent reflection”(pure reflection), in other words, a moral conversion. In his Notebooks for an Ethics, this conversion is no longer merely individual but also social. Authentic life requires making a“call”where the freedom of others becomes a condition for the individual and where“generosity”is accepted as the most fundamental principle. In this context, authenticity is not a fixed character but a“metastable”, dynamic equilibrium that must be constantly reclaimed and maintained by perpetually confronting bad faith. In conclusion, this study argues that bad faith is not a necessity but a structural possibility, and that moral transformation is possible not through a rupture from the project of becoming God, but through suspending its status as an inevitable destiny by means of ethical epokhē. The human being is no longer a useless passion.

Benzer Tezler

  1. Проблема «я» в эпоху современных технологий (философский анализ)

    Çağdaş teknolojilerin dönemindeki 'Ben' meselesi (Felsefi analiz)

    MİRA SUYUNOVA

    Yüksek Lisans

    Kırgızca

    Kırgızca

    2023

    FelsefeKırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CILDIZ URMANBETOVA

  2. Jean-Paul Sartre ve Soren Kierkegaard'da özgürlük sorunu

    The liberty problem about Jean-Paul Sartre and Soren Kierkegaard

    DUYGU YILDIZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    FelsefePamukkale Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FİKRİ GÜL

  3. The relation between consciousness and the ego: The question of ethics in sartre's early philosophy

    Bilinç ve ego ilişkisi: Sartre erken dönem felsefesinde etik sorusu

    MELİHA FUNDA AFYONOĞLU

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2014

    FelsefeOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ELİF ÇIRAKMAN

  4. Çağdaş varoluşçu felsefelerde birey olmak ve birey olarak kadın

    To be an individual in modern existentialist philosophy and woman as an individual

    BARAN KAYA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    FelsefeMersin Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SARA ÇELİK

  5. Jean-Paul Sartre'da varoluşçu ateizm

    Existential atheism in Jean-Paul Sartre

    SÜMEYYE ÖZTÜRK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    DinDicle Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EMİNE GÖREN BAYAM