Subakromial sıkışma sendromu olan hastalarda omuz manyetik rezonans görüntüleme incelemesinde anatomik parametreler ile rotator manşet yırtığı, ağrı düzeyi, uyku ve yaşam kalitesi, fonksiyonel etkilenim arasındaki ilişkinin incelenmesi
Investigation of the relationship between anatomical parameters on shoulder magnetic resonance imaging and rotator cuff tear, pain level, sleep, quality of life, and functional impairment in patients with subacromial impingement syndrome
- Tez No: 1024069
- Danışmanlar: DOÇ. DR. SEVİL CEYHAN DOĞAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Physical Medicine and Rehabilitation
- Anahtar Kelimeler: Akromion, Morfometri, Acromion, Morphometry
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tek merkezli, gözlemsel ve kesitsel çalışma, subakromiyal sıkışma sendromu olan hastalarda omuz manyetik rezonans görüntüleme (MRG) incelemesinde ölçülen anatomik parametrelerin rotator manşet yırtığı (RMY) ile ilişkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Aynı zamanda bu ölçümlerin ağrı düzeyi, omuz fonksiyonları, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi ile ilişkisi değerlendirildi. Çalışmaya 40-65 yaş arasında, klinik muayenede subakromiyal sıkışma sendromu saptanan 128 hasta alındı. Omuz MRG incelemesinde 64 hastada inkomplet RMY saptanırken diğer 64 hastada yırtık görülmedi. Katılımcıların demografik özellikleri, semptom süreleri, ek hastalıkları ve omuz eklem hareket açıklıkları kaydedildi. Ağrı şiddeti gündüz ve gece Vizüel Analog Skala (VAS), omuz ağrısı ve fonksiyonel etkilenim Omuz Ağrı ve Dizabilite İndeksi (SPADI), uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yaşam kalitesi ise Kısa Form-36 (SF-36) ile değerlendirildi. Omuz MRG incelemelerinde kritik omuz açısı (KOA), lateral akromiyal açı (LAA), akromiyal indeks (Aİ), koronal akromiyohumeral aralık/glenoid yüksekliği oranı (CAHI/GY) ve glenoid genişliği/humerus başı örtünme oranı (GG/HBÖ) ölçüldü. Sürekli değişkenlerin gruplar arası karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi kullanıldı ve etki büyüklüğü rank-biserial korelasyon katsayısı ile gösterildi. Kategorik değişkenler Fisher kesin testi veya Pearson ki-kare testiyle karşılaştırıldı. Beş MRG parametresi ve 14 klinik sonuç için yapılan grup karşılaştırmalarında Holm düzeltmesi uygulandı. MRG parametreleri ile klinik sonuçlar arasındaki toplam 70 korelasyon Spearman korelasyon analiziyle incelendi ve bu analizlerde Benjamini-Hochberg yanlış keşif oranı düzeltmesi kullanıldı. RMY varlığıyla ilişkili değişkenler yaş ve cinsiyet için düzeltilmiş lojistik regresyon modellerinde değerlendirildi. Ek duyarlılık analizlerine vücut kitle indeksi(VKİ), endokrin hastalık ve kardiyovasküler hastalık varlığı da eklendi. MRG ölçümlerinin yırtığı ayırt etme performansı ROC analiziyle incelendi. En uygun kesim değerleri Youden indeksine göre belirlendi. Ölçümlerin gözlemci içi güvenilirliği ise sınıf içi korelasyon katsayısı ve Bland-Altman analiziyle değerlendirildi. Çalışmadaki hastaların yaş ortalaması 54,53±7,88 yıl, vücut kitle indeksi ortalaması 30,03±5,19 kg/m² ve medyan semptom süresi 12 aydı. Katılımcıların %68,75'i kadındı. Tüm örneklemde VAS gündüz ortalaması 7,04±1,84, VAS gece ortalaması 8,27±1,61, SPADI toplam puanı 67,49±16,40 ve PUKİ puanı 9,10±3,66 olarak bulundu. RMY bulunan hastalar yırtık olmayanlara göre daha yaşlıydı (58,80±5,91 yıla karşı 50,27±7,31 yıl; p<0,001). Cinsiyet dağılımı da gruplar arasında farklıydı (p=0,035). Endokrin hastalık RMY bulunan grupta daha sık görülürken kardiyovasküler hastalık açısından anlamlı fark saptanmadı. MRG ölçümleri karşılaştırıldığında KOA, RMY bulunan grupta daha yüksekti (34,16±3,65° ve 32,37±3,70°; Holm p=0,015). LAA ise RMY bulunan grupta daha düşük bulundu (79,91±5,12° ve 85,58±5,76°; Holm p<0,001). CAHI/GY oranı yırtık bulunan grupta daha düşük olmasına rağmen ham analizdeki fark Holm düzeltmesinden sonra anlamlı kalmadı (0,234±0,044 ve 0,252±0,032; Holm p=0,065). Aİ ve GG/HBÖ ölçümleri açısından iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Yaş ve cinsiyet için düzeltilmiş modellerde KOA'daki her 1° artış, daha yüksek RMY odds'u ile ilişkiliydi (OR=1,197; %95 GA: 1,062-1,349; p=0,003). LAA'daki her 1° artış ise daha düşük RMY odds'u ile ilişkili bulundu (OR=0,784; %95 GA: 0,706-0,871; p<0,001). KOA ve LAA aynı modele birlikte alındığında yalnızca LAA anlamlılığını korudu (OR=0,792; %95 GA: 0,706-0,889; p<0,001). KOA'nın bu modele ek bağımsız katkısı gösterilemedi (p=0,708). Vücut kitle indeksi, endokrin hastalık ve kardiyovasküler hastalığın eklendiği duyarlılık analizlerinde de KOA ve LAA için elde edilen sonuçların yönü değişmedi. ROC analizinde LAA için eğri altında kalan alan(AUC) 0,765 olarak bulundu (%95 GA: 0,684-0,846; p<0,001). En uygun eşik değer ≤83° olup bu değerde duyarlılık %71,9, özgüllük %68,8 olarak hesaplandı. KOA için eğri altında kalan alan 0,648'di (%95 GA: 0,552-0,745; p=0,004). KOA için en uygun eşik ≥33,70° olup duyarlılık %59,4 ve özgüllük %73,4 bulundu. CAHI/GY için eğri altında kalan alan 0,618 olarak hesaplandı. Ancak bu parametredeki grup farkı Holm düzeltmesinden sonra anlamlı kalmadığı için ROC sonucu keşifsel olarak değerlendirildi. VAS, SPADI, PUKİ ve SF-36 sonuçları incelendiğinde iki grup arasında Holm düzeltmesi sonrasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. MRG parametreleri ile klinik sonuçlar arasında ham analizde dört zayıf korelasyon bulundu. Ancak toplam 70 korelasyona yanlış keşif oranı düzeltmesi uygulandığında bu ilişkilerin hiçbiri anlamlılığını korumadı. Gözlemci içi güvenilirlik KOA, LAA ve Aİ ölçümlerinde mükemmel, CAHI/GY ve GG/HBÖ ölçümlerinde iyi düzeydeydi. Sonuç olarak LAA, bu örneklemde RMY ile en belirgin ve en tutarlı ilişkiyi gösteren anatomik ölçüm oldu. KOA ile RMY arasında da ilişki saptandı ancak bu ilişki LAA'ya göre daha sınırlıydı. İncelenen MRG ölçümleri hastanın klinik değerlendirmesine ek bilgi sağlayabilir. Bununla birlikte bu ölçümler tek başına tanı koydurmaz ve hastanın ağrı, uyku, yaşam kalitesi veya fonksiyonel etkilenim düzeyini açıklamaz.
Özet (Çeviri)
This single-center, observational, cross-sectional study investigated the relationship between anatomical parameters measured on shoulder magnetic resonance imaging (MRI) and rotator cuff tear (RCT) in patients with subacromial impingement syndrome. The relationships of these measurements with pain intensity, shoulder function, sleep quality, and quality of life were also evaluated. The study included 128 patients aged 40-65 years who were clinically diagnosed with subacromial impingement syndrome. Shoulder MRI showed an incomplete RCT in 64 patients, while no tear was detected in the other 64 patients. Demographic characteristics, symptom duration, comorbidities, and shoulder range of motion were recorded. Pain intensity was assessed separately during the day and at night using the Visual Analog Scale (VAS). Shoulder pain and functional impairment were evaluated using the Shoulder Pain and Disability Index (SPADI), sleep quality using the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI), and quality of life using the Short Form-36 (SF-36). The critical shoulder angle (CSA), lateral acromial angle (LAA), acromial index (AI), coronal acromiohumeral interval to glenoid height ratio (cAHI/GH), and glenoid width to humeral head coverage ratio (GW/HHC) were measured on shoulder MRI. Continuous variables were compared between groups using the Mann-Whitney U test, and effect sizes were expressed as rank-biserial correlation coefficients. Categorical variables were compared using Fisher's exact test or Pearson's chi-square test. Holm correction was applied to comparisons involving five MRI parameters and 14 clinical outcomes. A total of 70 correlations between MRI parameters and clinical outcomes were examined using Spearman correlation analysis, followed by the Benjamini-Hochberg false discovery rate correction. Variables associated with the presence of RCT were evaluated in logistic regression models adjusted for age and sex. Body mass index, endocrine disease, and cardiovascular disease were added to the sensitivity analyses. The ability of MRI measurements to discriminate the presence of a tear was assessed using receiver operating characteristic analysis. Optimal cutoff values were determined using the Youden index. Intraobserver reliability was assessed using the intraclass correlation coefficient and Bland-Altman analysis. The mean age of the patients was 54.53±7.88 years, the mean body mass index was 30.03±5.19 kg/m², and the median symptom duration was 12 months. Women accounted for 68.75% of the study population. In the overall sample, the mean daytime VAS score was 7.04±1.84, the mean nighttime VAS score was 8.27±1.61, the mean total SPADI score was 67.49±16.40, and the mean PSQI score was 9.10±3.66. Patients with RCT were older than those without a tear (58.80±5.91 vs 50.27±7.31 years; p<0.001). Sex distribution also differed between groups (p=0.035). Endocrine disease was more common in the RCT group, whereas no significant difference was found in cardiovascular disease. The CSA was higher in patients with RCT than in those without a tear (34.16±3.65° vs 32.37±3.70°; Holm p=0.015). The LAA was lower in the RCT group (79.91±5.12° vs 85.58±5.76°; Holm p<0.001). Although the cAHI/GH ratio was lower in patients with RCT, the difference observed in the unadjusted analysis did not remain significant after Holm correction (0.234±0.044 vs 0.252±0.032; Holm p=0.065). No significant group differences were found for AI or GW/HHC. In models adjusted for age and sex, each 1° increase in CSA was associated with higher odds of RCT (OR=1.197; 95% CI: 1.062-1.349; p=0.003). Each 1° increase in LAA was associated with lower odds of RCT (OR=0.784; 95% CI: 0.706-0.871; p<0.001). When CSA and LAA were entered into the same model, only LAA remained significant (OR=0.792; 95% CI: 0.706-0.889; p<0.001). CSA provided no additional independent contribution to this model (p=0.708). The direction of the findings for CSA and LAA remained unchanged in sensitivity analyses that also included body mass index, endocrine disease, and cardiovascular disease. In the receiver operating characteristic analysis, the area under the curve for LAA was 0.765 (95% CI: 0.684-0.846; p<0.001). The optimal cutoff was ≤83°, with 71.9% sensitivity and 68.8% specificity. The area under the curve for CSA was 0.648 (95% CI: 0.552-0.745; p=0.004). The optimal cutoff for CSA was ≥33.70°, with 59.4% sensitivity and 73.4% specificity. The area under the curve for cAHI/GH was 0.618. However, because the group difference for this parameter did not remain significant after Holm correction, its receiver operating characteristic result was considered exploratory. No significant group differences were found in VAS, SPADI, PSQI, or SF-36 results after Holm correction. Four weak correlations between MRI parameters and clinical outcomes were observed in the unadjusted analyses. None remained significant after false discovery rate correction was applied to the 70 correlations. Intraobserver reliability was excellent for CSA, LAA, and AI and good for cAHI/GH and GW/HHC. In conclusion, LAA showed the clearest and most consistent association with RCT in this sample. CSA was also associated with RCT, although this relationship was more limited than that observed for LAA. These MRI measurements may provide additional information during clinical assessment. However, they cannot establish a diagnosis on their own and do not explain the severity of pain, sleep disturbance, impaired quality of life, or functional impairment.
Benzer Tezler
- Subakromial impingement sendromu tanısında manyetik rezonans görüntülemenin yeri ve ultrasonografi ile karşılaştırılması
The Place of magnetic resonance imaging in the diagnosis of subacromial impingement syndrome and comparison with ultrasonography
BEDRİ ÇARSANCAKLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1996
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KAYA KANBEROĞLU
- Subakromial sıkışma sendromunun orta dönem doğal seyri
Medium term natural history of subacromial impingement syndrome
SEMA ERTAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Ortopedi ve Travmatolojiİstanbul ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUHARREM BABACAN
- Omuz sıkışma sendromu tanısı alan hastalarda fonksiyonel değerlendirme
Assessment of fonctional in patients with shoulder impingement syndrome
TEMEL AKDAĞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonGaziosmanpaşa ÜniversitesiFizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞULE ARSLAN
- Subakromiyal sıkışma sendromuna bağlı kronik omuz ağrılı hastalarda dekstroz enjeksiyonunun etkinliği
Başlık çevirisi yok
EYLEM AKCAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonMarmara ÜniversitesiFiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLSEREN AKYÜZ
- Subakromiyal sıkışma sendromu tanılı hastalarda interferensiyal akım tedavisinin etkinliği
The efficacy of interferential current therapy in patients with subacromial impingement syndrome
MUHAMMET TUGAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonAtatürk ÜniversitesiFiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYHAN KUL