Geri Dön

Acil servisten yoğun bakım ünitesine yatırılan hastalarda hastane içi moraliteyi öngörmede Diyastolik Şok İndeksi ve laktat düzeylerinin prediktif değeri

The predictive value of the Diastolic Shock Index and lactate levels for in-hospital mortality in patients admitted from the emergency department to the intensive care unit

  1. Tez No: 1024088
  2. Yazar: NAZ EREN AGARAK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. TURGAY YILMAZ KILIÇ, DR. MERTCAN KÜPCÜK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Acil servis, yoğun bakım, diyastolik şok indeksi, laktat, mortalite, Emergency department, intensive care unit, diastolic shock index, lactate, mortality
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Acil servisten yoğun bakım ünitesine yatırılan kritik hastalarda mortalite riskinin erken dönemde öngörülmesi, hasta yönetimi ve kaynak kullanımının planlanması açısından önemlidir. Bu çalışmada, acil servisten yoğun bakım ünitesine yatırılan hastalarda diyastolik şok indeksi ve serum laktat düzeylerinin hastane içi mortaliteyi öngörmedeki prediktif değerlerinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif gözlemsel çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Şehir Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Acil Tıp Kliniği'nde, 15/08/2025– 15/02/2026 tarihleri arasında yürütüldü. Acil servisten yoğun bakım ünitesine yatış kararı verilen ve çalışma kriterlerini karşılayan toplam 286 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, vital bulguları, serum laktat düzeyleri, diyastolik şok indeksi değerleri, komorbiditeleri, klinik sonlanımları ve hastane içi mortalite durumları kaydedildi. Diyastolik şok indeksi, kalp hızının diyastolik kan basıncına oranlanmasıyla hesaplandı. Hastalar hastane içi mortalite gelişen ve gelişmeyenler olarak iki gruba ayrıldı. Diyastolik şok indeksi ve laktat düzeylerinin mortaliteyi öngörmedeki tanısal performansı ROC analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 286 hastanın 132'sinde hastane içi mortalite gelişti ve mortalite oranı %46,2 olarak saptandı. Eksitus olan hastalarda yaş daha yüksek bulundu [74,0 (66,8–82,2) yıl vs. 71,0 (59,2–78,0) yıl; p= 0,007]. Malignite öyküsü eksitus grubunda sağ kalanlara göre anlamlı olarak daha sıktı (%30,3 vs. %12,3; p<0,001). Diyastolik şok indeksi eksitus grubunda sağ kalanlara göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu [1,42 (1,12–1,74) vs. 1,29 (1,04–1,56); p=0,021]. Benzer şekilde serum laktat düzeyi de eksitus grubunda anlamlı olarak daha yüksekti [2,20 (1,50–3,50) mmol/L vs. 1,80 (1,30–2,90) mmol/L; p=0,003]. ROC analizinde diyastolik şok indeksinin hastane içi mortaliteyi öngörmedeki AUC değeri 0,577 (%95 GA: 0,510–0,643) olarak bulundu. Diyastolik şok indeksi için optimal kesim değeri 1,57 olup, bu değerde duyarlılık %38,6 ve özgüllük %76,6 olarak hesaplandı. Serum laktat düzeyinin AUC değeri 0,601 (%95 GA: 0,534–0,666) olarak saptandı. Laktat için optimal kesim değeri 2,05 mmol/L olup, bu değerde duyarlılık %59,8 ve özgüllük %57,8 olarak belirlendi. Diyastolik şok indeksi iv ve laktatın AUC değerleri karşılaştırıldığında, mortaliteyi öngörme performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (DeLong p=0,567). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde yaş ve malignite öyküsü hastane içi mortalite ile bağımsız ilişkili değişkenler olarak belirlendi; diyastolik şok indeksi ve laktat düzeyleri ise diğer klinik değişkenlerle birlikte değerlendirildiğinde bağımsız prediktör olarak kalmadı. Sonuç: Acil servisten yoğun bakım ünitesine yatırılan kritik hastalarda diyastolik şok indeksi ve serum laktat düzeyi hastane içi mortalite ile anlamlı ilişki göstermektedir. Her iki parametre de mortalite gelişen hastalarda daha yüksek saptanmış olmakla birlikte, ROC analizinde mortaliteyi öngörme performansları sınırlı düzeyde kalmış ve birbirlerine istatistiksel olarak anlamlı üstünlük göstermemiştir. Diyastolik şok indeksi, yalnızca vital bulgular kullanılarak hızlı ve kolay hesaplanabilmesi nedeniyle acil servis koşullarında erken risk değerlendirmesine katkı sağlayabilecek pratik bir parametredir. Serum laktat düzeyi ise doku hipoperfüzyonunu yansıtan önemli bir biyobelirteç olarak klinik değerlendirmede değerini korumaktadır. Bununla birlikte, bu parametrelerin tek başına karar verdirici göstergeler olarak değil, hastanın yaşı, komorbiditeleri ve genel klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi daha uygun görünmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Early prediction of mortality risk in critically ill patients admitted from the emergency department to the intensive care unit is important for patient management and planning of healthcare resources. This study aimed to compare the predictive values of the diastolic shock index and serum lactate levels for in-hospital mortality in patients admitted from the emergency department to the intensive care unit. Materials and Methods: This prospective observational study was conducted in the Emergency Medicine Clinic of University of Health Sciences İzmir City Health Practice and Research Center between 15/08/2025 and 15/02/2026. A total of 286 patients who were admitted from the emergency department to the intensive care unit and met the study criteria were included. Demographic characteristics, vital signs, serum lactate levels, diastolic shock index values, comorbidities, clinical outcomes, and in-hospital mortality status were recorded. The diastolic shock index was calculated by dividing heart rate by diastolic blood pressure. Patients were divided into two groups according to the presence or absence of in-hospital mortality. The diagnostic performance of the diastolic shock index and lactate levels in predicting mortality was evaluated using receiver operating characteristic analysis. Results: In-hospital mortality occurred in 132 of the 286 patients included in the study, and the mortality rate was 46.2%. Age was significantly higher in non-survivors than in survivors [74,0 (66,8–82,2) yıl vs. 71,0 (59,2–78,0) yıl; p= 0,007]. A history of malignancy was significantly more common in non-survivors compared with survivors (30.3% vs. 12.3%; p<0.001). The diastolic shock index was significantly higher in non- survivors than in survivors [1,42 (1,12–1,74) vs. 1,29 (1,04–1,56); p=0,021]. Similarly, serum lactate levels were significantly higher in non-survivors [2,20 (1,50–3,50) mmol/L vs. 1,80 (1,30–2,90) mmol/L; p=0,003]. In the ROC analysis, the AUC value of the diastolic shock index for predicting in-hospital mortality was 0.577 (95% CI: 0.510– 0.643). The optimal cut-off value for the diastolic shock index was 1.57, with a sensitivity of 38.6% and a specificity of 76.6%. The AUC value of serum lactate was 0,601 (%95 GA: 0,534–0,666). The optimal cut-off value for lactate was 2.05 mmol/L, with a vi sensitivity of 59.8% and a specificity of 57.8%. When the AUC values of the diastolic shock index and lactate were compared, no statistically significant difference was found between their predictive performances for mortality (DeLong p=0.567). In multivariate logistic regression analysis, age and history of malignancy were identified as independent variables associated with in-hospital mortality; however, the diastolic shock index and lactate levels did not remain independent predictors when evaluated together with other clinical variables. Conclusion: In critically ill patients admitted from the emergency department to the intensive care unit, the diastolic shock index and serum lactate levels were significantly associated with in-hospital mortality. Although both parameters were higher in non- survivors, their predictive performances in ROC analysis were limited, and neither showed statistically significant superiority over the other. The diastolic shock index may contribute to early risk assessment in emergency department settings as a practical parameter that can be calculated rapidly and easily using only vital signs. Serum lactate remains an important biomarker reflecting tissue hypoperfusion in clinical evaluation. However, these parameters should not be used as sole decision-making indicators; rather, they should be interpreted together with the patient's age, comorbidities, and overall clinical status.

Benzer Tezler

  1. Yoğun bakım ünitesine sepsis veya septik şok ön tanısıyla yatırılan olgularda interleukin-6 (IL-6), neuropilin-1 (Nrp-1) ve amphıregulın (AREG) düzeylerinin mortaliteyi öngörmedeki değeri

    The value of interleukin-6 (IL-6), neuropilin-1 (Nrp-1), and amphiregulin (AREG) levels in predicting mortality in patients admitted to the intensive care unit with a preliminary diagnosis of sepsis or septic shock

    FATMA KARAKOÇ ÖZÜDOĞRU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BANU KARACA

  2. Hospitalize yaşlı hastalarda hastane içi morbidite ve mortaliteyi öngörmede kapsamlı geriatrik değerlendirmenin rolü

    The role of comprehensive geriatric assessment in predicting in-hospital morbidity and mortality in hospitalized elderly patients

    CANSU AYHAN ŞEKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    GeriatriHacettepe Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BURCU BALAM YAVUZ

  3. Acil tıp kliniğine başvuran akut koroner sendrom hastalarında nötrofil/lenfosit oranının değerliliğinin incelenmesi

    Acil tip kliniğine başvuran akut koroner sendrom hastalarinda nötrofil/lenfosit oraninin değerliliğinin i̇ncelenmesi

    İSTEMİ SIDDIKA OĞRAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    KardiyolojiYeditepe Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EMİN GÖKHAN GENCER

  4. Akut iskemik inme tanısı almış hastalarda serum laktat dehidrogenaz değeri ile ulusal sağlık enstitüleri inme ölçeği arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship between serum lactate dehydrogenase levels and the national institutes of health stroke scale in patients diagnosed with acute ischemic stroke

    MEHMET EMİN OLCAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ERGİN

  5. Acil serviste akut pankreatit tanısı alan hastalarda CALLY indeksinin hastane içi mortaliteyi öngörebilme kabiliyetinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the ability of the CALLY index to predict in-hospital mortality in patients diagnosed with acute pancreatitis in the emergency department

    FURKAN DEMİRKAPI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ABDULLAH ALGIN